Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Hüseyin Savaş yazıları

Yüreğimizden yelkenli kayıklar açılmalı engin sulara...

Hüseyin Savaş — Çar, 03/09/2008 - 08:23


1.Gün
Sabah 07:30'da İstanbul'a ayak bastım. Uyur uyanık gözüme takılan tarihi bir cami görüntüsü ile medeniyetin başkentine geldiğimi anladım.

Esenler otogarında orta bölmede yer alan mescidi kaldırmışlar. Önce bu duruma kızdım; fakat yeni yapılan tesisi görünce sinirlerim yatıştı. Kütüphanesi, kıraathanesi, çorbacısı tam bir külliye olmuş. 1 ytl'ye çorba olur mu? Olur.

Öğle namazını Sultanahmet camisinde kıldım.

Dünya ticaret merkezi bahçesinde dolaşırken. Buranın süs olarak tasarlandığını anladım. Çünkü bir çeşme bile yapmamışlar. (İstanbul'un genelinde çeşme bulmak sorun.) Doğu felsefesi ile yapılsa kurda kuşa bile su içecek yer düşünülürdü.

2.Gün
İstanbul'da sabah çayı da bir başka güzel. Dostum Emrah ile erken kalkıp dışarı çıktık. Dün gece bitiremediğimiz muhabbete ( 14 yıldır bitiremediğimiz desem yalan olmaz.) devam ettik. Dostum İstanbul'un kainat şubesi; insan, misafirperver, Üsküdar Beyefendisi, samimi, çalışkan...
Emrah dostumu servisine bindirip ben de Aziz Mahmud Hüdai'nin (k.s) yanına gidiyorum. Ah! o Hüdai yokuşunu çıkmanın tadına da doyum olmaz. Ramazan öncesi bir daha yenileniyoruz.

Bu ramazan ayı daha farklı geçecek inşallah. Her Ramazan yeni bir başlangıç müminler için. Hayatımızda yıllık milat arıyorsak arınma ayı bir fırsat. Ramazanın ihyası diğer ayları da tetiklemeli, yoksa bir ay yorul sonra yat olmaz. İslamın zevki ruha işlerse arada gaflette bassa hakikat yolundan kişi ayrılamaz. İslam ruha nasıl işler, bu uzun mesele... Herhalde önce ruhumuz ile tanışmamız gerekiyor. Ruhumuz ile nasıl tanışacağız? Bu soruya verilecek cevapta; sadece et ve kemik yığını olmadığımızı ve bir ruhumuz olduğunu fark etmemiz. Maneviyatta bu noktada maddi dünyanın yanında yer buluyor. Kur'an-ı Kerim ruhların şifası, ruhun dilinden ancak O anlar. O'nun dinlendiremediği bir ruhun bence tedavisi yoktur.

Şimdi Üsküdarda sahil boyunda oturmuş çayımı yudumlarken, deniz kokusunu içime depoluyorum, biz sahil çocukları arada bir denizi koklamalıyız. Yüreğimizden yelkenli kayıklar açılmalı engin sulara... Yazan bir adam sahil boyunda coşar, birde sabah vaktiyse değmeyin keyfine.

İstanbul bizim için arada bir gelinmesi gereken bir şehir, tıpkı diğer güzide Anadolu kentleri gibi. Bazen iş bazen ziyaret, yolumuz bir şekilde çıkıyor bu şehre. Evet yorucu bir şehir, uzun süre yaşamayı göze alamayacağım kent; fakat gelir geçeriz iki kıta arası bir yanım batı bir yanım doğu. Kader bizi doğudan batıya, batıdan doğuya dolaştırıyor. Her yerden alacak bir şeyler var. Hiçbir yaşanmışlık boş değil, her şeyin bir anlamı var hayatta. Her yerde her şeyi bulmak mümkün. Bulmak için aramak şart, yola çıkmak gerekiyor. Bazen hayattan çekilmeyi düşündüğün bir an yaşama yeniden başlayabilirsin. Sevdiğim bir söz vardır; “Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.” cümleyi duyduğum kişiden kaynağını da öğrenebilirim. Tarık Tufan (Kendisine ait cümleymiş.), yazan ve yaşayan adam. Bugün kendisiyle görüşme fırsatımız olacak. Kendi üslubu olan nadir kişilerden. Bunu yaptığı işlerde gösteriyor. Radyo programı, Kitap, Tv programı... Şimdilerde “Meksika Sınırı” ile ön planda, tv eleştirmenleri programın televizyon dünyasına farklı bir soluk getirdiği görüşünde.

