Erdem Beyazıt'ın ''Birazdan Gün Doğacak''adlı Şiiri Üzerine Notlar
mustafa celep — Paz, 24/02/2008 - 20:04

Umut Olarak Şiir
Şiir, insan için hangi koşullarda umut olur?Şiire umut niteliğini kazandıran nedir?Umudun hangi anlamı şiiri ırgalar?
Hayatın sönümlenmeye yüz tuttuğu kritik durumlarda şiir insan için vazgeçilemeyecek bir umuttur.Şiire umut niteliğini kazandıran,şiirin,şairin kalbinden çıkıyor oluşu,anlamını şairin kalbinde somutlamasıdır.İnsana anlamını kazandıran,umudu değil midir?Mekanik uygarlığın saldırısı karşısında şiir,insan için ve adına sığınılabilecek bir liman özelliği kazanır:
"Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın
Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak
Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana
O inanmışlar çağının"
Bizden ,bize ait, bize hitap eden bir şiiri var Erdem Beyazıt’ın. Dolayımsız, kendime sesletilen bir şiir olarak gördüm Beyazıt’ın şiirini. Kuşandığımız umut,sahici temellere dayanıyor.Sahih bir şiir yazıyor Beyazıt, kelimenin tam anlamıyla sahici bir şiir. Hakiki bir şiirin temel özelliği, muhatabına umudu aşılamasıdır biraz da.Diğer yandan bu şiirin bir özelliği de bir öze dönüş çağrısıdır diyebiliriz. Medeniyetin "beton duvarları arasında" sıkılıp kalmış modern bireyin özüne bir çağrıdır. Kökü "inanmışlar çağı"na kadar ilerleyen bir çağrı.
Merhem Olarak Şiir
Bu şiir her okunuşunda okur,sağaltılmış bir iklimde görür kendini."Karanlığın ormanında" iç evrenimizi aydınlatan bir ışık olarak şiire sarılırız.Şiir,bizim merhemimizdir.Çünkü medeniyetle yaralanmıştır insan,medeni değerlerle kendi öz kimliğini unutmuş,neyi kaybettiğini hatırlayamayan bir konuma(yersizliğe mi demeliydim)itilmiştir.Bu karanlık insansızlık ormanında telaşla merhemini aramaya koyulmuştur."Umutsuz ceylanlar"a,yitirdikleri umudu kim telkin edecek?Kim onların gözyaşlarına sünger olacak,göğüs gerecek,kucak açacak?Şiire merhem oluş niteliğini kazandıran biraz da bu durumdur:
"Zaman akar yer direnir gökyüzü kanat gerer
Siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde
Karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz
Soluğunuz umutsuz ceylanların gözyaşına sünger."
Bu şiirin ayırtedici niteliği,çıkmazdaki insana gösterdiği,işaret ettiği çıkış yoludur.Nesneleşmeye kocaman bir ‘hayır!’dır bu şiir.Medeniyete,medeniyet değerlerine bir reddiyedir.Hal bu ki ,insanın,bu medeniyet dairesinde,’hayır’ demeye bile cesareti kalmamıştır.Bu şiir vahim bir şiirdir aynı zamanda.Nesneleşmeye uğramakla çoraklaşan insan ruhunun vehametini sergiler alttan alta.Şiirin arka planında umuda çağrı vardır,merhem bulmaya,iyileşmeye,metafizik kurtuluşa bir çağrı.
İsyan Olarak Şiir
Şiire isyan niteliğini kazandıran,şairin medenileşmeye,ruhsuzlaşmaya ve maddeleşmeye boyun eğmeyişidir.Şiirde ruhsuzlaşmaya karşı klişeye başvurmaya gerek yok.Evet dışarıda fırtına vardır,ama insan ‘iman’ın dairesine girerek sükunete ve huzura erişebilir.Bir saatlik bir huzur,fazla değil!Bütün kültürel dayatmalar,bu bir saatlik huzurdan duyulan huzursuzluktur.Medeniyetin dayatmalarından bahsediyorum.İnsanın bir saatlik huzuru,çağdaş sanayi uygarlığına karşı bir isyan hareketidir.'Onlar’ ın en rahatsız olduğu durum,bu girişim,dini şuurlanmaya yönelik bu atılımdır.Bu yüzden kara-soylu bir şiir yazar Beyazıt.Önerisi vardır bu şiirin.Bir ahlak önerir:bir ‘isyan ahlakı’.Müslümanlar mümeyyiz vasıflara sahip oldukça şiir,aykırı niteliğini,bir isyan ahlakı oluşunu her zaman devam ettirecektir:
"Gün doğar rüzgar eser bulut dolanır
Rahmet şarkısı söyler yağmurlar
Alnınız en soylu isyandır demir külçelere
Gürültü susar ses donar sevgi tohumu patlar
Sessiz bir bombadır konuşur derinlerde"
Dirim Olarak Şiir
İnsanı şiire bağlayan en önemli etken,şiirin bir dirim habercisi oluşudur.Şair bir kaynaktan seslenir bize;bir dinamizm kaynağından,bir dirim kaynağından.Şiire dirimsellik katan nedir?Şiire hayatilik vasfı kazandıran,şairin tehlikenin içinden sesleniyor oluşudur.Tehlikenin olduğu yerde umut yeşerir.Ses yükselir,nida olur.Bu yüzden coşumcu bir şiiri var Beyazıt’ın.Yüksek sesle okunabilen bir şiire sahiptir.Sesin diriliği,meselenin ciddiyetinden kaynaklanır.Mesele bir insan meselesidir,bir çağ meselesidir.İnsanın çıkış yolu meselesidir.Çağa ruh kazandırmak,maddeye üstün gelmek meselesidir.Bu yüzden dirimsellik içeren bir kaynaktan seslenir şair.Bu şiirin en belirgin özelliği , diri bir söyleyiş ve çarpıcı imgelerdir.Şiirin telkin ettiği umudun,derin bir umut olduğunu söylemeliyiz:
"Ey bizim sabır yüzlü toprağımızın kutsal ağacı
Sen bize hayatsın umutsun mezarlar kadar derin
Bizi tutan bir şey varsa dirilten o sensin
Üzerinde uyuduğumuz yavru kuşların tüy renkli sıcaklığı’’
İnsan için çölleşme,kutsallıktan yoksun oluşundan kaynaklanır.Çölleşmeye tek umut,tek çare,tek merhem kutsallıkla aşılı olmaktır.Sezai Karakoç’un ifade ettiği anlamda bir ‘kıyamet aşısı’dır.Bu şiirin bize teklin ettiği,kutsallığın her hal ve durumda hayat kaynağı oluşudur.Dirimsellik içermesi,güç kaynağı olmasıdır.Evet,biz bu çağda üstünlüğü paraya,metaya tanımıyoruz.Üstünlük kutsala olan eğilimle doğru orantılıdır.
Yeniden Diriliş Olarak Şiir
Sanatçı için ruh planında ‘yeniden diriliş’ hala mümkündür.Biz, yeni kuşak şairler,edebi anlamda ‘yeniden diriliş’i Sezai Karakoç’tan öğrendik.Sezai Karakoç’un şiiri,ruhsal ve edebi düzlemde yeniden dirilişin imkanlarını barındıran işaretler,göstergelerle doludur.Erdem Beyazıt’ın şiiri de metafizik anlamda Karakoç’tan beslenir ve onun takipçisi gibidir.Evet,ruh "heykeller beldesinde" üşümüştür ve bir tazelenişe,bir şefkate,bir kucağa ihtiyaç hisseder.Bunu mümkün olması bir "ses" ile imkan dahiline girer:"dağları yerinden oynatan ses".Bu bir dirim ögesi olduğu gibi,"mermeri toz eden rüzgar" da bir ‘yeniden diriliş’ ögesidir.Şair için olduğu kadar,muhatabı olan okurlar için de bir güç bir dinamizm kaynağıdır.Erdem Beyazıt’ın şiiri,okuruna sürekli güç aşılar.Bu, "alemi donatan ışık","toprağa can veren el" kadar bir dirimsellik bir ‘yeniden diriliş’ özelliği taşır.Bundan sonrası ise tabiattan beslenen/tabiatı besleyen bir şiirsel diriliş,metafizik bir yeniden doğuş karakterini haizdir:
"Ey damarlarımızda doğan buz yüzlü heykeller beldesinden
Yıkıntılar sonrası sarındığım şefkat anası
Ey dağları yerinden oynatan ses ey mermeri toz eden rüzgar
Ey alemi donatan ışık toprağa can veren el
Gün olur toprak uyanır ağaç uyanır uyanır böcekler
Sarı bozkır titrer çıplak dağlar yeşerir gök yıkanır kirli dumanlardan
Su coşar deniz kabarır canlanır ölü şehirler
Yemyeşil bir rüzgar eser yıldızlar arasından."
Muştu Olarak Şiir
Genç şiirin,hemen her zaman Erdem Beyazıt’ın şiirinden öğrenecekleri vardır.Genç şair,hem yaşamsal tavır,hem de şiirsel tavır bakımından "Birazdan Gün Doğacak" şiirine göre kendini konumlandırması mühim bir olgudur ve hayati derecede önemlidir.Hayattan kalkış yapan bir şiir var çünkü karşımızda.Ve bu şiirin karakteristik vasfı,muhatabını muştulaması,ona sorumluluk yüklemesidir.Müslümanca vasıflarından güç devşiren genç şair,eninde sonunda "yalanın çelik kabuğunu" kıracak,modern bireyin yüzüne taktığı maskeleri indirecek bir sahiciliğe kavuşabilecektir.Erdem Beyazıt’ın şiiri,insana sorumluluk yükler,bu gerçek.İkinci bir gerçek de,bu şiirin yoğun bir umudu içinde barındırmasıdır.Bu ise muştuyla sağlanır.Bahçemizde "imanın güneş yüzlü çocuğu" büyüyecek,bu çocuk aynı zamanda bizlere güç verecek,muştu verecektir.Müjdeler yüklüyüz artık.Önümüzde yeni bir ufuk açılmıştır.Lirik ve coşumcu bir damardan sesleniriz.Sesimizi çocuklara aktardık,geleceği onlar kuracaklardır.Bu müjde kurşun yüklüdür ve sağlam bir hayatı iktiza eder.Erdem Beyazıt’ın şiiri,ilkeli ve umut yüklü bir hayattan doğmuştur.Bu noktada genç şairin bir karar vermesi gerekiyor:yazdığı şiiri boğuntulu bir hayattan mı devşirecek ,umuttan mı?
"Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü
Çatlayacak yalanın çelik kabuğu
Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu"
- mustafa celep yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- Rastgele Yazı
Kategorilerden




Son yorumlar
10 sa. 41 dk. önce
10 sa. 46 dk. önce
10 sa. 52 dk. önce
16 sa. 10 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 11 sa. önce
1 gün 15 sa. önce
2 gün 6 sa. önce
2 gün 6 sa. önce
2 gün 6 sa. önce