Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › cihad meriç yazıları

Darende Yolunda

cihad meriç — Cts, 16/05/2009 - 14:29

Büyük bir heyecan ile başladı yolculuk. Özlenen bir mekana, orada hissedileceklerin merakıyla çıkmıştık yola. Bir kaç rüya bu yolu önümüze açmıştı. Kendimin gördüğü rüyaya ek olarak, dostum Ahmet de bir rüya görmüştü. O’nun rüyası ziyareti hızlandırdı. Benim rüyalar Aksaray’a bir kaç kez gitmeme vesile olmuştu. Fakat Ahmet’in rüyası Darende’yi işaret ediyordu, rüyasında beni Somuncu Baba’nın mezarı başında dua ederken camdan seyretmişti.

Toplu yol organizasyonları modern dünyada sanki biraz daha zor; iş izinleri uyuşacak, evlerden izin çıkacak, maddi ve manevi imkanlar… daha uzatılacak bir çok problem ayak bağı oluyor. Aynı problemler Allah’a yaklaşmamızda da problem değil mi? Dünya imtihan yeri, türlü şekillerde deneneceğiz, bedelsiz hiçbir şey yok. Bizimkisi tam vazgeçerken gerçekleşen yolculuk oldu. Bu yolculukta Ahmet mutlaka olmalıydı, birinci dairenin içindeki dostlardan yola çıkabilecek daha pek çok kişiye teklif götürdük. Cüneyd ve İbrahim Sivasi abimiz katılmayı kabul ettiler. Dört kişilik güzide bir cemaat oluştu.

Karapınar’da Selimiye Külliyesi ile yol açılışını yaptık. Meke Gölü eski görüntüsüne sahip olmasa da bakılmayı hak ediyor. Ereğli Ulu Camii ikindi namazı için güzel bir mekandı.

Niğde bizi çok şaşırttı, bu kadar derinlikli bir şehir olduğunu bilmiyorduk. Sadece tarihi camilerini gezmek için bir gün yetmez. Niğde’yi bizim için anlamlı kılan dostumuz Ramazan en güzel şekilde bizi misafir etti. Yağmur ve yorgunluk Niğde’de gecelemeyi zorunlu kıldı. Ramazan gibi bir dostunuz varsa şehirden ayrılmak daha da zor olur. Sabah namazını kapalı olan Alaaddin Camisi yerine Sungur Bey camisinde kılarak pek çok sır ile şehirden ayrıldık.

Kayseri’den geçmişliğimiz vardı; fakat hiç konaklamamıştık. Önce şehri gören tepede kahvaltımızı yaptık. Lezzet lezzet üstüne, emeği geçenlere teşekkür boynumuzun borcu… Şehir merkezinde kısıtlı bir zaman diliminde tarihi yapıları minareleri izleyerek ziyaret ettik. Bu şehri tanımak içinde en az tam bir gün gerekir. Medrese içindeki kitapçılar bilhassa Akabe Kitabevi ziyaret edilmeliydi ve çok zorlanmadan bulduk. Kayseri’de Sayha’nın kaptanı Kani dostumuzu görmeden ayrılmak gezinin bu bölümünü eksik bırakırdı. Hasta dostumuzu, onu biraz zahmete sokarakta olsa ziyaret ettik. Her şehirde bir dostumuz olduğunda ülkeyi dolaşmış olacağız. Sonra ülke dışındaki dostları ziyarete başlarız belki. Şehir ve İnsan birlikte çok anlamlı iki kelime. İnsanın olmadığı şehir harabedir. Fakat insanlar şehir ile uyum içinde olmalı onu garip duruma düşerecek yapılardan kaçınılmalı. 100 yıl sonra bizim hangi eserimizi dolaşacaklar, hiç olmazsa eskilerin yaptığı abidevi eserleri koruyalım.

Yol boyunca dualar, kitaplar, zikirler ve muhabbet bizim en önemli azığımızdı. Dostlar diyecektir hurmaları unutmuşsun. Kayseri’den Darende’ye direksiyon kırdığımızda kalp ritmim hızlanmaya başladı.

Kayseri-Malatya arasında öğle namazı için uğradığımız dağ köyünü dostlarım da unutmayacaktır. Anadolu insanının İslam ile zirve yapan vakıf kültürü bu köyde küçük bir caminin abdesthanesine şekil vermiş. O Dede köyünün imamı ve aziz insanları için dua ettik.

Darende’yi anlamlı kılan Velim Somuncu Baba’yı ziyarete gidiyorduk. İstanbul’un anahtarlarını elinde tutan büyük zat; Hacı Bayram Veli gibi bir bilgenin mayası, Akşemseddin’de zirve yapan eğitim üslubu, İstanbul’un Fatihine el veren sabır. Gerekirse bir kişi yetiştir ama İstanbul’u fethetsin ve ardından yolun dalları milyonlara feyz kaynağı olsun. Bu topraklarda Somuncu Baba benzeri zatların sayısı oldukça fazladır, hepsi O Gül’e benzediği ölçüde birbirine benzer. Kısaca Vakıf insanı diyebileceğimiz, Allah’a adanmış bir hayat yaşarlar. Bugünün maddeleşen modern dünyasında bile onları görmek mümkündür. Çıkarsız insanlık için taş taş üstüne koyan bizdendir.

Tohma nehrinin suyuna bakmak bile insanı eğitecek güçte, siz gerisini düşünün. Şeklen imar faliyeti ve nehir kıyısında düzenlenen mesire yeri her şeyde olduğu gibi iyi ve kötü etkenleri içinde barındırıyor. Bende olumsuzluk görecek derman kalmamıştı, zamanın durduğunu hissettim. Bana kalsa zor ayrılacağımız bir mekandı. İyi ki İbrahim Sivasi yanımızdaydı, onun memleket hasreti bizim firakımız oldu. Buraya kadar otomobili ben kullanmıştım; fakat buradan ayrılacak araç benim idaremde olamazdı.

Diz dermansız
dil bağlı
uzaklaşılan her adım
bir damla yaş
tohma çayına atın nefsi
bırakın beni
yıkanayım
arınayım
uzaklaştıkça
yaşlar tohma nehrine
ey yolcu boşuna bu nehre kaynak arama
firakın yaktığı gönüllerdir suyun başı
bursa ulu camide o ifşa oldu hüseyni irşad
aksarayda cilehane
darendede tohma çayı
fırında somuncu baba ekmeği
Uzun cümleler yerine bu şiir darende aşkını anlatmaya yeter.

Sivas’ta dostumuzun dostu bizi ağırladı. Sabah namazını Şemseddin Sivasi hazretlerinin yanında kıldık. İbrahim Sivasi şehre hakim olduğu için bizi nokta atışı gezdirdi. Sivas için de bir gün şart.

Kırşehir’de mihmandarımız Galip Efendi bana önceki ziyaretimizde anlattığı gibi şehri dostlarıma da tanıttı. Her şehre bir gönül ehli gerekir. Ahi Evran’da duvarlarda alınteri, Caca Bey Medresesi’nde gök bilimi, Aşık Paşa’nın ismindeki aşkı eşittir Kırşehir.

Hacı Bektaş-ı Veli külliyesi’ni dualarla ziyaret ettik. İsimlerden korkmadan iyi anlaşılıp anlatılması gerekiyor. İktidar kavgalarına harcanamayacak büyük bir değer. Nasıl yaşamış ne yapmış iyi anlamak gerekiyor. Esad Çoşan Hoca’nın makalat çalışması okunmalı.

Nevşehir’de şehre tepeden bakan Damat İbrahim Paşa’nın külliyesini ziyaret ettik. Lale ile imza atılan cami. Göreme ve Ürgüp’te oyulmuş kayalara bakarken ayetler aklımıza geldi. Gezin o taşları oyanların haline bir bakın. Ömür yeter mi o taşları oymaya; Hazreti Nuh’un ömrünün 950 yıl olduğu düşünülürse onunla aramızdaki kavimlerin yaşlarınında bizden uzun olacağı tahmin edilebilir. Kesinlikle o şehri kurmak için 500 yıl ömür gerekir. Odalar, balkonlar, merdivenler unutulmamış. İnsanoğlu değişmemiş, onlar kayayı oymuş, biz ise taşları üst üste koyarak kendimize yeni oyuklar yapıyoruz.

Aksaray yolculuğun son durağı, yatsı namazına yetiştik. Somuncu Baba’nın çilehanesinde tefekkür ettik. Mezara girmek ile oraya girmek arasında bir fark yok. Ölmeden önce ölmek için toprağın derinliklerine inmek şart. Cuma namazı sonrası çıktığımız yolculuk pazar yatsı sonrası Konya’da tamamlandı.

Not: kainata mektup sitesinde ve gerçek hayat dergisinde yayınlanmıştır.

