Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › ömer ceylan yazıları

Bir Seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde

ömer ceylan — Salı, 10/03/2009 - 15:54

MEDİNE’YE HASRET BİR GENÇ

Bugün, belki de çoğunuzun bildiği bir “olay” nakletmek istiyorum sizlere... Daha doğrusu, “kompozisyon yarışması”nda “birincilik” ödülü almış bir “makale”yi aktarmak istiyorum...
Efendim, Kütahya Müftülüğü Kur’an Kursları Müdürü Vehbi Akşit, Ocak 2006 tarihli Altınoluk dergisinin 239. sayısında, bir “genç”ten söz ediyor!..
Nebi Muhammed Doğanay’dan...
Nebi, bugün ya “lise son”da olmalı, ya da “üniversite”ye başlamış olmalı!..
Nebi, biraz sonra aktaracağım “makale”yi, henüz “ortaokul öğrencisi” iken yazmış ve biraz önce dediğim gibi, “birincilik” kazanmış!..
Herhalde, “yaşayarak” ve “hissederek” yazmış olmalı ki; yazdıkları, “Peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları” olmuş!..

Efendim, olayın yaşandığı yıllarda, Nebi, henüz “7 yaşında”dır... Babası, Medine’de bir şirkette “elektrik teknisyeni” olarak çalışmaktadır...
Bir gün, sabah saatlerinde, kendisine verilen teknik görevi tamamlayıp ayrılmak üzeredir ki, Resulullah (s.a.v.)’in Havza’sında “elektik çarpması” sonucu vefat eder ve Cennet’ül Bâki’ye defnedilir!..
Tabiî, ailesi mecburi olarak Türkiye’ye döner ve hayatını burada devam ettirir!..

MEDİNE, NEDEN BU KADAR SICAK?

İşte Nebi Muhammed Doğanay, bu ailenin bir ferdidir ve “ortaokul”da okurken; “Bir Seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde” başlıklı şu makaleyi yazar:

“Bir ilkbahar gününde güller gibi kokan Medine’de dünyaya gözlerimi açmıştım. Doğduğum hastane senin Ravza’nın hemen yanıbaşında olduğu için, duyduğum ilk koku, senin bahçenin gül kokuları olmuş.
Babam gelip de daha kulağıma ezan okumadan, kulaklarım senin mescidinin ezan sesleriyle şereflenmiş. 40 günlük olduğumda ilk ziyaretimi de senin Hane-i Saadetine yapmışım.
İlk adımlarımı senin Ravza’ndaki mermerlerinde atmış ve Rabbimle ilk buluşmamı, ilk secdemi senin mescidinde yapmışım. Hemen hemen yaptığım her ilkte, sen varsın.
Daha konuşmasını öğrenmeden seni sevmeyi öğrendim ben.
Belki seni çok tanımazdım ama, sanki bana çok çok yakınmışsın gibi severdim seni.
Senin evini her ziyarete gelişimizde, seni görmesek bile senin varlığını hisseder, evinden her ayrılışımızda hüzünlenirdik.
Çocuklar evde sıkılınca babaları parka, eğlence yerlerine götürsün isterler. Biz Medine’de yaşadığımız sürece hiç babamızdan parka götürmesini istemedik.
Bizim canımız sıkılmaz mıydı acaba hiç?
Sanırım Medine’deki hiçbir çocuğun canı sıkılmazdı. Çünkü orada, hiçbir yerde olmayan gül bahçesi ve bahçenin biricik efendisi vardı.
Bizim vaktimizin çoğu o bahçede geçerdi.
Senin bahçenin mermerlerine ayakkabı ile basamazdık. Yalınayak dolaşırdık mermerlerin üstünde. Kimbilir, belki de; bahçenin güllerine basıvermekten korkardık. Yazın mermerler ayaklarımı yakardı. Olsun, bu da bizim hoşumuza giderdi.
Babama sormuştum bir seferinde;
“- Babacığım neden Medine bu kadar sıcak?..”
Babam da;
“- Evladım Medine’de iki tane güneş var da ondan” derdi...
“- Nasıl olur babacığım, güneş bir tane değil mi?” derdim...
Babam, gülerek:
“- Bak yavrum; doğru, bütün dünyayı ısıtan bir güneş var ama, bir de alemleri ısıtan ve aydınlatan güneş var. O güneş de Medine’de olunca sıcaklık iki kat oluyor.”
Babamın bu cevabı hoşuma giderdi ve ısınırdım.
Gerçekten de ayaklarımızı mermerler ısıtıyordu ama; senin güneşin de, sıcaklığın da içimizi ısıtıyordu.
Medine’den ayrıldığımızdan beri belki ayaklarımız ısınıyor ama içimiz bir türlü ısınamıyor. Çünkü güneşimizin en büyüğünü orada bırakmıştık...
Ben güneşimi kaybetmiştim.
O’nun evine, bahçesine gidemiyordum artık.
Gerçi ışığı ta buralarda bizi aydınlatıyordu ama içimi ısıtması için onun Ravza’sında yalınayak koşmam lâzımdı.
Evet, bahçende yürürken ezanlar okunurdu.
Öyle güzel okur ki Medine müezzini ezanı, sanki Bilali Habeşi okuyor sanırsınız.
Namaz kılmak için mescide koştururduk, bilir bilmez...
Babamın yanında namaz kılardık.

