Hilal Acar yazıları
Çan İle İftar
Hilal Acar — Paz, 23/08/2009 - 09:55
Kendini oldukça yalnız hissettiği evin, içine hüzün salan odasında, zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştı. Yüreğini yaralayan düşüncelerden uzak durabilmek için, vaktini, el işi, kitap okumak gibi faaliyetlerle geçiriyordu.
Uzun süre önüne bakmaktan dolayı boynu tutulunca, elleri ile boynunu ovalamaya başladı. Başını yukarı kaldırdığında, gözü, duvarda asılı duran saate takıldı. "İftara yarım saatten az kalmış. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım." dedi.
İftar için hazırda yemeği olmadığını hatırladı. Oruçlu olmasına rağmen, açlık hissetmiyordu. Bu sebeple kalkıp bir şeyler hazırlamak istemedi. Elindeki işe geri döndü. Ramazan ayının son günüydü ve az sonra son iftarını yapacaktı. Yarın bayram olmasına rağmen, içinde en küçük bir heyecan duymuyordu. Ramazan'ın tadını bulamamıştı ki, bayrama sevinsin...
Kaza Geliyorum Der Bazen
Hilal Acar — Cum, 14/08/2009 - 08:10
"Büyüksün İlahi büyüksün büyük,
Büyüklük yanında kalır pek küçük…"
İçine doğduğumuz bu hayat başlı başına bir muammadan ibaret. Bir adım sonrasına insanoğlunun aklı, kavrayışı yetmemekte… Bazen başımıza adına kaza dediğimiz bir felaket gelir. Beklenmedik bir anda bizi büyük bir yıkım ve dahi kayıplara uğratan kaza karşısında çaresiz kalırız. “ Hiç beklemiyorduk, bir anda başımıza böyle bir iş geldi.” Deriz de insanı derinden sarsan, yıpratan kaza beklenilir mi? Başına gelecek kazayı dört gözle bekleyen var mıdır? Düşünmeyiz. Sanki bekliyor olsak başımıza geldiğinde daha güçlü ve daha metin olabilecekmişiz gibi…
Aynadan Yansıyan Suret
Hilal Acar — Cum, 31/07/2009 - 07:28
“ Halk içre bir ayineyim herkes bakar bir an görür
Her ne görür kendin görür ger yahşi ger yaman görür.” (Şeyh Niyaziyi Mısri)
İnsanoğlu kendisine değil de her daim başkalarına bakma, varsa bir kusur ve kabahat bunu başkalarında arama eğilimi gösterir. “Benlik” içgüdüsü kişinin çoğunlukla kendisini doğru, kendisi dışındakileri ise eğri görmeye zorlar. Devamlı başkalarında kusur aramakla uğraşanın kendisini sorgulamaya, bir kerede dönüp kendisine bakmaya mecali de kalmaz zaten. Kişi kendisinde mevcut bulunan kusurları gidermek yerine örtmek eğiliminde olunca hep hatayı karşısındakinde görür. Hz. Mevlana’nın bunu izah mahiyetinde söyledikleri ne kadar manidardır.
Ümit Kapısı
Hilal Acar — Per, 23/07/2009 - 19:45
“Bir nefes almak ve vermekten ibarettir hayat
Dikkat et her dem değil mi müddeti ömrü beşer…”
An’ların toplamı içine sıkışmış kocaman bir yaşam. Dün yaşandı ve bitti, yarın ise henüz gelmedi. Yalnızca yaşadığımız, içinde bulunduğumuz an var. Adına yaşanmışlık dediğimiz onlarca şey bu an’lar içine sıkışmakta… Acılar, sevinçler, hüzünler, mutluluklar ve dahası bütün bir yaşanmışlık an içinde birbiri ile devri daim etmekte.
Sarmaşık, Işk, Aşk
Hilal Acar — Çar, 01/07/2009 - 07:08
İnsanlığın var olageldiği ilk günlerden bu yana hissedilen, yaşanılan, hikaye edilen ve yazılan Aşk, sarmaşık anlamına gelen “Işk” kelimesinden doğmuştur.Aşk; yani her bir yanı sarıp kaplayan, kuşatan, dolayısı ile bağımlı kılan hissiyatın adıdır. Aşkın ne zamanı ne de mekanı yoktur.
Zaman değişir, yaşanılan mekanlar değişir, aşk ile yanan gönüller değişir, yalnızca aşk değişmez. Elif gibi yalnız, Elif gibi tek hece olan aşk aynı kalır. Elif misali dokununca gönüllere yakıp kavurur, çıkıp gidince sessizce, ardında kalan virane olur.