  • Gül Kokusu
  • cihad meriç yazıları
  • yorum yap >giriş/kayıt
  • yazıcı sayfası
  • Rastgele Yazı
  • gönder

Biz de bir Karadeniz turundan

Gül Çiğdem — Per, 21/05/2009 - 11:32

Biz de bir Karadeniz turundan dönerken Kayseri'ye uğradık iki gün önce. Meşhur mantısından yiyip bir kaç saat oyalandık ama ne yazık ki merkezini gezemedik, çünkü Konya'ya geç kalmamamız gerekiyordu.
En azından meşhur Kayseri mantısından tatmış olduk.

Bu arada Pastırmalar Parkı vardı, kocamandı karanlıkta bir onu görebildim :)))

d'li derviş

  • yorum yap >giriş/kayıt

Oooo haberimiz olmadan kimler

Halid Aslan — Per, 21/05/2009 - 14:55

Oooo haberimiz olmadan kimler gelip kimler geçmiş Kayseri'den. Siz korkarım gündüz gözüyle Erciyes'i de görmemişsinizdir. Sağlık olsun. Kayseri'nin Batı çıkışında Ankara, Niğde, Nevşehir yol ayrımının tam ortasındadır o park. Pastırmacılar parkı olarak geçer. Yol üzeri misafirlerin bir nefeslik dinlenmeleri için açılmıştır ve lakin bazı işgüzar Kayserililer dahi kalkıp oraya pikniğe giderler. Tam anayolların ortasında egsoz eşliğinde piknik... Gerçi İstanbullular otoban ortasında yapıyor bu işi ama. Hayırlısı bakalım.

  • yorum yap >giriş/kayıt

Hayatı Rıza-i bari eksenine

Kâni Çınar — Paz, 17/05/2009 - 05:23

Hayatı Rıza-i bari eksenine oturtmaya çalışanlara selam olsun...
Attıkları adımları "hayr"lı kılmaya çalışanlara selam olsun.
Dostları arayıp soranlara, oturup iki muhabbet esednlere selam olsun...
Selam daim olsun.

  • yorum yap >giriş/kayıt

Benzer Yazılar

  • Plastik cerrahi hasta sırası muhabbetleri
  • Gün Dökümü
  • Gül Kokulu Aşk
  • Harflerin Aşkı
  • Bayram Denilince

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız
  • Fotografhane
  • Kategoriler
  • İzlence

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeni Üyeler

Şu an 0 üye ve 4 misafir çevrimiçi.

  • mucahit
  • Ahmet Halid
  • halim
  • nermin şen
  • almira

Son Yorumlar

  • bu taşı görünce aklıma
    1 gün 20 sa. önce
  • Bu dünyada yolcu olduğunu
    1 gün 20 sa. önce
  • Fotografcinin aci talihi
    2 gün 14 sa. önce
  • TSE standartlarında..
    3 gün 15 sa. önce
  • Heidelberg,Melekler Mekanı
    4 gün 2 sa. önce
  • direnebildiğimiz kadar
    6 gün 8 sa. önce
  • Neden olmasın?
    6 gün 9 sa. önce
  • Oğullar ve Babaları
    6 gün 13 sa. önce
  • Sağnak sağnak...
    6 gün 13 sa. önce
  • Şans mıdır?
    6 gün 14 sa. önce

Anket

Asla Vazgeçmem...:

Fotografhane'den

Maketten evler yaptım hayalimde

Rastgele

  • İçerik
  • İzlence

  • Mısra-ı Berceste'den Güldeste'ye - I -
  • Kaf'ın Ardından Geldi Yaz
  • Temrin Dergisi 1. Yıl Kutlaması
  • Filbahar 2 dedi
  • Kalleşim / Kalleşsin / Kalleş
  • Hasan Nail Canat'a Vefa
  • Temizle Bizi Allahım
  • İkindi Yazıları yeniden tıpkıbasım olarak yayımlanacak
  • Kökler
  • Hal/siziz

Gözdeler

Bugün:

  • Okul Sevgisi
  • Gül Kokulu Aşk
  • Gümüşhane'nin Saklı Güzellikleri

Son görüntülenme:

  • Zafer Yahut Hiç ve Mustafa Kutlu’ya Sorular
  • Yürüyen Derviş: Süleyman Gökmen
  • Duada Kalan Aşksın Azze

Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010
Gizlilik ve kullanım şartları I Künye

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim

@ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.