Sadık Yalsızuçanlar: ‘Edeb Ya Hu!’ Mihmandarı
Fatih Mutlu — Per, 22/11/2007 - 00:00
Şunu kabul edelim: Biz ‘bu iş’ten anlamamakta ısrar ediyoruz. Biz sanattan, felsefeden, edebiyattan hayır gelmeyeceğine inanan, iç politika kasırgasında komaya girmiş modern çağ kaçıklarıyız. Gazetelerimizin, iki kelimenin peşinde iki hafta gittiği bir dönemde “kültür sanat sayfaları”nı zorunlulukmuşçasına hazırlaması hiçbirimizin umurunda değil. Tüm istediğimiz birazcık daha komplo teorisi.
Peki bu vaziyete bakarak…
Ümitsiz miyiz?
Asla!
Çünkü;
1) Ümitsizlik haramdır.
2) Sadık Yalsızuçanlar’la aynı göğün altında yaşıyoruz.
***
Sadık Yalsızuçanlar, Sadık Hocam, benim için “her şey”i danışabileceğim zahiri bir ilham. Mesela günün birinde uzun metrajlı bir film çeksem ilk ona izlettirir, onun görüşlerini merak ederim. “Romanda ilk cümlenin önemi” konulu bir panel düzenlesem, başkanlığı ona sunarım. Arkadaşlarla TV kurmaya mı karar verdik; evvelen onun icazetine koşarım. Bu toprakların çocuklarına müzik zarafeti aşılamaktan başka gayesi olmayan üniversite projemin rektörü de odur mesela…
Attığı her adımda civarına şiddetli bir incelik, acımasız bir nezaket, iflah olmaz bir kadirşinaslık, kaosvari bir kalendermeşreplik, bunalımlı bir yarenlik, müteyakkız bir civanmertlik, diktatör bir haysiyet, hummalı bir neşe yayan bu muhterem insan hakkında bu kadar şey yazacak kadar cüretkar olduğum için bile kendimden utanıyorum.
Başta Bediüzzaman, Aliya, Che ve İmam’ın estetik kaygıları olmak üzere ondan öğreneceğimiz daha çok şey var.
Allah(cc) bizi Sadık Yalsızuçanlar’dan, Sadık Yalsızuçanlar’ı da bizden ayırmasın.
Ek: Bilenler bilir, Ossie Davis’in, Malcolm X’e Övgü başlıklı konuşmasında hafızalara kazınmış bir bölüm vardır. Tam da o kısımdan uyarlamayla şöyle bir şey demek istiyorum:
“Siz hiç Sadık Yalsızuçanlar’la konuştunuz mu? Size hiç tebessüm etti mi, ya da size bakarak “gözüm” dediği ânı yaşadınız mı? Siz hiç can kulağıyla dinlediniz mi onu?”
- Fatih Mutlu yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



''siz hiç''le baslayan soru
Gül Çiğdem — Salı, 09/09/2008 - 14:05''siz hiç''le baslayan soru yağmuruna bir ''hayır'' şemsiyesi tutmanın üzüntüsünü ve gıptayla bakan iki çift göz sunuyorum en başta...
hatta okurken en cok dikkatimi ceken fatih mutlu'nun görünürde iki zıt sıfatı ustalıkla yedirip iki virgül arasına sığdırması oldu...muzipce tamlamalar o kadar yol olmuş ki sadık yalsızuçanlara...
ve hep duamdır;bilge sahsiyetlerin yanıbasında bir mindere kurulmak...
siz fatih mutlu soyadınızın sirayetini yasıyor olmalısınız,ne güzel...
zamanenin ilginçlikleri normal olması dileğiyle;üniversite projeniz gercekleşir inşallah...
farklılıklara ihtiyacımız her gecen gün artarken...
müzik üniversitesi??
çiğdem meltem — Pzt, 08/09/2008 - 13:45Eyvallah üstad, Allah razı olsun, bu güzel yazınızla Sadık Yalsızuçanlar'ı biraz daha iyi tanımış olduk. Fakat şunu da söylemek lazım galiba, kitaplarında bir esrar perdesi de var, çabalamayınca, defalarca okumayınca, başka kaynaklara yönelmeyince anlaşılmıyor.
Bu arada, "Bu toprakların çocuklarına müzik zarafeti aşılamaktan başka gayesi olmayan üniversite projemin..." Ne kadar güzel, sizin kadar projelendiremesem de( !:-) ) benim de böyle, özellikle musiki üzerine hayallerim var. Musiki bir okuldur zaten, başlıbaşına bir zarafet mesleğidir. Umarım en kısa zamanda ülkemizdeki herkes -ben de dahil- rafine bir musiki "zevk"ine sahip olur. Ne kadar uçuk bir hayal değil mi, ama ümitsizliğe kapılmak yok!!!