Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › İbrahim Talha yazıları

Haydi, Plân Dışı Bazı Şeyler Yapalım!

İbrahim Talha — Pzt, 13/01/2003 - 01:00

Hiç dünya haritası var mı gözünüzün önünde?

Veya sıkça bakmak zarureti hisseder misiniz yaşadığımız yer küreye?

Peki yaşananların bir tesadüf, bir iş bilmezlik, bir gelişi güzellik mi ya da Zbigniew Brzezinski’nin dediği gibi “Büyük Satranç Tahtası” üzerinde kurgulandığına mı inanırsınız? Efendim bir şeye inanmak, bir şeyi kabullenmek insan fıtratında vardır. Bir karar vermek zorundasınız. Tabii işinize gelmese de...

Uzaklara gitmeden, vay efendim:

Niçin Almanya Havayollarına ait bir uçak kaçırılmaz?

Neden Amerika’da öğrenci olayları yoktur?

Hangi sebepten Londra sokaklarından tanklar geçip Kraliyet alaşağı edilmez; darbe yapılmaz?

Niçin G7 ülkelerinin enflasyon, işsizlik, terör gibi dertleri yoktur ve yaz ayları gelince boya reklamları artar; çiklet fabrikaları kurar; evimizin yolunu tutarız?..

Net sonuçlar yerine brüte talip olduğumuzdan beri yuvarlak, ucu, hiçbir yere ve şeye değmeyen mevzulardan bahsettiğimiz için kendi halimizde yuvarlanıp gitmekteyiz işte. Yüreği ve aklı rahatsız olan bir veya birkaç kişi, gerekli makam ve merciler tarafından sus – pus edilince de Rabbim rast getire veya sen sağ; ben selamet...

Türkiye, dünya karşısında kendine yakıştırılan rolü oynamaktadır. Tıpkı kendisi gibi, bir çok ülkede olduğu gibi, yaşananlar, yaşanması gerekenler bir planın neticesidir. Öğrenci olaylarından, enflasyona; batık bankalardan gayr-i safi milli hasılaya; dış politikadan televizyonlardan enjekte edilen şiddet ve ahlaksızlığa kadar etrafımızda uygulanan bir plan ve piyonlar mevcuttur. Adamlar, yaşadığımız şu anın değil gelecek on yılın, yirmi yılın, otuz yılın... getireceklerini, suyun mecrasını bulması gibi ayarlayarak gerekli sapmaları, kasıtlı olarak yapılacak saptırmaları ve yine bunların sonuçlarını depolayarak vakt - i saatine kadar buzluklara istif etmiş durumdalar. Ellerinden gelse eğitimimize, sosyal yaşamımıza, aile düzenimize, vatandaşlık haklarımıza karıştıkları gibi rüyalarımıza da karışacaklar. Eğer bakmasını bilirsek bu sayılan veya sayılması lüzum dahi görülmeyen uygulamalar fark edilebilir. Lafı uzatmadan, kestirmeden gitmek gerekirse; öncelikle bu içine sıkıştırıldığımız kavanozdan, bu gerektiğinde oksijen verilerek yaşatıldığımız, gerektiğinde oksijenimiz kesilerek can çekiştirildiğimiz kavanozdan dışarı kaçmanın yolunu bulmamız gerek. Bu yol, içinde olduğumuz durumun farkında olmaktır. Sonrası? Aslında sonrası daha zoru. Bu zamana kadar bilmediğimiz vahşi bir ortamda, sudan çıkmış balık davranışlarını tecrübe etme ihtimali de var. Ama asl olan, sana, senin gibileri tarafından takdir edilen özgürlük değil senin yaratılışından beri getirdiğin ve Allah’ın takdir ettiği özgürlüktür. Yalnız Allah’a kulluk etmek ve yalnız O’ndan yardım beklemek...Öyle kolay ki arının kovanına çomak sokmak!

