Provokasyon
resul davutoğlu — Çar, 09/04/2008 - 09:42
Akdeniz Üniversitesinde Türkiye'nin yakın geçmişte yaşadığı acılardan dolayı çok yakından bildiği bir olay yaşandı. Karşıt fikirli öğrenciler satır ve silahlarla birbirleriyle çatıştılar. Olay anları kameralara yansıdı.
Olayda dikkat çeken figürlerden biri Ömer Ulusoy. Sicili bayağı kabarık Ulusoy'un. Darb, tedhit, uyuşturucu ve intihara teşebbüs gibi suçlar sabıka kaydında yazılı olanlar.
Böyle tipler kullanılmaya son derece müsaitler ve güç odakları için potansiyel militan gibidirler.
Sakalı, usturayla kesilmiş saçı ve verdiği pozlarla sanki dikkat çekmek için oraya gitmiş izlenimini veriyordu baş figür Ömer.
Olayların Akdeniz üniversitesinde çıkması ilginç. Üniversitenin rektörü Üniversitelerarası Kurul Başkanı Mustafa Akaydın. Kendisinin hükümete muhalif tavrı malum ve meşhur.
Akdeniz Üniversitesinin bir öğretim üyesi "üniversitemiz cumhuriyetçiğiyle maruf" demiş. Yani olayların çıkmasını buna bağlıyor.
Cumhuriyetçilik fikirlerinin yoğunluğu kendilerini ilgilendirir ama olayların Akaydın'ın okulunda çıkması manidar. Hele "rektörün ihmali olduğu, yeterli önlemleri almadığı, olay gününde 80 kişilik güvenlik görevlilerinin ortalıkta görünmedikleri" şeklindeki suçlamalar dikkate alındı mı manidarlık daha da artıyor.
Şüphesiz olayları tezgahlayanlar kaos ortamı oluşturmak istiyorlar. Ülkenin yönetimini aciz göstermek, yönetilemediğini zihinlere yerleştirmek ve böylelikle bazı güçleri hareketlendirmek niyetindeler.
Yalnız ülkenin şartları bir zamanlar verdiği kadar planlayıcıların ellerine istediklerini verecek potansiyeli barındırmıyor.
İlki olayın aktörleri olabilecekler maziden aldıkları kanlı derslerden dolayı bir daha öyle bir aktörlük ifa etmeye teşne değiller. MHP'nin bu konudaki tavrı malum. Bahçeli böyle vakalara karışanlara karşı sert. Nitekim Antalya MHP il Teşkilatı görevden alındı. Antalya Ülkü Ocaklarının da aynı akibete uğrayacağı söyleniliyor.
Dış konjüktür de olayların büyümesine elverişli değil. Rusya yok. Ütopik vaadleri olan Komünizm silindi gitti.
Ayrıca sergilenmek istenen oyun da yakın geçmiştekinden çok farklı. Tezgâhın amacı "bir Kürt-Türk çatışması çıkarmak. Bunun kazananı olmaz. Kaybedeni ise tüm Türkiye olur. Bu tezgâha da aklını ideolojinin keskin bıçağıyla doğramışların dışında kimse teşne olmaz. Onların sayısı ise şükür az.
Türkiye huzuru bulmak istiyorsa karanlık odakları tasfiye etmelidir. Bunun için devlet kendi içine bakmalıdır. Çünkü genelde ayak izleri orayı gösteriyor.
Ergenekon kitabının yazarı Şamil Tayyar Zaman'a verdiği röportajda şöyle ilginç şeyler söylemiş: "Devlet Alp Aslan Aslan'ı kimin cezaevinde ziyaret ettiğini bir araştırsın, kim gitmiş onun cezaevine bir baksın."
Bunun üzerinde durulmalı.
Bu ülke kendilerini herkesten fazla vatansever görenlerden çok çekti, halen de yakasını kurtarabilmiş değil.
Devlet içini temizlemeli.
- resul davutoğlu yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- Rastgele Yazı



Acı. Tırnaklarıızı yiyoruz.
Kerem Dağlı — Çar, 09/04/2008 - 20:13Acı. Tırnaklarıızı yiyoruz. Niçin bu kadar fevri olabiliyorlar? Tezgah kokusu aleni değil mi? Evet ama bilmiyorlar ve bilseler asla yapmazlar. Ya da gönül öyle umuyor. 1980 12 Eylül öncesi yaşananları kim hatırlıyor şimdi? Aynı silahların hem sağcıları hem solcuları taradığı o karanlık günleri. Annelerin gözyaşlarını... Yok. Yok ki aynı tezgaha düşüyorlar yine. Birileri yine kuruyor zembereği sonuna kadar, birileri yine baş göz üzre deyip role soyunuyor. Bu kadar mı aptalız? Maalesef evet.
Acı, hüzünle kolkola. Aklı-ı selim umuyoruz büyüklerden küçüklerden.