Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › nur zelal yazıları

Uzun Bir Yastı, Uzun Bir Yaz...

nur zelal — Pzt, 06/10/2008 - 11:02

“Yitirilen tüm babalara”

Babacığım;
Gözlerinde ölüm sessizliğini yakaladığım günden beri ,birşeyleri ötelediğimi fark etmemişim.Seni yüreğimde koca,yıkılmaz,yenilmez bir çınar gibi büyütmüşüm yıllar yılı. Şımarık bir çocukken birdenbire büyümenin şokunu yaşıyorum yokluğunla. Sen yoksun öyle mi?İşte bunu kabul edemiyorum bir türlü.Sen benim güvenli sığınağımdın,en kırılgan yerlerimi gizli bir şefkatle onaranım…

Dönüp dolaşıp dergahına yüz sürdüğüm,orda beni beklediğinden emin olduğum huzurlu bir kapının anahtarıydın.Kara bulutlardan rahmet gibi yağardın daraldığım vakitlerde. Belki kelimelere dökmezdik ama bilirdim sen onaranımdın,yaralarımı saranım…

Bir yalnızlığım şimdi yokluğunla,eksik yaralı bir yanım.Hayatıma ne büyük bir anlam yüklediğinin farkına varamadığım uzun,uzun yıllar geçmiş,nankörce bonkörce harcanmış seninle dolu uzun yıllar.Baktığım her yerde senden bir parça duruyor,öyle canlı öyle unutulmaz.Dimdik bir çınar gibi;ayakta,onurlu,sadece Yaradana sığınan bir gidişin vardı. Gidişin ne kadar da manidardı.

Ne çok sustun baba…Uzun zamandır söyleyemediklerinde ne büyük konuşurdun,ne çok şey anlatırdı gözlerin.Onlara bakar acı çekmemen için yalvarırdım Allah’a.Bir çınara dimdik ayakta ölmek yakışırdı,öyle veda ettin bize ve hayata.

Ne senin kendine ne de bizim sana bir türlü yakıştıramadığımız,içimizi yaralayan çaresiz ifadelerle bakan gözlerin değil hatırlamak istediğim sana dair.Çocukluğum,genç kızlığım ve en çok da anneliğim senin kuşattığın ne çok anıyla dolu.Şimdilerde anıların arasından çekip çıkardığım mutluluk karelerinde yaşıyorum seni.Her daim canlı tutan hatıraları kızım var senden bana kalan.Onun dilinde her gün,her dakika konuşuyorsun benimle.Aranızdaki o ender bulunan derin ve özel bağın gölgeliğinde serinliyor yüreğim.Bakışlarında sen varsın, gülüşünde son günlerde nadiren yakaladığım gülen gözbebeklerin var.

Hiçbirşey tamam olmayacak artık;ne ramazanların coşkusu,ne bayramın sevinci ne hayat ne bahar.Sen yoksun…
Eksildik her birimiz kendi içimizde.Biraraya geldiğimiz her an seni yaşıyoruz,senden konuşuyoruz hüzünlü ve daraltan vakitlerde.İçten içe biliyorum ki sen en çok hüzünlendiğimiz anlarda yanımızdasın ve üzgün bakan gözlerin içimizi titretiyor.Seni acıyla değil özlemle ama mutlulukla anmamızı istiyorsun artık.Oysa yokluğunla oluşan boşlukta savruluyoruz baba.Her gün biraz daha gevşiyor hayatın ilmekleri.

Yüreğinin şefkati üzerimizdeyken ne kadar da kaygısızmışız oysa.Gündelik telaşlarımıza kurban ettiğimiz sensiz geçen her gün kahır…Acı en çok burasında hayatın yakalıyor yakamızı.Seni yaşamadığımız seninle yaşamadığımız günler gelip gidip kıyımıza vuruyor ya,işte o zaman çoraklaşıyor topraklarımız.

Bizi affettin mi baba? Dünyanı daralttığımız,yüreğini titrettiğimiz her geçen zaman için pişmanlığımızı hissedebiliyor musun? Bizimlesin biliyorum.Engin hoşgörüsüyle o sıcacık bakışların her yerde…

Dört bir yanını kuşatmışsın hayatın.Sıradan telaşlarda boğulurken bir anda hayalin beliriveriyor gözbebeklerimde,burkuluyorum.İçim eziliyor artık babam yok derken zihnim.Sanki şimdi gitmişsin ya da kapıyı açıp giriverecekmişsin gibi bir his öncesi.

Ama neden sonra anlıyorum;Bir daha süzülüp girivermeyecek o gölge kapıdan,annem “işte geldi” demeyecek,kızım “Büyükbaba bana ne getirdin?”diye çığlıklar atmayacak ve ben varlığının kuşattığı bu evde bir daha aynı huzurla gölgelenemeyeceğim o çınarın dizi dibinde. Her acıda usulca gölgeliğine sığındığım babamı yitirmek ne zormuş şimdi ne zor…

Gücüme neşter vuruldu baba,zayıflığım çırılçıplak kalakaldı bunca anlamsızlığın ortasında.Ölüm girdi seninle arama.Gerçeğin en yalını,en zoru,en kaçınılmazı seni bizden alıp götürdü.Bunca yaşanmışlığa inat ona direnemedik işte,buna gücümüz yetmedi baba.

Senden bana kalan yıllanmış daktilona dokunuyorum,bir zamanlar yalnızlığın derin kuyusunda tuşlarına yüreğimi döktüğüm…

Köstekli saatini kuruyorum her sabah.Çocukluk resmimde delikanlı duruşuyla yanıbaşımdaki o özel adama bakıyorum uzun uzun.Kırılan her bisikletin yerine yenisini koyuveren o naif tarafına değiveriyor ve canlanıyor hatıralar.Yalnız olduğum anlarda göz pınarlarım özlemine yenik düşüyor.Meğer ne kadar önemliymiş hayatın karelerine düşen gölgen.Çünkü bir figürü tamamlar gibi duruşunun ardında derin,köklü bir hikaye yatarmış.Güneşin etrafında pervane yıldızlar gibiymişiz biz;çocukların.Sana baba diyen yüreklerin ışığı,feri söndü şimdi. Bu ağırlık ta ondanmış.

“Sen gittin;
Ağırlık göz kapaklarımda
Güne uyanmaktan bezgin
İki uygunsuz ışık gibi duran
Gözlerim hüzne müptela…”

Kulağıma üzülmemem gerektiğini fısıldayan sesinden medet umuyorum rüyalarda. Biten bir hayatın ardından bırakılan enkazın altında ezilmemek adına direnen yürekler var;seni seven katıksız,riyasız,umarsız seven “çocuk” yürekler…
Sen bizi hiç büyütmedin ki ya da büyümemiz gerektiğinde kuştüyü hafifliğinde bir can hep yanımızdaydı,soluğunda sırtladı bizi.O sendin;senin soluğunda mola verirdik biz.Hayat bizi
Yorduğunda en çok,adanmış bir yüreğe sığınırdık baba,sana sığınırdık.

Unutmayı beceremediğim o son kare canımı çok yakıyor baba.Biliyorum “gözbebeğini” son kez koklamayı bekliyordun belki.Ama onu zamanında getirmeyi beceremedim ben. Gecikilmiş her randevu acının otağına düşermiş meğer.Ölüme bir gün kala “Sana Zeliş’ini getirdim baba” nidaları havada asılı kaldı.Hava ki ağır,soluklar kesik,umutlar bitik…
Sen baygın gözlerle ağır ağır bize doğru bir hamle yaptığında çok geçti artık,çok geç.İşte o kare baba durup durup içimi ezen flashbacklerle koparıyor beni hayattan.Tüm kötülüklere siper olabilecek kadar çok sevdiğin,üstüne titrediğin,gözbebeğin zelişinle son buluşmanızdı ve en acı hatırasıydı senli günlerin.

Hastalığının ilk günlerinde ne olurdu diyordum “onu karnımdaki kızıma bağışlasan”
Kıyamadı belli ki…
Sonra;
Ne olurdu diyordun; “elinden tutup parka götürsem,istediği her şeyi alsam ona” Bakkalın önünde terk edilmiş duran o bank ölüm sessizliğinde şimdi.Sanki hala yaramaz çocuklar gibi oturup yan yana,bir çikolatayı paylaşır gibisiniz.
Ve nihayet;
Ne olurdu diyordun son kez,ne olurdu?...
İlk kitabını,ilk önlüğünü alsam da elinden tutup okuluna ilk ben götürsem bu yeter bana.Bu defa umutsuzca ama yine de sarılarak hayata.Olmadı baba.

Yaradan daha çok istedi seni yanında belki.Kızımın yarım kalan büyükbaba düşlerini,umutlarını da yanında götürerek gittin.Bu hayat çok geç buluşturdu sizi.Ama her anında çevrenizdeki her şeyi bir büyünün içine çeken dolu dolu iki yıldı yaşadığınız. Söylediği şarkıları bile sana ithaf eden,olur olmaz vakitlerde varmışsın gibi seninle muhabbet eden ama her ne olursa olsun yokluğuna öykünmeyen bir hatıradır kızım şimdi.

Her sabah seni emanet ettiğimiz tepe başına gizliden bir selam yolluyorum,duyuyor musun?İkinizi buluşturmak adına kıyına sığındığımız zamanlarda bağışlanmayı diliyorum en çok.Beni affet diyor sana yüreğimin çaresizliği.Toprağına diz çöküp “onu sana getirdim” diyorum;gözbebeğini,hayatının kaynağını,ışığını getirdim sana..Geç de olsa getirdim işte. Sevincini görebiliyor musun baba?Sana getirmek üzere küçücük ellerinde sıkı sıkı tuttuğu güllerii-sen çok severdin diye-nasıl da duru bir coşkuyla taşıdığını toprağına. “Büyükbabam mezar da” derken gözlerinden yüreğime değen hüznü taşıyamıyorum bazen.Çok zor geliyor kabullenmekle anlamamak arasında sıkışıp kalan çocuk yüreğine yokluğunu tarif etmek baba,henüz ben bile güçlükle taşıyorken bu yükü.

Hayat böyle bir şeymiş demek ki; “uyudun uyanamadın olacak” diyen şairin dilindeki sırmış meğer.Yokluğunla hayatın öteki yüzüne değdim;şimdi hayatımda,içimde koca bir boşluk.Yeterince büyümeden üstelik hiç kimseye “Baba” diyemeyecekken bir daha.

Bir kere babası olurmuş insanın
Bir kere
Acıyı ve umudu otağında besleyen.
Hayatın dar koridorlarından geçerken
En çok,
Işığa öykünen…
Bir kere doğarmış insan
Yelken açarken ölüme bir kere
Ve bir kere babası olurmuş
İnsanın
Ölürmüş
Koparmış fırtına bir kere…

Rüyalarda muzip oyunlarınla şenlendirdiğinde gönlümü,güne taze bir merhabayla uyanır oluyorum.Işıl ışıl gülümsüyorsun ya-hala çok yakışıyor sana-diyorum ki babam küçücük mutlulukların bile bekçisi hala.

Seni çok özlüyorum baba,çok.Onaran şefkatini,kucaklayan muhabbetini,yalnızlığı öteleyen dostluğunu,can yakmayan öfkeni,gözlerinden taşan merhametini…

Sana “Baba” demeyi özlüyorum en çok baba.O tek kelimenin hayatıma kattığı hiç bir şeyi geri isteyemiyorum ne yazık ki.Çeviremiyorum zamanı senli günlere.Sadece birgün bir yerlerde yeniden buluşmaların çetelesini tutuyorum.Yitirdiklerimize dair beslediğimiz bu umuda sarılıyorum sımsıkı.

Bağışlanmak en çok kavuşmaların müjdesiyle anlamlanıyor.Bu lütfu pamuktan düşlere sarıp sarmalıyor yüreğim.
Sonra dua ediyorum senin için…Biraz utangaç,biraz mahcup ellerimi açıyorum Allah’a:

“Dünyada hiç şeksiz elinin tersiyle ittiği tüm nimetleri bağışla ona.Eğilmeden,bükülmeden dimdik ayakta taşıdığı heybesinde dünyaya dair o kadar az şey biriktirdi ki,onu özleyenlerin mutluluklarından başka…
Bağışla…”

  • Yürek Yarası
  • nur zelal yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

"Semere-i hayat, hayırla yad

Kâni Çınar — Çar, 08/10/2008 - 18:40

"Semere-i hayat, hayırla yad edilmektir" demiş önden gidenler. Ve eklemişler bütün olgunlukları ile:

"Bunlar onlardır ki gelüp gittiler
Gelip de işbu cihanda nettiler?"
(Bir mezar taşından)

Sözü bitiren makam burası. Koskoca çiziklerle akan bir yazının derin ve acılar zerkeden hıtamı... Evet, sizin hiç babanız öldü mü diyen şair altını çizmiş acının.

Selamlar efendim...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Ömrün hitamıyla bitmeyen hayır

nur zelal — Çar, 08/10/2008 - 19:00

Ne denir ki bunun üstüne,önden gidenler yolumuza hep ışık tuttular.Acının isyana götürmeyen yanına öykünen ve bundan asla gocunmayan bir bilmişe ölüm,nasıl da sıkı bir tokat indiriyor.Gerisi malayani diyorsunuz başetmeye çalışırken.Hayatın ne kadar çok karesinde yaslandığınız bir omuzun bir daha hafifletemeyeceğini bilmek yükünüzü ve büyümek en kesif tarafına değerken gerçeğin.Gariptir Kâni bey,bu acı diğerlerinden çok daha keskin bir teslimiyete götürüyor sizi.Gerçekten "sözü bitiren makam burası."
Allah'tan gelen her şeye boyun eğenlerden kılsın bizi,hepimizi...
Selam ve hürmetle...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Saklı Bir Tufan Gibi

zenan sude — Çar, 08/10/2008 - 02:12

Saklı bir tufan gibi ölüm, tanışınca anlıyor insan nasıl bir yanılsama içinde olduğunu. Oysa hatırlasa kalu belada Rahman’a vaad ettiklerini, ölüm gelip hatırlatmasa.

Aşağılara eğilemeyecek kadar tükenmeden, tüketmeden hayatı Anne ve Babamızın değerini bilerek ve bunu onlara belli ederek yaşamanın gerekliliğini -cebren değil kalben yaşamanın- zarifçe hatırlatan sevgili Nur Zelal kaleminize bereket.

Aşağılara eğilemeyecek kadar belim kireçlenmeden bu yazınız karşısında eğiliyorum. Zira acısını bu denli soylu yaşayan kaç kişiye daha rastlar insan?
‘Hayat hep yüzünle seviştik, tersinin hatırı kaldı” diyenlere inat , vadesi dolunca hayata veda eden Babanızın üzerinden rahmet hiç eksik olmasın.

Dua ve içtenlikle….