Kural dışı, sistem dışı, plan dışı bazı şeyler yapalım öyleyse:

Sıradan olup “güven” hissine kapılıyorsak, sıra dışı olup bu güveni yıkabiliriz.

Çocuklarımızı, TSE ve ISO standartlarına uygun yetiştiren okullara göndermeyebiliriz.

Medya ile ilgi ve alakamızı tamamen kesebilir, birbirimize cenknameler, bin bir gece masalları anlatabiliriz.

Yasak kitaplar okuyarak dinç duygular edinebiliriz.

Hakiki manada dostluklar kurabiliriz.

Paranın satın alamayacağı hayaller üretebiliriz.

İnsanlara gıyabında dua edebiliriz.

Düşündürülmek istenilen gibi değil, düşünmek istediğimiz gibi düşünebiliriz.

Telefon yerine telepati sağlayabiliriz.

Doktor ve ilâç yerine Tıbb-ı Nebevî’yi rehber edinebiliriz.

Koç, Sabancı, Komili ürünleri yerine cinsini, cibilliyetini bildiğimiz adamların mallarını alabiliriz.

Kitab’a uygun antlaşmalarla şirketler kurabiliriz.

Promosyona hayır diyebiliriz

Borsada oynamayabiliriz.

Şöyle veya böyle istedikten sonra bir çok davranışa ulaşabiliriz. Yeter ki isteyelim. Yeter ki üzerimize giydirilen bu kostümü ve bize biçilen bu rolü oynamamayı aklımıza koyalım. Yeter ki “Ben bu tiyatro sahnesinden çekiliyorum arkadaş! Bilerek veya bilmeyerek senin oyunlarına alet olmak, karakterimin kaldıracağı bir hadise değil!” diyebilelim.

Siz hiç hayal kurmaz mısınız? Kurun ve hayalleri gerçekleştirin yav! Ne bileyim, oturun hiç olmazsa dergi filan çıkarın! Amerikalılar karşısında Kızılderilileri tutun takım tutacağınıza. İsrail’e Kur’an’ın baktığı gibi bakın. Metropollerin yerine tozlu – topraklı köyleri tercih edin...

Maksat, heriflerin planlarını bozmak değil mi?

  • Kadim Zamanlar
  • Share this Paylaş
  • İbrahim Talha yazıları
  • yorum yap >giriş/kayıt
  • Rastgele
Halid Aslan üyesinin resmi

- Ben Nûşirevân mûşirevân

Halid Aslan — Cum, 15/05/2009 - 11:28

- Ben Nûşirevân mûşirevân anlamam.
Birlikte, mağaradan çıkıp bir kayaya oturdular. Başlarını kaldırıp ipil ipil yıldızlara baktılar. Hemen üstlerinden bir yıldız kayarak geçti. Aşağılardan, gececi çöl kuşlarının sesleri geliyordu. Çöl, karanlığa gömülüp giden koyu gri muhteşem bir manzaraydı. Amr-ı Ayyâr, Sâhipkırân'ın elini tuttu,
- Bir gün zâlimleriyle savaşacağımız şu dünyaya bir bak, dedi, hani nerde Nûşirevân; bunların hangisi onun gölgesi! Yıldızlardan ve çölün gölgelerinden başka görüntü yok. Gececi kuşların ötüşlerinden başka da ses gelmiyor. Evvel Allah, el ele verdik mi kötüler girecek delik arayacaklar. Paşa gönülleri bilir; eğer isterlerse, şimdiden savaşmaya başlarız.
Sâhipkırân coşkuyla,
- Ayyâr Ayyâr, dedi, çöl tilkisi kadar cürmün yok; ama, yüreğin yerle gök arasına sığmıyor! Dediğin gibi, eğer isterlerse hemen savaşmaya başlarız.
- Ahitleşelim mi!
- Haydi!
İki çocuk ayağa kalkıp el ele var güçleriyle haykırdılar.
ben Sâhipkırân
ben Amr-ı Ayyâr
biz burda
yeryüzüyle gökyüzü arasında
kötülerle ve kötülüklerle
ölünceye kadar
savaşmak üzere ahitleşiyoruz
Sesleri yankılana yankılana geceye nakşoldu.
(Sâhipkırân Nâm-ı Diğer Hamzanâme)

