Yazıyorsam, Ey Âh!..
Senem Gezeroğlu — Cum, 28/11/2008 - 12:42
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
And olsun ki, yazmak istiyorum ya Âh… Senden gelen ve Sana giden harflerimle Seni yazmak istiyorum. Nice aldanış, nice yanılış ve nice yanlıştan sonra fırçayı hokkaya batırmak ve sadece yazmak istiyorum. Esmanı içimden geçirerek… Adının ilk ve son harfi hürmetine yanık bir Âh çekerek… Adını, sahifelere nakış nakış işlemek istiyorum.
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
Elif diyorum ilkin… Fırçam, kalemim… Mürekkebim tepeden tırnağa, baştan sona yüreği yarılmış bir Elif’ten damlıyor. Yaralanmış, pâre pâre paralanmış bir Elif… Adınla başlamak istiyorum yazının hayatına. Adını şah gibi oturtmak istiyorum sayfanın saltanatına. “Yeryüzünde ağaçlar kalem, deniz mürekkep olsa ve denize yedi deniz daha katılsa yine Allah’ın kelimeleri bitmez.” diyorsun. Bu acizlikle, bu cüzî iradeyle Seni tarif etmeye kalkışmak ne büyük gaf… Yazıyorsam… Âh, yazıyorsam… Kazıyorsam toprakları harflerin sûretiyle… Benliğimi kefen niyetine beyaz sayfalara sarıyorsam… Kimliğimi mezar niyetine kara mürekkebe gömüyorsam… Hiç oluyorsam, kalemin ucunda bir noktaya bürünüp yok oluyorsam… Ve sonra kelimelerin parmaklıklarından tutunup aşkın mânâsını haykırıyorsam… Sendendir ey Âh… Bütün bu “yok” olmalar Sana “var”mak içindir. Hâtime giden yollarında bir karınca niyeti nasiplenebilmek içindir. Önsözlerin önceliği, ilk harflerin ilk hamlesi olabilmek içindir. Yazıyorsam Senin lütfunla, Senin kereminle, Senin marifetinledir. Aczimle bir araya getirdiğim heceler ancak Seni anlattığı vakit birbirine tutunabilir. Sana ulaşmayan, benliğimi aşıp Sana ulaşmaya çalışmayan her cümle benim ellerime, benim kalemime ancak bir kelepçedir. Sonum zindan iken… Ya Âh… Kalbim demir parmaklıklar ardında kalacakken, ben kendimi Senin için kalem tutmayan parmaklarımla kuşatacakken… “Oku, Yaratan Rabbinin adıyla oku” dedin. “İkra!” dedin ve kesildi nefesim. Nefesim kesildikçe kalemim yetişti imdâdıma. Sen kalemime Hayy isminle üfledin ve ben can bulan sözümle “Sen” dedim. “İllâ Sen…” Seni anınca, Sana yanınca dirildim. Parmaklarımda dolaşan hayat Senindir, ellerimden dökülen hüner ve sanat Sendendir. Bildim…
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
Yazıyorum. Yaratan Rabbimin adıyla yazıyorum. Yazım, bir yıldız gibi yüreğimin gökyüzünden sızıyorsa ve sızlıyorsa ruhum… Senin adın düşmüştür gönlümün câmilerine… Yüreğimin göklerine minâre gibi uzanan kalemler, sayfa sayfa Seni anlatmıştır. Ezânlar yayılmıştır dünyanın en büyük sahifesine… Senin adın gül gibi yayılmıştır aşk iklimlerine… Ya Âh… “Oku!.. O insanı bir alaktan yarattı. Şüphesiz Rabbin en cömerttir.” dedin. Küçülsem, küçülsem ve yeniden bir alağa dönsem. Düşsem bir cenine, cemre gibi… İlkbahara dönsem. Günahlarım silinir, yüküm hafifler belki… Oysa sayfalarımda biriktirdiğim bütün siyahlar, kalemimden dökülen bütün günahlar keskin bir mürekkep karalığıyla yapışıyor beyaz sayfalara. Senden gayrısı bilemez hatalarımı, Senden başkası silemez günahlarımı. Karalarım ak olmaz, gecelerim sabah olmaz. Sevgili… Ey Âh… Cömert Sendendir, kerem Sendendir, af Sendendir. Ey Âh… Af diliyorum Senden, hezâr af… “Oku! Rabbin kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediğini öğretendir.” diyorsun. Okumak ve yazmak istiyorum. Meğer ben, yıllarca kalbimi Senin göklerinde uçurmuşum da, Senin sayfalarında Seni anlatmayı unutmuşum. Eyvâh… Tutmuşum da harflerimi sayfa kenarında uyutmuşum. Va hayf!.. Yazmayı öğrettin, bilmediğimi öğrettin bana. Af diliyorum şimdi, af… Binlerce aff…
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
Uyansın… Bütün şekiller uyansın… Bütün harfler aşkla yansın. Mürekkep damla damla dört yana yayılsın. Kalem, semazen gibi döne döne seni anlatsın… Dönsün yan yana duran kelimeler… Ve sönsün içimde büyüyen alevler… Ölsün içinde Sen olmayan cümleler. Ve gülsün gönlümde açan çiçekler. Ey Âh… Sayfanın tam ortasına çektiğim ilk Elif’ten sonra, şimdi He diyorum. Ağlayan iki gözüm gibi kanayan iki boşluk bırakıyorum sayfaya. Fırçamdan aşk akıyor, sayfamdan Âh yükseliyor. “Biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik” diyen Avnî gibi ben de Âh çekiyorum ve Âhımın buğusu döne döne Senin katına çıksın istiyorum. Âhım, gıpta ettiğim âşıklar gibi güneşi, ayı, yıldızları ve bütün gezegenleri tutuştursun istiyorum. Âh, gücüm yetmiyor. Seni yazmak istiyorum... Nûn ve’l-Kalem aşkıyla başladığım bu hikâye bir Âh ile bitiyor. Senin adını yazmak için elime aldığım sayfa, fırça, hokka, kalem, kağıt baştan sona yanıyor. Kalan kül… Bir Kaknüs gibi, çemberimde çırpınırken… Bir Kaknüs gibi inleyerek Âh çekerken… Bir Kaknüs gibi küllerimle kalıyorum.
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
Bedenime kan niyetine mürekkep dolsun. Gönlüm sayfa gibi serilsin önüme. Ve ben günah kokan ellerimi Âhımla temizleyip sadece Senin adını yazayım. Ey Âh… Ey Allah… Ya Allah…
Yolcu Dergisi, Kasım 2008, Sayı 54.
Buruciye Edebiyat Dergisi, Kasım-Aralık-Ocak 2008, Sayı 4.
- Senem Gezeroğlu yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- Rastgele Yazı
Kategorilerden




Sevgili Senem hanım; Öyle
Hilal Acar — Cum, 28/11/2008 - 23:12Sevgili Senem hanım;
Öyle içli bir aşk yakarışıydı ki bu yüreğime dokundu. "Aşk illede aşk !"diyen bir yüreğin içli feryatları olup zihnime taşındı her bir satır.
Aşkın kalemiyle Aşk satırlarını dolaşırken Aşk'tan uzak kalışımıza, satırlarımızda bu Aşk'ı yeterince dillendiremeyişimize hayıflandım.
Bazı insanlar vardır, kendilerini aşka yakıştırırlar lakin aşk üzerlerinde eğreti duruyordur. Bazı insanlarda vardır aşk onlarda gerçek anlamını bulur.
Kaleminize aşk çok yakışıyor. Aşk kokan kaleminiz daim olsun, olsun ki okudukça satır aralarında yüreklerimize sıçrayan aşktan nasiplenelim....
Muhabbetle kalınız...
Değerli Hilal Hanım, Benim
Senem Gezeroğlu — Cts, 29/11/2008 - 10:12Değerli Hilal Hanım,
Benim âcizane kaleme aldığım bir yazının sizin yüreğinize dokunması, haddim olmayarak bir araya getirdiğim satırların aşkla okunması benim için lütufdur. Sizlerin vesilesiyle O'ndan gelen bir lütuf...
Aşkı bilmeyen bir insan, aşkı anlatan bir yazıdan anlayamaz. Aşk bir ateştir, hamlar yanamaz.... Aşktan anlayan zihninize, aşkla yanan kalbinize selâm olsun...
Aşk kokulu, aşk dokulu yorumunuz için teşekkür ederim.
Bâkî muhabbetle kalınız...
Senem GEZEROĞLU
Âh mine'l-aşk!
Dervişler Âh eylediklerinde
hümeyra göçebe — Cum, 28/11/2008 - 19:21Dervişler Âh eylediklerinde Allah demiş oluyorlardı.Emrah ismi ile emrullah ismi bu yüzden aynı isme karşılık geliyordu.
Bu satırları okuyunca hemen aklıma geldi.Yüreğiniz güzelliklerle hisselensin.Selametle
Öyledir Hümeyra Hanım,Âh ki,
Senem Gezeroğlu — Cum, 28/11/2008 - 20:31Öyledir Hümeyra Hanım,
Âh ki, Allah'ın ezelî ve ebedî oluşuna binaen, Allah kelâmının ilk ve son harfini temsilen, bir derviş zikriyle çıkar dudaklardan... Ve döne döne ulaşır Hakk'ın katına...
Bu yazı da öyle bir temenni ile döküldü sayfalara... Öyle bir niyetle... Bu fakîr istedi ki, sayfaya işlenen her Âh, O'nu anlatsın... O'nu ansın harfler... O'nu anmakla temizlensin günahkâr eller...
Güzel yorumunuz ve bilhassa hissî duanız için teşekkürler...
Aşkla kalınız...
Senem GEZEROĞLU
Âh mine'l-aşk!
Hiç beklenmedik zamanlarda
Aynur Yavuz — Cum, 28/11/2008 - 17:59Hiç beklenmedik zamanlarda zihnime vakitsizce düşen sorularım olur bazen.
Aşk ne renk gibi mesela?
cevabını çok aradığım bu sorunun yanıtına, yine hiç beklemediğim bir günde ve vakitte Mustafa İslamoğlu'nun bir yazısında karşılaşmıştım.
"Bir duygunun aşk mı tutku mu olduğunu anlamak istersen, rengine bak.
Rengine bak, kara sevda mı, ak sevda mı?
Sevdanın karası köleleştirir, akı özgür kılar. Özgür kılan aşka muhabbet denir. " diyordu. O günden beri pek sormuyorum bu soruyu. Direk cevaba geçiyorum.Ak mı? Kara mı?
"Ey Âh… Ey Allah… Ya Allah…"diyebilen bir yüreğin sevdası neye benzer ki diye düşünmeye de lüzum yok..
Âh'ların arasından "Allah Yardır "diye haykırabiliyorsa bir kalem ve bunun farkında olarak düşüyorsa mürekkep kağıda, sonsuza kadar sözleri dâim olur inşallah...
Değerli Aynur Hanım, Benim de
Senem Gezeroğlu — Cum, 28/11/2008 - 20:18Değerli Aynur Hanım,
Benim de üzerinde düşündüğüm bir soruya değinmişsiniz. Aşkın rengi... Hatta... Aşkın cismi... Aşkın resmi... Aşkın ismi... Aşk... Aşk.. Aşk... Ayn, Şın ve Kaf...
Sevdamız bâkî kalır inşaAllah... Ve âhımız...
Değerli cümleleriniz ve taltifleriniz için çok teşekkür ederim...
Hoşça bakın zâtınıza...
Senem GEZEROĞLU
Âh mine'l-aşk!
Yüreği aşkla uçurmak...
nur zelal — Cum, 28/11/2008 - 15:05Tek kelimeyle aşkın yakarışı bu,duası...
"Dua bir kanatlanıştır"diyor ya Cemil Meriç,o kanatlarla o sevgiliye duyulan gerçek aşkla varılır ufkun ötesine.
Yemininiz daim olsun Senem Hanım,yüreğinize sağlık...
Nur Hanım, Güzide
Senem Gezeroğlu — Cum, 28/11/2008 - 17:04Nur Hanım,
Güzide cümleleriniz için teşekkür ederim.
Aşkın katında boynumuz kıldan ince... Güç yetse de lâyık bir âşık olabilsek aşk bahçesinde... Aşk makamına, O'nun katına Âh çekerek yükselsek.... Çile çekerek pişsek... Va hafy ki, gündelik işlerin telaşına kapılan kalbimizi ancak aşkın yeminiyle dinlendirebiliyoruz, dillendirebiliyoruz.
Sizin vesileniz ile ben de bir düzeltme yapayım. Yanlışlıkla Yolcu Dergisi, 54. sayı yazmışım. 52. sayı olacaktı...
Hoşça bakın zâtınıza efendim....
Muhabbetle....
Senem GEZEROĞLU
Âh mine'l-aşk!