Aşkın kenti Konya'ya doğru bu gece yola çıkıyorum. Evet İstanbul iyi güzel; ama Konya benim için bir başka güzel. Alemin, dünyanın, Türkiye'nin merkezi Konya, başkentliği Bursa'ya kaptırdığında üzülmüştür. Payitaht Bursa'dan Edirne'ye taşınınca da Bursa üzülmüştür. Edirne'nin saltanatı da uzun sürmedi. Medeniyet İstanbul'da sükun buldu. Ankara her zaman yedek oyuncu olmaya mahkum. Her şeyde bir hayır vardır. bu zamanda başkentin İstanbul olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Zaten yeterince kalabalık. Başkentlilik bayrağı elden ele dolaşmış; fakat bayrağı devreden şehirler hiçbir zaman medeniyetin öncü şehri olmayı bırakmamış.

Yola çıkmadan Üsküdar'da boğazı seyrederek eski bir dost ile fikir telakkisinde bulunuyoruz. İki dünya arasında sıkışmış kardeşim. İstanbul insanı iki alem arası presliyor, kişinin tercihi zorlaşıyor ve tercih zorlaştıkça kıvırttırmalar artıyor.

  • Seyyah Oldum
  • Hüseyin Savaş yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Yedi tepeli tutku adı

nur zelal — Çar, 03/09/2008 - 15:01

En son bir yasağın yüzgeri ettiği ve umutlarımızı yarım bıraktığı terkediş öyküsünde uğradım yarim İstanbul'a.Anadolu'ya rücu o gün bugün...
O son günde Orda bıraktığım can dosta son İstanbul serzenişimdi,sizinle de paylaşmak istedim ki her ilhamın yolu Ondan geçiyordur belki.

Bu şehir ;dostluğa yataklık eden bu serkeş şehir...
Doymamış hüzünler taşıyor gecelerinden,adı konmamış sevinçler...
İyi ki Yeditepe’de bir dostum var diyorum,hesapsız sevmelerin daha ilk dönemecinde kıyısına vurduğum...
El değmemiş mutluluklara uzanan şirin bir patikada yolların aşka vurduğu iki masal kahramanıyız biz. Hiç anısı olmuyoruz bu şehrin,ona hayat veren biziz çünkü.
Dostum !Bir gece ansızın yüreğine sığındım...Membaında beslendim...Büyüdüm...Büyülendim...Kanadım...Kandım...
Bir gün yedi tepeli şehrin surlarına adımızı kazıyacaktık. Bir daha yitip gitmeyecektik,karanlık dehlizlerin kocaman ağzında bir derin yara gibi. Seninle her sabahı karşıladığımız günün sonrasında çocuklar mutlulukla ışırdı gökyüzünde,bilirdik. Ve çocukların aşkına yazılırdı bu dostluğun destanı...
Ansızın sığınırdım,sen bile bilmezdin kuytularında ağrıyan yerlerini onaran o dostun kırılganlığını...
Ansızın...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bu da bir başka yanık Anadolu

Kâni Çınar — Çar, 03/09/2008 - 13:49

Bu da bir başka yanık Anadolu evladının İstanbul' akışı. Oy İstanbul... Selamlar olsun.

Vakitlerden bir seher alacakaranlığı. İstanbul uykuda. Kız Kulesi’nden kopup gelen ve sahile vuran dalgalar önce İstanbul’u, sonra İstanbulluyu bir ramazan davulcusunun telaşıyla uyandırmanın ilk mısralarında. Çantası sırtında denilenlerdenim. Aslında siz beni seneler önce görecektiniz; şimdilerde tempomuz düşmeye başladı lakin gün yaman yerde çatıyor efendim.

Beni Harem’den Üsküdar’a taşıyan sahil yolunda, göz ucuyla Topkapı’yı süzerken bıyık altından da bir hatıranın ahşap ev kokulu nostaljisini yaşıyorum. (Fi tarihinde birkaç civanmerd Konya’dan kıyam edip soluğu burada, Kız Kulesi’nin karşısında henüz Polat Alemdar’ın Elif’le esamesinin okunmadığı zamanlarda almış, yere bağdaş kurup çaylarımızı yeşil ve mavi tadıyla yudumlamış ve akabinde hemencecik Konya’ya döndüğümüz iklimlere taşıdı)

Üsküdar, bir ulu rüyayı görenler şehri
Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri

Nihayet sokak durur ve yolcu gidermiş. Beni Üsküdar’dan def ne mümkün? Sokak bir çalı oluveriyor; yüreğimden binlerce parça kalıyor eteklerinde. Üsküdar’a, Fatih’e, Eyüp’e muhabbetim neden? Kendimden bir şeyler bulmam mı, tarih mi, dirençleri mi, Anadolu izleri mi?.. Kim bilir hepsi birden belki.

İstanbul’da, Boğaziçi’nde bir garip Orhan Veli henüz olmuştum ki iskeleye yanaşıverdi vapur. Vakit hâlâ tenha idi.

Besmeleyle atladım Avrupa’ya.

