Cumartesi, telve ve yok olan
Ayşenur Bulut — Cts, 04/08/2007 - 23:00
Bugün günlerden Cumartesi…
Ve her Cumartesi hatırladığım bir levha: Araf 163
"Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. ‘Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında’, balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, ‘cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında’ ise, gelmiyorlardı. İşte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk.
Bir derin an bu an, yine horon tepiyor kelimeler zihnimde. Keyfim de tıkırında aslında. Hani ne derler “yok bi yaramazlık” öyle…Sonra aklıma haylazlıklarım geliveriyor,gülüyorum.
Cumartesi levhasını biraz açmak istiyorum.
Sonra kendime ilk kez kahve yapacağım.
Bir sigara yakarım belki,
Ve yok olan’ın yokluğuna yüzüm asılacak.
İngilizce’de “will” kalıbını kullanırdım eğer İngilizce yazsaydım, anlayın işte kısa vadede –ecek.-acak monotonlukları. Cumartesi günü ile ilgili eski kaynaklarda, mitolojilerde ve dini eserlerde yazılar çok fazla/ymış. Ama ben sadece Yahudiler’in, İlahi emre karşı gelmelerinde yürüttüğü mantık’ı her zaman kendime ibret ediniyorum. İmtihan Hz.Adem’den bu yana herkesi sarıp sarmalayan bir gerçek. Rabb’imin nice bilinmez hikmetleri içinde barındırdığı zorlu ve meşakkatli imtihan ve aldanan insanoğlu…
İsrailoğulları’nın kutsal günü Cumartesi… İlahi emir ile Cumartesi günü balık tutmak yasaklanır. İnsanların büyük geçim kaynağı balıkçılık ve denize kıyısı olan bir şehirde yaşayan insanların gittikçe şiddetlenen imtihanı. Allah’ın insanı sınaması… Cumartesi günleri balık dolar deniz, deniz kenarında yüzlerce balık… Diğer günler ise balıklar yok oluyor adeta. Bu böyle devam eder. Nihayet bir grup düşünüp bir çare bulmanın cinliği ile(!) ibret dolu bir karar alırlar. Karara göre Cumartesi günü denize ağlarını atacaklar, ağlara yakalanan balıkları Pazar günü toplayacaklar ! Diğerleri bu uygulamaya karşı çıkıp onları uyarsalar da, onlar bildiklerini okumaya ve “biz Cumartesi değil Pazar günü balıkları denizden topluyoruz” diyerek Allah’ı kandırabilecekleri gafletine düşerler. Ve sonunda helak, Allah’ın cezalandırması onları yakalayıvermiştir.
Her Cumartesi sabahı uyanırken, bunu düşünüyorum. Bunun zihnimde nasıl otomatikleştiğini bilmiyorum ama kutsal bir günün lanet bir güne dönüşmesi karşısında insanoğlunun düştüğü zavallı duruma şaşırarak günümü idame ettirmeye devam ediyorum.
Bu kadar efkar(!)ın ardından bir sigara iyi gider. Evde de kimse yok… Klavye tuşlarına istediğim kadar set ve hızlı dokunup, harflerin “marifet denizi”ndeki dalgalarına dalabilirim. Arada sigara iyi gidiyor… Öksürükler acemiliğimi yüzüme vursa da, olsun diyorum, arada bir izlemek bu “tükenişi” iyi oluyor.
Neden bilmem bu aralar her gün Türk kahvesi içmek istiyorum ve içiyorum da. Kız kardeşimin ve annemin elinden kahve içmek güzel ancak bugün evde kimse yok. Dün, Eminönünün meşhur kahve kokan sokağından aldım Mehmet Efendi kahvesi’den dört milyonluk. Bu aralar zirve yapan kahve tutkum, bugün bana kendi ellerimle kahve hazırlamamı da salık verdi. İyi de nasıl yapacağım? Daha önce hiç yapmadım. Neyse ki Internet var! Hani şu bilgiye kısa yoldan hızla ulaşma şekli. Modernizmim bahşettiği kolaylık !Heyhat ki şu modernizm bir yalnızlığa çare olamadı.Neyse… karşıma çıkan ilk “Türk kahvesi tarifi”nden yola çıkarak bugün ilk kez kendime kahve yaptım. 3ü1 arada’lardan sıkıldım yahu. Türk kahvesini sadece Pierre Loti’lerde içmek keyfimi, son birkaç gündür evime taşıdım. Kahveyi taşırmadan yapabildim ama köpük konusunda daha çok çalışmam gerek. Kıskanma sen,bakma bana öyle sitem dolu ince belli çay bardağım, senin yerin ayrı.
‘ Will’ kalıbı ile kurduğum cümleler son yarım saat içinde gerçekleşti bile. Siz bilmiyorsunuz, ben cümleleri yazdığımdan beri yok olan’ın derdindeyim. Cumartesi günü, o zaman da levh-i mahvuzdaydı, bugünde de,bugünümde de yazılı. İlk kahvemi böyle bir günde yapacağımı kim bilebilirdi? O da levh-i mahfuzdaydı. Fincandaki telve bakana çok şey anlatıyor,adına fal dedikleri. Yok,hayır… bu da levh-i mahfuzdaki gördüklerimiz/göremediklerimiz. Bu efkar dakikalarının tek kaçağı bir adet çikolata. Yok olan işte bu, efkarı keyfe dönüştüren siyah hekim. Merakla günün sonlanmasını bekleyeceğim. Bakalım levh-i mahfuzda bugün çikolata yiyeceğim de yazılı mı?
- Ayşenur Bulut yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Son yorumlar
10 sa. 15 dk. önce
10 sa. 42 dk. önce
10 sa. 53 dk. önce
11 sa. 42 sn. önce
11 sa. 4 dk. önce
13 sa. 22 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 15 sa. önce
1 gün 15 sa. önce
1 gün 15 sa. önce