Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Gülnaz Eliaçık yazıları

Ölü Kuşlar Cenneti

Gülnaz Eliaçık — Pzt, 08/02/2010 - 21:47

Ömrünü kurşun yemiş çocuklara…

Kavruk bir gecenin en çiğ haline düştü gözlerim. Ömrümün yarısını heba etmiş sende yüreğim. Şimdi barut kokan sevdalar yaşanır sözlerim önünde ve ölüm toplar gözlerim, ölüm akıtır sonra. Gamzelerine düşer sözlerim, burada ölmek öylesine rahat ki! Dudaklarına tuz oluyorum, gözlerine yaş, böyle kaç mevsim geçer bilmiyorum, gamzelerine doğru ölmeye geliyorum.

Yüzünü astığın kederi de kurşunlar vuruyor. Kederlenmek bile yasak bize. Yiğitlerin bitmediği, sıra sıra kurşuna dizildiği diyardan yazıyorum sana bu satırları. Ölüm üstü düşler var burada ve kan kusulası sevdalar. Yine yazıyorum üzerimden uçan bombalara, yüreğinden vurulan analara inat, yazıyorum bu satırları sana!

Kaç kurşun suskunluğunu bozmaya yeter acaba? Biraz seni anlatıyor bu savaş, biraz da beni. Ortak yanı suskunluğumuz belki de? Sende susuyorsun ben de? Ömrümüzü açlık yiyor yavaş yavaş. Ne tarafa baksam kırmızı, kana boyanmış sokaklar. Kişiliklerimizin kimyası mı bozuldu ne, vefa boylu boyunca uzanmış yatıyor şu köşe de, kan revan içinde, onu da vurmuşlar demek, mitralyözleri vicdanlarına ağır gelen amcalar! Bu insanlık kirliliği nereye kadar gider, temiz insan kalmayana kadar mı acaba? Bu kirliliğin rengini açacak bir ürün satmıyor mu İsrail amca!

Şimdi sözleri yutup, kurşunlarımızı konuşturma vakti. Dua dua yağmalı tüm Filistin sokaklarına sözlerimiz, belki ebabillerin yardımını hak edecek temizlikte değil gönüllerimiz ama ayrı dillerde aynı duaları ederiz.

Cennetten kovulmuş sözler var ellerimde, sana yazdıklarım sadece onlardan birinin özeti. Kovulmuşluğun verdiği acıyı kelimelerden çıkarıyor kalem. Yazarken acıtıyor, okurken ne hissettirecek kim bilir.

Ah Musa, kavmine söz geçiremiyor tüm dünya! Cumartesi yasaklarını deliyorlar kurşunla. İffetli olan bu şehrin örtüsünü kimler kaldırdı, kimler nifak tohumları saçtı. İnsanlığınızı yitirene kadar susun mu dediler size? Söyle İsrail söyle, zulmün kitabını daha kaç cilt yazacaksın böyle!

Kurşunlarla baştan çıkardın Filistin çocuklarını, ellerinde yumruk kadar taşlar, kendilerini ebabil sanıyorlar. Sapanlarıyla bile olsa, teknoloji harikası silahlarını vuracak güçte onlar. Dilimize sürülen kelam yeter diyorlar. Ölümlük düşler satıyorlar karınlarını doyurmak adına. İnsan düşlerini satar mı acaba? Burası Filistin, düşler en çok burada satılıyor usta! Ölmemek adına her düşümü bir kurşuna karşılık veriyorum amca. Biliyorum ki düşlerim bittiğinde öleceğim ben aslında!

Üstümü ört Filistin yıldızlar yağıyor yine gözlerime, hiç bu kadar susamamıştım gündüzlerine! Melekler uçuşuyor şimdi sokaklarında, sen görmesen de başını okşuyorlar yetim kalmış çocukların, evlatsız kalmış anaların, zulme uğramış babaların… Savaş diyorlardı zulme, tarih kitaplarında neden sonuç ilişkisine bakılmaksızın, bir sınav sorusu olacak belki de! Sadece tarihlerinin cevap olduğu, nedenin niyesinin hiç sorulmadığı… Tarihlerden ibaret bir sınav sorusu kalacak güncemde Gazze! Ölen çocukların hiçbirinin ismi hatırlanmayacak belki de, ama inadına diri kalacak içimde Gazze!

Kâğıt üzerine söylenen sözlerle yavaş yavaş öldürdüler seni Gazze! Üzerinden bir kez daha geçmeye cesaretim yok benim!

Ne kadar kaçırsam da cümleleri sınırdan, kalem sana değiyor, Filistin, kelam senden yana bugün. Bir gazze diyor, bir sen. Bir ben diyor, bir Filistin. Nereye gidecek bu böyle?

Sanki kıyamet koptu orda. Bu bir insanlık dramı olamaz yoksa, hangi insan bu denli bir zulme imza atabilir? Kafasını tavan arasında bırakmış hangi zihniyet, böyle bir vahşeti yazabilir? Söyle Filistin, söyle kim?