Bu, ahenkli adımlarla “Aziz İstanbul”u kaçıncı okuyuşumdu? Her okuyuşta ayrı lezzet, ayrı tad… ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler dememiş mi üstad? Bir taşralı olarak o deryanın kıymetini pekâlâ bilebilirdim, bilmeliydim.

Fotojenik hatıralarla Karaköy, Galata Köprüsü, Yeni Camii… Yeni Camiin her tarafına sirayet etmiş güvercinler kulağıma eğilip “hemşehrim bu ne acele, hele biraz soluklan” deyiverince – ki benim kuş dilinden anladığım beyanı hasıl olmuştur. Bu mevzuda bir yazı mecburiyeti konmuştur omuzlarıma – ruhu sarıveren huşu ve ürpertiye benzer bir hayranlık revakı altında kaldım. M.Ö. 2737 yılında İmparator Shen Nung saray bahçesinde sıcak su içerken fincanın içerisine düşen bir yaprak suyun rengini değiştirmiş, etrafa hoş bir koku yaymış. Bunu üzerine yüce imparator yaprakların ait olduğu bitkinin bulunup her tarafa ekilmesini emretmiş; böylece Mısır çarşısında yudumlamakta olduğum çay yaygınlaşmış.

“Bakmayın tozduğuma meşhur Babıali’de”

İmparatordan aldığım kuvvetle hızlı bir şekilde, peşime edebiyatçıların Babıali anekdotlarını takarak çıkıverdim.

....

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

İstanbul sevdası biz

Halid Aslan — Çar, 03/09/2008 - 13:27

İstanbul sevdası biz "taşralılar" için bitmez. Ve hep o çok bildik güzelliklerini anımsarız. İlla ki... Hatta İstanbullulara "o mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler" diyecek kadar kızarız. Lakin ilk fırsatta dönüp kaçarcasına geldiğimiz yer tozu toprağı, çamuru kiri eksik olmayan mütevazi bir Anadolu şehridir...

Biz istanbul'u uzaktan daha çok severiz.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

istanbul ve biz

medine dogan — Çar, 03/09/2008 - 13:35

Evet biz tasrali cocuklar icin Istanbul cok ozeldir. cocuklugumuzda Istanbul dan donenlerini dort gozel bekler. saatlerce anlattiklarini dinlerdik. Annen tipki Mekke Medine hasretligi gibi yillarca Istanbul a hasretlik cekti. en buyuk arzusu bir ramazani istanbul da gecirmek idi. Elh. gecirdi.Simdi bende uzakta okudugum bu istanbul yazilarini , ramazanlarini tv de izlediklerim.hele ezanini sirasindaki istanbul goruntulerini ah cekerek izliyorum.ins. Ahimiz arsa ulasir.
Kudus sevilmeden nasil insanliga girilmezse,Istanbul sevilmeden islam olunur mu bilmem.
selam ederim hz. istanbul' a selam ederim Anadolumuza.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Haberdar Ümmet Coğrafyası Gonca Kara Kalem Yazıları Şiir Makamı Tefekkür Tanıtılanlar Reyhan Güncel Yürek Yarası Hakikat Hikayet Hüzün Alanı Hür Tefekkürün Kaleleri Gülü Gülle Tartarlar Ümidlere Dair Gelişi Güzel Kişilere Dair Söz Ola Hay Sızı Zamana Dair İçe Dönüş Berceste Düş Vakitleri Makamı-ı Dikkat Kimdir Nicedir
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 4 üye ve 6 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Halid Aslan
  • Selman Maltaş
  • sadi
  • Alexandre Bey
  • muratbaris
  • olcay2001
  • aşk-ı beka
  • Ertrl
  • çiğdem kekeç

Duyuru - Etkinlik

- Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • - yenilgi: ayın bir muhabbet armağanı olduğu vaktin önündeyiz.
  • -Minare Dergi/ Edep Görmüş Dergi!
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • idik kut (kutsal ruh)
      28 dk. 24 sn. önce
    • Faruk Yücel, karşılıklı
      40 dk. 21 sn. önce
    • Çocuk
      1 sa. 10 sn. önce
    • kadın
      1 sa. 6 dk. önce
    • Ki Üsküdar
      1 sa. 35 dk. önce
    • İçimizdeki güce yaslanmak...
      3 sa. 44 sn. önce
    • Kani Çınar güzel ifade etmiş,
      17 sa. 40 dk. önce
    • Kanaat ekonomisi, dostların
      19 sa. 14 dk. önce
    • Böyle hatıralar aktarılmalı
      21 sa. 6 dk. önce
    • Bizim bozulduğumuz doğrudur;
      21 sa. 12 dk. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Kış başlarken…
    • Kalem Yarası
    • Yağmur

    Bilgi

    Ara

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim