Birbirine dayanır gibi görünse de türküleri farklı,
dizeleri bir diğerinin kaybolduğu rüyanın yitikliği,
"elimden tut,yoksa düşeceğim"çırpınışında bükülen,
diğeri mağrur,diğeri kibirli,Kaf dağında ölümsüzlüğün iksirini içmiş sanki...
Vuslat mı bu gerçekten?
Hani nerede kavuşmaların coşkusu...
Hasretin rengi pembe,duruşu böyle umarsız değil ki?
Hikayenin neresinden koparsa kopsun,
Bükülmek için geç kalmayı beklememeli...
Sevgili Nur Zelâl, bu saatte sizinle karşılaşmak ne büyük saadet... Amerika saatine hoşgeldiniz, eğleneceksiniz...Bakınız Amerikalı hostumuz bile uyumuş sadece biz varız..
Haklısın türküleri çoook farklı... "aah ne vebadır, ne vebaldir bu!"
o halde kendi şarkımızı söyleyelim....
"Çok geç kalmışız canım, vakit bu vakit değil. Eski radyolar gibi, çatıya saklanmış aşk Öyle sanmışız canım, artık ölümsüz değil Leyla ile Mecnun gibi, çoktan masal olmuş aşk."
Zenan,
geçici bir arıza durumu söz konusu,lütfen alıcılarınızın ayarlarıyla oynamayınız.
Ramazandan kalan bir alışkanlık efendim,geçeceeek,herşey gibi bu da.
Şimdi;
Vebali şu mağrur lalenin boynuna olsun ki bu hikayede asıl suçlanası rol onundur.
O zaten lale bahçesinin de anlaşılmazıydı.Masalların yalnız kalanı ve her saklambaçta hiç bulunamayandı..
Geç kalmaya gelince...
zamansız olanın gecikmesi mümkün müdür sence ve ertelenmesi şu hayattan?
Ölümsüzlük iksirini sırayla ellerinin tersiyle iten Mecnun ve Leyla...
Ve onlara sonsuzluğu yakıştıran zavallı bizler...
Biz bu lalelerin hikayesinde çuvallayan tarafız ki,ehil olmayanları çöllerden kovuyorlar unutma.
bu saatte buluşmanın anısına...
Vuslat mıdır acaba?
nur zelal — Paz, 20/09/2009 - 23:28Birbirine dayanır gibi görünse de türküleri farklı,
dizeleri bir diğerinin kaybolduğu rüyanın yitikliği,
"elimden tut,yoksa düşeceğim"çırpınışında bükülen,
diğeri mağrur,diğeri kibirli,Kaf dağında ölümsüzlüğün iksirini içmiş sanki...
Vuslat mı bu gerçekten?
Hani nerede kavuşmaların coşkusu...
Hasretin rengi pembe,duruşu böyle umarsız değil ki?
Hikayenin neresinden koparsa kopsun,
Bükülmek için geç kalmayı beklememeli...
"ah ne vebaldir bu!"
Zenan Sude — Cum, 25/09/2009 - 03:53Sevgili Nur Zelâl, bu saatte sizinle karşılaşmak ne büyük saadet... Amerika saatine hoşgeldiniz, eğleneceksiniz...Bakınız Amerikalı hostumuz bile uyumuş sadece biz varız..
Haklısın türküleri çoook farklı... "aah ne vebadır, ne vebaldir bu!"
o halde kendi şarkımızı söyleyelim....
"Çok geç kalmışız canım, vakit bu vakit değil.
Eski radyolar gibi, çatıya saklanmış aşk
Öyle sanmışız canım, artık ölümsüz değil
Leyla ile Mecnun gibi, çoktan masal olmuş aşk."
Vebali boynuna...
nur zelal — Cum, 25/09/2009 - 04:42Zenan,
geçici bir arıza durumu söz konusu,lütfen alıcılarınızın ayarlarıyla oynamayınız.
Ramazandan kalan bir alışkanlık efendim,geçeceeek,herşey gibi bu da.
Şimdi;
Vebali şu mağrur lalenin boynuna olsun ki bu hikayede asıl suçlanası rol onundur.
O zaten lale bahçesinin de anlaşılmazıydı.Masalların yalnız kalanı ve her saklambaçta hiç bulunamayandı..
Geç kalmaya gelince...
zamansız olanın gecikmesi mümkün müdür sence ve ertelenmesi şu hayattan?
Ölümsüzlük iksirini sırayla ellerinin tersiyle iten Mecnun ve Leyla...
Ve onlara sonsuzluğu yakıştıran zavallı bizler...
Biz bu lalelerin hikayesinde çuvallayan tarafız ki,ehil olmayanları çöllerden kovuyorlar unutma.
bu saatte buluşmanın anısına...
http://www.trmuzikdinle.com/1961/Sertab-Erener--Ruya