Bana Bir Şair Söyle Adam Olsun
İbrahim Talha — Paz, 01/03/2009 - 12:47
Niyet başlangıçta böyle değildi. İki kelam ediverince karşı konulamaz bir rüzgara teslim olduk. Bizim abilerimiz, ablalarımız var, güzel şiirleri var, onları okuyanlar bir yere not edenler var, öyleyse yazalım bir yerlere bir şekilde paylaşalım istedik. Üç beş abimize ve ablamıza mikrofon uzattık ve haddimiz olmayarak şöyle sorduk:
Yeni neslin şairlerinden bir isim ve sevdiğiniz bir kaç mısra istesek?..
Noktasına, virgülüne dokunmadan cevapları nakşettik efendim. Densizlik edip ulaşamadığımız abilerimiz ve ablalarımızdan istirham ediyoruz efendim aynı formatta yorum giriniz.
Sizi hakkaten çok seviyoruz.
Bilesiniz.
Kâni Çınar: İbrahim Tenekeci
eline sağlık tanrım, leyla çok güzel olmuş
tanrım eline sağlık, dünya da güzel olmuş
keşke biraz ölmesem
Halid Aslan: İsmail Kılıçarslan
bu ülkeden nefret etmeyeceğim sayın başkan, vazgeçmeyeceğim sevgilimden
vazgeçmeyeceğim dedemin anlattığı ali, hamza, muhammed, isa, musa ve yusuf
Kerem Dağlı: Mevlana İdris
gidiyoruz
bir şey sormayın bir şey söylemeyiz
sarı kağıtlarda şiir olmayı seçtik
yüzümüzde yolların cesur çığlığı
gidiyoruz
dönüşümüzü beklemek kaldı size
rüzgarın hû
canların hû dediği bütün mevsimlerde..
Asu Turnacı: Hakan Albayrak
orda bir savaş var içimde
kokla şair bu taşı gazzeden getirdim
bu görmüş olduğun kurşun
filistinin göğsünden çıktı
sen oğuz atayda yüzerken
intihar yeyip intihar kusarken
bir çocuk adam gibi öldü.
-
Paylaş
- İbrahim Talha yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- Rastgele

"kinâye"
Nur Zelal — Cts, 21/11/2009 - 02:20KİNÂYE
maveradır yüreğim, kılcal damarlarım kör
gözevlerimde istanbul’u kül eden bir yangın
gecenin kalkanını delip geçen bu ruzigar
bu bağırtılar, kan çanağında ovulan ellerim…
ben alabildiğine me’yus kinayeyim, kasrım yok
alnımı çarptığım infazlar dürdanedir, ibrişim
öksürürken ağlarım, çağıltı nedir bilmez barbarlığım
kibrit kutularından çaldığım gülşenim…
ben alabildiğine me’yus kinayeyim, kasrım yok
alnımı çarptığım infazlar dürdanedir, ibrişim
öksürürken ağlarım, çağıltı nedir bilmez barbarlığım
kibrit kutularından çaldığım gülşenim…
maveradır yüreğim, kılcal damarlarım kör
gözevlerimde istanbul’u kül eden bir yangın
gecenin kalkanını delip geçen bu ruzigar
bu bağırtılar, kan çanağında ovulan ellerim…
Kâni ÇINAR
Her okuduğumda,ruhumun gözeneklerinde hüznün resmi...
Bu makama çok yakıştı
Fermanın kurtuluş levhan,yolun açık olsun
Nur Zelal — Per, 19/11/2009 - 18:14GÜLCE
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar yüzünde infaz
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz'dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum
ÖMER LÜTFİ METE
kitabe
Nur Zelal — Per, 29/10/2009 - 18:20Bekledik bekledik,bugün de yeni bir şey olmadı;
Yağmurlar yağmaya,
Mezar taşları ıslanmaya,
Kemiklerimiz ufanmaya devam etti.
Bugün de burunlarını buruşturdular
Toprağı koklayan taze ölüler;
Keskin kokusu yokluğun
Onların da genizlerini sızlattı.
Mezarcılar mezar kazdı,
Müezzinler selâ verdi,
Kâtipler,ah çekip yaş dökerek
Yine dünkü yazıları yazdılar:
"Bekledik bekledik...bugün de
Borulara üfleyen olmadı !"
Cahit KOYTAK
n'eylesin
Zenan Sude — Salı, 06/10/2009 - 04:10gömdüm güzel günlerimi
gömdüm özlem topraklarına
öyle çok ağrıdım ki
öyle çok bağırdım ki sağırlıklara
öyle çok çektim ki ayrılık acısını
korkar oldu acı benden
ben sevmenin ustasıyım
ummanın
beklemenin
taşa tohum ekmenin
ben sövmenin ustasıyım
biriktire
biriktire
yeraltı gölü
buna gülmek n'eylesin
Hasan Hüseyin
"sen ki bilirsin..."
Nur Zelal — Salı, 06/10/2009 - 12:10"Sen ki bilirsin kır çiçeklerini
Hangi rüzgâr dağıtırsa dağıtsın
Düştükleri yerde yeniden çoğalırlar
Taşlara taşça sorarlar baharı
Toprağa toprakça sorarlar
Koysan sığmazlar saksılara
Dağların öfkesiyle uyanır
Yağmurun sevinciyle dağılırlar
Ve bir gün
Güneşin suları öptüğü zaman
Özgürlük renginde sevgiye açılırlar
Toprağın ilk sancısından beri
Kaç ihanet gördü kır çiçekleri
Kaç güzelliği kurban verdi çığlara
Ne yıllar tükendi ne baharlar
Bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek"
ADNAN YÜCEL
Her karışını yıkayıp paklamak pahasına da olsa...
Kuş patladı, Allah vardır,
Fatih Mutlu — Salı, 06/10/2009 - 01:54Kuş patladı, Allah vardır, bisiklet söylüyorum
Fotoğrafı ve’l asr ile açıkla derdi babam
Kuyulardır derindir, içinde adam vardır
Yusuf bile düşmüştür, Aleyhisselam!
Ah Muhsin Ünlü
***
Allah’ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela Al Pacino
yardımın gerekiyor Kadıköy’deyim stop.
Murat Menteş
"Bazı Günler Uygun Değildir Aslında"
Nur Zelal — Paz, 04/10/2009 - 16:22..............
günlerin ağırlıkları kaldıramadığı zamanlar vardır.
sözler dibe vurur ; hiçbir maviliğin kaldıramayacağı bir ağırlığa ulaşır.
sessizlik , seslerin ötesinde bir hayalet gemi olur.
gider , en gidilmez limanlara demirler.
böyle günler , uygun değildir aslında konuşmaya.
ama konuşuruz.
...................
günlerin surat asmaktan hoşlandığı zamanlar vardır
hüzün düşer yüzümüzden ; parçalanır , bin parça sıkıntıya sığınır parçaları.
içimizdeki her şey , kendini tene vurmanın bir yolunu arar.
acıyı tırnaklarımızda bile hissederiz.
böyle günler , uygun değildir aslında gülümsemeye.
ama gülümseriz.
.............
Gökhan Özcan
Dinginliğin adresi gibi Gökhan Özcan'ın kalemi...
Nedenini bilmiyorum ama tıpkı Suavi şarkıları gibi.
Ruhun günü kazasız belasız atlatması için...
Suavi dediniz de "şimdi
Halid Aslan — Paz, 04/10/2009 - 16:25Suavi dediniz de "şimdi İstanbul'da olmak vardı..." dedik sessiz sessiz...
Sessizlik...
Nur Zelal — Paz, 04/10/2009 - 16:29Suavi varla yok arası bir dokunuştur kulakta,birazda sessizliktir.
Sessizlik iyidir,ruha iyi gelir...
Şair Sorgulaması
Nur Zelal — Cts, 26/09/2009 - 01:20Sorgulayıcılar bir kış gecesinde
Titrediler üstüme
Azgın gözlerinde çevrelenmiş mor halkacıklar vardı
Bana akseden;
Perde perde sesler,evde infilak,yediğim tokat
Hatırladıklarım;
Tesbit,muayene ve kimlik
Ruhum dağdağalı,kalp normal,beden sakin
Ve konuşuyorum:
Ben,garip ve girift tutkular virtüözü
Ben,acı hayatın kanlı yaprağı,
Ben,yeni dünyanın esmer damgası,
Ve ben,kelleme kazınmış anıların son kertesiyim.
Ama tuhaflığımı,
Ama şeklime ses veren sessizliğimi,
Ve sevda bulutuna yüklendiğim duygusallığı
Gözbebeklerimde çırpınan hırçınlığıma,
Sakın sormayın.!!
Anlamak yetersiz,anlatmak hafif.
Çünkü külfetli
Çünkü huzursuz
Çünkü yaralı
Çünkü hiddetli
Kızmadan,
İşte gülümsüyorum
Şimdi konuşan ben değilim.
Kirli duvarlar,kırık somyam,nikotin
Sabahleyin rakseden yağmur damlası
Ve onun kaldırımlara vurduğu eşsiz kokusu
Yazmadan anlıyorum,
Değişmeyen çehre,kilitli dudak
Anlıyorum,
Şafşata,şefkatsiz rütbe.
Ve esaretime ayaklanan sevgi yumağım
Durmak bilmeyen akrep,yelkovan
Anlıyorum,
Donmak yargılarsa bedenimi
Hükmüm azap ve ateş
Çırpınan elleri görüyorum,duymuyorum
Duymuyorum alkış sesini
Kimlik yırtık,kimlik bezgin
Anlamak yetersiz,anlatmak hafif
Çünkü sakin
Çünkü deli
Çünkü şairim.
MEHMET KARAKAN
zindandan mehmed'e mektup
merve bardak — Per, 10/09/2009 - 02:44...
Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!
necip fazıl
Bir veda daha,sonsuzluğa doğru...
Nur Zelal — Salı, 07/07/2009 - 20:13BİR YÜRÜYÜŞÜN SONUNDA ŞARKI
Gökyüzü ilk kez benim, çünkü yukarıya
kaldırınca parmağımı değecek kadar yakın
Deniz benim, ilk kez benim, sularını ayaklarımla
köpürtecek, sesini dolduracak kadar avuçlarıma
Rüzgâr ilk kez, sözcükler ilk kez benim, yelelerine
tutunup da uçacak kadar, uçuracak kadar yüreğimi
Bir yürüyüşün sonunda uç veren kanatlarla
acıyı silebilirim, yazıldıkça alnına çocukların
Bir adımda geçebilirim kentin ıssızlığından
göğün, rüzgârın, denizin coşkulu kalabalığına
İlk kez benim, ilk kez soluğunu elimde
bir bayrak gibi tutuyorum,
bir daha bırakmamak üzere
KEMAL ÖZER
Bugün Nazım'ın ölüm yıldönümü
Zenan Sude — Çar, 03/06/2009 - 17:50Bugün Sunay Akın ve Akgün Akova Novodeviçye Mezarlığı'na, Nazım'a memleketten selam götürdüler... Nazımımmm, Hasan Hüseyin'in şiiriyle andım seni bu sabah..."gece leylak ve tomurcuk kokuyor / yaralı bir şahin olmuş yüreğim /uy anam anam, haziranda ölmek zor "
BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMIN
MEKTUPLARI
1
Senin adını
kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım.
Malum ya, bulunduğum yerde
ne sapı sedefli bir çakı var,
(bizlere âlâtı-katıa verilmez),
ne de başı bulutlarda bir çınar.
Belki avluda bir ağaç bulunur ama
gökyüzünü başımın üstünde görmek
bana yasak...
Burası benden başka kaç insanın evidir?
Bilmiyorum.
Ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
Bana kendimden başkasıyla
Konuşmak yasak.
Ben de kendi kendimle konuşuyorum.
Fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi
şarkı söylüyorum karıcığım.
Hem, ne dersin, o berbat, ayarsız sesim
öyle bir dokunuyor ki içime
yüreğim parçalanıyor.
Ve tıpkı o eski acıklı hikâyelerdeki
yalnayak, karlı yollara düşmüş,
yetim bir çocuk gibi bu yürek,
mavi gözleri ıslak
kırmızı, küçücük burnunu çekerek
senin bağrına sokulmak istiyor.
Yüzümü kızartmıyor benim
onun bu an böyle zayıf böyle hodbin
böyle sadece insan oluşu.
Belki bu hâlin
fizyolojik, psikolojik filân izahı vardır.
Belki de sebep buna
bana aylardır kendi sesimden başka insan sesi duyurmayan
bu demirli pencere bu toprak testi bu dört duvardır...
Saat beş, karıcığım.Dışarda susuzluğu
acayip fısıltısı toprak damı
ve sonsuzluğun ortasında kımıldanmadan duran
bir sakat ve sıska atıyla,
yani, kederden çıldırtmak için içerdeki adamı
dışarda bütün ustalığı, bütün takım taklavatıyla
ağaçsız boşluğa kıpkızıl inmekte bir bozkır akşamı.
Bugün de apansız gece olacaktır.
Bir ışık dolaşacak yanında sakat, sıska atın.
Ve şimdi karşımda haşin bir erkek ölüsü gibi yatan
bu ümitsiz tabiatın
ağaçsız boşluğuna bir anda yıldızlar dolacaktır.
Yine o malum sonuna erdik demektir işin,
yani bugün de mükellef bir dâüssıla için
yine her şey yerli yerinde işte, her şey tamam.
Ben,
ben içerdeki adam
yine mutad hünerimi göstereceğim
ve çocukluk günlerimin ince sazıyla
suzinâk makamından bir şarkı ağzıyla
yine billâhi kahredecek dil-i nâşâdımı
seni böyle uzak,
seni dumanlı, eğri bir aynadan seyreder gibi
kafamın içinde duymak...
Kaçırdığımız mısralar...
Nur Zelal — Çar, 03/06/2009 - 21:43Nazım'ın şiiriyle sıkı bir rabıta kuramadığımı itiraf etmeliyim Sevgili Zenan.Yalnız hadsizlik te etmem hiç bir zaman.
Meğer kaçırdığım dizeleri varmış "Mavi Gözlü Dev"in.
Tam da Muhâyyer kürdî tadında kaybolmuşken ben,ne güzeldir karşılayan dizeler ruhumu:
"Ben,
ben içerdeki adam
yine mutad hünerimi göstereceğim
ve çocukluk günlerimin ince sazıyla
suzinâk makamından bir şarkı ağzıyla
yine billâhi kahredecek dil-i nâşâdımı
seni böyle uzak,
seni dumanlı, eğri bir aynadan seyreder gibi
kafamın içinde duymak..."
İçinizdeki coşkuya eşlik eden makamın seyri ne güzel.Ağır bir hüznü çağrıştırsa da satıraralarındaki ünlem,olsun.
Büyümek ve sevdayı nakşetmek basamaklarına hayatın böyle birşey işte.Nazım gurbetin gün ışığı görmeyen köşesinden ses vermiş yine de.
Artık biz de duysak bu gökyüzü altındayken hepimiz hazır,sesinizi,ses verdiğinizi...
"Hey Joe"
Zenan Sude — Cum, 05/06/2009 - 17:25Sevgili Nur Zelâl, ben değil de efsane ses verdi............... sanki..............
İşte şiirden bölümler...............
HEY JOE
Sevgilin varsa silah kuşanacaksın
Basacaksın kurşunu bir göz koyan olursa
Edinmediysen sevgili var gibi yapma
Çark et selden seni çarşı çarkı eyleme
Sinler uzamınsa uzamınsın kalakalsın çöl
Çölleşmiş sasının koyver payına.
.................................................................................
O da mı yok
Serap mı âşina yüz bir derin
Odanın firakında kurutulmuş siğil mi
Seviyorsun değil sevgilin sana ait değil mi
Yok bu iş böyle olmaz
Kaldır gönlü gönül koy
Sardıramaz arz ve talep gargaraya
Bir yerden bir silâh bul
Temizinden kavisinden sıkısından
Öyle harcıâlem silâhlardan biri değil
Öyle elâlemin silâh dediklerinden değil
Üstlen en iyisini silâhın her hâl ü kârda
Olacağı varsa silâhladır ne olacaksa
Silahlan
Bütün sermayeni yatır silâha
İSMET ÖZEL
Not: Şiir İsmetozel.org'dan alınmış olup ilk kez bugün yayınlanmıştır...Benden de kaçmamıştır....
Bu ne hız ?...