İş böyle başlıyor ve öyle bir devam ediyor ki elinizden bırakamıyorsunuz mesel içindeki meselleri... Ayyar ile yalın ayak Yemen'den Malatya'ya, Fizan'dan Çüi ü Maçin'e koşuyor Aşkar ile deryaları aşıyor ve bulutlara uzanıyorsunuz. Niçin? Ahit olduğu için...

Masal dünyasından yalan dünyaya geçsek de niyet ile yola revan olmak, söz ile hemhal olmak, ahit ile bismillah demek hayr sanki...

Mısır'a gitmek, dergi çıkarmak, dostlara selam vermek, muhabbet etmek, sebepsiz yere ğlamak, özgürlük diye naralar atmak veya koskocaman sükut ile susmak... Dua edelim. Allah bizi korusun...

  • yorum yap >giriş/kayıt

Yavaşlat hayatı

cihad meriç — Cum, 15/05/2009 - 09:21

Sayha'nın varlığı düzene sokulan bir çomaktır. Bir yerlerde infilak oluşturacaktır.
Kaptanın gülen yüzü kazançtır, kaybedilen güven ve samimiyeti sağlayacaktır.
Küçük iyilikler ve bir selam, hayatı yavaşlatacaktır.
Bir köy camiinde kılınan namaz,
Bir şehrin ara sokağında bulunan çay ocağı,
Baronlar tarafından yönetilmesi zor yerlerdir.
Alış-Veriş merkezlerine girdiğinde hala gönlün sıkışıyor, bedestende ferahlıyorsan bir ümit var demektir.
BCC haberleri dışında Burkina-faso ara sokağında ne olduğunu düşünüyorsan adil bir dünya için hakiki kardeşliğe sahipsin demektir.
Haritayı koy önüne ve dünyada var olan adil insanların yazdığı haberleri, yazıları, mektupları bulmaya çalış.
Londra kenar mahallesinde yükselen çığlıktır, bizi kendimize getirecek olan.
Google'nin baronlara en büyük yanlışlığı tüm sayfaları artık çevirebiliyor olması.
Filistin'den bir kız mektup yazdığında dünya okuyor ve baronların medya gücü sıfıra iniyor.
Bize düşen bu iyi haberleri çoğaltmak dostlar. Büyük bir buluşma yeri oluşturmak.
Ballı petek olun inşallah. Ballı petek nasıl olunur onu sonra yazalım.

muhabbet ve eğitim işçisi.
mesleken kırşehirli. (ahi evran)
bedenen çanakkaleli. (doğum yeri)
aşken konyalı. (mevlana-konevi-sırhoca)
aklen istanbullu. (süleymaniye külliyesi- cemil meriç)
ilmen bursalı. (talebe)
kalben darendeli. (somuncu baba)

  • yorum yap >giriş/kayıt

Editör e açık not:

Nur Zelal — Salı, 12/05/2009 - 20:44

“Borsa”ya hayır, “Sayha”ya evet!...

Satrança hayır, “go”ya evet!...
Saltanata hayır,özgürlüğe evet!...

Kaptan sizsiniz Editörüm,koordinatlar sizin elinizde.Yeter ki geminin hangi yıldızı takip edeceğine karar verin ve bize tebliğ edin.Gerisi korsanların göstergelerini şaşırtmaya…
Şimdi Sevgili Zenan olsa “emret komutanım”derdi-e ben de diyeyim-Biz zaten “deliliğe övgü”ler dizmiş “mim”lileriz. Bize farketmez Sayın Editörüm; dünyanın bütün “sahne”lerinden kovulmuş ve eteğindeki tüm taşları peşinen dökmeye meyyal “bağlantısızlar”dan size tam destek…

(Bu arada böyle dayılanmak iyi hoş ta,biz kaç kişiyiz ki?...)

