Müslümanlar Ergenekon Tartışmasının Neresinde?
Muhammet Esiroğlu — Çar, 23/12/2009 - 16:36
Müslümanların Ergenekonun karşısındaki tutumlarının nasıl olması gerektiğini belirlemeden önce Ergenekonu iyi tahlil etmek durumundayız.
Ergenekon, Tanzimat sonrası jakoben devşirmenin, 50 yıllık demokrasimiz içinde ki derin bir yapılanmanın ürünüdür. Bu yapılanmadan bahsederken ortak ideoloji ya da ortak amaç etrafında şekillenmiş organize bir örgütten ziyade tek merkezin inisiyatifinde hareket eden kullanılmışlardan bahsediyoruz.
Yakın tarihimizde gerçekleşmiş bir çok olay ve karmaşık ilişkiler bütünü, belki iyi niyet hesapları belki de menfaat hesapları sebebiyle oluşmuş oldukça mozaik bir yapıdır. Ortak bir paydada buluşması imkansız görünen bu kişilerin tek merkez etrafında toplanabilmelerini devasa, gizli ve organize bir örgütün olduğu anlamını çıkarmak oldukça zorlama bir tespit olur.
Günümüzde deşifre edilen bu olayların ve karmaşık ilişkilerin bize gösterdiği içeride oluşturulmuş, yönetilen ve yönlendirilen bir örgütün varlığı mı? Yoksa dış mihraklarca farklı hesaplar için kullanılan bu kişilerin, aynı mihrakça kullanılmış olmanın getirdiği zoraki yada bihaber bir birliktelik mi? Bunu iyi çözümlememiz gerekir.
Ergenekon soruşturmasında sürecinde dikkat edilmesi gereken husus, gerek iddianame gerekse delil klasörlerinden edindiğimiz bilgilere göre yaşanan bu olayların tamamı bir derin oluşumun karar alıp yürüttüğü şeklindedir. Bu süreçte bu yapılanların kime hizmet ettiği, kim tarafından planlandığı, asıl bu işlerin karar merciinin kimler olduğu, Siyonist odakların ve diğer egemen güçlerin bu olayların neresinde durduğu hakkında hiçbir bilgiye rastlanmamaktadır.
Yaşanan sürecin bize dayattığı bilgi, ülkemizde oynanan oyunların öyle sanıldığı gibi Siyonist merkezler yada dış mihraklar değil, bizzat içimizdeki çeteciler, darbe severler ve çıkar odakları tarafından gerçekleştirildiğidir. Genelde dünya Müslümanlarının özelde ülkemiz Müslümanlarının ırkçı emperyalizmin dünya üzerindeki kirli emelleri üzerine yaşadığı bilinçlenme bu süreçle dumura uğratılmış gibi durmaktadır.
O zaman biz Müslümanlar yıllarca üzerimizde boza pişiren bu kişilerin gerçek yüzlerinin bir nebze deşifre edildiği, Müslümanlar üzerine yıkılan onlarca olaylarda aslında Müslümanların mağdur olduğu gerçeğinin aydınlandığı bu dava sürecine nasıl bakmamız gerekiyor. Öncelikle yarısı su ile doldurulmuş bardağa, bu bardağın yarısı dolu yada bu bardağın yarısı boş, demekten ziyade bu bardağın yarısının dolu yarısının boş olduğunu bilmemiz gerektiği kanısındayım.
Bizim için yaşanan bu süreç, Müslüman halkın mağduriyeti anlaşılması bakımından, kirli çıkar ilişkilerinin deşifre edilmesi bakımından ve özleri ile sözleri birbirine zıt bu insanlarının gerçek yüzlerinin aydınlatılması bakımından sevindirici olmalıdır. Aynı şekilde bu sürecin yaşattığı bilgi kirlenmesi ve müslümanca duruşumuzu zedeleyen olaylar bütünü bizim temkinli olmamızı gerektirmektedir.
Bu süreç yaşanırken bizim neler kazanıp neler kaybettiğimizin muhasebesinin iyi bir şekilde yapılması gerekir. Bu sürece fazlasıyla kilitlenerek yıllarca yaşanan sıkıntılarımızın biriktirdiği “oh olsun” duygusuna kapılıp süreçte gözden kaçırılmaya çalışılan önemli gelişmeleri göz ardı etmemek gerekir. Ötekilerden kurtulduğumuz zannıyla başka ötekilerin kucağına oturmama erdemini hep muhafaza etmeliyiz.