Nur Zelal — Cum, 05/06/2009 - 18:37Anlaşılan "Şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için"
modunda doludizgin bir gününde yine Zenan Sude.
Bismillah,bu ne hız ?Daha Efsane'nin kendisi bile açmamıştır belki siteyi.
Teşekkürler...Tamamını okudum ve bir nefes koyverdim ki,değmeyin gitsin.
Biz acizlerin sesine değil de Haziran bereketine yormak lazım gelir belki diyorum...Ve eklemeden edemiyorum:
"Elbet bir hinlik vardır seni sevişimde"Sevgili Zenan
Nazım'ı bizden uzağa, daha
Nefi Selamoğlu — Çar, 03/06/2009 - 22:24Nazım'ı bizden uzağa, daha soğuğa götüren biraz da "mavi gözlü dev" kılınması olsa gerek. Etrafında oluşturulan aforizma, Nazım üzerinden kusulan zehir ve Nazım'a rağmen fütürist bir miras inşacılığı "manzumeci" olarak yaftalamamıza sebep olmaktadır. Evet, kaçırdığımızı mısraların adamıdır Nazım... Lakin "Aptal sana Nazım'ın tahtını hazırlamıştık" recmine muhatap olan İsmet Özel serzenişinde olduğu gibi "sunulan bir şair"dir maalesef. Keşke sunulmasaydı da bizler mısralarıyla onun şiirine ulaşsaydık...
Her sunulan gibi...
Nur Zelal — Çar, 03/06/2009 - 23:35Bir takım mirasyedilerin gadrine uğradığımız doğru,hem sadece Nazım'da da değil üstelik.Dönüp bakıyorum;emin değilim.
Açık gönüllü ol diyorum kendime,bilinçaltının bir oyunudur bu "kaçırdıkların" belki.
Kim kimi nasıl sunarsa sunsun,içimizdeki adalet duygusu ve şiire atfettiğimiz önem ve verdiğimiz emek neyi gerektiriyordu?
Bir döküm yapalım derim ben,reddettiklerimize,şiir tahtımıza kabul eylediklerimize kimler karar verdi -veriyor-.
Biz ne kadar masumuz bize sunulanların akıbetinde...
Bütün basmakalıp anlayışların dışında,Nazım'ın mısraları oracıkta duruyor.Onu sunan eller büyük bir ihtimalle mevta oldular...
Daha ne duruyoruz ki...
ve hatırlıyorum akrep avına
gürbüz ünal — Paz, 26/04/2009 - 22:57ve hatırlıyorum akrep avına çıkmakla çocuklar
ana yüreğinde bir sayı çatlağı açarlar
c.zarifoğlu
Vural Bahadır Bayrıl
Cihan Ülsen — Çar, 11/03/2009 - 12:49İns
Işık, zamandır. Taş
g ö l g e, dinlenirken tende.
Hayal akıntıları. Kusurlu güzelliğinden
habersiz Gövde, Ö t e k i’ni bekliyor.
Arzu’nun akşam gibi seyreldiği
bu sahillerde.
Şimşek!
ve zulmet içindeki r u h t a a n i
b i r s a d m e! Yırtılıyor, uykuyla
uyanıklık arasındaki
ara bölge.
Biçimler ormanı. Kökleri
gizleyen yazı… İçindeki kozmik bir panterin
barındığı… B ü y ü k e v! Ürperirdi orda
şeffaf kuşkularıyla, k a i n a t ı n
d a l g ı n l i s a n ı.
Tanrı sıkılıp, sonunda harfleri saldı.
A ş k
s a ç ı l d ı. Aralandı.
tevekkülle varlığın taç yaprakları.
Arz’a akkor kelimeler yağdı dün gece.
G ö r d ü m. Melekler çekildi huzurdan.
K i t a p, z a m i r l e r e kapandı.
Sonra… çok ama çok sonra anılan bir şey
oldu insan.
(Şer Cisimler’den)
Her hicret bir inkılaptır...
lâl olsun, ölsün
Zenan Sude — Per, 05/03/2009 - 02:45korkunun ölüme hasreti mi bu
gözlerim taştı
çünkü
sevgilim
evcil bir taşralıya benziyor
ellerim kanıyor
çünkü
kalbimde
makineler
turlamağa başladı yine
bahara dargın bir başka eylül mü bu
engin bir törene açıyor erik ağaçları
yeter ki lâl olsun, ölsün korkunun ihtiyar zakkumları
METİN GÜVEN
Yusuf Hayaloğlu
Nur Zelal — Çar, 04/03/2009 - 19:05Önce yankısı göçtü bu dünyadan,sonra kendi...Şimdi soruyor mudur yine,şu hayat neydi ki diye?...
"benim hiç sapanım olmadı anne,
ne kuşları vurdum,
ne de kimsenin camını kırdım...
çok uslu bir çocuk değildim ama,
seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.
ben hayatım boyunca
bir tek kendimi vurdum! .. "
Ruknettin'in Kalbi İçin Kehanetler
Nur Zelal — Çar, 04/03/2009 - 15:47...
Ben hep aynalardan geçerim doktor
Aynalar benden geçer.
Araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
Doluşur içine narin böcekler
Yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
Üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
Ben hep aynalardan geçerim doktor!
Günahları için ağlayan kim varsa
Kanatlarıyla okşar onu melekler ...
KEMAL SAYAR
Nur Hanım, İkindi Yazıları'na
Kâni Çınar — Çar, 04/03/2009 - 17:43Nur Hanım, İkindi Yazıları'na götürdünüz bir nefeste... Bu şiirin ilk yayınlandığı yere... hatıralar ne de güzeldir. Hürmetlerimle...
Size kendimden bahsediyorum doktor
Ben kar yağarken ıslanmam.
Benim öbür adım rüzgar
Uğradığım orman
Değdiğim kalp uğuldar.
Deki bulunur elbet
İyi bir hal üzre kaybolan kişi
Cevdet Karal şiirlerinden...
Leyla Karaca — Salı, 03/03/2009 - 01:59Siyah Kar Kasidesi
hiçliğin o kekre tadı
vardığın her kıyıda
serin tapınaklara girdin durulmadın
serap öldü, rüzgar saldı
kumdan atlarını, bu son kum
sal/dı ya
ne sandın
şehvetli bir dua
gibi boşaldın
kasıklarından hayatın
denizlerde hep aynı fırtına
bilmem kaç kez yalvardım
allahım
bir cehennemden ötekine
savrulsun hayatım
SİZİ SİZİ
canan — Pzt, 02/03/2009 - 00:11SİZİ SİZİ
Ben seçmedim beni, siz de sizi
Kim söyledi size; değerliyi değersizi.
Kokusundan, sinyalinden, gölgesinden bildi;
Delilendi, homurdandı; kovaladı ciğersizi.
Bu düşmüş de sizsiniz, öbürü de;
Hepsini bilirsiniz, sizi sizi...
Roman okur katil olursunuz,
Vaaz dinler mü'min olursunuz;
Çocuk iken dedesiniz,
Güzel iken çirkinsiniz,
Bilmez miyiz sizi sizi...
Çukur bulur atlar idik,
Bilmeseydik eğer sizi.
Bilmeyen yoğ imiş,
Dünyada meğer sizi.
Biz seçmedik bizi, siz de sizi;
Kim söyledi size; değerliyi değersizi.
1984
NEVZAT CANAN
Yeşilyurt gazetesinde yayınlanmıştır.
... göğe bezgin bakanların
Aynur Yavuz — Paz, 01/03/2009 - 14:19...
göğe bezgin bakanların bir türlü öğrenemediği
bir oyundur satranç
evet ilk aşk gibi bir şeydir ilk açılış
artık dönüş yoktur
kuşku bağışlanmasa da
tedirginlik doğal sayılabilir
ancak
yürümenin dışında bütün eylemlerin adı
kaçış kaçış kaçıştır.
İlhami Çiçek
Kirlenmiş çöllerde şimdi Leyla ...
Fatma Zehra Arslan — Paz, 01/03/2009 - 13:19Bedahşan İli Ve Yüreğim
Sen çık ve salın, gün akşamlıdır
Tükeniyor, yok oldu bile sevgi
Yazılsın tarihi ve sezilsin
Sonlanışı aşkın, artık o yok ki...
Öyleyse gülüm, neye yarar bilim;
Ezelden ölümün ettiği zulüm,
Granit kayalara kazılsın.
Umardık yüreğimizin yazıtları,
Yâni o kayalar, bir de kanımız,
Bir gün lâl olur Bedahşan’da.
Ah kuzu, bıçak hep senin boynuna
Kirlenmiş çöllerde şimdi Leylâ...
Teneke kutu ve çöpler yanında,
Yüreğimiz lâl olmaz asla.
Yeridir, bu yürek şimdi ezilsin,
Yazılsın tarihi ve sezilsin...
Bir zaman vardı, şimdi yok sevgi
Sen çık ve salın, şunu da bil ki,
Küskün gider gidenler yer altına
Nice gevher bedenler çürüdüler
Gevher canlar imiş, parlıyor hâlâ
Tek sahipli ve çok yüzlü bir tebessüm
Özlem ve buluşmalar hep onunla.
Ben kınanma hırkasını kendim giydim eğnime
Sağtöre kadehini taşa çaldım kime ne
Bu kimi ilgilendirir Beyefendi?
Çünkü nice beden, gevher misâli
Arzın sandukasına kondu.
Ah çık ve salın ki gün akşamlıdır
Dilim ise lâl olacak yakındır
Ama yüreğimin kanı ve kayalar,
Lâl olmayacak Bedahşan’da...
Of kuzu, bıçak hep senin boynuna
Sen çık ve salın, gün akşamlıdır.
Hüsrev Hatemi
Son zamanlarda yoğun olarak okuduğum, dinlediğim büyük adam... (Eski bir nesil)
Ağır Misafir
Öpmezdi, koklardı, dedem beni
İçine çekerdi, temiz hava gibi.
Ziyan olmayan emek, derdi bizlere
Emek neydi?
Bilirdi, ne geçer, bir elmanın aklından
Alınmak isterdi, düşmeden yere.
Aklı yoktu elmanın, bize kalırsa
Okulda öğretmişlerdi...
Yakındı Üsküp ona, çok uzaktı Bomonti
Bir sürü örnek, bunun gibi.
Acıkmak tok tutar kimi insanı,
Bilirdi, kimde, imza yetkisi.
Yeterdi, artardı, normal süre
Namazdandı, dizindeki yamalar.
İkindi miydi, neydi, şimdi unuttum
Durmadan ağlıyordu kadınlar...
Koymazdı ölümü adam yerine..
İBRAHİM TENEKECİ
Bu şiir benim için önemli bu abi de artık benim için önemli oldu...( çok yer kapladı yorum aff/ola)
Sanki fizandayız... Bize
Nefi Selamoğlu — Paz, 01/03/2009 - 13:09Sanki fizandayız... Bize ulaşılamamış da filan da... Neyse şakayı ciddiye almaya kalkarlar şimdi. Üzmeyelim kimseyi. Bana ulaşılamadığı için ayrıcalık istiyorum. İki şair söyleyeceğim: Benim şairlerim Sayha şairlerinden. Bir şiir daha yayınlasalar da okusam dediğim iki güzel insan...
Şahan Çoker
Ben tütün sarısı,
Sen göz karası
Bizdedir artık, çıldırmanın sırası
Biliyoruz
Çıldırırsak Mısralarımızı yakıp
Gazete kupürlerine tapacaklar
Ama kanırtacak varlığımız körfezi
Hasan Erkan
Çocuk haklıydı
Dalından yiyeceği bir kaysı için
Ağaçtan düşüp ağladığında
Ağlayan çocuğun annesi öldüğünde
“Kocaman adamdır”
Ağlamaya fırsatı olmayacaktı
Çocuk haklıydı
Teravih namazında gıdıklanınca güldüğünde
ismail k.
Selman Maltaş — Per, 12/03/2009 - 02:03ismail kılıçarslan
ben, kalıpları, imgeleri, dizeleri tekrarlayan biriyim
bilemezsiniz, hem yeşil gözlü hem şaşkın hem epeyce iriyim
sıkılırım bazen, avucumun terlemesinden bilirim sıkıldığımı
ölürüm genellikle: hepiniz ölürsünüz, bunu bir tek ben itiraf ederim