Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Sayha yazıları

Davos'ta İki Dakika

Sayha — Per, 29/01/2009 - 23:13

“Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak; bunu da böyle bilesin.”

“Öldürmeye gelince…siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu iyi biliyorum. Ülkenizde başbakanlık yapmış olan iki kişinin bana önemli lafları vardır. ‘Tankların üstünde Filistin’e girdiğim zaman kendimi bir başka mutlu addediyorum’ diyen başbakanlarınız vardır. ‘Tankların üzerine çıkıp da Filistin’e girdiğim zaman kendimi mutlu addediyorum’ diyen başbakanlarınız olmuştur…”

“Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Çünkü bu çocukları öldürenleri, bu insanları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki o da ayrı bir insanlık suçudur.”

“Ben şurada çok not aldım; ama notların hepsini cevaplayacak vaktim yok. Fakat ben buradan sadece size iki söz söyleyeceğim. Bir, Tevrat der ki ‘öldürmeyeceksin!’ Burada öldürme var. İki, İsrail ordusunda askerlik görevini yapan Oxford Üniversitesi Uluslararsı İlişkiler Profesörü Avi Şalom, İngiliz gazetesi Guardian’da şunları söylüyor: İsrail haydut devlet vasfını kazandı.”

“Davos benim için bitmiştir.”

  • Güncel
  • Sayha yazıları
  • yazıcı sayfası
  • gönder
  • Rastgele Yazı

Oyun oynamayın

ismail okutan — Salı, 17/02/2009 - 01:14

Hükümetin başı, mensubu bulunduğu partinin, tabanda oy kaybetmeye başladığı her dönemde, yaptığı ani çıkışlarla bunu önlemektedir. Oyunu bazen kendisi oynamakta, bazen de başkalarına oynatmaktadır. Yani, piyon ve işbirlikçi kullanmaktadır.

Nitekim, 2007 genel seçimleri öncesi ana muhalefetin (CHP) akıl almaz politik taşkınlıkları, hukuku zorlayan teşebbüslerde bulunması, her vesile ile Anayasa Mahkemesinin kapılarını aşındırması, diğer taraftan bazı düşünce(!) derneklerinin mitingler düzenlemeleri, o mitinglerde manevi değerlere karşı slogan taşımaları ve söylemlerde bulunmaları, aba altından sopa gösterme anlamına gelen asker mahreçli bildiriler, bizi teyit etmektedir.

Gerek muhalefet ve gerekse bahis konusu mitinglere katılanlar, meydanlara dökülmeyip, Anayasa Mahkemesi kapılarını aşındırmayıp, sessiz sedasız kalsalardı, AKP'nin oyu kendiliğinden düşecekti. AKP'nin yaptırmış olduğu tüm anketler, AKP tabanında oy erozyonunun başladığını göstermekteydi.

AKP sahnede oynatacak figüran bulamayınca, kendisi, yani hükümetin başı sahneye çıkmakta ve oyunu oynamaktadır. Davos Platformunda olduğu gibi. Ama, aklı eren elit çevrelerde bu görüntüler tasvip edilmemekte, kültürel seviyesi düşük olan bazı alanlarda tesiri olabilmektedir.

Senaryo, önce 22 Aralık 2008'de Ehud Olmert'in Ankara'yı ziyareti esnasında hazırlandı ve karşılığı 17 milyon dolarlık bir ihale ve ASELSAN'ın 140 milyon dolarlık borcunun defaten ödenmesi oldu. Bundan sonra oyunun ikinci bölümünün sahnelenmesi, Davos'ta gerçekleşti. Bunun aksi asla düşünülemez. Ama milletimizin bir bölümü, hâlâ bunun farkında değildir. Perdenin arkasındaki çalışmalardan haberdar olamayan milletimizin, manipüle edilişi kolay olmuştur. Bütün mesele Millî Görüş'ün ivme kazanmasından kaynaklanmaktadır.

Mesele, bir zamanlar 500. Yıl Vakfı Başkanı'nın söylediği gibi, "500. Yıl Vakfının asıl meselesi, Erbakan ve arkadaşlarının önünü kesmektir." Nitekim de, öyle oldu.

Davos olayı, bir müddet önce Çağlayan Meydanında çağlayan haline dönüşen Saadet Partisi mitinginin tesirini silmek, tabanın yeniden Saadet Partisi'ne dönmesini bertaraf etmek için gündeme getirilmiştir. Oyun stratejik ortakla birlikte Ankara'da kararlaştırılmıştır. Bunun aksini düşünmek, fazlaca safdillik olur. Çünkü, Davos'ta hükümetin başı, "Benim tavrım Musevilere, Yahudilere ve Şimon Peres'e karşı değildir" demek suretiyle, bizi teyit etmiş ve etmektedir.

Sahne almada mahir olan hükümetin başı, bugünlerde de muhalefeti sahneye çekmek için sıkıştırmaktadır. Ana muhalefetin Kur'an Kursu açma açılımına, var gücüyle saldırmakta ve şovuna devam etmektedir. Ana muhalefetin çarşaflı hanımları üye olarak partisine kaydetmesi, onlara rozet takması, AKP'nin son derece sinirlerini bozmuştur. Çünkü, kendisinin istismar ettiği alanı, başkalarının istismar etmesini istememektedir.

Başörtüsü için ormanda birkaç ağaç diyen, hükümetin başı değil midir? Başörtüsünün genelde %1.5'un problemi olduğunu söyleyen, eski Başbakan Yardımcısı, şimdiki Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin değil midir?

