Partiler Kapatılmalı mı?
Kategorilerden
Yürek Yarası
Güncel
Kara Kalem Yazıları
Hüzün Alanı
Ümmet Coğrafyası
Haberdar
Hür Tefekkürün Kaleleri
Hay Sızı
Düş Vakitleri
Tanıtılanlar
Kimdir Nicedir
Şiir Makamı
Ümidlere Dair
Kişilere Dair
Tefekkür
Berceste
İçe Dönüş
Gülü Gülle Tartarlar
Gonca
Zamana Dair
Makamı-ı Dikkat
Söz Ola
Hakikat Hikayet
Reyhan
Gelişi Güzel




Sonunda hizaya geldiniz değil
Molla Kasım — Salı, 01/04/2008 - 15:12Sonunda hizaya geldiniz değil mi sevgili vatandaşlarım!.. Ben size bu işler böyle olmaz, kendinize dikkat edin, boy aynası olarak biricik Mollanızı tercih edin dedim mi, demedim mi? “Dedin devletlû Mollamız” nidalarınızı duyar gibi olmakla birlikte sanmayın ki mübarek bıyıklarım altından sizlere gülmekteyim. Asla ve kat’a…
Demokirasi bu işte aziz cevelanlarım. Mesele oy çokluğu, meclis filan değil. Demokirasi demek mutlu azınlıkların mutluluklarına mutluluk katmanın bir diğer adıdır ve siz zavallı kaarilerimi kandırmak içün icad edilivermiş bir maskedir netekim.
Maske dedim de aklıma geldi sevgili vatandaşlarım.
Geçenlerde, henüz bağ bahçe işleri başlamayup uzlet guşemde bir elde tespih bir yandan da ilm kıraat ider iken Mercimek Ahmed biraderimin Kabusname’sinde şu minvalde satırlar ilişiverdi gözceğizime:
“İmdi eğer danişmentlikte ulu mertebeye eresin, şöyle ki kadı olasın. İmdi çünki kadı oldun, gerek ki yavaş olasın. Ve zeyrek ve tez-fehim ve sahib-temyiz olmak gereksin. Ve her işin önünde ne var anlayasın. Ve gerektir ki merdüm-şinas olasın. Heybetli ve din ilminde gayet bilgilü olasın…” Pes dedim ve devamına mahal ve gerek görmedim. Maç başlamadan bitmişti. Hükmen mağlup da olsak adalet terazisinin düzelecek tarafı makul ve mantıklı görünmüyorsu. Pes dedim ve aziz kaarilerimden yediğim kazıkların üzerine dua ettim, inşaallah adalete işim düşmez, amin. veselamun....
Neden susacakmışım?
Halid Aslan — Cum, 21/03/2008 - 13:17Ahmet Kekeç Star Gazetesindeki köşesinde harika bir cevap vermiş "Yargıyı eleştirenlerin eleştirilmesine". Altına imza atılası gayet oturaklı bir yazı bu. Elleri dert görmesin
---
Yargı kararıdır, uyarım, kanunun vazettiği çerçeve dışına çıkmam ama, ortaya çıkan kararı da çatır çatır eleştiririm.
Neden eleştirmeyecekmişim?
Bu, aynı zamanda benim 'vatandaşlık' görevim.
Kaldı ki, eleştirilerin odağındaki şey, bir yargı kararı da değil.
Bir iddianame.
Ne yani, Başsavcı hiçbiri doğrulanmamış, hakkında yasal takibat yapılmamış gazete haberlerini iddianamesine ekleştirecek, ben 'yargı yara almasın' diye susacağım...
Öyle mi?
Bu rikkati (yahut meşrebinize göre dikkati), bir yargı mensubu olması hasebiyle, öncelikle Başsavcı'nın göstermesi gerekmiyor mu?
Şu sözler değerli Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'ya ait: 'Bir ABD projesi olan ve kapsamındaki ülkeleri ılımlı İslami rejimlerle yönetmeyi amaç edinen Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı olduğunu her fırsatta tekrarlayan Başbakan Erdoğan...'
Ne demek şimdi bu?
Spekülasyon olarak bile değer ifade etmeyecek bu sözlerin bir 'hukuk metni'nde işi ne?
Bir iddianame böyle mi hazırlanır?
Bir iddianameyle değil de, sanki bir Tuncay Özkan yahut İlhan Selçuk makalesiyle karşı karşıyayız.
Taha Akyol'un da haklı olarak altını çizdiği gibi, Başsavcı ABD kaynaklı BOP'un bölge ülkelerini 'ılımlı İslami rejimlerle yönetmeyi amaçladığını' ispat etmelidir!
Bunu ispat edemiyorsa, derhal görevi bırakmalıdır.
Şu 'yargı' ve 'hukuk' ilişkisiyle ilgili olarak da bir çift söz söylemek istiyorum:
Evet, hepimiz hukuku çok seviyoruz, ona bayılıyoruz. 'Hukuk' sözcüğünü yazılarımızdan, konuşmalarımızdan, gündelik hayatımızdan eksik etmiyoruz. Siyasilerin ve yüksek yargı mensuplarının konuşmalarına bakın, içinde 'hukuk' ya da 'hukuk devleti' geçmeyen bir tek cümle yok. Bulamazsınız!
Bazılarımız işi daha da ileri vardırıyor, 'hukukun üstünlüğünü, üstünlüğün hukukuna tercih etmemiz gerektiğini' söylüyor.
Her yıl tekrarlanan 'açılış ve kuruluş yıldönümü' törenlerinde de aynı galat, aynı şablon; Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, yargı bağımsızdır, hukukun üstünlüğü önemlidir vs...
Hukuku çok seviyoruz ama, ona güvenmek konusunda da mütereddidiz.
Neden?
Buna, darbelerin ve olağanüstü mahkemelerin gadrine uğramış bir siyasetçi şöyle cevap veriyordu: 'Türkiye Cumhuriyeti tarihi, yargıç ve savcılara ilişkin güvenimizi boşa çıkaran kötü muhakeme örnekleriyle dolu da, ondan.'
Mesela?
Mesela Yassıada Mahkemesi...
Mesela Sıkıyönetim Mahkemeleri...
Elbette hukukun üstünlüğüne inanan, 'hukuk devleti' ilkelerini her türlü ideolojik mülahazanın önüne geçirmiş, kararlarıyla 'Türkiye'de hakimler var' dedirten savcı ve yargıçlarımız da var.
Fazlasıyla var da, 'hukuk devleti'nin değil, doğal olarak 'yargı devleti'nin umdelerine göre hareket ediyor onlar da...
Doğal olarak...
Çünkü Türkiye'de bir hukuk nosyonu yok.
Hukukun 'haklar'la ilişkisini kurcalayan da yok.
Doğru dürüst bir hukuk eğitimi de yok.
Bu nedenle, Türkiye'de hukukçular, kendilerini 'hukuk'un tarafsız uygulayıcısı değil, ideolojik devletin sözcüleri gibi görüyor...
Öyle ki, aralarından, hukuku 'misyon' temeline indirgeyenler, hukuk adamının aynı zamanda 'aydınlanma felsefesi taşıyıcısı' olması gerektiğini savunanlar bile çıkabiliyor; bir önceki Başsavcı Nuri Ok gibi...
http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=141994
Bu dava iyi oldu - Hakan Albayrak
Nefi Selamoğlu — Pzt, 17/03/2008 - 14:51....
İddianameyi okurken "Hâlâ buralarda mıyız? Bu ülke bunları ne zaman aşacak?" diye üzüldüm, daha doğrusu sinirlendim; ama itiraf etmeliyim ki, böyle bir davanın açılmış olmasına seviniyorum.
27 Nisan Muhtırası'na da sevinmiştim.
Türkiye'ye ayak bağı olan, Türkiye'yi krizden krize sürükleyen, Türkiye'nin enerjisini tüketen 'o kafa'yla yola devam etmenin imkânsızlığı bütün dehşetiyle ortaya çıkmalı ki 'o kafa'dan bir an evvel kurtulmanın şart olduğu iyice anlaşılsın ve jakoben devlet anlayışını değiştirecek siyasetler için gerekli vasat oluşsun.
'Ulusalcı terörü patlatırız, AKP'yi kapattırırız, askeri darbe yaptırırız' gibi tehditler savuranlara 22 Temmuz seçimlerinde AK Parti'nin oylarını %26'dan %46 küsûra çıkararak 'Hodri meydan!' diyen maşeri vicdan, Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı kapatma davasının 'gereğini' de –bu dava nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın- bihakkın yerine getirecektir.
Sistemin tashihi ve milli iradenin ihyası yolunda önümüzün biraz daha açılacağı bir sürece girdik.
Bu süreci başlatan Başsavcı Yalçınkaya'ya teşekkürler.
....
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=17.03.2008&y=HakanAlbayrak