Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › resul davutoğlu yazıları

Millet Kazanacak

resul davutoğlu — Paz, 06/04/2008 - 09:09

Bu yasakçıları anlamak mümkün değil. Hem dayatmacılar hem de dayatmadan şikayet ederler. Demokrasinin yanından geçmezler ama onun havariliğini kimseye kaptırmazlar.

Sudan bahanelerle hazırlanan iddianameyle açılan mahkemeyi alkışlarlar ama onun oluşturduğu olumsuz havadan dolayı uluslararası kredi kuruluşları Türkiye'nin kredi notunu düşürünce şikâyetten sıkılmazlar.

Sanki onların son gelişmelerde hiç kabahatleri yokmuş, tesettürü yasaklamak insan haklarının bağrına hançeri saplamak değilmiş, meslek liselerine giydirilen jakoben makyajlı paslı kostüm gençlerin hayallerini toz duman etmiyormuş gibi kapatmadan sonra ki bütün olumsuzluklardan pişkince Ak Parti'yi suçluyorlar.

Kendilerinin en küçük bir hataları olabileceğini düşünmüyorlar.

Sıkılmadan olumsuzlukları sıralamaya başlarlar. Yok, "ekonomi olumsuz etkileniyor, dış politikada etkinliğimiz siliniyor, dış dünyaya kötü görünüyoruz." Bütün bunlar doğru da kim sebep oldu. Yargı darbesine tevessül edenler mi yoksa milletten aldıkları yetkiyle başarılı bir şekilde ülkeyi yönetenler mi?

Bu ipe sapa gelmeyen suçlamalar bir psikolojik harekatın parçasıymış gibi geliyor.

Salvo halinde atışlar olunca konuşanların ardındaki perdeye bakmak gerek. Ve o perdeye bakıldı mı bir karaltı görülüyor gibi.

Gerçeklerin iyi ki makyajla asliyetlerini kaybetmeme gibi bir özellikleri var. Direnmeleri ve kayalaşmaları. Yoksa o tumturaklı cümlelere inanmak içten bile değil.

Bir çok psikolojik taktik gibi bunun da ters tepme ihtimali fazla. Yönlendirme amacının zıddına neticeler verebilir. İnsanlar "hem sebep oluyorlar hem de suçluyorlar" diyerek tepkilerini artırabilirler.

Şunun iyice anlaşılması gerekiyor. Gayr-ı meşru yollarla meşru hedeflere varılmaz. Şuanda bir kesimin çok sevdiği psikolojik harp taktikleri farklı amaçlar için geliştirilmişler. Onlarla siyaset dizayn edil(e)mez. Yapıları ona uygun değil. Buna kalkışıldı mı işler içinden çıkılmaz hale gelir.

Siyaseten kaybedenler siyaseten kazanmayı denemeliler. Ülke böyle kazanır. Millet ve kaybedenler de. Netameli yollarla oturulan koltuklarda kalıcılık olmaz.

Bu topraklarda kullanılan psikolojik harp taktikleri hiçbir zaman istenilen neticeyi vermedi. Kaç kez denendi ise sadece acılara sebep oldu.

Siyasette başarılı olmanın yolları malum. Çoğunluğun taleplerine çözüm bulacaksınız. Umut ve inandırıcı olacaksınız.

Bunlara sahip olmayan hiçbir psikolojik harekattan umduğunu alamaz.

İlkin Başbakan'ı yıpratmaya yönelik bir kampanya başlatıldı. Halen devam ediyor o kirli mücadele. Bazı kalemler ısrarla çamur atmayı sürdürüyor.

Sonra bu ikinci yavuz hırsızlık kampanya.

Sebep olduğunla başkasını suçlamak ancak kirli hedefleri olanların başvurabilecekleri bir taktik.

Bütün bunların nedeni ülkede bazılarının hak etmedikleri saltanattan vazgeçmemeleri ve kendilerine ideolojik bir misyon biçmeleri.

Şuanda iktidarın gerçek sahibi milletle işgalciler arasında bir mücadele yaşanıyor. Millette kendine güvenenlerin metaneti var. Hafifçe kızıyor ama gününü bekliyor. Karşı cenahta gayr-ı meşru talepte bulunanların sükûnsuzluğu.

Ama millet kazanacak.

  • Güncel
  • resul davutoğlu yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Ama millet kazanacak.

Zehra Arslan — Pzt, 07/04/2008 - 19:46

Ama millet kazanacak!!!!! öyle olmasını umud ederdik lakin kazanan pek millet gibi gözükmüyor...senet protestoları ile uğraşılırken, çeklerin vade günü gelmesine rağmen bir ay yada bilinmeyen tarihlere ertelenmesi en vahimide haciz memurlarının kapı aşındırması vs.. bu olaylar elle tutulur hale gelmeye başladı...sonuç mu: kim kazandı?...kaybeden birileri var hemde elle tutulur cinsten "mazlum halk"...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Korku Medeniyeti ve Millet Kazanacak