CHP adaylarının bazılarının, her mahallede Kur'an Kursu açılımlarına tepki gösteren AKP hükümeti, iktidarları içinde Kur'an Kursu açanlara ceza tertipleyen ceza kanununu düzenlemedi mi? Ana muhalefetin, iktidar olması halinde veya Belediye Başkanlığı seçimlerinden başarılı çıkması durumunda, her mahallede Kur'an Kursu açmasını düşünmesi, CHP için bir gelişmedir. Bunu takdirle karşılamak gerekirken, hükümetin başının salvo ateşine girişmesi, paniklemesinin ve alanı kaptırmasının bir tezahürü değil midir? Dolayısıyla, çuvallayan, çarşafa dolanan ana muhalefet değil, yaptığı kanuni düzenlemelerle Kur'an Kurslarını sıkıntıya sokan AKP iktidarıdır. Ama bunu görecek göz olmayınca, basiret de bulunmayınca, hükümetin başı da oyun oynamaya devam eder.

İsmail Müftüoğlu
araştırmacı yazar

Davos rüzgarı esmeye devam ediyor...

Kerem Ağahanlı — Pzt, 16/02/2009 - 20:36

'Canımız kanımız sana feda Türkiye'

Lübnan'da bir grup öğrenci, Davos'taki çıkışından dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a destek gösterisinde bulundu. Güney Lübnan'dan 200 öğrenci, başkent Beyrut'taki Türkiye Büyükelçiliği’ne otobüslerle geldi.

Öğrenciler, ziyaret ettikleri Büyükelçi Serdar Kılıç'a, Başbakan Erdoğan'a iletilmek üzere yazdıkları mektubu iletti. Sur kentine bağlı Bint Cibeyl, Marcayun, Sultaniye ve Mecdel Silm gibi köylerde bulunan El Emin okulları ile çeşitli ilk ve orta dereceli okullarda okuyan öğrenciler, üzerlerinde "Allah Türkiye'yi ve halkını korusun", "Canımız, kanımız sana feda olsun Türkiye", "Türkiye'ye teşekkürler" ve "Erdoğan'a teşekkürler" gibi yazıların bulunduğu Türkçe ve Arapça pankartlar açtı.

Gösteride, öğrencilerin ellerinde Erdoğan'ın portresi ve eşiyle birlikte fotoğrafları ile Gazze'de İsrail'in uyguladığı bombalı saldırılarda yaralanan kişilerin resimlerinin bulunduğu posterler de dikkati çekti. (16 Şubat 2009 17:42 - http://www.haber7.com/haber/20090216/Canimiz-kanimiz-sana-feda-Turkiye.php)

Lütfen biraz düşünün

ismail okutan — Pzt, 02/02/2009 - 10:43

yorumlar, konuşmalar güzel, insanlar susamışlardı böyle asil bir duruşa, çok iyi, her şey çok güzel, hoşumuza gitti doğrusu bu tavır: bir de sorun bakalım kendi kendinize, ya da başbakana, yüzüne karşı bağırıp kızdığı, tepki koyduğu aynı israil cumhurbaşkanını kısa bir zaman önce ülkemize çağırıp mecliste konuşturan, sonra da bir kahramanmış gibi ayakta alkışlayan kimdi? kimlerdi? aynı israil uçaklarına konya ovasında gerçek mermi ve bombalarla eğitim uçuşu yapmasına izin veren kimdi? hala bu eğitim işbirliği anlaşmasını iptal etmeyen kim? eğer bu tavırlarında samimiyse (ki bir an için biz öyle inanalım ) bu anlaşmaların, ilişkilerin askıya alınıp iptal edilmesi lazım gelmez mi? bizim hamasi laflara, edebiyat patlatan konuşmalara değil, somut icraatlara ihtiyacımız var. sevgili dostlarım, biliyorum bu dediklerime kızacaksınız ama, birazcık olsun bazı gerçekleri düşünmeye davet ediyorum herkesi. bu kadar gün geçti aradan hala bir adım atılmadığına göre diyorum ki; acaba başka hesaplar mı var? sakın yaklaşan yerel seçimlerde bu tepkileri sıcağı sıcağına oya tahvil etme hesapları olmasın mı? ya da yeni genel başkanıyla tırmanışa geçen saadetin önünü kesme hesapları olmasın mı? arap basını bana benzer şeyler yazmaya, konuşmaya başladı zaten. olayları öncesiyle, sonrasıyla, içinde bulunduğu gelişmelerle birlikte ele almazsak doğru teşhisler yapayız, doğru kararlar veremeyiz. atılan her adım, bir sonraki adım düşünülerek atılır. yoksa insan yalpalayıp düşer gider. hiç bir siyasetçi arifesinde bulunduğumuz kendisi için hayati öneme sahip yerel seçimleri düşünmeden adım atmaz. davostaki çıkışı da bundan bağımsız olarak ele alamayız.. aksi taktirde yanılırız.

bu defalık düşünmesek te düş kursak?

nur zelal — Pzt, 02/02/2009 - 15:32

Romantik bir yaklaşım mı ?Amenna.Bütün cümlelerinizdeki haklılık payını saklı tutun.Yediğimiz domatesin bile kaynağını sorgulamaktan, kullandığımız malzemenin çoğunluğunda acziyetimize sırıtan etiketleri okumaktan,atmadığımız ve atamadığımız adımlardan,herşeyden ama herşeyden bir kaç günlüğüne de olsa sıyrılıp pembe düşlere uzanmayı bize çok görmeyin Sayın Okutan.Sizin başından beri cesaretle ve sözünü sakınmayan yaklaşımızın içimizde bir yerleri durmadan tırmaladığı bir gerçek.Orada bir vicdan patlaması yaşandı belki ve bunun planlanmış bir strateji olduğuna inanmak istemiyor çoğumuz.Böyle bir duruşa hasret ve ezik durmaktan bezmiş insanların vicdanlarındaki yankısını göz ardı etmemek lazım.Siz oradan hoşumuza gitmese de bunları dillendirmeye devam edin tabi.Birgün ben demiştim dediğinizde hayal kırıklıklarımıza ilaç olur belki.Konuşan Adam'ın çevresindeki monşerler durum kurtarmaya ve yeni stratejilerle lobiler nezdinde bu çıkışı ak!lama yoluna girmişlerdir bile.Bütün bunları bu düşten uyandıktan sonra düşünmeye söz.Yalnız hesaplar kitaplar arasında boğulmuşken biz,Allah'ın da bir hesabı olduğuna ve mutlak doğrunun bu hesaba tabi olduğuna gönülden inanmak gerekiyor.Gazze'de o kadar hikaye boşuna son bulmadı ve bazen attığımız adımlar aklımızdan âzade bir seyir izliyor.
Bekleyelim ve dileyelim ki tarih yanılgılarımıza bir yenisini eklememiş olsun.Hem hep beklemedik mi?
Selamlar...

düşlerimize devam edelim

ismail okutan — Pzt, 02/02/2009 - 23:28

bir kaç günlüğüne de olsa pembe düşlere uzanalım nur hanım, neden olmasın, ben söylediklerimi bir an için donduruyorum, birazcık daha düş kurmaya devam edelim ama, yeni olaylar, yeni gelişmeler buna izin verirse tabii. ben inanıyorum ki hayelleri olanlar asla uyumaz.. doğrusu yanılmayı da çok isterim. yeterki herkesin dediği gibi gerçek olsun, düş olmasın yaşanan şeyler. kendi adıma ben düş peşinde değil, gerçek peşindeyim. Allah'ın da bir hesabı olduğuna kesin olarak inandığım için çok rahatım. bana da dua edin. selam ve sevgi ile...

Sn. Başbakan, halkını ve

Rana Kutlu — Paz, 01/02/2009 - 22:16

Sn. Başbakan, halkını ve devletini temsil etmiştir. Yapılan saygısızlığa tepkisini göstermiştir. Bize söz söyletmemiştir. Bir başbakanın yapacağı şekilde davranmıştır.
Yunan televizyonunun söylediği gibi, gezegenimizdeki bir çok kişinin söylemek istediklerini dile getirmiştir.
Öte yandan arkadaşlar, son yıllarda Türkiye'nin dünyadaki yeri üst sıralara çıkmıştır. Bundan birkaç hafta önce NTV'de Dışişleri Bakanı Ali Babacan konuşmuştu. Biz aslında iç meselelerimize öyle dalmışız ki, dışarıyı gözden kaçırıyoruz.
Türkiye daha ileri gidecek insallah. Ümitvarız.

...

yavuz akengin — Cts, 31/01/2009 - 19:47

Ayağa kalkma vaktinin geldiğini bildiren işaret fişeğini gördük.. Devamı, sırası gelen bizlerde...

Sayın Başbakanımızın yatığını (Haşa) küçümsemiyorum.

mehsani — Cts, 31/01/2009 - 12:31

Hakkı ibra ile haklıyı tutan her söz ve davranışi elbetteki Allah'ın rızasına ve müminin iman hakikatinin teessürüdür. Geçmiş İslam medeniyetlerindeki öreklerinde olduğu gibi, mazlumun diline, dinine ve meşrebine bakılmaksızın kayrılıp kollanması bizim inancımızın gereğidir.

Zalimin zulmüne göz yummak, onu görmezden gelmek, insanları yanılgıya teşbih etmek riyakarlık ve akabinde münafıklıktır!

Sayın Başbakanımızın yatığını (Haşa) küçümsemiyorum. Allah c.c. razı olsun diyorum.
Diğer yandan, öyle patikalar, tehlikeli dar geçitler, yollar vardır ki, oradan bir kişi geçerse diğerleri ancak cesaret bulur. Dolayısıyla inşallah bu hareket bir uyanışa vesile olur. Hak batılı galebe çalar.
Sayıgı ve selamlarımla.

Mehmet Sani Özel

Başbakan Erdoğan'a Açık Mektup - Hakan Albayrak

Sayha — Cts, 31/01/2009 - 10:17

Sevgili Başbakanım, Şu anda size karşı öyle muhabbet doluyum ki, muhabbetim öyle dolup taşıyor ki, kendimi öyle tutamıyorum ki, saygısızlık gibi algılayabileceğinizi hiç umursamadan "Sevgili Başbakanım" diye hitap ediyorum size.

Sevgili Başbakanım…

Cân-ı gönülden Sevgili Başbakanım…

Bu satırları Libya'nın başkenti Trablus'ta bir otel odasında yazıyorum.

29 Ocak 2009'u 30 Ocak 2009'a bağlayan gecenin üçünde, tarihî bir dönüm noktasının tam ortasında yazıyorum.

Sizi tebrik etmek için yazıyorum.

Sizi tebrik etmek…

Ama nasıl?

Bugün yaptığınız şeyin, bugün olduğunuz şeyin hakkını verecek kelimeleri bulmakta zorlanıyorum.

Hem dün hem bugün.

Hem Davos'ta hem Yeşilköy'de.

O sözler, o hareketler, sonra yine o sözler… Ancak bir rüya bu kadar güzel olabilir.

Asaletimiz yerde sürünüyordu; onu yerden kaldırıp şahlandırdınız.

Dünya siyaset sahnesinde nice zamandır ayaklar altına alınıp çiğnenen insanlık şeref ve haysiyetini, ahlak ve fazileti, insaf ve adaleti bir bayrak gibi yükselterek kalplerimize sürur verdiniz.

İlahlık iddiasındaki uluslararası sistem lordlarına kulluk eden ve sizin de kulluk etmenizi isteyen monşerlerin soysuz denge hesaplarına tükürüp, maşeri vicdanın sözcülüğünü üstlendiniz.

İsrail'i ve onun yalakalarını yerin dibine öyle bir batırdınız ki, bütün dünya Müslümanlarının ve göğüslerinde bir yürek taşıyan bütün insanların başlarını göğe erdirdiniz.

Güçlünün karşısında haklıyı yiğitçe savunarak, Şimon Peres'in şahsında İsrail'e ve onun ağa babalarına meydan okuyarak evrensel bir kahraman haline geldiniz.

"Ancak bir rüya bu kadar güzel olabilir" diyorum ama geride kalan şu 10 saatte yaşanan güzellikleri rüyamda bile görmedim ben.

13 sene evvel bu gazetenin sütunlarında kurduğum bir hayal vardı, hatırlayınız; hani "Türkiye'nin dışişleri bakanı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda şöyle bir konuşma yapsa…" deyip, dünya çapında vicdan ve adaletin bayraktarlığını üstlenecek yeni bir Türkiye müjdesi mahiyetinde hayali bir konuşma yazmıştım…

Sizin Davos ve Yeşilköy'de yaptığınız konuşmalar, sizin Davos ve Yeşilköy'de sergilediğiniz tavırlar, sizin Davos ve Yeşilköy'de yazdığınız destanlar, o zamanlar "olmayacak duaya amin" gibi görülen o muhayyel konuşmayı devede kulak gibi bıraktı.

Dünyayı salladınız, Sevgili Başbakanım.

Evrensel adalete adanmış yeni bir Türkiye müjdelediniz.

Zalimlerin saflarında müthiş bir dehşet, mazlumların saflarında müthiş bir sevinç ve ümit rüzgârı estirdiniz.

Otele gelmeden önce Trablus eşrafından bir grup güzel insanla beraberdim; Davos'ta olup bitenleri duymuş, sevinçten uçuyorlardı…

Ayrılırken birbirimize ne dedik, biliyor musunuz?

"Bayramın mübarek olsun."

Mübarek olsun, Sevgili Başbakanım.

Bereketlensin, daim olsun.

"Dik durmaya devam edeceğiz" diyorsunuz ya, Allah bu duruşunuzu bozmasın.

Türkiye'ye yakışan budur, evet.

Size yakışan budur, bize yakışan budur; sakın vazgeçmeyin bundan.

Sakın geri adım atmayın, sakın dönmeyin bu davadan.

Dönmeyin, ilerleyin, yırtıp atın İsrail zulmüne çanak tutan ittifak anlaşmalarını.

Hiç değilse birkaç sayfasını yırtın, bir yerden başlamış olun, şeytanın bacağını kırın.

Tarih yazıyorsunuz, Sevgili Başbakanım; o bölüm eksik kalmasın.

Libya'dan selamlar, selamlar, selamlar…

Hakan Albayrak - 31 Ocak 2009 Cumartesi - Yeni Şafak

peki sevgili hakan albayrak,

ismail okutan — Pzt, 02/02/2009 - 10:58

peki sevgili hakan albayrak, başbakana o üstün cesaret ödülünü yahudiler niye verdiler? Sayın başbakan o madalyayı bütün olan bitenlere rağmen hala neden iade etmiyor? bir yahudi kuruluşu olan İMF ile yeni anlaşmalar neden yapılıyor? gerçekte bir yahudi platformu olan Davosta ne işi vardı başbakanın kimse sormuyor. davostaki tavır ve sizin övücü (edebimden başka bir şey demiyorum) yazılarınız bütün bu gerçeklerin üzerini örtüyor aslında. bir de bunlarla ilgi bir yazı yaz bakalım, nasıl yazıyorsunuz.? bir açık mektup da bunlarla ilgili yaz bakalım o sivri, çok sevilen kaleminizle. görelim bakalım nasıl edebiyat patlatıyorsunuz?

Hakan Albayrak avukatlığı

Halid Aslan — Pzt, 02/02/2009 - 18:18

Hakan Albayrak avukatlığı addetmeyiniz lakin bırakın cevabı şu sıralar Libya'da bulunan Hakan'ın haberdar olması bile zor. yazıyı buraya ben iktibas ettiğime göre sadee şu iki kelamı edebilirim aziz dostum...

Hakan kendisini "sınırlara lanet olsun" diye parçalayıp İslam birliği için didinirken Ümmetin vahdetine yönelik en ufak bir emareyi bile büyük bir zafer ve vahdet yolunda atılmış önemli bir adım olarak görmektedir. Hakan için israilin suratına taş atan çocuk da mücahittir, kardeşlik ve birlik için adım atanlar da... Erbakan Hocanın açtığı yolu devam ettirecek olan Numan Kurtulmuş da ümmetin birliği için bir dirhem harekette bulunsa hakan'dan sitayişleri alacaktır... Olaya böyle bakmanı istirham ederim...

Brezinski Büyük Satranç Tahtası'nda taşların vazifelerini yazar ve sonuçları planlar. Davos tamam, İsrail anlaşmalar eyvallah. Bükük belimizi bir "heyt" narası ile doğrultan adamı da çok görme bize İsmail... Allah umduğumuz kişilerle değil de başkalarının eli ile hidayeti, birliği ve dirliği nasip edecektir belki de... Olamaz mı? hem bilmez misin kimin ne hesabı varsa, varsın olsun lakin asıl Allah'ın hesabı vardır...

Allah oyunları boşa çıkaran değil midir?

Dünyadaki İslam ülkelerinin

Selman Maltaş — Pzt, 02/02/2009 - 18:38

Dünyadaki İslam ülkelerinin mevcut konjonkturel yapısına bakalım. 2006 yılında Lübnan ve İsrail arasındaki 33 gün savaşında Seyyid Hasan Nasrallah liderliğindeki Hizbullah, İsrail'i darmadağın etti. Fakat savaş esnasında Fuad Sinyora Hükümetine bağlı Lübnan ordusu İsrail askerlerine çay ikram etmekle meşguldü.

Filistin'in meşru temsilcisi Hamas, İsrail askerlerini Gazze girişinde haklarken, Filistin'in süresi dolduğu için artık ülke üzerinde hiçbir tasarruf hakkı bulunmayan eski Devlet Başkanı Mahmud Abbas Olmert ve Condi ile Hamas'ı nasıl bitirebilecekleri konusunda fikir teatisinde bulunuyordu.

Recep Tayyip Erdoğan Peres'e sıkı bir tokat indirirken ve İslam ülkeleri bu hareketi ayakta alkışlarken, Genelkurmay alelacele "İsrail ile ilişkilerimiz sürecek" mesajı yayınlıyordu.

Türkiye ve Suriye arasındaki yakınlaşma sınırların kaldırılması noktasına doğru giderken, Suriye'deki derin yönetim, İslamcıları (İhvan-ı Müslimin) faili meçhul cinayetlerle yoketmeye devam ediyordu.

Bu örnekler saymakla bitmez. Zor bir süreçten geçiyoruz. Bunu atlamayalım.

Herkesten bir "açık mektup" lütfen

nur zelal — Cts, 31/01/2009 - 13:40

Dünyanın nereye ayarlı olduğunu bildiğimiz,bilmediğimiz tüm saatleri sustu,bu toprakların Adam'ı konuştu.O konuştukça bütün diplomatik mide bulantıları ilişkilerin şirazesi kaydı.O salonda bulunanların-sahnedekiler dahil-bakışlarında dehşetli bir şaşkınlık vardı.Dünyanın şımarık çocuğunu azarlayan ve sen işte bu'sun diyebilen bir yürekliliğe söylenecek en güzel söz ne ironiktir ki komşumuz Yunanistan'ın resmi televizyonundan geldi:"Tüm gezegenimizin dile getiremediğini seslendirdi Erdoğan"
Evet,hepimiz o "Konuşan Adam"a sahip çıkalım ve tıpkı Sayın Albayrak'ın yaptığı gibi bir "açık mektup"yollayalım,hem de el yazması...
Ekranlardan "bu halk Menderes'i yalnız bırakmıştı,yine yapar" diyerek aba altından sopa göstermeye kalkan patagonya ! yazarlarına inat,Davos ve Yeşilköy'deki cümlelerden levhalar olsun evimizin,masamızın her bir köşesinde.Özlü sözler niyetine...
Bu mektubu da çocuklarımıza ezberletmek için hep saklı tutalım.Hikayesine ne de güzel yakışıyordu diye...

Zamanın Hakiki Gezgin

cihad meriç — Cts, 31/01/2009 - 10:37

Zamanın Hakiki Gezgin Devrimci Dervişi Hakan Albayrak'a selam.

Samimiyetin 7,65 şiddetinde dünyayı sallar.
kapital kaleleri seni görünce titrer.
Zalimler kaçar

Tanımadığın adamı kucaklayışın var ya
muhabbet kendine gelir
mazlumlar güler

Sözlerin entellektüel lakırdılara tokattır
yaşamak alnında yazılı
kainat seninle sevinir

sade bir muhabbet

Davos'ta Osmanlı Ruhu

Karabayır — Cts, 31/01/2009 - 01:02

Ben Cihan'a adaleti öğretmiş bir milletin torunuyum.Tayyib Babam tam bir Osmanlı evladı gibi davrandı ve Türkiye'nin "uysal koyun" olmadığını herkese çook güzel bir şekilde duyurdu.

ALLAH Bize Kudüs'te özgürce namaz kılmayı nasib eylesin.

AMİN...!

