Kırçıllı Paltolu Kasketli Patron: Faruk Yücel
Alexandre Bey — Paz, 23/11/2008 - 14:14

Zaten yağmurlu bir günde görmüştüm seni
Nereden başlayacağımı bilemiyorum. Tanıştığımızda benim elimde kalem-defter vardı onun elinde fırça ve boya. Ancak şu bir gerçek ki ikimiz de kısa pantolonlu yaşlardaydık. Zira yedi yıldan fazla bir süre oldu onunla tanışalı. Hevesliyken tanışmıştık, sonra zamanlar eşitlendi, mekanlar kesişti... Sokakta, vapurda, kahvede, kaldırımda, deniz kenarındaki bankta sık sık karşılaşmaya başladık. İstanbul bize dar geliyor evet.
Duyduğumuza göre 1983 yılının bir temmuz sabahı dünyaya gözlerini açmış sevgili Faruk. Sıcak mı sıcak olan hava onun samimiyetine yansımış. Neden Beşiktaşlısın diye sorduğumda bir sürü sosyolojik ve psikolojik sebep ileri sürse de esmer olması sebebiyle Beşiktaş taraftarı olduğu belli. Yani kısa pantolonlu yaşlardan beri Beşiktaşlı Faruk.
Yıllar ilerlemeye başladığında kısa pantolonlu çocuk Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesinde okumaya başlamıştır. Sancılı geçen yıllar Faruk'un isyancı damarını geliştirmiş, protest müziğe bir ilgisi başlamıştır. Liseden bir grup arkadaşıyla Chulsuzlar adlı metal grubu kurmuş, konserler vermiştir. Sibel Eraslan bir konser sonrası “...Üç elektro-gitar, davul, klavye ve iki solist. Meşhur "Çağrı" filminin müziğiyle açılıyor perdeler. Ardından "Kağızman'a ısmarladım nargile" ve "Karahisar Kalesi" gibi aşina olduğunuz türkülerin, rock yani kaya parçası haline dönüştüğü notalar. Daha da ardından "methal”ler "trash"ler... Resmî olmayan, protest olan dünyada ne varsa, hepsi karşınızda... Karar veremezsiniz, şu klavyeci çocuk, Ramazan'da teravih namazının imamlığını yapmamış mıdır? Ya hafız olan davulcu, hattat olan gitarist...” şeklinde köşesine taşımıştır onları. Hürriyet gazetesinde haberler olmuşlar, CNN Türk'ten söyleşi daveti almışlardır, Haftalık dergisi ilk sayısında bu grubu dosya yapmıştır...
Lisenin bitimiyle haliyle grup da dağılmıştır. Çok şey yapabilecek yetenekleri varken her biri ayrı mecralara sürüklenmişlerdir. Faruk da bir kültür sanat evinde çalışmaya başlamış, resimle meşgul olup, ebru yapmıştır. Daha sonra atının mahmuzlarını yazın hayatına doğru çeviren kısa pantolonlu çocuk gaste kurmuştur Bu Yaka adında. Anadolu Yakasının sesi olmuştur artık. Altı sayı başarılı bir şekilde yönetmiştir gasteyi. Bu onun medya dünyasına ilk adımı olur aslında.
Birkaç saatlik Bugün Gazetesi deneyiminden sonra kendisini Gerçek Hayat dergisinde bulmuştur. Bir süre editoryal kadroda dergi için dosya hazırlamış, kısa süreliğine 8 Sütun'da editörlük yapmıştır. Bu arada Hande hanımla dünya evine girmiş. Düğünden sonra emekçi sınıfına katılmştır. Bir yandan da dergiye dışarıdan destek vermeye devam etmiştir. Medya da emekçiliktir diyerek işinden istifa etmiş ve Gerçek Hayat dergisinin başına geçmiştir. Yeni görevi yazı işleri müdürlüğüdür.
Şimdilerde...
Halen başarıyla görevini sürdürmektedir. Mütemadiyen Beşiktaşlıdır. Mütemadiyen eşine aşıktır. Mütemadiyen pilavı, çorbayı, mantıyı sever.
En son görüştüğümüzde, abi senin hala İstanbul'a yerleştiğine inanamıyorum, sanki birazdan şu masadan kalkıp otobüse binip Ankara'ya dönecekmişsin gibi hissediyorum demektedir.
- Alexandre Bey yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- Rastgele Yazı



Yolculuk...
Fatma Zehra Arslan — Salı, 09/06/2009 - 10:47Anların manasızlığı. Tek hakikat Rabbe dönüş...Rabbim bu güzel abinin mekanını cennet eyler inşallah...Yakınlarına sabırlar!
Ey Çarşı
Kâni Çınar — Pzt, 24/11/2008 - 17:05Faruk'u hayatta bir kez gördüm... Bir kaç saat beraber hasbihal ettik Cemaat.com'un değerli üyelerinin de bulunduğu bir mecliste. Kalplerimiz aktı birbirine. Aradan şu kadar zaman geçti bir daha görüşmek nasip olmadı. Arada bir telefonlar, mesajlar... Bir ara sağlık sorunları, keyf kaçırıcı durumlar yaşadı. O hasta oldu hepimiz üzüldük. Dua ettik. Yusuf Armağan'dan filan daim haber aldık, ümidlendik, hamd ettik... Zımba gibi olduğunu, BJK ile tekrar çoştuğunu öğrendik, keyiflendik... Yani sırf Faruk mutlu olsun diye BJK şampiyon olsun istiyorum artık... Hatta şampiyonluk maçı Kayseri'de olsun ve Faruk'u, Yusuf'u, İsmail Kılıçarslan'ı ve tabi Tarık Tufan'ı burada ağırlayalım istiyorum...