SICAKLIĞINA ÖYLE HASRETİM Kİ!
Büyük sütünların altından gelen soğuk havadan saçlarımızı savurturduk. Zemzem bardaklarından güller yapardık. Namaz kılarken yanımıza usulca bir kedi sokulurdu.
Babam “İncitmeyin sakın, onlar Ebu Hüreyre’nin kedileri” derdi, biz de inanırdık.
Senin mescidine kediler de girebilirdi.
Sen çok iyi bir ev sahibiydin çünkü.
Çarşamba günleri hep Uhud’a giderdik. Senin çok sevdiğin amcanı ziyaret etmeye... Çünkü o, bizim de amcamızdı. Kardeşlerimle Ayneyn tepesine çıkar, oradan Uhud’da yatan 70 şehide selam verirdik.
Uhud dağına her baktığımızda sanki orada seni görür gibi olurduk. Uhud da senin Ravza’nın kokusu gibi, gül kokardı.
Orası da ayrı bir gül bahçesi idi sanki.
İşte benim yedi senem ki; en değerli, en güzel yıllarım, senin köyünde, senin gül bahçende, senin savaştığın yerlerde sanki yanımda sen varmışsın gibi, seninle dopdolu geçti.
Seni görmesem de; seninle yaşamaya o kadar alışmıştım ki senin yanından ayrılırken sanki bir yanım, bir canım, bir parçam orada kalmıştı.
Buraları bana gurbet oluverdi.
Elimde olsa hemen yanına koşar gelirim ama hep büyüyünce gidersin diyorlar. Ben sırf senin yanına gelebilmek için büyümek istiyorum. Senin yanına geldiğim zaman büyümüş bile olsam bahçendeki mermerlerde yalınayak dolaşacağım.
Ta ki, güneşin içimi ısıtana kadar.
Senin hasretinden içim üşüyor.
Belki hasretin herkesi yakar, beni de üşütüyor işte. Çünkü benim ruhum doğduğumdan beri senin sevginle ısınmaya alışkın.
Senin sıcaklığına o kadar muhtacım ki.
Ne olur; ben sana gelemesem bile, sen beni hiç bırakma...
Işığınla gecelerimize nur ol. Sıcaklığınla bütün zerrelerimizi ısıtıver. Hani sana Medine’deyken komşuyduk ya, evlerimiz birbirine çok yakındı. Senin varlığın bize güven verirdi hep. Yine öyle ol, arasıra da olsa evimizi şereflendiriver.

BEN DE BABASIZ BÜYÜYORUM

Hem benim adım Nebi, aynen seninki gibi.
Bu ismi bana seni çok seven bir dostun koymuş.
Diğer adım da Muhammed, yine senin gibi.
Bu ismi de canım babacığım koymuş. Buraya gelirken senin köyünde bıraktığımız babacığım. Sana benzeyen bir yanım daha var. Ben de senin gibi babasız büyüyorum.
Ben çok şanslıyım, sen bize asla yetimliğimizi hissettirmedin. Medine’den ayrıldığımızdan beri sanki sen hep yanıbaşımızdaymışsın gibi hissediyorum.
Geceleri korkmadan güvenle uyuyorum hep. Seni tanıdığım ve seni sevdiğim için Rabbime binlerce kez teşekkür ederim.
Babam senin köyünde kalmıştı. Biz babamın cenazesini gömerken abimin terlikleri babamın kabrine düştü ve orada kaldı.
Ben o terlikleri çok kıskandım.
Çünkü abimin terlikleri hep babamla kalacaktı. Babamı son ziyaret edişimizde; ben de kimse görmeden terliğimi babamın kabri üstüne gömüverdim.
İşte şimdi benim terliğim de hep babamla kalacaktı.
Evet demiştim ya; bir güneşimi, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geride.
Babam ve terliklerim hep oradaydı, gelemezlerdi. Ama güneşim, hep yanımızdaydı.
Yetimlerin efendisi, yetimlerini hiç ışıksız bırakır mı?
Dünyanın bir ucuna gitmiş olsaydık, bizi bırakmayacağını biliyordum.
Gözümüz gönlümüz seninle aydınlanır efendim.
Ruhumuz, içimiz sıcaklığınla ısınır.
Bir gün sana gelişim geç bile olsa bana, gül bahçesinin mermerlerinde yalın ayak koşmak nasip et. Ta ki aşkınla, sevginle bütün bedenim yanıp kavrulsun.
Terliklerimi bıraktığım o güzel mabed son durağım olsun.”

BİZİ DE KENDİNDEN MAHRUM ETME EY RESUL

Share/Save
  • Hüzün Alanı
  • ömer ceylan yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
  • Rastgele Yazı

Sayın savaş, hâletiruhiyeniz

aLi İhsan — Paz, 15/03/2009 - 19:35

Sayın savaş, hâletiruhiyeniz toplumun genelinde olduğu gibi eleştirme virüsüne yenik düşmüş.
Sizin yaklaşım kültürünüzün yanında yazıya değer katan yorumlarınıza yorum mu katmadım? Yoksa sizin deyiminizle yazının hakkını veren bir yorumunuzu mu göremedim…
Hiç yoktan iki kelime bile olsa hissiyatımı belirtmiş olmam yazıya bir şeyler katabilme isteğimdendir.
Sizin kadar faydalı olamasam da saygılar…

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

...

Hüseyin Savaş — Paz, 15/03/2009 - 21:44

nokta.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

sayın savaş sayhanın degerli

aLi İhsan — Paz, 15/03/2009 - 02:49

sayın savaş sayhanın degerli arşivinde bu yazının eksikligini keşke siz giderseydiniz de biz de yorumlasaydık. link olarak paylaşsaydı arkadaşımız sayha okuyucularının değerli yorumlarını okuyamıyacaktık. zaten sitenin kolonları yorumlardan oluşmuyor mu?

sayın ceylan paylaştığınız yazıyla hissettiklerimizin ne kadar eksik , hissetmemiz gerekenlerinde bir o kadar dolu oldugunu hatırlattığınız için teşşekürler...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

eksik filizlenen tarafım...

ömer ceylan — Paz, 15/03/2009 - 23:06

sayın ihsan bu makale bana her okumam da bir yanımın eksik filizlendiğini... hayatımın gercek ozlemden bihaber olduğünü hatırlatıyor ve anlıyorum ki ders alınacak nice çocuklar var...
makaleyi sayhaya gönderme nedenim de ancak bu kadar güzel izah edilebilirdi... sayhanın değerli kalemlerinin yorumlarını okumak belkıde bu makeleden daha fazlasını katacaktı bana ve sayha ailesine...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

sayın ihsan, avukatlık

Hüseyin Savaş — Paz, 15/03/2009 - 14:26

sayın ihsan, avukatlık yapmaya soyunmuş bir haliniz var. Biz burada bir yaklaşım kültüründen bahsediyoruz.

Başkasına sataşmak yerine şöyle yazının hakkını veren bir yorum yapsaydınız da bizlerde istifade etseydik.

Sayın Ceylan sizde hakkınız helal edin.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

yanı paylaşımlara vesile...

ömer ceylan — Paz, 15/03/2009 - 23:19

sayın savaş bu yazının boyle bir tartışma ortamına cekılmesidir beni üzen... yazıyı bu sekılde paylaşmamın sebebi degerli kalemınizden dokulen yorumlarla yazıdan farlı yaklaşımlar ve yeni paylaşımlar geleceğine dair inancımdandı... yanlış anlaşıldıysam siz hakkınızı helal edin...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

yüce ruhlar ki seçilmiş

Leyla Karaca — Çar, 11/03/2009 - 01:15

Bir kartalın avını yakalaması gibi beni hançeremden yakaladı bu çocuğun mektubu.
Yakaladı da pençeleri arasında canhıraş dolaştırdı.
Daldığım onca söz yığını arasında bir şamar gibi indirdi harflerini ruhuma.
ağlattı.belki bir çocuğun yüreğinden kopmuş olması.
Sayhaya uğradığım gece hep başka oluyor,
sayhaya uğradığım zaman bir gönül avazı beni tutuyor..

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

O içimizden biridir...

ömer ceylan — Çar, 11/03/2009 - 18:43

Mübarek kuran ifadesiyle''o içimizden biridir'' .
Yaşadiğı çağda onu gözleriyle görenlere ne mutlu!
Yaşadığımız çağda onu görenlerin gözleriyle onu tanımak ne sevindirici!

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bir yazının anatomisi

Hüseyin Savaş — Salı, 10/03/2009 - 19:09

Bu yazı tanıdık. Başlığı görünce çok önceleri bu yazıyı okuduğum aklıma geldi ve biraz iz sürdüm. Acaba ilk kim kazandırdı internet ortamına bu yazıyı diye; o kadar çok yerde yayınlanmış ki hangisi önce ayırmak çok zor. Sanal ortamın azizliği. Bence bir iki yerde yayınlanması normalde Hasan Karakay'nın bile köşesine düşmüşse kişiler yeterince arşiv taramıyor demektir. Eğer yazıyı çok sevdiysek, milletin okumasını istiyorsak, o zaman uygun bir yazının altına yorum yapar ve link veririz ki bence güzel olur.

Altınoluk dergisinde 2006 ocakta yayınlanmışsa ilk olarak altaki formda yayınlanmış olmalı
07-03-2006 en eski bu galiba bir form:
http://www.forumel.biz/bir-cocugun-resullaha-mektubu-t21389.html?s=91be7...

Ben 2007'de emircan'ın sitesinde görmüştüm.
http://emircan.blogspot.com/2007/08/medinede-bir-gneimbir-babam-ve-bir-d...

Hasan Karakaya - Vakit 2009 :
http://www.habervaktim.com/yazar/12262/bir_gunesim_bir_babam_bir_de_terl...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

haklısınız fakat yazının

ömer ceylan — Salı, 10/03/2009 - 21:45

haklısınız fakat yazının başında o bilgi olduğündan böyle bir linke gerek olmadığını düşündüm. ayrıca Hasan Karakaya'ya bu konu ile ilgili onunda alıntı yapmış olmasına rağman mail gönderdim. yazıyı olduğü gibi paylaştım bu orjinalliğinin bozulmasını istemediğimden galiba. Veya ortaokul çağında bir gencin peygamber ozlemi ve sevgisini kendimde görmediğimden cesaret edememiş de olabilirim.... saygılarımla

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Haklısınız...

nur zelal — Salı, 10/03/2009 - 19:48

Sayın Savaş,üzerinde durulması gereken bir konuya değinmişsiniz.Çok haklısınız benim gibi okumayanların oranı daha düşüktür muhakkak bu ve buna benzer yazıları.Yalnız çoğu zaman sitede yayınlanıp ta beğendiğim yazıların,arama yaptığımda daha önce birden fazla sitede yayınlandığını gördükçe-üstelik bazıları yıllar öncesinden- ben de aynı duygulara kapılıyorum.Sanki çiçeği burnunda yazılar daha çok yakışıyor Sayha'ya ve değerli kalemlerine gibi geliyor.Bunu asla kınayıcı bir tonlamayla yazmıyorum,bilin.Sadece uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konuyu sizin yorumunuzla paylaşmak istedim.
Selamlar...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bir genel birde özel alanda

Hüseyin Savaş — Salı, 10/03/2009 - 21:21

Bir genel birde özel alanda görülsün düşünülerek yayınlanan yazılar var. Bizimde sevdiğimiz eski bir yazımızı yeniden yayınladığımız olmuştur. Ben kendi bloğu ve genel bir yerde yayınlanmasına bir şey demiyorum çünkü kendi yazılarımda da aynı durum var. Bloglar bazen özel kalabiliyor, daha fazla kişiyle paylaşma adına birde sayha gibi ortamlarda yayınlanması normal. Ama burada durum daha farklı. İki durumu bir birinden ayıralım lütfen.

Derdimiz sadece bu konuda duyarlılık gelişmesini sağlamak.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

bir tekrar...

ömer ceylan — Salı, 10/03/2009 - 21:36

Gercekten duygularıma çok güzel tercüman olmuşssunuz.kandil gecesi sayhaya heycanla girdim.acaba bu gün ile ilgili paylaşımlar beni hangi ucsuz düşüncelere daldıracak. peygamber özleminin sayhanın değerli kalemlerine yansıması nasıl olmuştur diye.. Fakat kandile ait yazı göremeyince o gün Hasan Karakaya' dan okumuş oldugum ve sayha okurlarının da yenıden okumasını arzuladığım yazıyı paylaşmak istedim...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bu anlaşılabilir tabi

nur zelal — Salı, 10/03/2009 - 21:35

Özel bloglar noktasında size katılırım,bu yadırganacak bir durum olmayabilir.Zaten sizin blog yazılarınızı paylaşmanız negatif bir durumu işaret etmiyor zihnimde.Fakat bazen öyle yazılar oluyor ki farklı farklı sitelerde-blog değil sadece-yayınlanmış oluyor ve zaten sınırlı sayıda yazı girilen bir ortamda yeniden okumak durumunda bırakıyor sizi.Bu çok büyük sorun mudur?değildir tabi.Ben sadece hissiyatımı belirttim,duyarlılığımızın kapsamını genişletmek adına...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

O terlik seni O'na kavuştursun Nebi...

nur zelal — Salı, 10/03/2009 - 16:14

Bir an bir sahne belirdi gözümün önünde:Uçsuz bucaksız bir alan ve sırasını kaygıyla bekleyen insanlar...Nurdan bir silüet,elinde bir çift terlik kalabalıklar arasından birini aramaktadır.Terliğin sahibini,yani sevdasına doğmuş bir yüreği.Hasretini O'na emanet etmiş küçücük bir kalbin kelimeleriyle gökyüzünü tutuşturuşuna şahit eder orada bulunan herkesi.O terlik Habibinin elinden sahibine giydirilmiştir.Ne muhteşem bir seyir...
Rabbim Nebi'nin yüzünü hep sevdiğine dönük tutsun.

Sayın Ömer Ceylan,bu güzelliği bizimle paylaştığınız için sonsuz teşekkürler.
Dilerim sizin ve bizim de nasibimize bir çift terlik düşer.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

kardeş olabilmek...

ömer ceylan — Salı, 10/03/2009 - 22:04

peygamber ashabı ile sohbet esnasında kardeşlerimi özledim buyurmuş
sahabe 'kardeşlerin kimdir ey Allahın resulu' diye sorunca peygamber efendimiz
'onlar beni görmeden bana iman edenlerdir' buyurmuş
Rabbim resulünün kardeşleri olmayı.,insanlığın güneşine layık olmayı nasip etsin
teşekkürler Sayın Nur

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Benzer Yazılar

  • Gençlik Gençlikte Kaldı
  • Bugün Sana Yazıyorum Aksa
  • Hüzün Odası
  • Hacer Ana
  • Gölgesi Kıbleye Düşen Adam
  • Bir Seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde

Kategorilerden

Şiir Makamı Ümmet Coğrafyası İzlence İz Bırakanlar Tanıtılanlar Hay Sızı Haberdar Tefekkür Hikâye Makamı Makamı-ı Dikkat Hür Tefekkürün Kaleleri Hüzün Alanı Güncel Kapılar Köprüler Berceste Kişilere Dair Sorulunca Söylenenler İçe Dönüş Kimdir Nicedir Yürek Yarası Duyduk Duymadık Demeyin Gelişi Güzel Zamana Dair Kara Kalem Yazıları Düş Vakitleri
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeni Üyeler

Şu an 3 üye ve 10 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Sayha
  • Aynur Yavuz
  • nur zelal

  • bahar mavera
  • vildan babacan
  • baran amedi
  • mürüvvet söylemez
  • Yasemin Güney

İçeriden Rastgele

  • Kayserili Beş Çağdaş Müfessir - 3. Recep İhsan Eliaçık
  • Şükeyra-3 (Nokta)
  • Bir Niğde Akşamında D. Mehmet Doğan ile "Şehir, Kültür ve Medeniyet" Üzerine
  • Hazan Müdafaası
  • Ene'l Aşk Azze
  • Hayatın Oğlu Şiir
  • Doktrin

Fotografhane'den

Nazargah-ı İlahi

Son yorumlar

  • “Celenamım”dan Molla’ya…
    8 sa. 29 dk. önce
  • Sayın Molla Bey
    18 sa. 36 dk. önce
  • Son durak...
    19 sa. 34 dk. önce
  • Değişim güzel şey...
    21 sa. 11 dk. önce
  • Eşrepaşalılar harika bir
    1 gün 1 sa. önce
  • Ah be celenamım! Ah be yarım
    1 gün 2 sa. önce
  • Ey talip !
    1 gün 20 sa. önce
  • Bak şu karganın işine...
    1 gün 19 sa. önce
  • Ah ki ah !...Bir suya,bir ateşe...
    1 gün 18 sa. önce
  • Sözün bittiği yerden başlayan
    1 gün 21 sa. önce

İzlence'den

  • "câaan,seni çağırıyorlar"
  • İsmet Özel - İçimden şu zalim şüpheyi kaldır
  • Zahit Bizi Tan Eyleme - Oğur & Demircioğlu
  • Nusrat Fateh Ali Khan - Dam Mast Qalandar
  • Karda İzler-Ahmet Telli

Anket

Sezai Karakoç'un Kaç Eserine Sahipsiniz?:

Duyuru - Etkinlik

  • - ''Bizim Mahalle Edebiyat 3-4''
  • -Temrin Dergisİ - 23.Sayı Mart'10
  • - Hâr Dergisi 5.sayı
  • - ''İkindi Yazıları yeniden tıpkıbasım olarak yayımlanacak''
  • ... Devamı
  • Haftanın İkilisi

    • Film
    • Kitap

    ''İyiliğe adanmış bir film: Eşrefpaşalılar"

    Hz. İnsan - Dücane Cündioğlu

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010

    • söz makamı
    • 100 türk büyüğü
    • kitap makamı
    • site haritası
    • ara
    • İletişim

    @ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.