Sokaklarından geçerken eteklerimi topluyorum kan bulaşmasın diye. Burnumu tıkıyorum ölmüş insanlığın kokuşmuşluğunu duymamak için. Ve Hanzala’ya yalvarıyorum yüzünü dönmesi için! Dünyaya küsmüşlüğünün acısını çıplak ayaklarından çıkarıyor. Ayakların kanıyor Hanzala diyorum, aldırmıyor. Hâlbuki yüzünü dönse, yüzüne bakacak cesaretim yok benim, utancımdan Filistin’in en derin kuyusuna düşerim!

Harap olmuş bir kentin kıyılarından yazıyorum sana, kimse güneşlenmiyor bu kıyılarda, zira ölüm var burada, kurşunlanmaya çıkıyor çocuklar ara sıra!

Postallar arası aşklarda sürüyor. Rahimlere haram tohumlar düşmesi pahasına canını veriyor burada kadınlar. Senin annen hiç yaşarken öldü mü gözlerinin önünde. Üzerine bin bir mesaj yazılmış şarapneller yanağını öpüp geçti mi hiç? Melekler okşuyor başımı yine, kurşunlar saçlarımı kesmesin diye!

Filistin’in batı kıyısında insanlığımızı mı unuttuk ne!

Gökler ağlama vaktine durdu yine, Gazze hep gece, kurşunlu yağmurlar var düşlerinde! Ömrünü kurşun yiyor çocukların burada. Ve kimsesizlik tarih oluyor!

Her çocuk bir ebabil burada, ağızlarında taşlar, yükseliyorlar karanlık göğe, Filistin benim diyorlar, Gazze bizim, yağmurunuzu çekin göğümüzden. Düşlerimizi geri verin!

Düşler kuracaklardı yarınlara izin vermediler, ağızlarındaki taşları bırakmadan o dakikada kurşun yediler. Uçtukları hızla geri düştüler. Şimdi ölü kuşlar cenneti Gazze, toplu mezarlar açıldı gönlümüzde.

Ölü kuşlar cennetine hoş geldin Hanzala, burnunu tıka! Korkarım ölüm kokuyor burası!

Gülnaz Eliaçık

Fon müziği ile okumak isteyenler için; http://www.fecirvakti.desenblog.com/#13174

  • Kara Kalem Yazıları
  • Gülnaz Eliaçık yazıları
  • yorum yap >giriş/kayıt
  • yazıcı sayfası
  • Rastgele Yazı
  • gönder

Teşekkürât

Gülnaz Eliaçık — Salı, 16/02/2010 - 23:33

Yazının bir cümlesi bile kalbimize gömmeye çalıştıklarımızı söz yüzüne çıkarıyorsa ne ala!
Teşekkür ediyorum yorumunuz için.

  • yorum yap >giriş/kayıt

hanzala

Tevfik HATIPOĞLU — Salı, 09/02/2010 - 19:37

hanzala, tıka burnunu ve kapa gözlerini.duyma hiçbir şeyi sen daha on yaşındasın.bir an önce büyüyüp kuşlarla özgürlüğe göç etmelisin artık.
filistin'i,duayı ve dayanışmayı hatırlattıran bir yazı yüreğinize sağlık.

  • yorum yap >giriş/kayıt

Benzer Yazılar

  • Taşın Dili
  • Özlemek de Güzel Unutmamak Kadar
  • Kesik Başın Mektubu
  • Geri Döner mi?
  • hadi gel,bir türkü söyleyelim

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız
  • Fotografhane
  • Kategoriler
  • İzlence

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeni Üyeler

Şu an 0 üye ve 3 misafir çevrimiçi.

  • mucahit
  • Ahmet Halid
  • halim
  • nermin şen
  • almira

Son Yorumlar

  • bu taşı görünce aklıma
    1 gün 20 sa. önce
  • Bu dünyada yolcu olduğunu
    1 gün 20 sa. önce
  • Fotografcinin aci talihi
    2 gün 14 sa. önce
  • TSE standartlarında..
    3 gün 15 sa. önce
  • Heidelberg,Melekler Mekanı
    4 gün 2 sa. önce
  • direnebildiğimiz kadar
    6 gün 8 sa. önce
  • Neden olmasın?
    6 gün 9 sa. önce
  • Oğullar ve Babaları
    6 gün 13 sa. önce
  • Sağnak sağnak...
    6 gün 13 sa. önce
  • Şans mıdır?
    6 gün 13 sa. önce

Anket

Asla Vazgeçmem...:

Fotografhane'den

Geç Kalan Vuslat

Rastgele

  • İçerik
  • İzlence

  • Şükeyra-6 (Rûmî)
  • Aleme yeni bir soluk: İHL sözlük
  • Vav!..
  • Mehmet Nuri Bingöl: “Edebiyatçılar tek boyutlu düşünmemeli”
  • Makber semaisi
  • Ergenekon
  • Okuduklarım - 6
  • Doktrin
  • Minare On
  • Ben bilseydim…

Gözdeler

Bugün:

  • Okul Sevgisi
  • Gül Kokulu Aşk
  • Şairin Arayışı, Toplum ve İktidar Üzerine Düşünceler

Son görüntülenme:

  • içimdeki hüznüme...
  • Toplum Mühendisleri Yine İşbaşında
  • Ergenekon ve Ezoterizm

Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010
Gizlilik ve kullanım şartları I Künye

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim

@ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.