“Aşk muhabbetin açığa çıkmasıdır” diyor Hz. Mevlana… “Aşk bir yere bağlanmak, bir cemale tutulmaktır” diyor devamla… Bağlanmak, sıkıca sarmalanmak, sarmaşığın kıvrımlarında dolanıp dururken dışa çıkacak yol bulamamaktır aşk…
Kar
Hilal Acar — Paz, 24/05/2009 - 09:03
- Kar tabiata düşerse berekettir. Bir örtü gibi sarar. Koruyucudur anne kucağı gibi… Tertemizdir dürüstlük gibi… Soğukluğunun içinde gizli bir sıcaklık saklıdır aslında, sevdalısının hissedebildiği…
Kar saça düşerse tükenen ömrün habercisi olur. Her ak ile geride kalan bir yaşanmışlık öne dökülür. Kimi için hazin olan kimi için hasretle beklenen sona hızla yaklaşıldığını anlatır. Lakin kar bir ressamın tablolarına düşerse bu gönle düşenin dışa yansımasıdır. Hüzün, kırgınlık ve yüreğin soğumasıdır tuvale yansıyan. Tıpkı bu tablolarda olduğu gibi dedi. Yaşlı adam. Genç adam babasının sözlerini dinlerken bu orta halli restoranın duvarlarını süsleyen satılık yağlı boya tabloları yeniden gözden geçirdi. Aynı ressamın fırçasından çıkan resimlerin bir çoğunda sonbahar ve kışın renkleri baskındı. Yaşlı adam:
Gül Kokulu Aşk
Hilal Acar — Paz, 15/03/2009 - 11:17
Bir düş’tü gördüğüm…
Gözleri kamaştıran ışık huzmelerinin adıydı Nur…
Gül’ü en çok seven, gül kokar; ziyaretine gelenleri gül kokuları ile karşılarmış. Ondan bu şehrin her karışını saran gül kokusu, düşen yağmur damlalarının dahi gül kokusuna bitmeyen tutkusu… Her birinde ayrı bir gülün kokusunu taşıyan damlalar düşerken avuçlarıma, gözlerim en güzeli görmek arzusuyla deli divane gibi bakınıyordu dört bir yana…
Bazı an’lar vardır hayatta, bir ömrü kaplayan tüm an’lar arasında hiç unutulmayacak olan… Her daim hafızada tazeliğini muhafaza edecek ve güzel hatırlanacak olan… İşte öylesi bir an’dı aşkın boğdurulduğu anlamsızlıktan kurtulup anlamını buldurana kavuşma anı…
Bol Heykelli Bir Ülke: Mısır
Hilal Acar — Çar, 18/02/2009 - 15:55
Mısır; tarihi zenginliğe sahip bir ülke... Daha ilk adımda bir gariplik sarıyor insanı... Bakılan yüzler yabancı, dudaklardan dökülen kelimeler yabancı “Havası bile yabancı” deniyor ister istemez ve daha çok yabancı oluyor. İlk adımımda böylesi tuhaf, anlaşılması güç duygu yoğunluklarına esir olduğum bir ülkeydi. Belki ilk defa başka bir ülkede bulunuşun heyecanı belki bir anda yabancı hissedişin garipliği...
Esen rüzgar bana farklı koktu, güneş farklıydı sanki, hatta ay bir başkaydı bu yabancı ülkede... Yoksa ben öyle görmek istediğim için miydi? Bilmiyorum. Sonra büyüleyici bir tarih ve güzel bir anlatım çıktı karşıma Garipliğimi, yalnızlık hissimi unutturdu bana...
Çöl ve Kılavuz
Hilal Acar — Paz, 01/02/2009 - 10:41

Hayat uçsuz bucaksız bir çöl,
İçinde iki yol ayrımı bulunan…
Biri hakikate götürürken,
Diğeri dalalete düşüren…
Hz. Mevlana buyuruyor ki: “Hakikat yoluna sade aklın delaletiyle gidilmez. Akıl; akıl ile bilineceklere erer, üst tarafı için durur. Binaenaleyh hakikat yoluna gitmek isteyenler akıllarına itimadı, zekalarına istinadı bırakmalı, kamil bir kılavuzun rehberliğine ihtiyaç göstermelidirler. Yoksa Fuzuli’nin dediği gibi (Ben akıldan istedim delalet/ Aklım bana gösterir dalalet…) neticesi husule gelir.”
Doğumda Ölüm Kokusu
Hilal Acar — Salı, 13/01/2009 - 16:08
Bir can doğuyor.
Ölümün sancıları,
Ve en soğuk uykusuyla…
Bir can doğuyor.
Yalnızlık ıstırabı,
Ve karanlık korkusuyla…
Günün yerini geceye bırakmaya başladığı saatlerde aralıklarla gelen ve rahatsız eden sancıları belli etmemeye çalışsa da yüzü gerçeği ele veriyordu. Biraz uzanırsa sancıların geçeceğini ümit ediyordu. Doktorların dediğine göre henüz birkaç günleri daha vardı ve bu zaman süresince ara sıra sancıların olması normaldi.



Son yorumlar
4 sa. 17 dk. önce
4 sa. 48 dk. önce
22 sa. 28 dk. önce
22 sa. 26 dk. önce
20 sa. 28 dk. önce
23 sa. 55 dk. önce
1 gün 11 sa. önce
1 gün 20 sa. önce
2 gün 2 sa. önce
2 gün 4 sa. önce