El Mü'mine Mü'min Olmak
eylül başak — Salı, 25/08/2009 - 09:18
El Mü’min…
Emniyet ve güven veren, inanan kullarını korku ve endişelerden emin kılan…
Cenab-ı Hak inanan kullarına henüz dünyada iken en büyük hediyeyi vermiş ve El Mü’min ismi ile şereflendirmiş. Mümin insan; elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kişidir. Mümin insan; attığı her adımda Allah’ın (cc) rızasını gözeten kişidir. Mümin insan; başına gelen her türlü dert ve sıkıntının Allah’tan (cc) geldiğinin bilinci ile teslimiyet ve tevekküle sarılandır…
İnsanoğlu yarınını bilmiyor. Yarına bugün penceresinden bakınca görülen belirsizlik, bugünün içine sıkışan olayları doğru algılamaya engel teşkil ediyor. Bugün gerçekleşen bir sıkıntının yarın hayırlar getirebileceği gerçeği unutuluyor. Bu durum kişiyi karamsarlığa sürüklüyor. “Bugün başıma böyle bir dert geldi, ben çok mutsuzum, ben çok bahtsızım vb.” gibi düşünceler kişiyi karamsarlık kadar isyana sürüklüyor. Böylece başa gelen musibetlere karşı güçlü durmak giderek imkansızlaşıyor.
Başına bir bela isabet eden insan ister istemez önce kendisini sorgular. “ Bunu hak etmiş miydim? Böyle bir bela neden benim başıma geldi? Dünya da bunca kötü insanlar var, onlar rahat içindeyken ben neden bu kadar sıkıntı içindeyim? Bana kötülük yapanlar bu dünyada kurularak geziyorken ben neden şu belimi bir kere huzurla doğrultamıyorum?” sorularını birbiri ardına sıralar.
Halbuki Cenab-ı Hak Kuranı Kerimde “ De ki: Bize Allah’ın (cc) bizim lehimize yazdığı (takdir ettiği) şeyden başkası dokunmaz. O, bizim Mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah’a(cc) tevekkül etsinler.”( Tevbe suresi -9- 51) Buyuruyor.
Başa gelen her bir olayın ve her musibetin Allah’tan (cc) bizim için verildiğine inanmak, bu musibetlere böylesi bir nazar ile bakmak kişiye çok farklı bir bakış açısı kazandırır. Bu hayata yiyip, içip, zevk sürmek ve yalnız kendimiz için yaşayıp, ölmek için gelmedik. Hayata gelişimizin, bu dünyada yaşıyor oluşumuzun bir gayesi varsa başımıza gelen musibetlerinde bir nedeni var elbet… Cenab-ı Hak en fazla en çok sevdiği kullarını, Peygamber olarak gönderdiklerini musibetlere düçar etmiş. Kimini hastalıkla, kimini zenginlikle, kimini sevdiklerinin iman etmemesiyle imtihan etmiş. En ağır imtihanı da Alemlere Rahmet olarak gönderdiği Peygamber efendimiz (s.a.v)’e vermiş. Gösterdikleri sabır ve tevekkül karşısında selamet yurdunun en güzel yerlerini de daimi olarak bağışlamış.
Cenab-ı Hak Mümin olan kullarına da yaşamı muhteşem bir alışveriş kılmış. Can ve mal karşılığında cenneti bağışlamış. Zorluğu vermiş, musibeti vermiş lakin inanan ve kendisine sığınan kullarını asla yalnız bırakmamış.
Kişinin en fazla bunalıp ta gönülden “ Allah’ım!” dediği an da gönlü sekinet ile doldurarak yanında olduğunu hissettiren El Mü’min dir O!...
Kuran-ı Kerimde “ Allah müminlerden canlarını ve mallarını kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu Tevrat’ta da, İncil’de de, Kuranda da Allah’ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah’tan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun. Ve işte o büyük kurtuluş budur.” (Tevbe suresi – 9- 111) buyuruluyor.
Can ve mal karşılığında cennet vaat ediliyor. Tüm malımız elimizden gitse de, canımızdan olsak da Allah’a teslimiyetten, tevekkülden şaşmamanın mükafatı olarak sonsuzca cennette kalmak vaat ediliyor. Ne karlı bir alış-veriş bu!.. Başa gelen belalara bu bakış açısı ile bakabilsek sorunlara karşı duruşumuz daha sağlam olur. Bakış tarzı değişince kişinin acıya tahammülü de artar. Musibetler gelir, acıtsa da artılar katıp gider.
Bazen bir kişiyi veya bütün bir aileyi tümden sarsacak şiddette bir musibet çalıyor kapıyı. Gösterilen direnç karşısında sanki musibetin de şiddeti artıyor. Nedenler sorgulanmaya başlandığı an da ise tahammül hızla azalıyor. Halbuki bu musibetin Allah’tan (cc) geldiği ve muhakkak bir hikmeti olduğu düşünülse, acı veren yanına değil de sağlayabileceği olası faydalara bakılsa, bugün yaşattıkları değil, yarın kişiye katacağı artılar hesaplansa Allah’a (cc) tevekkül etmek daha kolay olur.
Böylesine bir teslimiyet gösteren kulunu asla yalnız bırakmayan El Mü’mindir O!...
Kuluna güven verendir O!...
Kulunu emniyette kılandır O!...
Korku ve endişeleri gönülden uzaklaştırandır O!...
Mümin kuluna yardımı kendine hak kılandır O!...
Başa gelen bela ne kadar büyük olursa olsun, her ne kadar kişinin bundan kurtulamayacağını düşünmesine neden olacak kadar ağır olursa olsun mümin olanı kurtarandır O!...
“ Sonra biz elçilerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız, müminleri kurtarmamız bizim üzerimize haktır” ( Yunus suresi -10- 103) buyurandır O!...
Can yandıkça, yürek kavruldukça yaşaran gözlerle ve inleyen gönülle “ Allah’ım sen yardım et!... Sana inandım, sana güvendim ve sana sığındım. Yardımı da hayrı da yalnız senden bekliyorum.” Deyince ve sabırla bu duaları büyütünce yardım kuşatıveriyor inanan mümin kulları… Beklenmedik bir anda ve beklenmedik bir şekilde gelen yardım kişiye şer görünenlerin altındaki hayrı gün ışığına çıkarıyor.
Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim de “ İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah bilendir, her şeyi hikmetle yapandır. Mümin erkeklerle mümin kadınları içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu Allah katında büyük bir kurtuluştur.” ( Fetih suresi – 48- 4,5) buyuruyor.
Yaşanılan her anın ve başa gelen her olayın bir hikmeti olduğunu unutmadan Allah’a teslim olmak…
İşte El Mü’mine mümin olmanın yolu budur…
Ey El Mü’min olan Allah’ım!... Sana hakkı ile mümin kul olanlardan eyle bizi… Amin…
- eylül başak yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- yazıcı sayfası
- Rastgele Yazı
- gönder

Mümin...
Elif Alaca — Per, 27/08/2009 - 08:54Yüce Allah, "... eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. "Al-i İmran Suresi,139 buyurarak müminin üstün olduğunu haber veriyor.Ancak mümin Rabbi karşısında aczini kabul ettiği için üstün. Allah razı olsun arkadaşım...O'na emanetiz..
Rabbim hepimizden razı olsun
eylül başak — Per, 27/08/2009 - 15:17Rabbim hepimizden razı olsun inş'Allah sevgili Elif...
Evet haklısın... Kuluz ve aciziz... Aczimizi bildiğimiz ölçüde de has müminliğe yaklaşırız.
Selam ile...
Kişi sevdiğine benzer ise
ışık güney — Salı, 25/08/2009 - 19:16Kişi sevdiğine benzer ise bize de mümin olmak düşer.Yüreğinize sağlık efendim...
Allah bizi emin olduğu kullarından eylesin...
Amin diyorum önce... Rabbim
eylül başak — Çar, 26/08/2009 - 17:11Amin diyorum önce... Rabbim emin ve razı olduğu kullarından eylesin hepimizi...Kalplerimizi iman nuru ile aydınlatsın...
Sevgili Işık değerli yorumun için teşekkür ediyorum.
Selam ile...
Kaleminize sağlık efendim.
Nefi Selamoğlu — Salı, 25/08/2009 - 18:45Kaleminize sağlık efendim. Esmaül Hüsna şerhi diyebileceğimiz yazılarınızı ilgiyle okuyor şahsım adına çok istifade ediyorum. Güzel ablalarımızdan Neşe Kutlutaş Gerçek Hayat'ta yazardı aynı minvalde. Onun bir devamı gibi alıp kabul ediyorum. Gündelik hayata indirgemeyi Mevla nasip etsin.
Tekrar teşekkürler.
Esma-ül Hüsna.... Cenab-ı
eylül başak — Salı, 25/08/2009 - 19:48Esma-ül Hüsna.... Cenab-ı Hakkın doksandokuz ismi...
Ne kadar biliyor ve ne kadar hayatımızda kullanıyoruz? Sorusunu kendime çok sorduğum bir dönemde başladı Esma-ül Hüsna okumalarım ve ancak yazarsam içime sindirerek öğrenebileceğimi, bir ömür boyu çıkmaksızın hafızamda kalacağını düşündüğüm için yazmaya başladım. Paylaşma isteği de arkasından geldi. Okuyucu ile buluşması ve ilgi görmesi mutluluk verici...
Sayha ya teşekkür ediyorum yayımladığı için...
Değerli yorumunuz içinde size ayrıca teşekkür ediyorumSayın Selamoğlu.
Selam ve saygılar...