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Hatırlamak boyun eğmektir

nur zelal — Çar, 08/10/2008 - 09:59

Kaleme rengini veren muhattabının boyası değil midir?Acı kendine bir okyanusta da yol bulur,bir bataklıkta da.Acının kağıda düşen gölgesi de bunun izlerini taşır.Geçicilik duygusunu insanın kafasına bir balyoz gibi indiren ölüm karşısında belimiz bükük elbette.Ölüme hükmettiğini sananların ardından yaktığımız ağıt daha keskin
Biz ta baştan hayatın tersine de yüzüne de Amenna demişiz değil mi?
Teşekkür hafif kalır,minnet karşılayabilir ancak naifliğinizi
Dualar hepimizi kuşatsın ki birleşsin yüreklerimiz,araya mesafeler girmeden dost yürekler devşirelim gülzarında cennetin.
İnşallah...
Hoşgeldin

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Teşekkür

nur zelal — Salı, 07/10/2008 - 07:42

Sabrı tavsiye ve dualarınızın içtenliği için minnettarım.Sabır ne önemli bir haslet ve ne kadar da elzem yola sapmadan devam edebilmek için.
Gidenin ardından samimi dualara çok ihtiyaç var.Ne olduğunu görememek ve bilememek kaygısı kaybettiklerinizden size kalan koca bir soru işareti.O zaman duaya sığınıyorsunuz ve iyilik adına yaptığınız ne varsa aynı adrese gönderiyorsunuz artık.
Ben bu yazıyı kalanlar için yazdım ve paylaştım en çok.Bu hengamede unuttuğumuz,kırdığımız,ihmal ettiğimiz,ertelediğimiz,ötelediğimiz sevdiklerimize dair bir hatırlayış olsun diye.Kaybında farkındalık tamir edemiyor maalesef mesafeleri.En çok ta anne veya baba diye seslenebiliyorsanız hala her yeni doğan günde ,bu lütfu hafife almayın lütfen.Canını yaktığınız ve üzdüğünüz her an her gün nedamet...
Sevdikleriniz bir hatıraya dönmeden,siz onlarla hatıralarınızı -şöyle en serinleticisinden-çoğaltın.
Daha fazla özen...Gecikmeden...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Nur Kardeşim,

mehsani — Salı, 07/10/2008 - 09:51

Nur Kardeşim,

"Yaraya tuz basmak!" deyimini bilirsiniz, ama bu haşa rahatsız olmak anlamında değil!
Duygusal yoğunluğunuzu anlıyorum ve bende dolu dolu yaşıyorum ancak belki sizin kadar cesur değilim, içimde gizlediğim pişmanlıkları paylaşmak için.
Bir tek sahibine söyleyebilirim gibi, yüreğime kilitlediğim, söylemek istediklerimi.
Bir pişmanlık mı var? Hayır!
Allah'a sonsuz şükürler olsun, hayır dualarınıda aldım, ne varki bu bile yetmiyor!
Aradan geçen zaman, azda olsa ağır ve yüklü bir hasrete dönüştü belkide ondan.
Hülasa, Allahın rahmeti ve mağfireti geçmişlerimizin üzerine olsun..
Ki, hayat devam ediyor.,
Selam ve dua ile.,

Mehmet Sani Özel

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Yazmak zorunluluğu

nur zelal — Salı, 07/10/2008 - 10:18

Ben bunları sahibiyle varmış gibi hasbihal tadında konuştum,söyledim uzun zaman Mehmet Bey.
Sonra çevremde ve özellikle sevdiklerim arasında bunu ifadeye dökmekte zorlananları görünce sanki yalnız değilsiniz demek geldi içimden
Kağıda dökmek mi?Tabiri mazur görün lütfen,hani şair diyor ya"Yazmasaydım kederden geberecektim" diye.
Eğer üzdüklerim olduysa sizin gibi helal edin,maksadımı aşmak istemem çünkü
Rabbim bizi de onları da bağışlasın.Bize onlarla aynı ağacın gölgesinde oturmayı nasip etsin ki,hasretlik dünyada bile zor,ebedi olanından korusun bizi.
İki yutkunmak arası bir nefestir hayat
Selamlar...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Estağfirullah.,

mehsani — Salı, 07/10/2008 - 11:03

Estağfirullah, (kendi adıma!) hiç bir rahatsızlığım yok, bilakis ben teşekkür ederim.
Allah razı olsun..

