Sabır Durağı
Kâni Çınar — Cts, 29/03/2008 - 14:25
Kalabalıklar … Her bir elifin beli bükük.
Karanlık, ıssız sokaklarda yürüyorum; sınıf alabildiğine uzuyor; çocuklar, başları eğik, gözleri nemli, gönülleri dar…
Çocuklar.
Merhamet yakıyor genzimi. Kaçamadığım bir koku bu. Her adımda yerde yakalıyorum mahcupluğunu çocukların. Ayakkabıları hep eski çocuklar…
Hasbelkader yeni bir çift pabuç, büyük ağabeyden kullanılmadığı için lekesiz ve dipdiri miras bir kravat yahut bilekte, inşaattan düşen babanın gittikçe ağırlaşan emaneti saat utanmasına yetiyor çocuğun. Mümkünü yok ki yer açılsa da yere girse. Mümkünü yok ki aynısını yanı başında oturan arkadaşına da verebilse…
Mümkün girmedi daha muhitlerine.
Elimi uzatıyorum, el yordamıyla yürüyorum, dizlerimde takat kalmıyor. Dizlerim üzerindeyim.
Babası hangi akla hizmet bilinmez, çekip gitmiş.
“Annen!..” diyorum.
… / … yutkunuyor.
Çamurlara batıyorum. Acıyla yanıyor içim. Yüzümün derisi soyuluyor.
Yüzlerine, gözlerine, ellerine bakamıyorum. Artık yerdeki bakışlarının izlerinden de utanıyorum.
Bana, acıyla yaşamanın şerhini yapıyor çocuklar.
Sınıfta değiller, şehirde değiller, dünyada değiller… Puslu coğrafyalar okunuyor yüzlerinden.
Sınıflar kalabalık.
Her bir kalabalık, acılar haritası.
Ne çok acılarımız var Allah’ım? Kaderin ne çok haramisi var?..
… …
Yoşumuş kahverengi çantasında kutsal bir emanet taşıyor.
Ansızın çöküverecek gecenin tedirginliğini taşıyor.
Hızlı yürüyor, sallanıyor iki yana.
Hayır yürümüyor, sallanıyor; sanırsın bir kayık ve dalgalarla salınıyor.
Bir kuş konuyor salkım söğüde.
Bütün dünya sallanıyor.
Sağ kolu sallanıyor hızlıca.
Çantası sallanıyor.
Ceketinin sol kolu sallanıyor ritmik.
Ceketinin sol kolu daha arzulu sallanıyor.
Ceketinin sol kolu, eyvah, boşa sallanıyor, boşlukta sallanıyor.
Yüzü belirsiz, onbeşinde, yılgın, yorgun.
Ansızın çöküverecek gecenin tedirginliğini taşıyor.
Sabır ve metanet, bu gencecik vücuttan fışkıran ağaçta sallanıyor.
Ya sabır…
Ne çok acılarımız var Allah’ım? Kaderin ne çok haramisi var?..
- Kâni Çınar yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Mümkün girmedi
hasanparlak — Salı, 01/04/2008 - 09:16"Mümkün girmedi muhitlerine" sözünün, çaresizliği ne denli etkili anlattığı ortada. Bendeniz de bir dilekle ortak olmak istiyorum bu duygulanışınıza. Hiç olmazsa ümit girsin, gelecek güzel günlerin beklentisi girsin o mahzun dünyalara ilk iş olarak. Bir yerlerden başlanmış olsun.
buruk
adige batur — Cts, 29/03/2008 - 21:20Yazınız buruk bir tat bıraktı içimde... o tadı iyi bilirim.
Babadan, abiden kalma bir kaç beden büyük ceketleri; içinde ufacık ayakların kaybolduğu, babaannemin yüzü gibi damar damar olmuş ayakkabıları, kemer yerine kimi zaman iple bağlanmış pantolonları bayramlık diye giyen çocukların sokağında büyüdüm. Onlar kadar kötü değildim halimiz vaktimiz. Ama insanlığımızın o buruk yanı onlardan farksızdı.
O günlerden kaldı yeni bir elbiseyi ilk giydiğimde duyduğum huzursuzluk... Yenisi olmayanların sokağında yeniyi hiç sevmedim. Eskilerimi eskidikçe daha çok sevmem de bundandı belki...
Allah Bize Yeter !
Yürek telimizi sızlattın
Kerem Dağlı — Cts, 29/03/2008 - 19:05Yürek telimizi sızlattın üstad. Sallanan çeket kolu kıldın bizi. Umarsız bakışlarımıza, yitik yüreğimize bir "mim" koydun. Kaderin haramilerine karşı mukavemet Allahım...