Halid Aslan — Pzt, 07/04/2008 - 17:10

"Dünya sisteminin lordları", sistemi ve sitemle beraber bizleri egemenlikleri altına almaya çalışırken yüreklerimize korku düşürmeye; her zaman ve mekanda izlendiğimiz, en ufak açığımızın zabıtlara geçtiği, komplo teorileri ile avunduğumuz bir "serhad" çizerek adımlarımızdan endişelenmemizi tesis etmeye çalışıyor. Bunu yapmak aslında çok zor olmadığı gibi, bizler için kurulan tuzağa düşmemiz de pratikte daha kolay görülüyor. Bu işi gönüllü yapanlarımız var. Gönüllü kulluk üzerine laf söyletmeyenlerimiz var. Onların filmleri, haber programları, gazeteleri ve televizyonları var. Her gün, eski - yeni, bayat - taze, haince - dostane yaklaşımlarına şahit oluyoruz. Bir filmin, profesyonelce hazırlanmış sahnesindeki kareler, zihnimize küçük izler bırakarak ileride olgunlaşıp kıvamını bulacak düzeye gelmemiz için vazife ifa ediyor. korkunun egemenliği altına itiliyoruz günbegün. Kendimiz dahil her şeyden korkar olduğumuzu kaç kez tecrübe ettik. Okulumuzun kapısında çekirdek satan zatı polis, can ciğer arkadaşlarımızı hain, ağaçların gölgesini dahi düşman belledik. Bu şüpheciliğimizi gayrete getirmiyor değillerdi hani. Kalabalıkların iştirak ettiği toplantıların, mitinglerin, eylemlerin ekseriyetini "kolluk güçleri" oluşturuyordu. Yalan değil. Gıyabımızdan güvenlik soruşturmaları endam gösteriyordu.

Biz buradayız diyorlardı. Mesaj açıktı. Ayağınızı denk alındı verilen mesaj. Zokayı yutan tarafta bir şahsiyet planladılar bize.

Küreselleşmeye devam ediyoruz. Vahşi Batı'nın Teksas'ı internet, bizi biraz nefeslendirdi. Kafamıza göre davranışla karşılaştık yeniden. Siteler arasında cirit attık, en yasak saydığımız bağlantıları sık kullanılanlara ekledik. Mail trafiğimiz tıklamalarımız kadar cezbedici idi. Ne IP'lerimizden haberimiz vardı ne Hacker bir tanıdığımız. Korku medeniyetini, internete de yaklaştırdılar. Ufak tefek açık kapılardan bahsedildi. Girip çıktığımız sitelerin "fiş"lendiğini, maillerimizin tıpkı telefonlarımız gibi kontrol altında tutulduğu, kullandığımız kelimelerimizle aslında kendimizi ele verdiğimizi filan bilir olduk. Saçma sapan anketlerle kişiliğimiz hakkında adamlara kendimizi sattığımız ortaya çıktı. Cep telefonlarımız kadar bilgisayarlarımızın da evlerimizde, yüreğimiz başında birer casus oldukları ilmi ile amel eder olduk. Robert Ludlum, Frederick Forsyth, Traveyne meğer bizi, komplolarla daha da almışlardı korku medeniyetine. Bilgilerimiz, bilmelerini istedikleri kadardı. Korkularımızsa pireyle deva hesabı...

Biliyorum korku kelimesi ile medeniyeti bir tamlama şeklinde kullanıp ona bir ulvilik verir gibi göründüğümü. Bunu bir istihza kabul ediniz. Ve bolca ilan- ı harp. Tamam maillerimiz ve sitelerimizle Filistin için çığlığı basıyoruz; ayağa kalkıyoruz. Gümbür gümbür kalkacağız. Bilmem fark ediyor musunuz? Kimseyi hayra, salih amele, Nebevi düsturlara, Allah'a çağırmıyoruz. Kıytırık chiplerin adımızı kayıt etmesinden korkarken Allah'ın mesul tutacağı bir "an"ı önemsemiyoruz. O Allah, her şeyi bilir ve hesap ona verilecektir diyor, korku medeniyetine teslim oluyoruz. Yakın tarihi, Cumhuriyet tarihini, uzak tarihi okurken sağ duyulu, alnı secdeli insanları dahi pasif kaldıkları, tepkisiz oldukları, çareyi kaçışta buldukları için elimiz ensemizde ve rahatça eleştiriyoruz. Bize vazifesini yapmış olmanın rahatlığını kim veriyor? Kendimizi, neslimizin ve Allah'ın hesabından nasıl bertaraf edeceğiz?

Dilimizde olanın kalbimize inmesi lazım. Başka çıkış bilmiyorum.

Ne güzel buyruluyor: "Allah size yeter, O ne güzel vekildir."

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

İnşaallah hak eder ve millet

mehsani — Paz, 06/04/2008 - 11:45

İnşaallah hak eder ve millet kazanır..
Zira millet tevessüllerinin karşılığını görür, görecektir.

Kazanacak olan millet uaynık ve diri, çalışıp kazanmasını bekleyen canlı efor olmalıdır.
Yarın için, bu günden temiz toplum çalışmaları yapılmadan, yapılan çalışmalara omuz vermeden, üzerimize atılan çamuru görmezlikten gelerek, riske girmekten kaçınıp sinerek v.s. "inşallah millet kazanır!" desem, acaba hangi millet kazanır?

İnşaallah hakkı tutan, haklı olan kazanır ve kazanacaktır..
Saygılarımla..

Mehmet Sani Özel

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Şiir Makamı Güncel Söz Ola İçe Dönüş Ümidlere Dair Hay Sızı Hüzün Alanı Reyhan Yürek Yarası Tefekkür Kimdir Nicedir Hür Tefekkürün Kaleleri Makamı-ı Dikkat Tanıtılanlar Ümmet Coğrafyası Zamana Dair Düş Vakitleri Kara Kalem Yazıları Haberdar Gelişi Güzel Gülü Gülle Tartarlar Gonca Berceste Hakikat Hikayet Kişilere Dair
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 1 üye ve 3 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Cihan Ülsen
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      9 sa. 54 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      10 sa. 22 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      10 sa. 33 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      10 sa. 40 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      10 sa. 44 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      13 sa. 2 dk. önce
    • hayrolsun
      1 gün 1 sa. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 14 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 14 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 15 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim