"Hayır" Cevap Olamaz
resul davutoğlu — Pzt, 25/02/2008 - 14:16
Başörtülüler çoğunluk. Yüzde yetmişe yakın. Laikler, azınlığın azınlığı. Yüzde yirmi kadar. Buna rağmen en büyük özgürlüğün sahibiler. Herşey onlara göre düzenlenmiş. Onların haklarını yanlışlıkla da ihlal eden büyük bir tepkiyle karşılaşıyor. Buna rağmen sesleri en çok çıkanlar onlar. En ufak bir şeyde vaveylaya başlıyorlar.
Azınlık zamanında çeşitli sebeplerle çoğunluğun bir çok hakkını baskı altına alıp sınırlamış. Uzun zaman böyle geçmiş. Sonra şartlar değişmiş. Dengeler başka şekil almış. Ezilenler, baskı altına alınanlar kendilerinden alınanları azınlıktan talep eder olmuşlar. Ne var ki hükümranlar güç ve kuvvetlerine güvenerek bu son derece meşru ve insani hak teslimine yanaşmıyor.
Onlar istedikleri gibi okullara gidebilir, kamu ve özel sektörde tavizsiz çalışabilirler yalnız çoğunluğa bunların neredeyse tümü yasak. Sebep: Kendi fikirlerini üstün görüyorlar. Yaşam tarzlarını tabulaştırmışlar. Ona karşı zihinlerde dahi bir tahakküm kurmuşlar.
Ahmet Altan bir yazısında Sartre'den azınlığın hareket tarzıyla ilgili cümleler aktarmıştı. Sartre "düşünceye ifadeden önce düşünebilmeye yasak konulur. En vahimi bir şeyi düşünememeniz" demiş. Şuanda onu yaşıyoruz. Laikliğin Anayasa'nın değişebilecek bir maddesini olmasını düşünemiyoruz. Ve başka onca şeyi.
Azınlık kendini tabularla koruyor. Ve tabularından o kadar ürküyor ki en ufak bir gediğin her şeylerini ellerinden alacağını sanıyor.
Ülkede bir terslik var. Bariz bir şekilde. Bir tahakküm. Azınlık neredeyse ceberrut kesilmiş.
Ekseriyete hakkını vermeye yanaşmıyor.
Türkiye'de çoğunluk bütün baskılara rağmen şiddete baş vurmamış. Büyük bir metanet sergilemiş ve kanuni yollarla haklarını kazanmaya çabalamış.
Ülkemizin gerçek sorunu şu: Azınlık çoğunluğa hayat biçiyor. Beraber yaşamaya yanaşmıyor. Gasp ettiği hakları vermemek için her yolu deniyor.
Çoğunluğa okullarda, iş yerlerinde ve hayatın kamuya açık diğer bölümlerinde benim kurallarıma göre yaşayacaksın diyor.
Çoğunluk toleranslı, azınlık radikal. Çoğunluk mülayim, azınlık küstah. Çoğunluk diyalogdan yana, azınlık hiçbir şeyi duymuyor. Çoğunluk barış elini uzatıyor, azınlık görmüyor.
Bu durumda kim haklı. Radikal ve zayıf argümanlarla hakları gasp edenler mi? Yoksa en insani bir şekilde haklarını talep edenler mi?
Azınlık kendi kurallarına göre dahi oyunu kabul etmiyor. Tek bir kelimeleri var: "Hayır."
Hayır ise cevap değil.
Bir millet istedi mi hayır denemez. Bunu hiç kimse yapamaz. Diktatörler bile. Onların böyle bir yola kaymaları sonlarını getirir. Millet istediğini alır. İstedi mi alır.
Gönül isterdi ki talepler kendiliğinden verilseydi. Hükümranlar bir özeleştiriyle bu kadar gerginliğe müsaade etmeyip tabii hakları iade etselerdi. O zaman ülkemiz daha yaşanılır, huzurlu ve iç barışını sağlamış olurdu. Ama ne yazık ki bu topraklarda "hak teslimi" yabancı bir kavram. Gerçi dünyanın bütün kesiminde böyle bir durum var ama bizde daha aşırı gibi. Tarihten böyle bir zihniyet edinmişiz.
Çoğunluk birlikte yaşamanın yolunu arıyor. Karşı tarafın haklarına itiraz etmiyor. Kendi haklarını istiyor. Yalnız azınlık alıştığı yürümesi mümkün olmayan yoldan vazgeçmek istemiyor.
Bir orta yola ihtiyaç var. Çoğunluk buna çoktan razı. Azınlığın da bunu kabulü aradığımız normalleşmenin oluşmasına katkıda bulunacaktır.
- resul davutoğlu yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



Son yorumlar
8 sa. 40 dk. önce
15 sa. 35 dk. önce
15 sa. 42 dk. önce
17 sa. 26 dk. önce
17 sa. 33 dk. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 7 sa. önce