'İsyan Etmek ya da Etmemek': Bütün Mesele Bu
Salih Furkan — Paz, 13/06/2010 - 08:24
Topçu idealinde yıkılmış bir medeniyetin önünde gözyaşı dökmek ve geçmişe hasretle kendi üzerine katlanmak yoktu. Onun aklında, tüm insanı ve toplumuyla âleme açılarak bir “iman hareketi” ve hamlesi ile yepyeni bir dünya kurma ideali vardı. (1) Bir davanın savunucusuysanız azık olarak almanız gerekenler, insan, tabiat ve iktisattır. Topçu hayalci değildi. Bu üç şeye bakarak ondaki realiteyi ve ciddiyeti anlayabilirsiniz.
Düşünce ve inanç harekettir. Bilgi harekettir. Çünkü öznenin objeye aktif katılımı ve onu kendisine mal etmesi anlamında açığa çıkan şey harekettir. Hareket olmadan değişim olmaz. (2) Hareketten doğacak olan değişimi kontrol altına alanlar öncelikle kendisinden başlayarak, iktidara muktedir olurlar. İman hareketi nasıl ki, nefsi kontrol altına alıp şeytanı devre dışı bırakan muhlis tavrı açığa çıkarıyorsa, dizginlenebilen toplum kontrolü de dünyayı yönetmeye aday olur.
Topçu, özünde iki tür isyandan dem vurur: ilki, Allahsız ferdiyetçilik anlamındaki Stirner’in anarşizmi, Rousseau’nun toplum kaynaklı her şeyi inkâr eden hastalıklı ferdiyetçiliği ve Schopenhauer’ın nihilizmde son bulan kötümser iradeciliğidir. İkincisi deist bir tavrı ortaya koyar: Allah’ın insandaki hareketi. Kısacası mutasavvıf şahsıyla söylersek; Hallac-ı Mansur’un “ene-l Hak” teması. Topçu’nun hareketi sonuca yöneliktir. Hareketin gayesi zevk, fayda gibi geçici hevesler değildir. Hareket insanı mükemmele ulaştırıcıdır. Kendini mükemmele adayan insan, hareketin temelini oluşturur. Bu kısımda Maslov’un ihtiyaçlar hiyerarşisini göz önüne getirebiliriz. Örnek aldığımız sistem uygulanmıyor ama edebiyatı çokça yapılıyor.
Kamil insan portresi, tüm dinlerde ve ideolojilerde bulunan kadim bir hedeftir. Buda’dan İsa’ya(AS.) Hermes’ten Gandi’ye kadar tarih sayfaları hep bu insanları yazmıştır. Şöyle bir yakın çekim yaptığımızda kâmil insan olmanın diyeti hep ahlaklı isyan olmuştur. Tıpkı güzel olmanın bedelinin namuslu olmaktan geçtiği gibi. Tarih sayfalarındaki, nice erler bedellerini çok ağır ödeyerek yerlerini almışlardır. O zaman soru şu: “Bedel ödemeye hazır mıyız?”
Eğer bir toplumda ahlak ideali, o toplumun istekleriyle sınırlanır ve bu istekelere uymak vazife addedilirse ferdî şuurlar körleşir; sonuç olarak sosyal konformizm( uysallık) doğar. Bu durumda, vazifesini düşünüp taşınmaksızın yerine getiren “namuslu adam” iyi insandır. Gözlerini kapar, vazifesini yapar. (3) Açıkçası, toplumda bir çuval iyi insan vardır. İyi ama işe yaramaz. İyilik hakikaten iyi midir?, “faydacı bir zihniyet iyi niyetli midir?” ya da “ üç maymun kâbilinde sahnelenen oyunculuk gösterileri ne yarar sağlar?” bunların düşünülmesi gerekir.
Topçu, insandaki kayıtsız hürriyete (cüz’i irade) karşı olduğu kadar; determinist(nedenci) yaklaşımın da aşırısına karşıdır. “İsyan etmek ya da etmemek, harekete geçmek ya da geçmemek” birisi seçilecek. Hazret, hem uysallığı istemiyor hem de anarşizmi de bertaraf ediyor. Toplumsallık düşüncesine sövgüler yağdırırken, katı ferdiyetçiliği de çöpe atıyor. Hep irade diyor. İnsan bütünüyle iradedir.
Misyonu en ağı varlık insandır. Schopenhauer kötümserliği bu misyonun altında ezilmiştir. Hazcıların, hevesleri kursaklarında kalmıştır. Var olmayı kötülük olarak vehmedenler imtihan sıralarını boşaltarak emanete hıyanet etmişlerdir. Bu gibiler yokluğa bir kaçış gözüyle bakarken, bizler mutlak olana bağlılık olarak bakarız.
---
1 Nurettin Topçu, İsyan Ahlâkı, İstanbul 2010, s. 20-21.
2 İsyan Ahlâkı, s. 21.
3 İsyan Ahlâkı, s. 23.
- Salih Furkan yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- yazıcı sayfası
- Rastgele Yazı
- gönder

Son Yorumlar
1 gün 20 sa. önce
1 gün 20 sa. önce
2 gün 14 sa. önce
3 gün 15 sa. önce
4 gün 2 sa. önce
6 gün 8 sa. önce
6 gün 9 sa. önce
6 gün 13 sa. önce
6 gün 13 sa. önce
6 gün 13 sa. önce