Bir “Gerçek Hayat”ımız kaldı sahte yaşantılardan öte…
cihad meriç — Pzt, 01/12/2008 - 13:56
Yanlış hatırlamıyorsam dergimiz 2000 yılında yola çıktığında kimse uzun ömür biçmedi; dergiler mezarlığında ona da kabir hazırlayanlar bir süre ellerini ovuşturdular ve inşallah ellerini yemeye devam etsinler. Baktılar ki aylık, üç aylık dergilere mezar olan bu yayın ortamında haftalık bir dergi yaşayabiliyor. Filistinli gencin zafer işareti yaptığı kapak tüm zamanların en güzeliydi belkide.
Her yayın organında veya şöyle diyelim; Yüce Yaratıcı hariç tüm varlıkta görülebilecek iniş ve çıkışları bünyesinde taşıdı dergimiz. Kimi zaman bu kadar da olmaz dediğimiz de oldu, kimi zaman da yeni sayıda ne var diyerek bayi bayi koşturduğumuz da oldu ve bir bayide sorup bulamadığımızda hüzünlendiğimiz zamanları da yaşadık.
O bizim “gerçek hayat”ımız, bizden bir şeyler saklı satır aralarında. Hiçbir yere bağlanamamışların, bulduğundan daha fazlasına talip olanların, aradığını bulamayan hakikat arayışçılarının, çünkü büyüklerin aramakla bulunmasa da bulanlar arayanlardır dediğini biliyorsunuz, bazen tutunamayanların bir vesile eline geçen müthiş bir bağ. Bir genç Ebubekir Abimize şöyle diyordu yüreğimizi yakarak, “Üniversite de Ramazan gelince herkesin davet aldığı bir ev var, bizim hiç kimsemiz yok.” İşte iftarda davet edilecek, sığınılacak bir ev bulamayanların sığınağıdır Gerçek Hayat. Firma adı bağımsız yayın dağıtım ya benim nedense çok hoşuma gidiyor. İşte adıyla müsemma bağımsız bir yayın derim. Veya dergiyi elimde görüp hangi cematin diye soran olursa “Bağımsızlar Cemaati’nin.” derdim. Evet sadece okuyucuya yaslandığınızda cümleleriniz kuvvetleniyor. Ebu Gureyb cezaevinde kalmış Irak’lı Ali ile konuşabilecek kaç yayın organı var. Bize hala Irak’ta yaşanan dramı hatırlatacak kaç kişi kaldı. Ey! dostlar uyanık olun, diri olun Irak hiçte ırak değil.
Biz arada bağ zayıflığı yaşasakta yeniden ve inadına Gerçek Hayat diyoruz. Ve yöneticisi yazarı şunu anlamalı gerçek hayat büyük bir yükün altında gerçek mümin ve müminelerin can simidi olabilecek bu çağa seslenecek nadide bir dergi. Çağ dediğimde şu aklıma geldi, mesela korsan hayat kısmı birilerine garip gelebilir; fakat yeni nesli yakalayacak bir can simididir. Korsan Hayat’ı anlamamız zor olabilir; 45 yaş üzeri sizler ve hasbelkader 35 yaş üzeri bizler internetle, çarşı merkezleriyle, cep telefonu ile büyümedik. Ve yeni kuşağın beklentilerini anlamakta zorlanıyoruz. O’nun için Cesur K. nin yazdığı bölümde ki derinliği korsanlığın içinde kaybedebilirsiniz; fakat o bizlere tüm zamanların en sıkı sorusunu yöneltiyor ve bize yutturulan haplara dikkat çekiyor. Bu yeni nesil kulaklığın altından aslında olup biteni izliyor, çaktırmadan zikir yapıyor ve aldatılamayacak kadar gözleri açık. Her şeyin ortaya döküldüğü gizli kapalı bir şeyin kalmadığı bu zamanda konuşmak daha da zor. Artık birileri kusura bakmasın aynı reçetelerle iş yapamayacaklar. Ya reçeteleri yenileyeceksiniz veya …
Dergi yeni bir heyecan yakaladı ve bizde heyecanlandık ki oturmuş uzun uzun hissettiklerimizi yazıyoruz. Faruk Yücel bizi biz yapan damarları biliyor ve ona destek olmaya çalışan iyi bir çevresi var, elinde tüm imkanlar mevcut. Rabbim kalbine,bedenine, aklına sağlık versin. Amin. Kafasını İstanbul’dan dışarılara uzatırsa çevre daha da büyüyecek ve derginin yenilenme ivmesi daha da artacaktır.