Tarih seni yazar milletin ADAMI.

cihad meriç — Cum, 30/01/2009 - 22:36

İşyerinde, Dolmuşta, otobüste, tranvayda her yerde bu konuşuluyor. Bu bile yeter. Arada kasımpaşalı olmak lazım. Şeyh hani demiş ya çıkar ağzından baklayı. Dünya basını önünde o cümleler kurulmuş ya israil yakında kendisi elçisini çeker, anlaşmaları da iptal eder. Zaten bir uçak anlaşmasını iptal etti biliyorsunuz. Bizde etkin ve yetkin yahudi fazla olduğu için bürokrasi anlamında bizim tepki koymamız uzun zaman alacak. Halk tepkisini koydu, vatandaş Erdoğan tepkisini koydu. Her ne kadar ben Türkiye Devleti Başbakanıyım dese de israili sevenler onu Başbakan olarak görmüyor. Onlar görmesede bu millet bilinçleniyor. Erdoğan'ın eksikleri çok fakat sevimli adam vesselam.
Tarih seni yazar milletin ADAMI.

tvnet'te açılışa koymuş iyi etmiş tekrar tekrar izleyin:tvnet

sade bir muhabbet

Tebrik- Milat

M.Nuri Bingöl — Cum, 30/01/2009 - 14:37

Bu İsrail'e karşı insanlığın ayağa kalkması için - bence- bir milattır. Tıpkı 11 Eylül'de - ne şekilde olduysa oldu- ABD'nin dokunulmazlığının ortadan kalktığı gibi...

" TEBEDDÜL-Ü ESMA İLE HAKAİK TEBEDDÜL ETMEZ. HAKİKAT HAKTIR."

Başbakanın Davosta

ismail okutan — Cum, 30/01/2009 - 13:02

Başbakanın Davosta sergilediği tavır tek başına ele alındığında, elbette insanın hoşuna giden, gönülleri okşayan, işte böyle olmalıydı dedirten cinsten bir tavırdı. Oysaki biz bu çok önemli meseleye sadece duygusal olarak yaklaşamayız, bir de bundan önce meydana gelmiş olaylar zinciri var. Yani sözkonusu olan tavrı sergeleyen kişinin sorumlu olduğu 7 yıllık dönemde sergilediği, kendini bağlayan diğer tavırları da var. Hepsini birlikte ele almak zorundayız. . Biz elbette olaylara bütüncül bir pencereden bakacaz. Şimdi bir kere değil on kere düşünsek, o keresinde de şunları görürüz: İrail cumhurbaşkanını davet edip mecliste konuşturan, sonra da sanki bir kahramanmış gibi ayakta alkışlayan bu başbakanın partisi değil miydi? Yahudi örgütlerinden aldığı ödülü hala iade etmeyen bu başbakan değil mi? Bop eşbaşkanlığından hala istifa etmeyen bu başbakan değil mi? Tavırlarıyla ilişkileriyle 7 yıllık icraatlarıyla savaş öncesinde israile cesaret veren bu başbakan değil miydi? Şimdi donkişotluk yapıp o da aslında kendi şahsına dokunuldu diye davosta bağırıp çağırdığı için şimdiye kadar tüm yapıp ettiklerini unutacak mıyız? Türkiye ve israil terörden çok çekmiş bu yüzden hukukun üstünlüğüne önem veren iki ülkedir, diyen bu zihniyetteki sayın GÜL değil miydi? Davosta bir kişiye efelenmekle bütün bunların sorumluluğunu, sepep olduğu olayların günahını ortadan kaldırabilir mi? Hayır bir Müslüman bu kadar zayıf hafızalı olamaz, bu kadar sığ bakamaz olaylara, bu kadar basit bir pencereden bakamaz olaylara. Bütün bunlar yaklaşan seçimlerde tepkileri oya tahvil etmek, ucuz kahramanlık peşinde olmaktan başka bir şey değildir. Milli Görüşün önünü kesmekten başka bir şey değildir.Peki kardeşlerim, bu israil savaştan önce gelip sayın Başbakanla 6 saat görüşmedi mi? o zaman deseydi ya kendisine, biz savaşa karşıyız, çocukları, masum insanları öldürmenize karşıyız, engel oluruz, saldıramazsınız deseydi ya, madem çok karşıydı niye o zaman bir şey demedi.6 saat boyunca sadece çay içmediler herhalde. Biraz basiret lütfen. Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.

helal olsun ismail okutan/helal olsun başbakan

Gül Çiğdem — Cum, 30/01/2009 - 13:49

davostaki mevzu gercekten dünya kamuoyunu karıştıracak cinsten.
olması gereken buydu.
haklılık savunulmaz ki.
sergilenirken en ufak bir korku endişe duyulmadan sergilenmesi gerekiyordu ve öyle de oldu.
helal olsun...

lakin yorumları okurken en cok dikkatimi ceken ve haklılık payını da esirgemeden verdiğim ismail okutan yorumu oldu.

siyasetin sağını da solunu da sevmem.
her ikisinin iyi taraflarını da tutarım sadece ve aynı fikirde de olsam eleştirmekten cekinmem.

davostaki bu mevzu yüreklere bir nebze olsun su serpsede
yine de gecmişteki hataları da unutmamak gerekir.
bu açıdan ismail okutanın yazısına gönülden katılıyorum.

ve dediği gibi bir müslüman'ın hafızası bu kadar zayıf olmaz.

gercekleri sunuş tavrınızdan dolayı helal olsun ismail okutan

d'li derviş

masaya yumruğu vuramayan

Nefi Selamoğlu — Cum, 30/01/2009 - 13:45

Ah be İsmail... Kardeşim İsmail... Rüyanın en güzel yerindeyiz. İçinden düşünsen olmaz mı? Kısacık şu mutluluk ve rehaveti niçin çok görüyorsun bize... Gün ışıdıktan sonra göreceğiz gerçekleri... İşin havası değişecek. Diplomasi böyle gerekli denecek... Ama az daha kalalım rüyamızla...

