Cemre
İbrahim Talha — Salı, 04/03/2008 - 15:55
Rahmetli anneannem iyi bilirdi eski takvimi. Bu bilgiyi bugün için babam devam ettiriyor. Biraz biraz da bana bulaşmadı değil. Bayılırım böylesi kesin bilgilere. Hemen hiç şaşmaz desem mübalağa mı olur? Pek değil. Beklenmeyen bir demde, havanın ani değişimlerine hemen damgayı vuruyor babam. Zemheri, Mart Dokuzu, Ay başı, Abdul Beş... Atalardan miras bu ilim, gerçekten enteresan aynîlik gösteriyor. Sıra dışı gelişmeler olmuyor mu? Oluyor elbet. İşte şu yaşadığımız mevsim gibi oluyor ama genelde devede kulak sayılmaz bu durum.
"Kor halindeki ateş" diye tarif ededurmuş ansiklopediler cemreyi. İlave etmişler sonra: "Şubat ayının ikinci yarısıyla, mart ayının ilk yarısı arasında, önce havaya, sonra suya ve son olarak da toprağa düşerek onların ısınmasını sağladığına inanılan enerji..."
Cemre diye adlandırılan sayılı günlerin takvimlere nasıl girdiği bilinmiyor. Yılın 180 gün süren soğuk yarısı olarak ayırt edilen Kasım döneminin 100. gününden sonra, sıcaklığın yükselmesi ile ilgili gözlem birikimini, kora benzetilen bir enerji kaynağıyla açıklama düşüncesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor. İstanbul'da 60 yıllık dönem için yapılan bir araştırma, cemrelerin kıştan bahara geçilirken ortalama sıcaklık eğrilerinin yükselmeye başladığı dönemin başlangıcını belirledikleri ve bu dönemde mevsim normallerinin üzerindeki az ya da çok bir sıcaklık artışıyla çakıştıklarını ortaya koymuş. Cemreler arasındaki günlerdeyse, sıcaklıkta az da olsa bir düşüş saptanmış. Aynı araştırmaya göre her üç cemre dikkate alındığında, bir iki günlük farklarla bu tarihlerde % 42 ihtimalle, iki cemre dikkate alındığındaysa %74 ihtimalle belirgin bir ısınma gerçekleşmiş.
Bu sene, her şeyin anormal yaşandığı bir kış oldu. İlk cemre ile küçücük de olsa ısınan hava ikinci cemreye kadar yerini "karakış" soğuğuna bıraktı. Bakalım suya düştükten sonra sular artık donmayacak, toprağa düştükten sonra ise iyice ortalık ısınacak mı?
Bilgi, tecrübedir. Tecrübelenelim öyleyse.
- İbrahim Talha yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



İbrahim Tenekeci "Son
Kâni Çınar — Salı, 04/03/2008 - 17:57İbrahim Tenekeci "Son Düzlük"te diyor ki:
Bir keresinde doktora gitmiştim. Karşımdaki koskoca bir profesördü. "Ne iş yapıyorsunuz?" diye sordu. "Milli Gazete'de yazıyorum" dedim. Gazetecei olduğumu duyunca şaşırıp sordu: "Neler yazıyorsun bakalım?"
"Politika ve gündeme pek girmiyorum" dedim; "kuşlar, böcekler, çiçekler.... genellikle bunlardan bahsediyorum."
Bana olan ilgisi bir anda dağıldı ve tekrar masanın üzerindeki evraklara gömüldü. Ve şunu mırıldandı: "Tabi, tabi... Ara sıra böyle şeyler de lazım."
Bu, o an için zoruma gitmişti. Sonradan anladım ki, "zoruma giden" şeyler sayesinde insanım...
Hadise bu Üstadım. İnsani olanı öne almak, onu yaşamak ve yaşatmak... tam da üçüncü cemrenin arefesinde. Eyvallah. İnsani damarların ebedi kalması dileğiyle...