Bir Taşra sayfası istiyoruz sayfa yönetmeni Mevlana! olabilir. Her ilden haberimiz olsun, Kayseri’den sayhadergi.com ekibinin uslanmaz önderi Kani Çınar, Konya’dan kainatamektup.com ekibinden acizane ben arada zaten dergide teneffüs arası misafir oluyoruz, Ordu’da kertenkele var, Sivas’ta sühan vardı, Eskişehir’de Atasoy Abi var, Ankara’da Nuri Pakdil var, Samsun’da yolcu dergisi var… Bak aziz kardeşim ipucu veriyorum tutabilirsen ne ala ve çoğunu benden daha iyi tanıyorsun veya tanıyanları tanıyorsun. Birde daha bilmediğimiz ne cevherler gizli taşranın taşlı yollarında. Gerçek Hayat kendi haber ağını kurmalı kendi muhabbet bağını kurmalı ki kuşaktan kuşağa nesilden nesile köprü olsun ve bizden haberler versin, bizim gündemimizi oluştursun, bizim eksikliklerimizi tamamlasın, acaba çok şey mi istiyorum? Bence az şey istiyorum, daha fazlasını sonra isteyeceğim, siz şimdilik ipuçlarını yakalayarak bu coğrafyanın dergisi olma yolundaki adımlarınızı çoğaltın. Irak’tan, İran’dan, Suriye’den, Doğu Türkistan’dan, Afrika’dan, Yemen’den, Balkanlar’dan, Hicaz’dan, Filipinler’den, Avusturalya’dan, Malezya’dan, Güney Amerika’dan, Orta Abd’nin Harlem bölgesinden haberimiz olsun. Diyeceksiniz böyle bir sayfamız zaten var; fakat buradan oraya bakan bir yere kadar görür, oradan bakıpta o bölgeler nasıl görünüyor ve oralardan buralar nasıl görünüyor, bunu bilmek lazım. Yoksa sayfayı hazırlayan arkadaşın kapasitesi kadar o coğrafyaları biliriz.
Hayat, Edebiyat, Siyaset, Hakikat dengesi iyi kurulmalı ve ayrıca konusunda her alandan en iyi yazar sayfalarımıza taşınmalı, aynı çapta iki yazar kısıtlı sayfası olan dergiye bence fazladır. Hani gazeteler gibi tüm yazarlarımız bir gündeme takılıp gidecekse kendi gündemimiz hiçbir zaman oluşmaz. Madem adımıza gerçek hayat dedik hayatın her alanı da sayfaların arasında olmalı. Ve amaç hep birlikte gelişmek olmalı, her hafta yenilenip büyüyemiyorsak küçülüyoruz demektir. Küçük bir örnekle mevzuyu geliştirelim, Malezya’daki islam üniversitesini tanımıyorsak kayıptayız demektir.
Bu söylediklerim biliyorum ki sadece dergi yönetiminin altından kalkacağı şeyler değil, satır aralarında yönetimden çok kendiminde dahil olduğu derginin gerçek sahibi okurlara seslenmek istedim, işte bu nedenlerle dostlar dergimize sahip çıkalım ve her nerede bulunuyorsak ne katkı yapacağımızı düşünelim.
Son bir not dergimizin en azından sitesinin arapça, ingilizce, farsça bölümleri oluşturulsun. Kimi diliyle kimi kalbiyle destek olsun. Bir gerçek hayatımız kaldı sahte yaşantılardan öte…
- cihad meriç yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- Rastgele Yazı
Kategorilerden




81 ilden şehrin nabzını tutan küçük yazılar.
cihad meriç — Cum, 05/12/2008 - 10:02Dün akşam aldığım haberlere göre sözlerimiz İstanbul'da yankı bulmuş. Gerçek Hayat bu toprakların kokusunu daha fazla duyuracak. Taşra İstanbul'a kafa tutuyor, zaten son şansları bu işi götüremezlerse biz yapacağımızı biliriz. Ankara'yı hiç muhatap almadık zaten.
Şimdi 81 ilden şehrin nabzını tutan küçük yazılar bekliyoruz. Kani Çınar ahiliğin son yıkılan kalesi Kayseri'den bu işi organize etmeyi kabul etmiş ki sayha bu işi kendince zaten yapıyor. Biz Konya'dan olaya müdahil olacağız. Bir mail gurubu kurulacakmış. Aslında Gerçek Hayatı baskıya vermeden sayha ve kainata mektuba bakın yeter demekte istemiyoruz.
Gerçek Hayat ekibi yeni bir solukla bizleri ciddiye alıyor. Evet dostlar bize düşeni yapalım inşallah.
Bu bilgilerin sanal olarak toplandığı yer sayha olsun. Kaptan özel bölüm mü oluşturur yeni kategori mi açar onu değerlendirsin.
Bu hafta ilimizde bir etkinlik var mı?
İlimizde yaşayan güzel insanlardan, güzel geleneklerden, kendi yöremize has özelliklerden kısa kısa notlar aktara biliriz.
Bu topraklarda iyi şeyler de olduğunu hep birlikte görelim.
Benim Şehrim
Halid Aslan — Cum, 05/12/2008 - 11:34Gerçek hayat'a seslenene de Gerçek hayat'tan ses verenlere de selam olsun... Kategori oluşturuldu: Benim Şehrim... Bu başlık altında toplayabiliriz çalışmalarınızı... Haydi bakalım Allah kolaylıklar versin.
