Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Nefi Selamoğlu yazıları

Çatık Kaşlarla

Nefi Selamoğlu — Pzt, 31/03/2008 - 16:25

Çatık kaşlarla dağılıyoruz arza. Konuşmalarımız, yazılarımız keskin kılıç. Kıt kanaat aklımızla durmadan birilerini bir şeylerle itham ediyoruz. Yarım bilgilerimizin kıratınca yuvarlandığımız derin vadilerde halimizin ilmine de alabildiğine uzağız.

Modernizm, insan psikolojisi üzerine sayısız çalışma yaparken bu çalışmalar, insanın selameti ve iki cihan saadeti yolunda değil; köreltici, çürütücü ve dumura uğratıcı vasıta haline getiriliyor. Çatık kaşlı, sert sözlü ve kin – kan – intikam dehlizlerinde geçiriyoruz ömrümüzü. Psikolojiyi umursamıyoruz. İnsan psikolojisinin, kendisine yapılan iyi muamele, yumuşak davranış, güler yüz, güzel söz ve tatlı dilden hoşlandığını biliyor bilmezlikten geliyoruz. Yaptığımız sert, aşağılayıcı ve buram buram öfke büyüten değerlendirmelerimizin kucağında, icraatlarımızın ne menzilde olduğunu, hayr ve şerri, gönül saymayı değil, hasmımızı nasıl sus – pus ettiğimiz, gardını düşürdüğümüz ve açığını yakaladığımız üzerinde duruyoruz; bir sonraki, daha sonraki ameliyemiz için stok yapıyoruz.

Şahsımıza karşı kaba ve haşin davranış, kırıcı ve yıkıcı sözler, hangimizin hoşuna gider? Gitmez elbet. Ama aynı şekilde, olumsuz kelimeler, olumsuz zaviyesinden alınan değerlendirmeler ile hem de Hakk adına, İslam adına bir dava omuzladığımızı ilan ediyoruz. Güzelliğin psikolojik bir boyutu var ve psikoloji, Müslümanın yitiklerinden bir yitiktir. Unutuyoruz.

Çoğu kez Hakk adına münakaşa ve mücadele yolunu tutarız. Bunun neticeye ulaşmak için en kısa değil, en uzun yol olduğunu insanlık tarihi boyunca tecrübe etmemize rağmen hatada ısrar ediyoruz. İctimai bir hayatımız var. Olması mümkün ihtilafların, görüş ayrılıklarının, zaman – mekan ve yaşayış farklılıklarının ihyasını tatlılık ve yumuşaklıkla hal yoluna gitmemiz de pekala mümkün. Ama aramızda bizlere Hakkı ve sabrı tavsiye eden kimselerin sesleri de bizim çığırtkanlığımız, yaygaramız arasında duyulmuyor.

Takva, bir sorumluluktur ve bu bilince ulaşan her Müslüman, isyanın mabedleri şehirlerin yerlilerine şefkat ve merhametle bakmalıdır. Modernizmin çarklarında heder olup giden her insan için hesaba çekilme endişesi duyuyorsak; bıkmadan, usanmadan olumlu enerjilerimizi, gül devirlerinin merhametini aksettirmeliyiz. Rahmete, saadete çağırmak için önce bunların damarlarımızdaki yangınını hissetmeliyiz. Bu çatık kaşlarla, keskin sözlerle olacak iş değil...

Ümmeti olmakla iftihar ettiğimiz Allah Resûlü’ne hitaben Allah: “Eğer sen kaba, katı yürekli olsaydın şüphesiz etrafından dağılıp gitmişlerdi bile” (Al-i İmran: 159) buyurulmakta, bu, bize de tarzımız ve metodumuz için serlevhadır.

Küçücük bir kesit ve fakat muazzam bir misal:

Hayber’in fethi sırasında Rasulullah, kesip biçmekten söz eden Hz. Ali’ye: “Yavaş ol ya Ali! Vallahi senin elinden bir kimsenin hidayet bulması, kızıl tüylü deve sürülerine sahip olmandan daha hayırlıdır” buyurmuştur.

Allah, her birimizi ayrı tabiatlarda yaratmış. Hepimiz fıtratımıza uygun yaşıyor, konuşuyor, düşünüyoruz. Kimsenin bir Hz. Ömer öfkesi ile bir Hz. Ebubekir merhametini aynı can kafesinde yaşaması istenmiyor. Herkes tabiatına uygun yaşayacak. Aksi durumda zaten kırılır; eğilmez, bükülmez fıtrat. Allah’ın yaratıklarına karşı Allah’ın emirleri ve Resûlü’nün sünneti doğrultusunda hareket edelim, kimseyi kırmadan, incitmeden, öfkelenmeden ve Allah’tan korkarak... Yüreklerin fethi bu yoldan geçiyor.

Bir gün Rasûlullah, ashabıyla Mescid’de otururken bir Arabi geldi ve kalkıp Mescid’in bir köşesine işemeye başladı. Ashab-ı Kiram, öfkeyle bağrışarak adamı engellemek istediler. Fakat Rasûlullah, derhal ashabına müdahale ederek: “Bırakın adamı, işini görsün!” buyurdular ve bevlin üzerine bir kova su getirilip dökülmesini emrettiler. Sonra bedeviyi çağırıp burasının mescid olduğunu, pisletmenin, kirletmenin doğru olmayacağını anlattılar; buralarda Allah’ın zikredildiğini, namaz kılındığını, kur’an okunduğunu güzel bir lisanla ve tatlılıkla ifade edip adamı ikna buyurdular.

Hikmete biraz daha yönelmeli, daha çok gündem kılmalıyız Allah’ın Kitabını ve Resûlü’nün hayatını diye düşünüyorum.

  • Zaviye
  • Nefi Selamoğlu yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Evet, Rahmet Peygamberine

Halid Aslan — Çar, 02/04/2008 - 13:52

Evet, Rahmet Peygamberine layık ümmet olabilmenin ilk basamaklarından birisi "merhamet". Ne zor bir iş ama üstad. Allah bizi affetsin. Üzerimize bu kadar pislik boca edilirken, haklarımız bir bir ellerimizden alınırken, gözlerimizin içine bakılarak mukkades bildiğimiz şeylere kem sözler söylenirken... Zor iş...

Elbet bir birimize karşı alabildiğine merhametli olacağız. Sünnet üzre olacağız. Amma "bizim" bildiklerimizde ihanet edip duruyor be üstad...

Allah daim merhametle bakmayı nasip etsin bize.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Zamana Dair İçe Dönüş Hüzün Alanı Ümidlere Dair Hay Sızı Tefekkür Şiir Makamı Gülü Gülle Tartarlar Hür Tefekkürün Kaleleri Düş Vakitleri Makamı-ı Dikkat Ümmet Coğrafyası Kara Kalem Yazıları Tanıtılanlar Söz Ola Gelişi Güzel Hakikat Hikayet Kişilere Dair Güncel Reyhan Yürek Yarası Gonca Kimdir Nicedir Haberdar Berceste
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 1 üye ve 3 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • asude zeynep toprak
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      9 sa. 7 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      9 sa. 35 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      9 sa. 45 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      9 sa. 52 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      9 sa. 57 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      12 sa. 15 dk. önce
    • hayrolsun
      1 gün 37 dk. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 14 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 14 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 14 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim