Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Halid Aslan yazıları

Evet İsyan

Halid Aslan — Cts, 09/01/2010 - 17:40

  • İzlence
  • Halid Aslan yazıları
  • yorum yap >giriş/kayıt
  • yazıcı sayfası
  • Rastgele Yazı
  • gönder

Gerçek Sözler

Cabülka — Paz, 24/01/2010 - 16:09

Bakanlar ve Görenler'den bir bölüm ise İsmet Özel Üzerine yeniden düşünmek...

Modern diller, yani bugünkü insanların kullandıkları her türlü lisan boş kalıplardan ibarettir. Dil aracılığıyla bir çok şey söylenebilir, ama dilin kendisi bu söylenen şeylerin yerini tutmaz; çünkü artık lisan insanın hariçte bulunan bir vasıtasıdır. Gerçekte dil özde bulunan bir çok şeye atıfta bulunur, yine de "öz"ü söyleyemez. Modern dillerden geriye doğru uzaklaştıkça "öz" ile "söz" arasında yakınlaşma artar. Latince'de toprak kelimesiyle insan kelimesinin aynı kökten gelişi gibi. Bugün artık insanların dil kullanarak en kolay anlattıkları şeyler beş duyuyla kavranabilen yani dile ihtiyaç duymadan mevcudiyetine kanaat getirdiğimiz şeylerdir. "Taş" dedik mi, şeklini ve rengini gözümüzle gördüğümüz, sertliğini derimizle hissettiğimiz, hareket ederken çıkardığı sesi kulağımızla duyduğumuz o belli şeyi kastederiz. O nesneye taş adı vermiş olduğumuz için başkaları ne dediğimizi anlar. Taş nesne olarak bizim dışımızda vardır ve kelime olarak da ancak dışımızda bir varlık sahibi olabilir. Oysa "kıskançlık" dediğimiz zaman bu söylediğimizi gösteremeyiz. Bu bir duygudur. Kıskançlık denilen duyguyu bazı sosyal münasebetleri sıralayarak anlatabiliriz, ama eğer kendimiz hiç kıskançlık duymamış isek bu duyguyu kendimize anlatamayız. Eğer kıskançlık duygusunu içimizde taşımamış, bu duygu ile hiç dolmamış isek hiçbir zaman kıskançlığı bilemeyeceğiz demektir. Duygu kelimesi de böyle. Ne kadar tarif edersek edelim duygulara sahip olmadıkça duyguyu bilmemiz imkânsız. Kısacası dil dediğimiz araç bize gerçek anlamı veremez. Anlam (bu ne ise ve ne derece bizde mukim ise) dışımızda bulunmayan bir gerçektir.

İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler. Bu yüzden iyi anlaşmak için araçların mükemmelliği söz konusu değildir, gerekli olan anlaşmaya niyetli insanların ne ölçüde anlaşmak istediklerinden ibaret sayılır. Anlaşmak isteyen insanlar kendilerini bir diğerlerine "açarlar". Kendilerinde bulunan şeyi karşılarındakinde bulmak üzere anlaşmaya girişirler. Eğer insanlar arasında anlaşmazlık varsa iki taraftan birinin kendini kapalı tutması yüzündendir bu. Şahsî tecrübesini bir diğerine açmayan kişi karşısındakini "başka" görüyor ve nihayet onu düşman sayıyor demektir.

Eğer dil denilen araç sadece dışta kalan unsurları nakletmeye müsait ise insanlar dil vasıtasıyla sahici bir anlaşmaya ulaşamıyorlar demektir. Buna rağmen birbirini anlayan, birbiriyle anlaşan insanların bulunması nasıl açıklanabilir?.Diyebiliriz ki anlaşma her zaman "sessiz"dir. Gerçek sözler, söylenmemiş sözlerdir. İnsanlar kendi dışlarında bazı işaretler sunarlar, bu işaretleri alabilenler yani o işareti veren kişi ile müşterek bir tecrübe sahibiolanlar onun ne demek istediğini anlar. Tecrübe ise bizim ruhumuza ait bir değerdir. Dış dünyada tekabül ettiği hiçbir karşılığı yoktur. Biz onu dil vasıtasıyla ne kadar anlatmaya çalışırsak o kadar onun anlamından uzaklaşırız, çünkü ruhumuzda yer tutan değerlere hangi ismi verirsek verelim, o isim sahip olduğumuz değerin yerini tutamayacaktır. Bu yüzden bir insan diğerine çok şey anlatmak istese bile, "sana söyleyeceğim hiç bir söz yok" diyebilir.

Acıkanlar yemek yer ve uykusu gelenler uyur. Hiç kimse bir diğerinin yerine karnını doyuramaz, hiç kimse bir başkasının uykusunu uyuyamaz. Bilgi de böyledir. Hiç kimse bir başkasının bildiğini bilemez. Ama iki insan aynı bilgiye sahip olabilirler. Böyle bir olayın gerçekleşmesi için her iki insanın aynı tecrübeyi geçirmiş olmaları zorunludur. Bu durumda bir soru çıkıyor karşımıza: Bilgi bir insandan diğerine aktarılamaz mı? Şahsî tecrübemize dayanarak bu soruya olumlu cevap veririz. Öğrendiklerimizin çoğunu başka insanlardan edinmişiz-dir. Ama yalnız insanlardan mı? Gökyüzünden, ırmaklardan, karıncalardan ve kitaplardan da bir çok şey öğrenmişizdir. Yalnız burada iki şeye dikkat etmeli: Bilgimizin türü o bilgiyi edinmek için başvurduğumuz kaynakla ve o bilgiye varmak için uyguladığımız yöntemle kayıtlıdır, bu bir; ikincisi, hangi türden ve hangi yoldan edinmiş olursak olalım bilgi sadece kendimizde, bir bakıma ruhumuzdadır.

Hayat tecrübemizin bizde kendimize mahsus bir mevcudiyet oluşturduğunu hissediyoruz. Hayat bizim hayatımız, gövdemiz de ruhumuz da bizim,lâkin yine de bilgimizin nerede olduğunu anlayamıyoruz. Kendi hayatımızın bile kendi içimizde son bulmadığını anlayabiliyoruz. "Ben" dediğimiz şeyin yerini tesbitte karşılaştığımız zorluk "anlam"a yaklaştığımızın bir işaretidir.

  • yorum yap >giriş/kayıt

bütün tartışmaların

Kâni Çınar — Pzt, 11/01/2010 - 15:54

bütün tartışmaların alabildiğine uzağında durup kapı gibi bir şiir dinlemenin keyfine vardık. şükür.

  • yorum yap >giriş/kayıt

Üstad Halid Aslan yine

Fatih Mutlu — Cts, 09/01/2010 - 23:26

Üstad Halid Aslan yine perişan etti bizi. Siteyi açar açmaz yüksek sesle "hah!" dedim, en Kayserili yanımla.

Allah bin kere razı olsun üstad, ömrüne bereket, yoluna rahmet!

  • yorum yap >giriş/kayıt

Ne zor işmiş böyle clip filan

Halid Aslan — Paz, 10/01/2010 - 09:05

Ne zor işmiş böyle clip filan hazırlamak... Ama değdi doğrusu, resim bile diri ve dinç duygularla "benim yerim kavganın ortası"nı kavrattı... Selamlar.

  • yorum yap >giriş/kayıt

BİZE SENİ GEREK SENİ...İsaya

gürbüz ünal — Cts, 09/01/2010 - 21:18

BİZE SENİ GEREK SENİ...İsaya havari gerek,isevi değil.muhammede ümmet gerek kul değil.kişinin ne olduğundan çok ,ne yaptığı önemli olsa gerek.kim kendinden bilmez ,bulmaz ki bu söyleyişi.kendi notlarındandı özelin okuyucunun,dinleyicinin ne yapması gerektiğini söylemem,ama düşündürürüm,kendisine denilenin kabulunu her zaman için sorgulatır,kabule zorlamaz,dayatmaz.dayanmayalım kendi ayakları üzerinde durmak gerek.yanlışını gördüğünde kardeş bilmek gerek ,örtmek gerek,zanna girmemek gerek.dinlemek gerek,dinmek gerek,dinlenmek gerek.saygılar

  • yorum yap >giriş/kayıt

Benzer Yazılar

  • "ay" müzik Funda Süyür
  • Yılmaz Odabaşı - Dışarıda Üşüyen Haziran Kalbimde Hazan
  • Kürdili Hicazkar Saz Semai - Özlem
  • Hicaz araban gazel "hüsnün senin ey" MÜNEVVER ÖZDEMİR
  • Devrilmiş Devrimci Sayıklamaları

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız
  • Fotografhane
  • Kategoriler
  • İzlence

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeni Üyeler

Şu an 0 üye ve 6 misafir çevrimiçi.

  • Ercan Olaş
  • adem gülsoy
  • Çetin Yeşil
  • irem sultan
  • mucahit

Son Yorumlar

  • "uyanış"
    12 sa. 46 dk. önce
  • Vadi Şenleniyor,yaşasın...
    1 gün 12 sa. önce
  • kalimat.....
    2 gün 21 sa. önce
  • kelime.....
    2 gün 22 sa. önce
  • Şiddete meyyal
    4 gün 13 sa. önce
  • Şiir ve şaire dair söylenen
    4 gün 13 sa. önce
  • bu taşı görünce aklıma
    1 hafta 3 sa. önce
  • Bu dünyada yolcu olduğunu
    1 hafta 3 sa. önce
  • Fotografcinin aci talihi
    1 hafta 21 sa. önce
  • TSE standartlarında..
    1 hafta 1 gün önce

Anket

Asla Vazgeçmem...:

Fotografhane'den

radikel

Rastgele

  • İçerik
  • İzlence

  • Zahit Bizi Tan Eyleme - Oğur & Demircioğlu
  • Allah Yâr - Cem Karaca
  • Cemal Süreya-8.10 Vapuru
  • Cahit Zarifoğlu - Mavi gök orda mı
  • Ne ağlarsın benim zülfü siyahım - Leman Sam

Gözdeler

Bugün:

  • Bayramınız Kutlu Olsun
  • Nice Bayramlara Ulaşmak Temennisiyle...
  • Okul Sevgisi

Son görüntülenme:

  • Gül Kokulu Aşk
  • Gerçek Dostlar
  • Beklenen, gelmeyendir

Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010
Gizlilik ve kullanım şartları I Künye

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim

@ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.