Bilal Atış yazıları
Zalimin Tarihine Bir Nazar
Bilal Atış — Cts, 15/11/2008 - 07:51
Bugün dünyanın neresinde kan ve gözyaşı varsa, nerede savaş ve zulüm sürmekte ise bunun arkasında daima menfaati olan, sinsi oyun ve planlarıyla müslümanları ve geri bırakılmış Afrika uluslarını birbirine kırdırarak uzun yıllar sömürdüğü gibi hala sömürmeye çalışan ve bu yolda olmadık yollara başvuran abede ve onun desteklediği yahut onu destekleyen işgal rejimi vardır. Bunlar hedeflerine ulaşmak için kılıktan kılığa girerler ve her türlü zulmü de kabul edilebilir görürler. Yeri gelir demokrasi havarisi, insan hakları savunucusu kesilirler. Zamanı gelince çok masum bahanelerle, kuklalarını da yanına alarak işgalden ve kan dökmekten geri durmazlar. Onları bugün süper güç yapan ya da süper zalim, malum milletlerden sömürdükleri yeraltı ve yerüstü kaynaklarıdır.
Kardeşime Veda
Bilal Atış — Çar, 22/10/2008 - 11:52
Dört ay aradan sonra yeniden Bayrampaşa otogarındayım. Bu sefer geliş sebebim ne tatil için bir yolculuk ne de memleketten gelen bir yakını istikbal için. Kardeşimi askerlik vazifesini ifa etmesi için İzmir’e götürmek maksadıyla buradayım. Ağustos ayı sevkıyat ayı. Terminal hınca hınç dolu. Askere gidecek gençlerimiz ve yakınları, anaları, bacıları, nişanlıları, hepsinin gözleri yaşlı babaların yüzleri karanlık. Hepsinin yüzlerinden acının türlü çeşidi okunuyor. Kendi elleriyle gönderiyorlar yavrularını onbeş aylık bir bilinmeze. Ortam bir kına gecesini andırıyor.
Bayramınız Kutlu Olsun
Bilal Atış — Salı, 30/09/2008 - 04:43
Mübarek Ramazanın son günlerine ulaştık. Mübarek Ramazanı şerif göz açıp kapayıncaya kadar akıp gitti. İnşaallah bizlerden hoşnut olarak gitmektedir. Şimdi bayram zamanı.
Ramazan bayramını gerçi hepimiz birden kutlarız ama, bayram daha ziyade Ramazan ayının hakkını verenleri, Ramazan ayını oruçla geçirenlerin bayramıdır. Çünkü onlar yılın otuz gününü nefislerine söz dinletmekle geçirdiler. Çok sevdikleri yiyeceklere aç oldukları halde el sürmediler. Susadılar fakat iradelerine hakim olarak susuzluktan çatlayan dudaklarına bir damla su değdirmediler. Yemek içmek sadedinde kendilerine zevk veren bütün alışkanlıklarını körlettiler. Vücutlarının her türlü isteğine sabırla karşı durdular.
Okul Sevgisi
Bilal Atış — Cts, 06/09/2008 - 11:02
Okula başlayış ve okulda geçirilen ilk ayların, bazen çok girgin kalabalığa alışık çocuklarda bile bir çekingenlik yarattığı bilinen olaylardandır. Bu çekingenlik çocuğun kendini yalnız hissetmesine ve bunun neticesi olarak da okuldan sıkılmasına sebep olur. Eğer bu durum uzun müddet devam eder çocuk okula alışamazsa o zaman üzerinde durup sebeplerini aramak lazımdır. Anne, kendi işini yapabilmek veya dinlenmek için çocuğun okula gidişini bir fırsat olarak kabul eder, bunu da çocuğa hissettirirse, hele çocuğun kendisinden daha küçük, evde kalan bir kardeşi de varsa bu davranış çocuğun içinde bir kıskançlık yaratacağından okula gitmeyi istemez ve okulu kendisini evden ayırdığı için sevmez. Çocuk okulda olduğu zaman evdeki oyuncaklarına ve şahsi eşyalarına evde kalan kardeşinin dokunmayacağından, onlara zarar vermeyeceğinden de emin olmalıdır. Ancak o zaman okulda evi düşünmeden kendini derslerine verip derslerini takip edebilir.
Kulluk Kavramı
Bilal Atış — Per, 04/09/2008 - 07:36
Ubudiyet kavramının aslı boyun eğmektir. İbadet, kulun kendisini Rabbinin mülkü yerine koyması ve öyle görmesidir. Kulluk büyüklünmenin karşıtıdır. Yüce Allah (cc) kayıtsız şartsız olarak maliktir.
Mülkiyeti sınırsızdır. O'nun dışındakiler ise kayıtsız ve şartsız olarak mülktürler. İbadetlerimiz yaratıcıdan gafil olmamalıdır. Aksi takdirde kulun ibadeti anlamdan yoksun bir şekle ve ruhsuz bir cesede benzer. Ya da ibadetini böler hem Rabbiyle hem de başkalarıyla açıktan açığa ilgilenir. Tıpkı hem Allah'a (cc) hem de putlara ibadet eden putperestler gibi. Ya da kulluğu gizlice başkalarına yöneltir. Çeşitli amaçlar için Allah'a (cc) ibadet ediyor görünen kimseler gibi.
Resim Sanatı Işığında Batılılaşma yahut Bozulma
Bilal Atış — Paz, 10/08/2008 - 04:45
3 Kasım 1839 tarihi Gülhane meydanında Padişah Abdülmecit'in ve elçilerinin önünde Mustafa Reşit Paşa'nın okuduğu " Gülhane Hattı " ya da " Tanzimat Fermanı " Ortaçağ düzeninden koparak yeni bir " Islahat " döneminin, devletin bütün kurumlarının batıya göre temellendirilmesinin başlatılacağının ilan edildiği tarihtir.
Oysa bu fermanın altında yatan gerçek Osmanlı ülkesini siyasal ve ekonomik açıdan sömürge haline getirme planının yüzeysel görüntüsünden başka bir şey değildir. Başta İngiliz'ler olmak üzere batılıların politikalarını başarıyla sürdürmek, tam bir uydu ve kendilerine bağımlı kılmak için kültür kurumlarına da isteklerine uygun, yatkın bir biçim vermek üzere elden geleni esirgemediler.
Şimdi tam zamanı
Bilal Atış — Cts, 02/08/2008 - 08:21
" Ey Rabbimiz! Bizden evvelki ümmetlere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden sadır olan günahları sil, bağışla. Bize merhamet et. Sen bizim Mevlasızsın. Kâfirlere karşı bizi muzaffer kıl. "
İlkini idrak ettiğimiz ve üç aylar diye tabir edilen zaman dilimi, İslam dininde oldukça büyük öneme sahiptir. Bu aylar ( recep-şaban-ramazan) manevi bir iklimin estiği ve ahiretimiz için kazançların arttığı bir zaman dilimine rastlar. Bu hususlar Peygamberimizin ( sav ) hayatında açıkça yaşanmış ve haiz olduğu bereketler bizlere kadar iletilmiştir.
Bir Anadolu Sabahına Uyanmak
Bilal Atış — Salı, 22/07/2008 - 20:11
Altı mayıs, saat yediye on var. Yenibosna sanayi caddesi üzerinde Sadettin kardeşimin muhasebe bürosunda bir işimiz var. Ben vasıl olduğumda daha gelen yoktu. Randevumuz yedide. Çevrede orta ve küçük ölçekli tekstil işletmeleri var. Bunların yanında cadde üzerinde otomobil bakım, tamir, lastik tamir atölyeleri mevcut.
Patikler
Bilal Atış — Per, 19/06/2008 - 09:43
Onunla ilk defa nerede rast geldiğimi tam çıkaramıyorum. Ama sıkı bir çatışma zamanıydı. Uzun boylu, sarışın, yakışıklı bir asteğmendi. Miğferinden taşıp alnına dökülen saçlar onu daha da geçleştiriyordu. Fakat hepimizin dikkatini toplayan en seçkin özelliği palaskasında sallanan yünden yapılmış iki minik patikti. Biri mavi biri pembe bebek patikleri. Bunları her operasyonda yanına almayı ihmal etmiyordu.
İstanbul Hatırası Ya da Şipşakçılar
Bilal Atış — Cts, 07/06/2008 - 23:14
İstanbul, yitip giden değerler şehri. İstanbul, anılarda, kimilerimizin albümlerinde, siyah beyaz Yeşilçam yapıtlarında gizemlerini saklamış ve aramızdan çoktan ayrılmış şehir. İstanbul, Kapalıçarşıda Çukur Muhallebicisi, Eyüp sultan oyuncakçıları, Nuruosmaniye sebili artık birer anı oldular. Bunların yanında herkesin kendi hayatında, gençliğinde bir yerlere yerleştirdiğimiz ama bugün fotoğraflarda yerini almış sayısız anılar şehri. Pamuk helvacısı, macuncusu, yoğurtçusu şimdilerde belediyelerin ramazan şenliklerinde müzelik değerler olarak yaşatılan eski İstanbul hatıraları.



Son yorumlar
9 sa. 10 dk. önce
16 sa. 6 dk. önce
16 sa. 13 dk. önce
17 sa. 56 dk. önce
18 sa. 3 dk. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 8 sa. önce