Mehmet Sani Özel

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Dualarınıza iştirakle,

mehsani — Salı, 07/10/2008 - 07:07

Dualarınıza iştirakle, tüm geçmişlerinize Allah'tan rahmet ve sizlere sabrı- cemil diliyorum

Mehmet Sani Özel

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?

Zehra Arslan — Pzt, 06/10/2008 - 23:32

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

Cemal Süreya

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

sabır

muhsin kalender — Pzt, 06/10/2008 - 22:43

Her Abdullah'ını yitirene bir Muhammed sabrı bahşeder elbet Rahman.

Saygı ve teşekkür ile.

bir filistin gözlerin, yakılmamış

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Ah İnsanlar

Musab Yasir — Pzt, 06/10/2008 - 21:55

Babası kaybolanlar var. Babasını kaybedenler var. Cennette buluşma ihtimali olanlar var. Cennette
buluşma ihtimali olmayanlar var. Bir ölünün ardından yakılan ağıtlar... Sevmeler... Kalp sızıları...
Onlara ölüler demeyin ikazının konusu olanlardan olsun inşaAllah babanız. Âmin!

Ya imanına şahit olunamayan babalara ne demeli? Ya İbrahim peygamberin sünnetiyle hayatlandırılanların babalarına? O babalar sağ mı yoksa ölü mü?
Soruyorum babanız sağ mı yoksa ölü mü?

...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Âmin

nur zelal — Pzt, 06/10/2008 - 22:12

Yorum yapmak o kadar zor ki.Rüyalarda onu ışıl ışıl gördüğünüzde "sağlardan"olduğuna dair ümidiniz artıyor.Elini ve dilini kötülükten uzak tutmaya çabalayan bir koca ömrün alnı secdeye aşina tarafına olan inancınız ve herşeyin ötesinde tahayyül sınırlarımızın ötesinde bir MERHAMET'e sığınış...
Kalanlar içinse özlemek zorunluluğu ve iki yutkunmak arası bir nefes sonunda hayat.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Hüzün Alanı Haberdar Düş Vakitleri Kara Kalem Yazıları Kimdir Nicedir Söz Ola Tanıtılanlar Ümmet Coğrafyası Reyhan İçe Dönüş Gelişi Güzel Hür Tefekkürün Kaleleri Güncel Gonca Kişilere Dair Ümidlere Dair Tefekkür Hakikat Hikayet Zamana Dair Şiir Makamı Gülü Gülle Tartarlar Berceste Makamı-ı Dikkat Yürek Yarası Hay Sızı
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 2 üye ve 7 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Alexandre Bey
  • Halid Aslan
  • muratbaris
  • olcay2001
  • aşk-ı beka
  • Ertrl
  • çiğdem kekeç

Duyuru - Etkinlik

- Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • - yenilgi: ayın bir muhabbet armağanı olduğu vaktin önündeyiz.
  • -Minare Dergi/ Edep Görmüş Dergi!
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • İçimizdeki güce yaslanmak...
      33 dk. 49 sn. önce
    • Kani Çınar güzel ifade etmiş,
      15 sa. 14 dk. önce
    • Kanaat ekonomisi, dostların
      16 sa. 47 dk. önce
    • Böyle hatıralar aktarılmalı
      18 sa. 39 dk. önce
    • Bizim bozulduğumuz doğrudur;
      18 sa. 46 dk. önce
    • Kanaati unutuyor gibiyiz
      19 sa. 7 dk. önce
    • zaaflarımız...
      19 sa. 13 dk. önce
    • Kesinlikle
      19 sa. 22 dk. önce
    • Bizede amin demek düşer.
      1 gün 17 dk. önce
    • Rabbim yakin olmayı nasip
      1 gün 25 dk. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Kış başlarken…
    • Kalem Yarası
    • Yağmur

    Bilgi

    Ara

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim