Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Şahan Çoker yazıları

Herşey Alaca Karanlıkta Oldu

Şahan Çoker — Salı, 07/10/2008 - 11:14

'Bize düşmanı gösteriyorlar. Saldırıyoruz. Kavga bitti dağılın dediklerinde bir de bakıyoruz ki kaybedenlerle aynı saftaymışız.”

12 eylül öncesinde bir nesil kaybettik.Şu an d oktor, hakim, öğretmen olacak çocukları birbirine vurdurduk, yetmedi astık, yetmedi hapislerde çürüttük, yetmedi dışarı çıkanları işsiz güçsüz koyup mafya yaptık..Bunun vebali kimsede yok mu? Hiç birimiz (özellikle benim yaş kuşağım ve daha büyükler) aldığımız dersi toplumla paylaşıyor muyuz? Yoksa ağabeylik köşelerimizde adam yerine konulmanın hazzıyla inadına aynı oyuna çanak mı tutuyoruz?

Sarılın birbirinize birlik olun..Ülkemin fay hatlarını kırıyorlar bu oyuna dur deyin...Hatta sorun, bir zamanlar İstanbul’u alamamışlardı. Çanakkale destanı size neyi hatırlatıyor..İlginç ki Bağdat, Şam, Kudüs yani arka kapımız olan şehirler düşünce İstanbul işgal olmuştu. şimdi yine arka kapıdalar..ve orayı ateşe verdiler..

Birbirinize sarılın. İlla ki bir hain lazımsa ben seve seve olurum..Bütün öteki dediğiniz kötülükleri bana yazın..Siz birlik olun yeter ki …Bir hainle kurtarabileceksek geleceği, o da ben olayım razıyım. Çünkü aşığım ülkeme ve insanına yani size. Aramızda keskin vicdanlı, onurlu bir kavgamız olabilir.. Ama düşman yada hain edebiyatı yapıyorsanız, o zaman iş fazlasıyla ciddileşir. Çünkü düşman imha edilir..

--------------------------------------------------------------------------------

Sabaha karşı göğerdi ellerim
Apardı serçelerin uykusunu
Kaymağı sıyrılırken cesedimin
Saatler uyuyordu,
Uyuyordu kralın fildişi kulesi
Kan,kabuğuna sızdı korkunun
Ekşimiş şiir tadında,ölümüm
Kart bir maviye gerildi.

Her şey alaca karanlıkta oldu...

Tırnaklarım uzadı sonra
Kıvrılıp makineleşti
Savruldu dudaklarım
Kandan emdi zehiri
Tabutuma renk seçildi umutlardan
Gözlerim ıslak bir karanlıktı artık
Öptüğüm kadınlar gündem oldu
Değer biçildi meclislerde
Demokrat ama aşüfte olsun denildi
Tanrı üretim merkezleri tarafından

Her şey alaca karanlıkta oldu

çikolata renkliydi yapıştı
partizan pankartlarına fikirlerim
Kuşların ’ga’ sına
Cüce bir öfke idi,inandıkları ne varsa
Ne varsa; bu sensin dedikleri

Her şey alaca karanlıkta oldu

Kara adamlar,kurşun kalemle
Tarihimi tekrar yazar
Kitabın adını koymadım henüz
Kefenime solcu yazdırıp
Sağcı bir mezara gömüldüm
Tarafsız bir sokak kedisi olarak

Her şey alaca karanlıkta oldu

Sesli olarak buradan dinleyebilirsiniz

  • Berceste
  • Şahan Çoker yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Alacakaranlık günler.

Kâni Çınar — Çar, 08/10/2008 - 18:58

Alacakaranlık günler. Renksiz, kokusuz, sinsi. Güzeli, geceden güneşin doğuşuna geçerken görülen aydınlık. Güneşin batışından geceye geçerken görülen aydınlıkta isimsiz, tanıksız ve bitimsiz acılarla cesetlerin başında sigara içilmişti. Kötüsü bu. Güzelinde umut var, aydınlığa iman var, uyanıklık var. Toplumun, alacakaranlık durumu var. Dikkat zayıf, otomatik edimler, belli dönemlerde hafıza kaybı, baskın hayal dünyası ile gerçeklikten uzaklaşış, kaçış. Hafızası yerinde bir toplum, yüzlerce defa aynı yerden sokulmaz; gündemlerle savrulup durmaz ıssız limanlar, saçma kentler arasında. Öğrenci ezberden, toplum gündemden kurtulduğu vakit; "görecektir duranlar yürüyeni" inşaallah... (http://www.sayhadergi.com/122/gelisi-guzeller-5)

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

benim vefasızlıklarıma rağmen

Şahan Çoker — Çar, 08/10/2008 - 21:15

benim vefasızlıklarıma rağmen Kani Çınar'ın sesime ses olması ne kadar büyük incelik..iNşallah efendim..İnşallah kadim dost..
selam ve dua ile

www.sahancoker.com

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Her şey alaca karanlıkta oldu

Halid Aslan — Salı, 07/10/2008 - 16:54

1978 senesinde ilkokul son sınıfta okuyordum. Evimizin bulunduğu mahalle, solcular tarafından “kurtarılmış bölge” lerden birisiydi. Birkaç yüz metre ilerimizde Fevzi Çakmak Lisesi vardı ve curcunanın tam beşiği sayılırdı. Okul çıkışlarında solcuların okulunda okuyan ülkücü öğrenciler, toplu halde ve sloganlar atarak, kendi “kurtarılmış bölge”lerine kadar yürürler, bu yürüyüşleri esnasında istisnasız her gün bir arbede, taşlı sopalı meydan muharebesi yahut silahların konuştuğu “savaş” yaşanırdı. Biz zamane çocukları, kömürlük damlarının üzerine oturur ve yolu gören boşluktan biraz sonra yaşanacak olayları, beleş maç seyreden kimselerin duyduğu haz ile seyre hazırlanırdık. Ne vızırdayan kurşunlar ne ağzı yüzü kan çanağı içerisinde kalan “ağabeylerimiz”, işin açığı, fazla enterese etmezdi bizi.

İlkokul bittikten sonra babam, gece gündüz direksiyon sallayan bir şöfor olarak değil, okumuş – yazmış bir aydın gibi bana hangi okula gitmek istediğimi sordu. Hangi duygular içerisinde karar verdiğimi hatırlamıyorum. Şehrin diğer ucundaki İmam – Hatip Lisesi’ne gideceğim dedim. Babam bir sevindi ki sormayın... Demek sağcıların ve solcuların akıbeti hakkında ta o zamanlardan sağlam bir karara ulaşmıştım.

İmam Hatip Orta ikide iken meşhur darbe:12 Eylül. Ama o zamana kadar “Akıncılar” kimdir, ne değildir tanıma fırsatım oldu. Okulumun ağabeyleri olmalarından başka sebeplerle sevmiştim onları.

Okuldan çıktıktan sonra eve kadar yürürdüm. Önce İslamcıların bölgelerinden geçerdim. Sonra ülkücüler ve nihayet solcular... O zamandan yazma ve okumayı seven birisi olarak başlardım duvarlara, yollara yazılmış sloganları okumaya. Bir tarih okunurdu duvarlarda. Geçerliliğini hâlâ yitirmeyen sloganlar özellikle kırmızı ve siyah yazılırdı. 12 Eylül öncesi gençlik her şey bir yana ileri görüşlü, canlı ve birlik bir gençlikti. Dava uğruna can vermeyi şeref sayarlardı. Verirlerdi de. Şimdinin gençleri gibi değildi onlar. Bir tek, maşa olarak kullanıldıklarını anlayamadılar.

YÖK’e hayır derlerdi mesela. YÖK kuruluşunu darbe sonrası tamamladı ve o “hayır”lar geçerliliğini hâlâ koruyor. Nedense en çok bu sloganı görürdüm duvarlarda. 12 Eylül sonrası, geçmişin izlerini silmek için toplumun ve duvarların üzerine badana çektiler. Yolumun üzerindeki bir yazı, ben mezun olana kadar beyaz badananın altından biraz silik biraz ümitsiz başını gösterdi. YÖK’e hayır. Sonra yıktılar yazının olduğu bahçe duvarını. Geçti, gitti...

Ömürler gibi... Kah amaçsız kah kullanılmış lakin bolca hüzün içeren hikayeleriyle... Evet her şey "Her şey alaca karanlıkta oldu" Ellerimiz kadar nefret ediyoruz kanlı alacakaranlığa bakarken. Bizden başka kimse bir şey görmüyor. Ne yazık?

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Üstadım görmesek

Şahan Çoker — Çar, 08/10/2008 - 21:12

Üstadım görmesek yazarmıydık..biz o kadar çoğuz ki..gazeteler yazmıyor hepsi o kadar..sesime ses olmuşsun ..selam ve dualar sana izmirden

www.sahancoker.com

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bir cinnet haliydi sanki

nur zelal — Salı, 07/10/2008 - 17:17

Halid bey,idealleri uğruna-birer maşa olduklarını idrak edemeden-yitip giden pırıl pırıl bir gençliğin üzerine de badana çekmeye çalıştılar ama sırıttı bu yalanın renkleri.Evet yalan,kocaman bir yalandı herşey.Korkunç bir oyunun figüranlarıydı onlar.Galiba enformasyon dedikleri şeye sadece bunun için sevinmeli diyorum.Artık farkındalık bir avuç aydının tekelinde değil.Sanal dünya,sorumlu ve aydın namusuna sahip kalem erbaplarının artması ve iletişimin yaygınlaşması bütün boyaların kabuklarını kaldırıyor birer birer.Bastığı topraklara aidiyet besleyen,geçmişiyle barışık,geleceğine karşı sorumlu,varlık sebebine öykünen bir nesildir ihtiyacımız olan.Bu kişiliksizleştirme çabalarına karşın,bir daha öyle kolay karartma günleri yaşamayız diye umut ediyorum.
Çocukluğumun en savunmasız çağlarıydı ve çevremizdeki herkes bu kirli çarkın dişlisi olmuştu bir şekilde.Rabbim bizi korusun tekrarından.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

o çocuklar

muhsin kalender — Salı, 07/10/2008 - 18:50

Selçuk Küpçük ne güzel diyordu o harikulade eserinde:

o çocuklar öyle masum ağlamaya gittiler
beni kimler anlayacak, kimler sevecekk

bir filistin gözlerin, yakılmamış

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

yorum yazmakta önemli

Şahan Çoker — Çar, 08/10/2008 - 21:13

yorum yazmakta önemli iştir..vurdunuz beni iyi seçilmiş iki mısrayla can evimden..

www.sahancoker.com

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Ümmet Coğrafyası Şiir Makamı Ümidlere Dair Kişilere Dair Haberdar Zamana Dair Berceste Tefekkür Gonca Yürek Yarası Düş Vakitleri Söz Ola Hay Sızı Kara Kalem Yazıları Makamı-ı Dikkat Gülü Gülle Tartarlar Hakikat Hikayet Kimdir Nicedir Hüzün Alanı Reyhan Gelişi Güzel Güncel Tanıtılanlar Hür Tefekkürün Kaleleri İçe Dönüş
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 3 üye ve 4 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Selman Maltaş
  • Adem Dönmez
  • Alexandre Bey
  • muratbaris
  • olcay2001
  • aşk-ı beka
  • Ertrl
  • çiğdem kekeç

Duyuru - Etkinlik

- Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • - yenilgi: ayın bir muhabbet armağanı olduğu vaktin önündeyiz.
  • -Minare Dergi/ Edep Görmüş Dergi!
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • idik kut (kutsal ruh)
      7 dk. 1 sn. önce
    • Faruk Yücel, karşılıklı
      18 dk. 58 sn. önce
    • Çocuk
      38 dk. 47 sn. önce
    • kadın
      44 dk. 56 sn. önce
    • Ki Üsküdar
      1 sa. 14 dk. önce
    • İçimizdeki güce yaslanmak...
      2 sa. 39 dk. önce
    • Kani Çınar güzel ifade etmiş,
      17 sa. 19 dk. önce
    • Kanaat ekonomisi, dostların
      18 sa. 53 dk. önce
    • Böyle hatıralar aktarılmalı
      20 sa. 45 dk. önce
    • Bizim bozulduğumuz doğrudur;
      20 sa. 51 dk. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Kış başlarken…
    • Kalem Yarası
    • Yağmur

    Bilgi

    Ara

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim