Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Bekir Fuat yazıları

Şükrün İbret Verici Resmi: Ayşe Abla

Bekir Fuat — Paz, 13/04/2008 - 17:19

Bugüne kadar sayısız porte yazısı okumuşsunuzdur. Kimi siyasetçi, kimi edebiyatçı, kimi işadamı portresiydi bunların. Hepsi de çok tanınmış insanlardı anlayacağınız. Çoğuyla karşılaşmamışsınızdır yüz yüze. Hatta bir kısmının yüzünü ancak gazetelerde görmüşsünüzdür. Bu insanların hayatları üzerine aslında herkes bir şey söylemiştir o güne kadar. Buna rağmen yazılanları heyecanla, ibretle okumuşuzdur çoğu kez. Piarı yüksek, reklâmı çok, yaşam kalitesi iyi olanların hayatlarıyla kendimizi özdeşleştirme yolunu açtığı için bu portreleri biraz da kıskanarak okuruz, ‘neden ben onun yerinde değilim?' diyerek içten içe. Etrafımızda, bu duyguyla okuduğumuz gazetelerin hafta sonu eklerindeki renkli hayatlardan daha ilginç, hatta olağanüstü diyebileceğimiz insanlar olduğunu fark etmeden. Bir mikrofon uzatılsa kim bilir neler söyleyecekler. Bir sınıfın, bir dünya görüşünün, bir davanın adamı değillerdir. Müritleri yoktur, mürşitleri de. Bu nedenle bize kutsal bir metin de vaaz etmezler. Çünkü onlar sıradan kişilerdir. Kendi içimizden çıkan, ama neredeyse mucize bir yaşama imza atanlardır onlar.

İşte onlardan biri Ayşe Çevik. Ayşe abla okuma yazmayı kendi kendine öğrenir. ‘Bu o kadar da ilginç değil, okuma yazmayı bir insanın kendi kendine öğrenmesi hiç de sıra dışı bir şey değil' diyebilirsiniz. Sıra dışı olan, ilginç olan, hayatı boyunca tekerlekli sandalyeye bağlı kalan, hatta ellerini bile rahatça kullanamayan birinin okuma yazmayı kendi kendine öğrenmesi, üstüne üstlük bir de roman yazması. Okuma yazmayı 60'ında öğrenen, romanını 65'inde yazan birisinden söz ediyoruz. Ayşe Çevik şimdi 65 yaşında. 65 yılın, eğri büğrü yazılarla birkaç yılda yüz küsur sayfalık bir kitaba dönüşmesinin hikâyesi bu. Hayatını kendi şartlarını dikkate alarak buna göre düzenleyen biri Ayşe Çevik. Mesela sigara içmeyi çok seviyor, ancak parmaklarıyla sigarayı tutması güç. Çünkü yirmi parmağından sadece ikisini kullanabiliyor. Bu nedenle el sanatlarında harikalar yaratacak girişimlerde bulunuyor, ismini kendi verdiği, çizimini de kendi yaptığı bir sigara tutmacını dünya buluş tarihine armağan ediyor.

Bu yazının gidişatına bakarak ‘bir özürlü yazısıyla mı karış karşıyayız' diye düşünebilirsiniz. Hayır, bu bir özürlü yazısı değil. Bu bir özür yazısı. Yani Ayşe abla ve Ayşe abla gibi hayatın zorluklarına meydan okuyan ve bunu tek başına başaran içimizdeki gizli kahramanlara yönelik bir özür yazısı. Hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şey ne özürlü olmaktır, ne parasız pulsuz kalmaktır. En kötüsü hayatın ortasında yapa yalnız kalmaktır. Bunun sorumlusu yalnız kalan değil, kalabalıklardır. Yanındakini görmeyen, duymayan ve hissetmeyen insanlardan oluşur bu kalabalıklar. Ayşe ablaya bu anlamda modern Robinson Cruso diyebiliriz. Robinson Cruso diyoruz çünkü Robinson gibi hayatın pek çok güçlüklerini kendi imkânlarıyla aşmasının yanı sıra bir Robinson yalnızlığı da yaşıyor, kalabalıklar arasında.

Herkes kendi hayatının peşinden gider ve herkes kendi macerasını yaşar. Ayşe abla da bir kamyonun peşinden giden küçük bir kızın rüyasıyla başlatıyor romanını. Aslında peşinden gidilen bir kamyon değil, hayatın kendisidir. Sevinçlerin, üzüntülerin, umutların yol işaretleri şeklinde tezahür ettiği bir dünyadır onun kalbinden satırlara, oradan da bizim içimize akan. Kamyon her durakta başka bir hayatı, başka yeni bir serüveni bindirir muavin köşküne. Her durak bir başlangıç, her durak bir umuttur. Bu sayısız yolculuklardan bazısı hüsranla bitse de bekleyenler ve beklenenler vardır bu yolların menzillerinde. Her durakta yeni bir yüz karşılar sizi. Durak hiç boş kalmamıştır, hayır ve şer, melek ve şeytan bu durakta beklemektedir. Durağın hiç boş kalmamasını o, Allah'ın elini bu dünyadan hiç çekmediğine yorar. Çünkü hayır ve şer ondandır ve orada sizi beklemektedir. Duraktaki her yolcu Allah'ın bu dünyadan umudunu kesmediğinin bir delilidir aynı zamanda. Duraklar duraklara, hayatlar hayatlara, serüvenler serüvenlere eklenerek devam edip durur bu yolculukta. Son durağı merak edenlerin yapması gereken şeyse, Ayşe ablanın önümüzdeki günlerde çıkacak olan bu romanını okumaktır.

Ayşe abla kendi romanını yazdı, evet, hepimize bir bir uğrayan, hepimizi içine alan kendi romanını... Ve bunu sadece iki parmağıyla, büyük yalnızlığı ve kocaman yüreğiyle gerçekleştirdi. Onu tanıma şansınız olmadıysa en azından 65 yıllık bir hayat mücadelesinden süzülüp gelen romanıyla tanışarak hayatınıza yeni bir anlam, yeni bir renk, yeni bir umut katmanızı şiddetle öneriyoruz. İnanıyoruz ki Ayşe ablanın zengin dünyasından aralanan bu kapıdan içinize bol bol umut, istemediğiniz kadar yaşama sevinci akacak. Zira bütün engellere rağmen umudunu hiç yitirmeyişiyle, en küçük bir sıkıntıda çöküntüye uğrayan bizlerden çok daha zor bir hayatın içinde mutlu olmayı bilmesiyle şükrün ibret verici resmidir Ayşe abla. Tekerlekli sandalyesiyle Ankara'nın bir ucundan öbür ucuna uçuşan bu güzel insan, yüreğinden fışkıran güneşle etrafına ışıltılar saçmaya, rahmet yağmurlarına açılan gönül penceresinden insanlara gülücükler dağıtmaya devam ediyor, devam edecek.

Teşekkür: Bekir Fuat / Gerçek Hayat Dergisi (Gerçek Hayat'ta yayınlanan bu yazı (Sayı: Sayi: 388 - 28.03.2008) Sevgili Dostumuz Bekir Fuat'ın izni ile yayınlanmaktadır. Kendisine teşekkürler ediyoruz...)

  • Sorulunca Söylenenler
  • Bekir Fuat yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Ümidlere Dair Hüzün Alanı Tefekkür Hür Tefekkürün Kaleleri Düş Vakitleri Söz Ola Ümmet Coğrafyası Kişilere Dair Şiir Makamı Gonca Duyduk Duymadık Demeyin Berceste Yürek Yarası Haberdar İçe Dönüş Gelişi Güzel Hay Sızı Güncel Zamana Dair Reyhan Kara Kalem Yazıları Sorulunca Söylenenler Tanıtılanlar Gülü Gülle Tartarlar Kimdir Nicedir
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 2 misafir çevrimiçi.
  • figen
  • hümeyra göçebe
  • tolga
  • Emine Yalçın
  • daymoonhelper

Duyuru - Etkinlik

- filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • - yenilgi: ayın bir muhabbet armağanı olduğu vaktin önündeyiz.
  • -Minare Dergi/ Edep Görmüş Dergi!
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - otuzuncuharf
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • Hapishanenin Doğuşu
      8 sa. 45 dk. önce
    • Bu Yağmur
      15 sa. 41 dk. önce
    • Bir Hikaye En güzel Böyle Yorumlanırdı
      15 sa. 47 dk. önce
    • Hasretin var olduğu her yer gurbet...
      17 sa. 31 dk. önce
    • Endazeden geçti boyumuz bizim.
      17 sa. 38 dk. önce
    • Aşkı yoklukta arar Leyla!...
      1 gün 5 sa. önce
    • "İyi ki bilmiyor
      1 gün 5 sa. önce
    • Yağmurun Getirdiği
      1 gün 5 sa. önce
    • Yeryüzü notları almak
      1 gün 7 sa. önce
    • YAĞMUR BEREKETİ
      1 gün 7 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • Yağmur
    • Geçmişten Günümüze Mahpusluk ve Hapishane
    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi

    Bilgi

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim