Nefi Selamoğlu yazıları
Kur'an Sesleniyor: Mü'minun Suresi
Nefi Selamoğlu — Pzt, 10/11/2008 - 14:05
Hz. Ömer (r.a)'in bu sûreden (Mü'minun Suresi) bahsederken şöyle söylediği nakledilmektedir: Hz. Peygamber'e vahiy geldiği zaman, yüzünün etrafında arı uğultusuna benzer sesler işitilirdi. Bir gün kendisine o vahiy hali geldi. Bir süre bekledik. Kıbleye dönüp ellerini kaldırdı ve şöyle dua etti: "Allah'ım, bize olan hayrını bollaştır, azaltma. Bize ikram et, zelil kılma. Bize ihsan et, mahrum eyleme. Bizi memnun et ve bizden razı ol". Daha sonra Hz. Peygamber; "Bana on âyet indirildi. Kim, onların gereğini yaparsa, Cennete girer" buyurdu ve ardından Mü'minun sûresinin ilk on âyetini okudu" (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'âni'l-Azim, İstanbul 1985, V, 454).
Soru Sormak İyidir
Nefi Selamoğlu — Per, 30/10/2008 - 15:46
Soru; bilgi edinmek ya da bilgileri denetlemek amacıyla bir kimseye yöneltilen ve karşılık gerektiren söz ya da yazı olarak açıklanmaktadır.
Soru sormak için ilk olarak bilgi gerekmektedir. Öyle ya soru sorulacak mevzuuda belli bir birikim mevcut değilse, ne hakkında ve niçin soru sorulacaktır?
Genel kabul görür yangılardan başlanılarak, temcit pilavı gibi durmadan önümüze konan bütün değerlendirmeler “soru” süzgecinden geçirilerek kabul veya red hanelerine tasnif edilmelidir ki mensubu bulunduğumuz saf, ayan beyan ortaya çıksın ve yanlış anlamalara, kaypaklıklara zemin hazırlamasın.
Vamık İle Azra
Nefi Selamoğlu — Cum, 17/10/2008 - 12:37
Türk Edebiyatı'nda Vâmık ile Azrâ denince, yaptığı tercümelerden ve çok yazmasından dolayı, zamanında Anadolu'nun Câmî'si diye adlandırılarak, İran şairi Abdurrahmân Câmî (ö. 1492) ile eş tutulan XVI. yüzyılın velûd şairi Bursalı Lâmi'i ÇELEBİ (1) hatıra gelir.
Lâmi'î, 5981 beyitlik Vâmık u Azrâ mesnevisini, Kanunî Sultan Süleyman'ın emriyle yazmaya başlamış ve altı ayda bitirmiştir. Lâmi'î'nin bu eserinden, Latîfî dışında, bütün kaynaklar söz etmişler ve Türk Edebiyatı'nın meşhur Vâmık u Azrâ mesnevisi olduğunda birleşmişlerdir.
Edebiyatımızda, bu konuyu; Behiştî Ahmet Sinan Çelebi (ö. 1507), Kalkandereli Mu'îdî (Lâmi'î'nin çağdaşı), Manisalı Çâmi'î, Havâyî Mustafa (ö. 1608), Kubûrî-zâde Abdurrahmân Rahmî (ö. 1715) ve Hamzavî gibi şairlerin yazdıklarına dair bilgilere rastlamaktayız.
Gelenek ve Devrim
Nefi Selamoğlu — Cts, 27/09/2008 - 08:19
Geleneğin ayaklarımıza kan oturtan prangaları. Bir yandan eskiye söverken diğer yandan "yeni" yaftası ile inşasına koyulduğumuz herşeyde bu "eski" mirasımızı kullanıyoruz. Reddetiğimiz bütün liste başı maddelerde, aynanın karşısındaki suratımız aksetmektedir.
Geleneğin derin çizgilerle bezenmiş satırları arasında iyi - kötü, güzel - çirkin bir çok sandukanın içerisinde türlü hazineler ve bu minvalde çeşitli uçurumlar, kıyametler barındırdığını bilmemek yanlış olur. Dört duvarın sarıp sarmaladığı evimizden başlayarak şehrimiz, ülkemiz, dünyamız üzerinde gelenekten miras edindiğimiz "her şeyi" enine boyuna tetkik etmek vecibesi üzerimizdeki vazifelerin ilklerinden olsa gerekir.
Osmanlının Ali Suavi ile İmtihanı
Nefi Selamoğlu — Çar, 03/09/2008 - 08:13
Bir Ali Suavi geçti tarih sahnesinden.
Rüyalar gören, hayaller kuran bir Yeni Osmanlı.
Mabeynci, damat, saray mensubu, vezir çocukları arasında, yalnız o halktandı. Yani bizden birisi. Hani hep şu aşağılanan, hor görülen tabakadan. O, halkın dilini bilhassa halk mantığı ile konuşan birisiydi. Cemaate konuşan kimsenin halk dilini kullanması kadar tabii ne olabilirdi?
Çarşaf Kadar Fetvâ
Nefi Selamoğlu — Cts, 16/08/2008 - 10:30
Ne çok bekledik yolunu!
Kardeşinin aksine içki ve sefahatten hoşlanmayan sade bir insandı. Mertti, güçlüydü. Bileğinden yakaladı mı hasmını, sırtını yere getirmeden bırakmazdı. Herkesin taklitçiliğe varan aşırı yenilik düşkünlüğüne inat geleneklerine bağlı ve umuttu.
Ne de güzel başlamıştı!
Harem kurmayacaktı; yüksek maaş alıp hiçbir iş görmeyen lüzumsuz adamları defedecekti; israf etmeyecekti... Herkesin beklentisi idi O.
Geçdi Siham-ı Kaza
Nefi Selamoğlu — Cum, 18/07/2008 - 02:58
17. asrın ilk yarısında yaşamış bir cevelan. Kaside üstadı. Erzurum’un Hasan Kal’ası’nda doğduğu için kaynaklarda Erzenü’r – rûmi Ömer Bey veya Erzurumi Ömer Efendi diye kayt altına alınmış. Üstad’ın çocukluğu ve gençliği hakkında hemen hemen hiç bir şey bilmiyoruz. Tıpkı yaşamları ile iz bırakan ve ölümlerinden sonra meşhur olan diğer üstadlar gibi. Eserlerinden ise iyi bir tahsil gördüğü, Arapçayı ve özellikle Farsçayı çok iyi bildiği, o dönem şartlarına rağmen Fars Edebiyatını yakından takip ettiği anlaşılmaktadır.
Tarihçi Ali’nin “Mecma’ul – Bahreyn”inde iyi yetişmiş, zeki bir genç olarak tanıtılan Üstad, önce “Darrî” (zarara mensup, zararlı) mahlasını almışken sonradan “Nef’î” (yarara mensup, yayarlı) mahlasını kullanmaya başlamış. Kim bilir nedir hikmeti?
Nergisin gözü süzülmüş yok mecali kırpmağa
Nefi Selamoğlu — Cum, 13/06/2008 - 13:52
Her nesnenin bir hikayesi vardır mutlaka desek büyük laf mı etmiş oluruz? Mesela çiçeklerin… Çiçek, hani şu elimizin altında daim oluveren… Hani bir çok anlam yüklediğimiz, semboller sermayesi nesneler… Mesela Divan şiirimize Gül şiiri desek hata mı etmiş oluruz? Sezai Karakoç Üstad “gelin gülle başlayalım şiire atalara uyarak” mısraını laf olsun diye mi söylemiştir? Hiç sanmıyorum. Gül, bütün doğunun remzidir.
Düşünmeyi Düşünmek 1
Nefi Selamoğlu — Pzt, 12/05/2008 - 12:28
Ansiklopedi maddelerinden psikoloji kitaplarına, Felsefeden temel kaynaklara kadar bir çok kitap tarandığı vakit "Düşünme" üzerine sayısız sözün edildiği, cilalı ve efsunlu bir yığın tarifin yapıldığı görülür. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
"Objeler yerine onların sembolik mümessilleriyle problem çözme."
"Düşünme, simgesel aracılık (Symbolic mediation) işlemidir."
Nefsin külli nefsden istifade etmesi. Çünkü külli nefs, bütün alim ve düşünürlerden daha çok tesir eder ve daha çabuk öğretir. Düşünce kapısı nefse açılınca, nefis düşünmenin ve sezgi ile istenene ulaşmanın keyfiyetini bilir." vs. vs.
Evliya Torunuma Babasının Nasihatları
Nefi Selamoğlu — Pzt, 07/04/2008 - 08:10
Tarihte kaç kişi vardır eseriyle bu denli özdeşleşen? Bilebilir misiniz? Tamam Hicv deyince ben aklınıza gelirim de benim yerim başka siz de bilirsiniz, nihayetinde ben “Mu’cizeler söyleyen bir papağanım.” Amma ve lakin Seyahatname deyince hemen aklınıza asırdaşım ve genç torunum Evliya Çelebi gelir. Tarih ve Edebiyatın bu vazgeçilmez çocuğu hakkında çok rahat ulaşabileceğiniz biyografisini bir yana bırakarak “Babasının Evliya Çelebi’ye nasihatlarını" zamane gençleri ile paylaşmak istedim. Her ne kadar “nasihat” sizlerde bıkkınlık ve usanç meydana getirecek olsa da erinmeden aşağıya yazdığım metni sabırla okumanızı murad etmekteyimdir.



Son yorumlar
9 sa. 41 dk. önce
16 sa. 37 dk. önce
16 sa. 43 dk. önce
18 sa. 27 dk. önce
18 sa. 34 dk. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 8 sa. önce