Milli Görüş demişken laf ile dahi olsa "masaya yumruğu vuramayan" bir hareketse kast edilen hiç seslenme hep rüyada kalalım biz.

evet kastım o

ismail okutan — Cum, 30/01/2009 - 16:45

sevgili nefi kardeşim, evet; D8 i kurarak siyonizme ve emperyalizma karşı yeni cephe, yeni blok oluşturan, havuz sistemiyle onların yerli işbirlikçileri olan medya, akademisyen, sivil güçlerinin yalama kaplarını elinden alarak yolsuzlukları engelleyen, denk bütçeyle ülkemizin tüm kesimlerini eşit bir şekilde gelir dağılımından faydalandıran, sanayi yatırımlarıyla ülkemizi batının, Amerikanın sömürgesi olmaktan kurtaracak olan 85 yıllık TC tarihinin en başarılı hükümetini kuran milli görüşü kastettim tabiiki. Diğerlerinin yaptıkları hayallerimize bile ulaşamadı. Şimdi şu D8 i düşün, ne büyük projeymiş meğer, eğer akp D8 i hayata geçirseydi bugün ne gazzede, ne ırakta, ne afganistanda bu savaşlar olurdu, müslümanlar ölmezdi. işte icraat budur, sadece konuşmak bir şey çözmez..Bilesinki İşte masaya yumruk aslında böyle vurulur. Vurdun mu bir masa değil, bütün bir yer küre sallancak kardeşim. Sevgili Erbakan D8 le öyle bir yumruk vurduki sadece masaya değil, tüm küresel zalimlerin suratına vurdu. Tüm yer küre sallandı. Hemen harekete geçip bin bir türlü desiseyle, işbirlikçileri devreye sokarak haksız yere yerinden ettiler. Ne çekiyorsak hala bundan çekiyoruz. Hala belini doğrultamadı Türkiye. Ama bu iş yine milli görüşe kalacak, başka da çaresi yok zaten. Yüreğinizi serin tutun siz. Allah yar ve yardımcımız olsun.

hepsine erbakanı anlattım

Nefi Selamoğlu — Cum, 30/01/2009 - 17:04

seni sevgili dostum hakan albayrak'ın şiiri ile selamlıyorum ve en güzel kelimelerden birisi ile bekliyorum: "inşaallah...."

hepsine erbakanı anlattım
liseli aşklarım, yavrularım, canlarım benim
bir leopar tankına atlayıp savaşa girdim
hey kızlar dedim, benim yeni devirde yazılarım çıkıyor
kolay lokma değilim
liseli aşklarım, canlarım, yavrularım benim
hepsine erbakanı anlattım
iyi de ettim.

hakan albayrak / çete / 1989

Allah kendisinden razı

Hilal Acar — Cum, 30/01/2009 - 12:15

Allah kendisinden razı olsun... Sayın başbakanımız kendisine ve İslama yakışanı yaptı.

İsrail büyük bir insanlık suçu işledi. Masum halk ve çocukları acımasızca katletti(ediyor). Sayın başbakanımız tavrıyla sözleriyle ve haklı tepkisiyle yüreğimize biraz olsun su serpti. Uzun zamandır haberleri seyretmiyordum. Akşam heyecan içinde izledim olanları ve şükrettim. Daha fazlasını yapmasını, israil ile tüm ilişkileri bitirmesini, elçimizi geri çekmesini kalben diliyorum.

Helal olsun sana Recep Tayyip Erdoğan...

inanıyor musunuz

ismail okutan — Cum, 30/01/2009 - 16:21

hilal bacım

çok saffiyane düşünüyorsunuz..gerçekten inanıyor musunuz bu dediklerinize. Daha fazlasını yapmasını, israil ile tüm ilişkileri bitirmesini, elçimizi geri çekmesini kalben diliyorum. diyorsunuz ya, bunlar dilek olarak güzel şeyler. iş icraata gelince 7 yıl boyunca gördükki sözler su olup, buhar olup uçuyor havaya. doğrusu yanılmayı çok isterim ama beraberce görecez. bana hak vereceksiniz o zaman.

"Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak."

Murat Soyak — Cum, 30/01/2009 - 11:05

Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan'ın zalimler karşısındaki erdemli duruşunu takdir ediyorum. Bu tavır alış unutulmaz. Milletimizi yıllarca küçük, zayıf göstermeye çalışan yahudi medya bir kez daha "şok" oldu. Bu, bir yol ayrımıdır. Tarihin kırılma anları vardır. Gazze'de yaşanan acılar, yıkımlar; soykırım karşısında onlardan razı olmadığımızı ifade ediyoruz. Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Kuveyt vb. ülkelerin onursuz yönetimleri de "şok" oldu. Zira onların söyleyemediği sözü Türkiye söylüyor. Üstad Sezai Karakoç bir yazısında şöyle der: "Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak.Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar." Selâm, dua ve gayret ile...

Murat Soyak

yeni doğan çocuklarına 'Türkiye' ismini veriyorlar

Halid Aslan — Cum, 30/01/2009 - 08:03

İHH Başkanı Bülent Yıldırım Gazze'deki durumu bildiriyor ve en hoş cümlelerden birisini kuruyor:
"Burada bazı aileler yeni doğan çocuklarına 'Türkiye' ismini veriyorlar"

İşte bu. Bu hava her şeye ve her yere yansımalı... Telef edilmeden Müslüman Halkların Kardeşliği için, birlik için temel sayılmalı. Acilen. İsrail'e fırsat verilmeden...