  • yorum yap >giriş/kayıt

Siz gidin, Ben gelmiyorum

Zenan Sude — Per, 14/05/2009 - 23:28

“Bay Darling’in üç çocuğu vardı. En büyüğünün adı Wendy, ortancanınki john ve en küçüğünün de adı Michael. Bir gece uyurlarken pencere açıldı ve içeri Peter Pan ve Çıngırak girdi.Wendy’yi uyandırıp “Varolmayan Ülke” ye davet ettiler. Wendy çok sevindi. Annesinin anlattığı masallarda adı geçen bir ülkeydi bu.

Wendy kardeşlerini de uyandırdı.

“Uçarak gideceğiz!” dedi Peter Pan. “Güzel Şeyler düşünürseniz kolaylıkla uçarsınız” dedi.

Adaya ulaştıklarında Peter Pan ve arkadaşları Kaptan Kanca’yla gemisini gördüler. Kanca çocukları kaçıran korkunç bir korsandı. Peter Pan onun tutsak ettiği çocukları kurtardı. Hep birlikte bir kamp ateşi yakıp çevresine oturdular. Peter Pan onlara yaşadığı serüvenleri anlattı. Onlara Kaptan Kanca’nın öyküsünü de anlattı. Hani şu elini timsaha kaptırışını. Ayrıca timsahın karnındaki tik tak edip duran saati de.

Bir gün çocuklar ormanda kızılderili oyunu oynarken korsanlar onları yakaladı. Kaptan Kanca’nın asıl amacı Peter Pan’ı yakalamaktı ve planı şuydu: Çocuklar ve Wendy yem olacaklardı. Peter Pan onları kurtarmaya gelince de, onu yakalayacaktı.

Peter Pan bir ağacın altında uyukluyordu ki, Çıngırak gelip olan biteni anlattı. Kaptan Kanca herkes uyuduğu halde güvertede bir o yana bir bu yana gidip geliyordu. Peter Pan’ın er geç oraya geleceğinden emindi.

Oysa Peter Pan çoktan gemiye gelmiş ve çocukları kurtarmıştı. Kaptan Kanca öfkeyle kılıcını Wendy’ye uzattı.Ama onu Peter Pan karşıladı. Bir süre karşılıklı kılıç şakırdattılar. Sonunda Kanca kendini denizde buldu. Onu kim karşıladı dersiniz? Eveet, karnı saatli timsah! Çocuklar artık özgürdü ve evlerine dönebilirlerdi.”

Benim gezegenimde “kurtarılmış bölgelerimle viraneler vatanımdır,çingeneler dostum” Sevgili Nur Zelâl. Siz gidin “Varolmayan Ülke” ye ben gelmiyorum. Peter, her şeyin üstesinden gelir korkmayın, hazır hakem kartını evde unutmuşken……..

Ayrıca ben “emret komutanım” demezdim. “tavşanı takip et "derdim.

Canım uzay kadar sıkılıyor / Londra’ya kaçmak istiyor/ korsanlara hiç ama hiç mesai harcamak is-te-mi-yor/ Majeste’ye hoşgeldiniz demek istiyor

“Okulda defterime/ sırama ağaçlara yazarım adını……
yaldızlı imgelere toplara tüfeklere…………………../
Heeeyyy Özgürlük” diye bağırmak istiyor

Yarın en yakın arkadaşlarımdan biri saltanattan, demokrasiye geçiyor/ Benim erken uyumam gerekiyor/ “Yarın çok güzeeel olmalıyım anne, bahar dalları beni kıskanmalı”

Ruhumun haritasına baktı ve üç ok görünüyor dedi: sizdendir / sizden değildir / sığıntıdır /

Haa bir de ekledi demokrasiye geçiş görünmüyor…….

  • yorum yap >giriş/kayıt

“Bir varmış,bir yokmuş”

Nur Zelal — Cum, 15/05/2009 - 01:05

Diye başlardı bütün masallar eskiden.Develer tellal,pireler berber iken hayal gücümüzün pencereleri sonuna dek açılır ve orada sadece “iyi”olanlar “muradına ererdi”.Biz “çocukça”bir safdillikle inanırdık, annelerimizin tavan arasında sakladığı “kerevet”in varlığına.Hiç görmesek te inanırdık ki anneler yalan söylemezdi zaten.-Şakacılarmış sadece;büyüyünce öğrendik,pembenin çokta matah bir renk olmadığını…-

Gelelim masalınıza…

-Öncelikle, bu Bay Darling olacak vatandaş,pencerelere niye demir taktırmamış ki vakti zamanında, Aklına esen gecenin bir yarısı dalıvermesin diye pencerelerden…

-Bu Wendy bunu hep yapıyor;masallara kendi kandığı yetmiyor,kardeşlerini de peşinde sürüklüyor. –Daha birde uçarak gideceklermiş,bak bak.Külliyen yalan…-

-Dakka bir…Bu Peter bilmiyor mu ki Kaptan Kanca tüm “varolmayan ülke”lerin fix belalısıdır.Peki biliyorsa bu tedbirsizlik niye?...

-Tam tamların hızına kaptırırlarsa kendilerini tabi Kancalar onları kaptan,ah Peter ah…Kanca pusudayken güzellik uykusuna yatmanın alemi varmıydı şimdi?...

-Veee en sevdiğim yeri masalların;kötü kalpli tek gözlü korsanların sonu:bir kılıç darbesiyle denizin dibini boylamak…

-Yalnız şu “tik tak”lı timsaha çok güldüm.Yaw senin bu “Kanca”yla derdin ne?Korsan işte eni konu…

-Çocuklar eve döndülerse mesele yok.Bir ara hatırlatın da pencerelere kafes yaptıralım Sevgili Zenan.Şans her zaman Wendy ve kardeşlerinden yana olmaz ki böyle…

Şimdi gelelim aldığınız kararlara…

Baştan söyleyeyim,hakemin kendini de evde unutmadığından şüpheliyim ben.Yoksa kartın renkten renge girmesi gerekirdi zannımca,bunca penaltılık pozisyonda…

Ve devam edeyim,gelin siz beni dinleyin ve tatil planlarınızda küçük-insanlık için büyük- bir değişiklik yapın.Soğuk yüzlü Londra yerine Mısır’a iki kişilik bilet alın.Merak etmeyin “Mısır’ın Sultanları” piramitlere hapsetmişler kendilerini,sesleri sedaları çıkmıyor artık.Hem söz verdiler biz oraya ayak bastığımız andan itibaren, Mübarek için bir piramidin inşasına başlayacaklarmış ivedilikle. Düşünsenize, tarihin akışını değiştirmek varken…

Ve,arkadaşınıza mutluluklar dilerim Sevgili Zenan.Yalnız demokrasi “varolmayan ülke”masalından ibaret,biline…Ona ve size küçük bir armağan,masal dünyasına açılan pencereniz hep aralık kalsın diye…

“Açıl susam, ineyim bu yaşımda o yaşa,
Uçan Halı 'ma binip varayım Padişah 'a,
Ejder kızı yemeden gideyim koşa koşa;
Kutsal çocukluğuma sığınmak istiyorum.
…
Sığınmak istiyorum o bahar günlerine,
Kırk gün-kırk gece süren masal düğünlerine,
Koşup katılmak için Kaf Dağı devlerine
Kutsal çocukluğuma sığınmak istiyorum..
…
Şimdi Kırk Haramiler sinmiştir biryerlere,
Vezirlerim çöllerde binmiştir develere,
Razıyım Kırk Satır 'ı hala tutan ellere;
Kutsal çocukluğuma sığınmak istiyorum.”

  • yorum yap >giriş/kayıt

Eeee haydi...

Nefi Selamoğlu — Salı, 12/05/2009 - 18:45

Eeee haydi...

  • yorum yap >giriş/kayıt
Halid Aslan üyesinin resmi

İnsanı hem gülümseten hem

Halid Aslan — Pzt, 23/06/2008 - 19:09

İnsanı hem gülümseten hem dinç kılan bir yazı... Yaklaşık bir haftadır bizim 2 numarayı ilkokul bire yazdırmak için sarf ettiğim çabayı görünce yazıda geçen şu kısma kilitlendim kaldım: Çocuklarımızı, TSE ve ISO standartlarına uygun yetiştiren okullara göndermeyebiliriz.

Hani İsmet Özel "Küfre yaklaştıkça inancım artıyor" buyuruyor ya sistem de biz zavallıları zoraki "isyan"a teşvik ediyor. TUİK'iniz batsın inşaallah. Adresiniziz sırtı yere gelsin tez zamanda. Acaba kaç zenginin çocuğu bu adrese dayalı sistem ile evinin en yakınındaki okula kaydını yaptıracak?

Evet plan ve sistem dışı bir şeyler yapalım. Sisteme nanik etmenin hazzıyla selamlar...

  • yorum yap >giriş/kayıt

Şu yazılar da ilginizi çekebilir

  • Selimiye
  • Fetih Düşleri Yahut Fatih'in Rüyası
  • Bizi Sevdaya Yaklaştıran Şehrayin
  • Kara Tane
  • Susacaklarım b/aşkaydı...!

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeni Üyeler

Şu an 0 üye ve 7 misafir çevrimiçi.

  • hasanhaygun
  • kırılma noktası
  • ilhancan
  • nuralp
  • salihbektas

Son Yorumlar

  • oyyyy
    7 sa. 20 dk. önce
  • hikayenin basi ve sonu
    11 sa. 40 dk. önce
  • Mutlu haber
    3 gün 22 sa. önce
  • Çok şükür... Esaret
    4 gün 1 dk. önce
  • Değişik bir tattı gönülde
    5 gün 17 sa. önce
  • Oy nerede?
    1 hafta 15 sa. önce
  • Nostalji
    1 hafta 1 gün önce
  • Ben O'nun müstearıyım.
    1 hafta 1 gün önce
  • Sanalın zaferi mi bu? Her şey
    1 hafta 1 gün önce
  • 2 aydır haber Hamit Coşkun ve
    1 hafta 2 gün önce

Anket

Gazete alıyor musunuz?":

Duyuru - Etkinlik

  • -Senaristliğini Gokhan Özcan, yönetmenliğini Sadık Battal, kameramanlığını Hamit Coşkun'un üstlendiği "Çek Bir Film" 9 Nisan 22:30'da TRT OKUL'da
  • -Mahalle Mektebi Dergisi
  • -"Serencam Dergi "Aşk" İle Merhaba Dedi"
  • -"Bercest-e seçkisi"
  • -"Sayha Resim Galerisi"
  • -"Sayha İzlence"
  • Rastgele

    • İçerik
    • İzlence

    • Neyzen Hacı Emin Dede: Maziden bir Hüzzam üfleniyor
    • İpin Ucuna Doğru!
    • Hayal Baba
    • Elifce Gazeli
    • Gençlik Gençlikte Kaldı
    • Be Hey Gönül
    • Susamış Fidanlar
    • Adını Vermek İstemeyen Bir Okuyucu
    • Kartpostalın İki Yüzü
    • Kaygımın Sevdiği Mevsim

    Beğen - Paylaş

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2012
    Gizlilik ve kullanım şartları I Künye

    • söz makamı
    • 100 türk büyüğü
    • kitap makamı
    • site haritası
    • ara
    • İletişim

    @ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.