Benim Şehrim
Bu iş olacak inşallah
cihad meriç — Cum, 05/12/2008 - 11:52Kainata Mektub’a da alanı açtık Şehir-Kültür-Sanat-Mekan
Gönlünüz nereden isterse yazın. Ayrıca ben üyelikle uğraşamam diyenler. Direkt olarak cihadmeric@gmail.com adresine yazı postalayabilir.
Grup mail adresi oluşuncada buradan duyuralım inşallah.
Gayret...
Cuma hayırlı bir başlangıç.
'bu toprakların dergisi'
Halid Aslan — Salı, 02/12/2008 - 16:18'bu toprakların dergisi' sloganıyla maruf idi bir zamanlar...
Ahmet Taşgetiren'in, İbrahim Tenekeci'nin, Ahmet Kekeç'in yazmalarını istediğim Gerçek hayat "Korsan hayat"ta oluvermiş. Allah Allah... Bir korsanımız eksikti. Ama bunlar Somalili değil bildiğim kadarıyla. Bizim mahalle uşakları:))
Filistin’de Şafak Söküyor!
Kâni Çınar — Salı, 02/12/2008 - 16:10Türkiye'de süreli bir yayın için 8 sene önemli bir süreç. Bu süreç içerisinde sendelemeler, geri kalmalar, manidar duruşlar tabiidir diye düşünüyorum. Her ne kadar Cemil Meriç batıdaki asırlık dergilerden, nesilden nesile emanet olup devredilen süreli yayınlardan bahsederek bizde durumun böyle olmamasına hayıflanıyorsa da bunun bize münhasır bir nakıslık olduğunu bilelim. heyecanımız çabuk kayboluyor. Tıpkı Gerçek Hayat'ta olduğu gibi. Şahsen Gerçek Hayat'ın ilk dönemlerini özlüyorum. Hakan Albayrak ve Gökhan Özcan ağırlığı hissedilen ilk dönemler... Tabi ki İsmet Özel'in varlığı... M. Menteş'in varlığı... Yazık ama durmak yok, Fatih Mutlular, Cesur Küçükler, İ. Gümüşler, Faruk Yüceller yeni heyecanlarla katılıyorlar dergiye. Güzel şeyler bunlar. İşte bunun için halen takip ediyorum Gerçek Hayat'ı. Müptelası olduğum yazarlar hâlâ var, Hakan gibi, Ebuk gibi gibi, Neşe Abla gibi... Yine de "hah, tam bize göre, tam bizim dergimiz" diyememenin sıkıntısını da yaşamıyor değilim. Kekremsi bir tat... Ne diyelim, Mevla'dan ümit kesilmez. Daha iyi olur inşaallah.
Filistin’de Şafak Söküyor!”du ilk sayısının kapağında.
aynı fikirdeyim
m. fatih kutan — Cts, 06/12/2008 - 02:11aynen katılıyorum kâni hocam size.
kekremsi tat, murat menteş gittiğinden beri var.
ibrahim paşalı da ara ara yazıyor.
misal ibrahim tenekeci neden burada yazmaz anlamam hiç...
an'karada ebubekir abi tam hız katkıya devam ediyor.
[ fatihcim e-mail adresini ver o yazının tamamını sana yollayayım deyip, iki haftadır yazıyı yollamasa da ebubekir abiyi seviyorum. ]
http://kanatritimleri.blogspot.com/
Derginin arşivinde o kapak
cihad meriç — Çar, 03/12/2008 - 18:21Derginin arşivinde o kapak yoktu. Eğer bulabilseydik o resmi yazıya eklerdik. Bayrak yeni nesile aktarılıyor... Fakat gönül bütün güzel adamların aynı yerde olmasını istiyor.
Bir şeyler yapalım ya hu.
Halid Aslan — Pzt, 01/12/2008 - 14:28En sondan başlayalım: www.gercekhayat.com ivedi olarak dünyaya hitap etmeli, paylaşımı "lisan" bahanesini ortadan kaldırarak halletmelidir... Derhal...
Sonra bizler internet ve cep telefonu ile tanışalı daha bir kaç yıl olan orta yaşlılar, dergilerin traj kaygısı uğruna neler çektiklerini bilir, reklamsız nice dergilerin kısa sürede battıklarına şahid olurduk. Dergi yönetimi ulaşamazdı okura. Yutkunur ve susardı. Başta Gerçek Hayat ve benzeri dergiler için söylüyorum "tıklama" başına para isteyin verelim, her yere link koyun deyin verelim linkleri, el atalım, biraz daha yükseğe çıkaralım Gerçek Hayat'ı... Bakınız Hakan Albayrak ÇETE'yi çıkarttıklarında resmi kurumların kapıları altından atarak traj mevzuunda milletin kafasını bulandırmışlardı ve o dalga hala devam ediyor bazıları ÇETE'nin trajının yüzbinler olduğunu düşünüyor, oysa o dergi bin bile değidi... Yaygarası bize kalsın. İsteyin yapalım. Niyet edin, başlayalım...
Bir şeyler yapalım ya hu....