Çok şey mi istiyorum ey ÇARŞI...
A benim cevelanlarım...
Molla Kasım — Paz, 23/11/2008 - 20:53A benim cevelanlarım... Sevgili vatandaşlarım... Aziz kaarilerim... Faruk civanmerdimi nasıl da özlemişim mister Alexandre Bey yazısı ile daha eyi anladım. Amma velakin şu ihtiyarlık mı dersiniz, gözü kör olasıca teknoloji mi bilmem resimden gül yüzünü bir türlü seçememekteyim cevelanımın... Hem maç kimle o da pek anlaşılmıyor ki... Kaç kim mağlup ya hu... Hele bir deyin dağıtırım resmi de sahayı da netekim...
Ben bilmem patron bilir...
Alexandre Bey — Pzt, 24/11/2008 - 01:00Sevgili mollam biz ne bilelim maçın gaç gaç olduğunu, çarşının kime garşı olduğunu? Biz bilmeyiz maç işini patron bilir.
Elini öpmeye gelecektik ama tembellik mi vefasızlık mı adını sen deyiver o peydah oldu bize...
Neyse sevgili mollam buradan selam edelim sana, ellerinden öperiz.
O benim esmer yanım... dost
Halid Aslan — Paz, 23/11/2008 - 16:43O benim esmer yanım... dost yanım, sabır yanım, hüzün yanım, şiir yanım...
Ah benim esmer yanım
Kara derim, inadım, sıkılmış yumruğum…
Ah benim bir yarım.
Bir takım tutacak olsam Beşiktaş'ı tutardım mutlaka sırf Faruk ve Tarık BJK'li diye... o kadar yani. Anlayın efendim... Daim dua ve selam babında...
Ki Üsküdar
Cesur Küçük — Paz, 23/11/2008 - 14:57Üsküdar Çınaraltı'nda dürüm yemenin en güzel adamıdır Faruk Yücel.
Vasfiye apartmanında denize karşı otururken "İsraf haram olduğu için suyunuzu boşa harcamayın" bunu muhakkak yazmalısın Fatih diyen adamdır.
Dualarımızı eksik etmediğimiz adamdır. Allah O'nu korusun. Gözetsin.
Faruk Yücel, karşılıklı
Selman Maltaş — Paz, 23/11/2008 - 15:52Faruk Yücel, karşılıklı oturup iki el muhabbet çevirmeyi hasretle beklediğim adamdır. Tribünden intifadaya selam göndermek denilince aklıma ilk gelendir. Vetabi ki dualarımızı eksik etmediğimizdir.
idik kut (kutsal ruh)
Selman Maltaş — Paz, 23/11/2008 - 16:04idik kut (kutsal ruh)
mızrak yoksa ilmihal yok diyorum sana faruk
savaş yoksa allah yok, allah yoksa çok kötü di mi
bak bu beşiktaş tribünü, bu siyah bu beyaz, işte bu cengiz baba
şu gelen atıyla gelen siyahlar için gelen cengiz işte
persona mı kaldı lan bu barbarsız çok moderen dünyada
persona halil paşa isyanından bu yana çok adam sallandı çınar ağacında
elektrikli sandalyenin icadına da vardı daha, vardı daha hatta camoko
mızrak yoksa beyaz renkli bir gelecek de yok
mızrak yoksa her yer porno her kale alamo
mızrak yoksa mızrak yoksa mızrak yoksa mızrak yoksa
ört beni diyorum faruk, ört beni birazdan gol olacak ve dale
bu sadece aramızda, seninle benim, serinlikle sersemliğin, mızrakla cengizin
yemişim geçmişini her türlü patolojinin
çok önceden: persona halilden, çınardan, mızraktan, beşiktaştan
çok utangaç bir rüzgar esti, bir imge gibi değil, sahiden
isim verildi rüzgara dede korkut tarafından
soy soyladı: kara çadır, varlık çadırı dedi, ünledi hem söyledi
yeğrek olsun madem adın, adın yetmiş dilde yetmiş ilde denilsin
o kara börklü cengiz dahi önünde eğilsin
sağdan şehre inilsin, gol olacak, birazdan faruk birazdan
İsmail Kılıçarslan (mayıs 15 )
Faruk ağbiyi sevmek
simurg — Salı, 25/11/2008 - 00:12Faruk ağbiyi sevmek iyi bir ortaya çakılmış sağlam bir voledir,
fenerbahçeli olsanda Faruk ağbi üzülmesin diye yemişim feneri deyip çarışı ulan diye bağırmaktır,
hanzala yı çok sevsende içinde burukluk olmadan parmağından yüzüğü çıkarıp vermektir.
sen beyazıt mısın ? gel lan buraya dediğinde,lan ın içinde iltifat aramaktır.
beyazıt a da karşı olup bestami demektir,
elma suyu içme yarışını hükmen kaybetmektir,
kontrolü bırakmadan tevekkül etmektir
sağlıktır
sıhhattir
duadır
iyliktir
güzelliktir
hamddır
Faruk ağbiyi sevmek yastık ,yorgan ve döşek üçlüsünün hepsine birden sahip olanlara ağız dolusu küfür etmektir.