Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › cihad meriç yazıları

Hazreti Mevlana'nın Gül Bahçesi

cihad meriç — Cts, 22/08/2009 - 04:46

Hazreti Mevlana'nın gül bahçesinde oturmuş dervişlerin ayak seslerini dinlemeye çalışıyorum. Türbenin kıble tarafında bulunan bahçedeki havuzun kenarında suyun sesiyle kalp ritmini birleştiren aşk erinin namelerine kulak vermek istiyorum. Bir anda Selimiye Camii'nden yükselen sela sesi kalp ritmimi bozuyor, ruhuma akort yapıyor. Nice selalar okundu bu minarelerden. Kapısına kilit vurulmuş bir kütüphane ile göz göze geliyorum: Ferid Uğur İhtisas Kütüphanesi . Şimdiye kadar yanından geçmiş; fakat “Ferit Bey kimdir?” diye düşünmemiştim. İhtisas Kütüphanesi yazdığına göre ilim adamı olmalı. İçeride ki kitap kokuları bana ulaşır mı diyerek bir nefes çekiyorum. Bu kütüphaneler kilitli olmasa okuyamadığımız Osmanlıca eserleri hiç olmazsa koklayabilsek. Son cümleyi yazarken İtalyan turist önümdeki laptobu görünce beyni dolan fotoğraf makinesini flaş belleğe aktarmam için ricada bulunuyor. O'na Esma'ül Hüsna hediye ediyorum. Irk, dil sorun olmuyor aramızda, burası birlik kapısı, Akdeniz ikliminin sıcaklığı kendini gösteriyor ve ben yengelerimden birine benzeyen kadının problemini çözüyorum.

Mevlana ziyareti ne yazık ki galoş giyilerek yapılıyor. Ayakkabı ile huzurda gezinmek içime pek sinmiyor. Çorapla gezmeyi düşünmeme rağmen yırtık galoştan halılara bulaşacak pisliğin çoraplarıma değme riski beni bu eylemden de uzaklaştırıyor. Fakat Pakistanlı olduğunu düşündüğüm muhterem ayakkabılarını çıkarmıştı. Duruşundan, bakışından alim olduğu ve ilmiyle edep zırhını giydiği her halinden belliydi. Tercümanın söylediklerinden dikkatle notlar alıyor ve Fransız turist olmadığını bize gösteriyordu. Gezi aceleye getirildiğinde derinliğini kaybediyor. Belki de hiç bir zaman atlı veya yaya gezen seyyahın gördüğü şekilde dünyayı izleyemeyeceğiz.

mevlana_bahçeMezar taşları arasında oturduğumu söylemedim sanırım. Mezar taşları ile süslenmiş bir bahçe burası. O güzel insanlardan geriye taşları kaldı; fesli, sarıklı , düz mezar taşları. Hz. Mevlana'yı ziyarete gelenlerin burada oturup tefekkür edecek vakitleri yok. Yoğun bir programla dolaşıyorlar, sağa sola gözlerini değdiriyorlar. Altıgen tek kişilik mütevazi türbenin işçiliğinin tüylerini ürpertmemesi bundandır.

Güzelliklerle dolu bir ülkede yaşıyoruz, hepimize yetecek imkanları olan bir ülke, her karış toprağı görülmeye ve hissedilmeye değer. Güzel ülkenin aşk beldesinde yaşayan bizler belki biraz daha nasipliyiz. Mevlana'nın Mesnevisi'ni gül bahçesinin bir köşesine oturup okuyabiliriz.

  • Kara Kalem Yazıları
  • cihad meriç yazıları
  • yazıcı sayfası
  • gönder
  • Rastgele Yazı

Konya... Gidip görmeyi en çok

Hilal Acar — Paz, 23/08/2009 - 12:13

Konya... Gidip görmeyi en çok istediğim şehirlerden biri... Hayır o sarının tonlarını giyinmiş uçsuz bucaksız ovalarını değil, yeşile hasret yanlarını değil, denizin uzaklardan vuran kokusu ile başı dönen hallerini değil, elbette ve elbetteki Mevlanasıdır gidip ziyaret etmek istediğim...

Sayın Meriç bahsini ettiğiniz o gül bahçesinde elimde mesnevi uzun soluklu okumaların eşiğinde hissettim bir an kendimi... Öyle hızlıca değil, içime sindirerek yani özgürce, zaman sınırı olmaksızın gelmek ve gül bahçesinde Mesnevinin içe huzur salan, gönlü yıkayan, aşk pınarından yudumlarla besleyen evrenine dalıp gitmek isterdim.

Belki bir gün... Belki daha zamanı var...

Selam ile...

Hadim,Taşkent, Beyşehir,

cihad meriç — Pzt, 24/08/2009 - 22:27

Hadim,Taşkent, Beyşehir, Seydişehir, Ereğli... bilinenin aksine güney bölge yeşilliktir.

Mevlana biraz daha ön planda; fakat Sadrettin Konevi gerken ilgiliyi gör-e-memiştir.

Konya'nın merkezinde10-15 dakika süre içerisinde alaaddin tepesi civarından bir çok önemli mekana ulaşabilirsiniz. Mesela bugün içimden bir ses ikindi namazını sahip ata külliyesinde kılmamı söyledi. Külliye yolunda sırçalı medreseyi de ziyaret ettim. Ne güzel bir şehir burası diyorsun. Dün de Şems çağırmıştı, daha önce de Konevi.

Bir büyük bahçe var, birde küçük, Küçük bahçede havuzun kenarına çektiğim bank duruyor, orada rahatça oturup okuma yapabilirsiniz.

Ya Nasip.

Mevlana, Şems, Sadrettin Konevi, Beyhekim, Ateşbaz, Hoca Fakıh, Sahip Ata, Muhammed Hadimi…

Karatay, İnce Minare, Sırçalı Medrese...

Kapu Camii, Aladdin Camii, Şerafettin Camii, İplikçi Camii, Tavus Baba Camii...

Meram, Hadim, Taşken, Karapınar, Ereğli, Beyşehir, Seydişehir...

Say say bitmez…

sade bir muhabbet

Konya denince aklımıza ilk

Hilal Acar — Salı, 25/08/2009 - 13:13

Konya denince aklımıza ilk olarak nedense hep sarının tonları geliyor. Bizzat gidip görmediğimiz ve sadece oralı olup da sonradan buralara gelenlerin anlattıklarıyla yetindiğimiz için olmalı... Konya... geniş ova... Bakliyatın bolca ekildiği yerler. Kurak bir iklim... Ve benzerleri.. Bizim Konya hakkında bildiklerimiz...

Konyaya gitmeden evvel hakkında daha çok araştırma yapmak gerektiğini sayenizde anlamış bulunuyorum.

Selam ile...

dilimize kilit vuranlar...

nur zelal — Cts, 22/08/2009 - 17:33

O kütüphanenin kapısına neden kilit vurulduğunu merak ettim Sayın Meriç.Daha ne kadar çok değerin kapısında kocaman kilitlerin asılı olduğunu ve buna anlam veremediğimi...

Tarih işlevselliğini yitirdiğinden beri,yok sit alanı,yok tarihi eser adı altında dilsizleştirilmiş ve fukaralaştırılmış hazinelerimiz.
Ben sevmiyorum bu yüzden bu kavramları.Yaşam hakkı elinden alınmış bir tarihin üstünde mesken tutmuşuz ve artık kimse garipsemiyor bu hali.

Seyyah kavramının da içini boşalttık değil mi?Galoşlarla ne kadar hissedebilir ki insan bastığı taşın ona ne anlattığını...
Hışırtılar arasında gezinti...

Ama mezar taşları başka.İnsan bir tek onları es geçmemeli.O taşlar o kadar çok şey anlatır ki insana.Yeter ki çökün yanlarına ve ruhunuzun gözeneklerini açın.Gerisi...

Kütüphane kapılarında ki

cihad meriç — Cts, 22/08/2009 - 22:19

Kütüphane kapılarında ki kilitler bir gün açılacaktır; fakat biz dilimizdeki kilitleri sökebilecek miyiz? Bu sorunun cevabı beni daha çok düşündürüyor.

Bence seyyahlıkta öğrenilebilecek bir meslek. Turistlere seyyah diyemeyeceğimize göre seyyahlığın için boşalmamış olur.

sade bir muhabbet

Konya'nın sıcak gecelerinde

Kâni Çınar — Cts, 22/08/2009 - 16:27

Konya'nın sıcak gecelerinde Mevlana ile serinlediğimiz, ayazlarında içimizi Mevlana ile ısıttığımız demleri hatırlattın bize Cihad Meriç. Biz Mevlana'yı severiz de o bizi sever mi veya ne kadar sever bilemeyiz lakin biz de Mevlana ziyaretlerimizin ekserisini dışardan, gül bajçesinden, üçler mezarlığından okuyarak yapardık. İçerisi hala uygulamaları ile turistlere self servis olarak yaşatılıyor. Mana filan içeride değil. Görebiliyorsun, kokusundan anlayabiliyorsun bunu. Asleında her yere çağıran Mevlana sanki sırf bu müzeye çağırmıyor gibi... Neyse kimsenin hislerine engel olmayalım. Selamlar Konya. Hayırlı ramazanlar. Her nerede isen..