Az önce televizyonda biri

Mehmet Akif Baltacı — Cum, 30/01/2009 - 02:41

Az önce televizyonda biri 3.Abdülhamit diye bağırıyordu.. 1.Tayyip ::::))))

Dünya bunu yazsın bir yere!

Ayşenur Bulut — Cum, 30/01/2009 - 02:01

Bu akşam, milletinin/vatanının dertlerine duyarsız kalmamaya çalışan biri olarak çok sevinçli ve gururlu anlar yaşadım. BU ÜLKE’nin Başbakanı Dünya Ekonomik Zirvesi DAVOS’ta aylardır süren Filistin meselesi hakkında cesur söylemlerde bulundu. İnsanlığı hiçe sayan zihniyete dünyanın gözleri önünde insanlık dersi verdi. Ve kendisine söz hakkının tanınmamasına karşılık, pek az insanın yapabileceği şekliyle, Davos’u terketti.

Bütün olup bitenler internet sayfalarında, radyolarda, televizyonlarda, yarın sabah gazetelerde… Dünya bunu yazsın bir yere!

http://www.arsivdesiniz.com/

http://www.derindusunce.org/

Uzun zamandır haberleri bu

Cihan Ülsen — Cum, 30/01/2009 - 01:39

Uzun zamandır haberleri bu kadar iştahlı izlerken görmedim kendimi. Yüreğimden ne geçiyorsa Sayın Başbakan dile getirdi, sözünü hiç sakınmadan. Belki orada olan ben olsaydım, bu kadarını söyleyemezdim.... Başka ne denir bilmiyorum...

Şu haberlere çıkıp da " Sayın Başbakan konuşurken dizlerim titredi, her şey bitti bizim için" diye feryat figan ortalığı yaygaraya verenlere ise en güzel cevap gecikmedi: Başbaka'a özür... Şimdi ne diyecekler merak ediyorum ( aslında bir şey diyemeyeceklerini çok iyi biliyoruz ya, neyse )

Bizler Yüce Allah'ın sayesinde kınayıcıların kınamasından kormadık, korkmayacağız...

Güzel ülkemden yakışıklı bir selam Başbakan'a....

Her hicret bir inkılaptır...

:)

Fatma Zehra Arslan — Cum, 30/01/2009 - 01:11

Şükraaaan!
Ülke tv de Filistinli kardeşlerimiz için yapılan duaya daha da gür bir sada ile amin dedik...

Davos'ta bir başbakan

Nefi Selamoğlu — Per, 29/01/2009 - 23:33

Herkes kendince değerlendirme yapacak...
CNN Türk, NTV, Star, Aydın Doğan filan "vay efendim siyaset, uluslararası ilişkiler...olmaz ki, cik cik cik. Rezil etti bizi filan"
Bizimkiler, "yürekleri sevinç içinde, gözleri ışıl ışıl... helal "Tayyip" Allah'ına kurban senin" makamındalar...
Onu bunu bilmem, şunu iyi hatırlarım. Ecevit öldü gitti, bize ölünün ardından söz söylemek düşmez lakin zamane başbakanının bir ABD ziyareti ve Puşh ile yanyana bir karesi vardı ki sanırsınız hocası tarafından fırçalanan bir talebe... Hatırlarsınız...

Tayyip Erdoğan bakkal dükkanı yönetsin yönetmesin, bilerek yapsın yapmasın, haklı olsun haksız olsun.... Şu andan hiç biri ile ilgilenmiyor ve hamasetle konuşuyorum...Herif gibi idi gözyaşlarıyla seyrettim; şampiyon olmuşcasına keyiflendim, alkışladım!
Benim Başbakanım işte böyle olmalı dedim... Helal sana Tayyib Erdoğan!..

İşte budur... Helal olsun..

Aynur Yavuz — Cum, 30/01/2009 - 00:25

İşte budur...
Helal olsun..

Benzer Yazılar

  • Merhamet Kazandı
  • 28 Şubat
  • Danıştay, Sana Ne Desem?
  • Müslümanlar Ergenekon Tartışmasının Neresinde?
  • Toplum Mühendisleri Yine İşbaşında

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız
  • Fotografhane
  • Kategoriler
  • İzlence

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Rastgele

  • İçerik
  • İzlence

  • ezginin günlüğü (gemi)
  • Bizim İmanımız ve Muhabbetimiz Türkülerdedir
  • Nihavend Kıyılar
  • Ruhum Ötelere Hasret
  • Evrensel Bir Hüznün Sonunda
  • Bulanık Bir Çağda Duru Bir Ses, Berrak Bir Duruş: Nuri Pakdil
  • Bir Otuzuncu Yaş Hikayesi
  • El- Zeydi ve Recep Tayyib Erdoğan
  • Kar ve Gece
  • Allah'a Ismarladık

Fotografhane'den

Mescd-i Nebevi

Duyuru - Etkinlik

  • -"Biz İsrail’i suçlayanlar
  • -"Ne Bahar Kaldı, Ne Gül" Konuşma
  • - ''İkindi Yazıları yeniden tıpkıbasım olarak yayımlanacak''
  • ... Devamı
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Nevbahar
    • 100 Türk Büyüğü
    • Dost'a Mektuplar

    Son görüntülenme:

    • Karıştır Çayını Zaman Erisin
    • Bırakma Beni Ey Sevgili
    • Gözlerime Sürecek Kadar Mavi (Gülü/ver III)

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010
    Gizlilik ve kullanım şartları

    • söz makamı
    • 100 türk büyüğü
    • kitap makamı
    • site haritası
    • ara
    • İletişim

    @ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.