Müslümanca duruşumuzu muhafaza etme noktasında gösterdiğimiz hassasiyetlerin eridiği günümüz siyasetinin reel politik çehresinde, birde bu sürecin yaşattığı sarhoşluk ve gevşeme bizi değerlerimiz ile birlikte tarihin derinliklerine gömme emelleri olanların aradığı fırsatı kendi elimizle vermiş oluruz.
Müslüman kitle olarak bizler bu süreci öncelemediğimiz kadar ötelememeliyiz. Sürecin gösterdiği (yanlış ve yalan bilgilendirme hariç) gerçekler ışığında alacağımız tedbirler ve duruşumuzdaki keskinlik daha bir olgunlaşmış olmalıdır. Ehven-i Şer mantığı ile duruşumuzda bir gevşemeye mahal vermemeli, başkalarına yamanma gayretkeşliğine kapılmamalıyız.

ergenekon denen operasyon son
ismail okutan — Per, 24/12/2009 - 18:14ergenekon denen operasyon son derece grift, karmaşık, anlaşılmaz bir olaydır. mesela 28 şubat darbesini de bu örgüt yapmıştı. şimdi bakıyoruz 28 şubatın ürünü olan akp bunlara darbe vuruyormuş gibi görünüyor. yada 28 şubatta dönemin başbakanını, çıktığı bu örgütün denetimindeki tv kanallarında konuşarak istifaya çağıran fethullah gülen hoca bugün bu örgüt hakkında durmadan yayın yapıyor. yerden yere vuruyor. madem böyleydi, o zaman onlarla beraber olamak neyin nesiydi. yada fethullah gülen hocayı 28 şubatın neresine koymak gerekiyor. dolayısıyla ergenekonun neresine koyacaz. ergenekona şiddetle karşı çıkıp onların ürünü olan akp ye sarılmak aymazlığını bir türlü anlayamıyorum. ergenekona siyonizmin ürünü olarak bakıyorsak bu siyonizm tehleksine ilk defa dikkat çeken tek lider olan ve onlardan büyük darbeler yiyen muhterem erbakan hocaya sahip çıkmamak nasıl bir mantık ürünür anlayamıyorum. hatırlanırsa o dönemde 28 şubat darbersine var güçleriyle destek veren medya ve sermaye çevreleri akp yi de var güçleriyle destekleyip iktidar olmasını sağlamışlardı. rp ve fp yi kapattıran güçler aynı çizgiden geldiği sanılan akp yi neden var güçleriyle desteklediler. bunu da düşünmek gerkmiyor mu? hakkın olduğu yerde ehveni şer olmaz. müslümanca duruş hakkın safında yer almaktır. abd projesi olduğu belli olan ergenekonlara sarılarak bir yerlere varılmaz. tarihin hiç bir döneminde ahli salip kendi rızasıyla elindeki imkanları, fırsatları müslümanlara vermemiştir. o halde akp nin arkasında olan açık abd ve ab desteklerini düşünmek lazım. neyin karşılığında ergenekona izin verildi? neyin karşılığında defalarca kapattırdıkları siyasi çizginin devamıymış gibi görünen insanların iktidarına izin verdiler. ergenekonla neye darbe vurdukları neyi amaçladıkları şimdilik biraz meçhul gibi olsada bir gün ortaya çıkacaktır. ancak siyonizmle bağlantılı olduğunu düşünürsek pek de hayra alamet olmadığını söyleyebiliriz. unutmamak gerekir ki içimizdeki çeteciler, darbe severler ve çıkar odakları da dışarlarda bir yerlerden hep desteklenmişlerdir. 12 eylül için söylenen o ünlü sözü hatırlayalım.: bizim çocuklar duruma el koydular anlamında bir söz sarfetmişti abd başkanı.
Müslümanlar için Ergenekon
Halid Aslan — Per, 24/12/2009 - 16:40Müslümanlar için Ergenekon tıpkı diğer öncelikleri gibi "hiç bir anlam ifade etmemektedir"
Uyuşmuş beyinlerle mahmur ve sıradan bir film izler gibi bakıp durmaktadırlar mahkeme seyirlik oyununa. hala madımak, hala uğur mumcu, hala bahriye üçok vb. tezgahların dahi müslümanların üzerinde duruyor olmasının başka izahı var mıdır?
cemaati hoşgörü kendilerine dokunmak isteyenler için sert bir muhalefet yapıyor ergenekon için ama o da başka bir amacın hizmetinde.... ortadaki veled-i zina en çok müslümanlar için uzak iken korkum o ki nüfusumuza geçirecekler...