Sayın Kaptan sen mayayı

cihad meriç — Cts, 22/08/2009 - 22:25

Sayın Kaptan sen mayayı kayseri'de kapıp mı geldin yoksa konya'da mı mayalandın?

Kayseri'ye de bizden selamlar. Şöyle yavaş adımlarla sokaklarında dolaşamadığım Kayseri içimde yara oldu. Bir daha ki sefere kayseri'de uzun mola vereceğiz.

sade bir muhabbet

Ziyaret etmek istediğim

Aynur Yavuz — Cts, 22/08/2009 - 12:49

Ziyaret etmek istediğim şehirlerin en başında şuan Konya.Hele ki Elif Şafak'ın 'Aşk' romanından sonra...
En kısa zamanda nasip olur inşallah bize de gelmek.
İstanbul'dan Konya'ya selamlar..

Konya'ya dikkatli gelmek

cihad meriç — Cts, 22/08/2009 - 22:34

Konya'ya dikkatli gelmek lazım, bir uğrayan biraz zor ayrılıyor. Demek ki Elif Abla'nın kitabı işe yarıyor.

Bizden de İstanbul'a ve özellikle Süleymaniye'ye selamlar.

İstanbullu bir dostum izne çıkmış, telefonda yarım saat evden çıkarmaya çalıştım. İstanbul'da evde durmak bana tuhaf geliyor.

sade bir muhabbet

Süleymaniye'ye selamınız en

Aynur Yavuz — Paz, 23/08/2009 - 15:02

Süleymaniye'ye selamınız en kısa zamanda iletilecektir inşallah.
Onca zaman Konya'ya gitmek isteyipte gidemedi isem doğru zaman gelmemiş demek ki. Kolay kolay ayrılamayacağım bir şehir kıvamına hiç bu kadar gelmemişti Konya..Bu yüzden şimdiye kadar gidemediğime hiç mi hiç hayıflanmıyorum. Bundan sonrası için de nasip diyelim.
Evde oturma meselesine gelince, öyle zamanlar geliyor ki dünyanın en güzel sokakları beni beklese dahi evde vakit geçirmeye değişmem hiçbirini.

Ankara - Konya arası "git gel

Kâni Çınar — Cts, 22/08/2009 - 16:31

Ankara - Konya arası "git gel Konya altı saat" demişler ablacığım onlarca yıl önce. Bir iki kafadar düşün yola, gezin, ziyaret edin, akşama tekrar ev yolunda olursunuz ve öyle seversiniz ki bir iki hafta sonra tekrar düşersiniz Konya yollarına. Hele bir deneyin. Konya'nın görülmediği dünya inanın eksik kalır. Bunu size bir Kayserili olarak söylediğimi de unutmayın lütfen.

Selamlar.

Adıyaman'dan Ankara'ya

Aynur Yavuz — Paz, 23/08/2009 - 15:20

Adıyaman'dan Ankara'ya dönerken yarım saatliğine uğramıştık Kayseri'ye. Ve gariptir Adıyaman'da arayıpta bulamadığım havayı o kısacık zamanda Kayseri'de teneffüs etmiştim. Ve şimdi Kayserili biri bana "Konya'nın görülmediği dünya inanın eksik kalır" diyorsa, Konya'ya gitmek değil, uçmak lazım.

Benzer Yazılar

  • Kesik Başın Mektubu
  • Geri Döner mi?
  • hadi gel,bir türkü söyleyelim
  • Koşu
  • İyi Şeyler Yapalım

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız
  • Fotografhane
  • Kategoriler
  • İzlence

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Rastgele

  • İçerik
  • İzlence

  • Anadolu
  • Sıdk-ı cenan
  • Delinâmeler - 3
  • Karşı Şiir
  • yenilgi; rabbim: bir kıyısı var her yaranın / benimse yaralarım kıyısız
  • Ellerini tuttum
  • Akıl ve Delilik Arasındaki İslam – II
  • Hayatın Kapalı Anlatımları
  • Ruhtan Yansıyan Güzellik
  • Adı belli adamlarla yar kapıda

Fotografhane'den

Mescd-i Nebevi

Duyuru - Etkinlik

  • -"Biz İsrail’i suçlayanlar
  • -"Ne Bahar Kaldı, Ne Gül" Konuşma
  • - ''İkindi Yazıları yeniden tıpkıbasım olarak yayımlanacak''
  • ... Devamı
  • Gözdeler

    Bugün:

    • 100 Türk Büyüğü
    • Nevbahar
    • Dost'a Mektuplar

    Son görüntülenme:

    • Uçmağa varan yiğitler adına!
    • Çöle Düştüm
    • Okul Sevgisi

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010
    Gizlilik ve kullanım şartları

    • söz makamı
    • 100 türk büyüğü
    • kitap makamı
    • site haritası
    • ara
    • İletişim

    @ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.