Hınçlarıma… Saygı Karşımı…
asude zeynep toprak — Cts, 03/05/2008 - 08:55
‘Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
Aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
Sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
Bir harfin başlattığı yangın ile söndür
Beni bir ses sahibi kıl kefarete hazırım
Öyle mahzun
Ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.’*
*İsmet Özel
Gündüze yeminli bir günün ardından kelamın dizini kırıp önüne birkaç satır daha kendim için söylüyorsam ne olayım? Şaire olayım…
Ömrümden ömür katmak için, en çok sana sakladıklarımla yerli yersiz bir çıkışla geldim… Bir kitabın dizlerindeyim şimdi. Geri dönerek ikide bir okuyorum aşkları. Ne kadar kıskanç olduğumu bilirsin, kendimden gayrı her şeyi, her satırı kıskanırım ben… Geceye ortak koşulmuş tüm hüzünlere hıncım…
Hınç… Dağlarımı deliyor gündüzleri;
Dağlara birikmiş birkaç kelamla demleniyor yıldızlar, yıldızlarımın beli büküldü. Işığımı çalan ev şairi’ne hıncım. Hıncımla kahve kutusunu çalıyorum yere…
Bir güzelleme yapmış Zarif, kardeşimi çekememezliğim gibi motorlu kuş keyfi… Çocuğumun uykusunu kaçırıyor masallar, ‘annem masalcımı kıskandı’…
Yağmurun yağmasının bir hikmeti olduğunu bilen, herkesin ve benim üstadım deliyor hevesimi… ‘Yok, bırak bu işleri Asude’ diyorum… ‘ve yağmur yağıyor, ben bir şeyler olacağını biliyorum’… Dizesi hıncımı keseliyor… Yola çıkıyorum, yüküm hafif!
Uykum geliyor, gece oluyor, sabah oluyor, her yan mavi… Benden önce biri fark etmemeli… Ey Edip! Sen mavilik dedin diye mi kırmızıya uzaklıkları âşıkların? Sen günleri mavi doğuralı âşıklar kutsadı maviyi… Gönlümün hangi alanını kaptı mavi gözlerin? Oysa bir kuşta değildim…
Sana ne demeli? Doğuştan şair? Kırgınım ve bunun ne anlama geldiğini biliyorum! Sen bilmeye dur, ben biliyorum… Kendimi ararken meşgul olamayacak kadar hınçla örülü zaferlerim… —a İbrahim kim dedi sana yürürken yüreğinden ses çıkar diye?
Avuçlarının teri yârimin, senin kelamına döndü diye bir tafrayım sakallarına… Bu utançla yaşayamam inan! Şimdi, başka bir ülkenin çocuğu olsam ben, sana inat yenilikçi bir kelam olur dermanım… Can’ını yüceltti mi şiirlerin?
Hınç’tan münezzeh, hınca yatkın, gece oldu;
Geride kalmışlığım adına, geride kalmadığından hani o senden başka büyük şair diye aynalarda aranmaktan kendimi sığınırım kelamına… Küçüklüğüme gölgen yeter, gece olunca senden gizli seccademe öptürüyorum alnımı…
İsminle yaşa… İsmime nokta koyma… Rüya’mdan gelen bir divanımız var seninle. Sırça bir saray değil. Hep köşelerde… Peygamber usulü bir bekleyiş misin sen? Kelamın dili yorulmaz mı senden? Kelamı yormayan, şair-i ekber… Akif’im… Baba evim…
Gün doğuyor… ‘Gün Doğmadan’ elimde…
— Senden adam olmaz Asude!
- asude zeynep toprak yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



kime ne ben de kendime benden adam olmaz diyorsam
Osman Nuri Öz — Cts, 03/05/2008 - 22:07bunlar nedir ne değildir... biz biraz buyuz yazınız biraz biz galiba. son zamanlarda içim içime sığmayerak okurken sanki içimde koskoca bir ağız dolusu yüreğimi hissettim. ve kendime erdından hemencecik senden adam olmaz asude... cümlesini alıp kendime uyarlayıp başucu cümlesi yaptım. senden adam olmaz osman dedim, senden adam olmaz...
Ben Akif, İsmet Özel ve Sezai
Nefi Selamoğlu — Cts, 03/05/2008 - 17:45Ben Akif, İsmet Özel ve Sezai Karakoç üçlemesinde (Vay canına film adı gibi oldu) muhasara altında kaldım. En iyisi Erbain'in Sahafat'ına biraz Gün Doğmadan bakmalı. Selamlar...
Sağımda bir bostan.,
mehsani — Cts, 03/05/2008 - 11:22Kıskandın mı güneş?
Senden geldi, senin olsun.,
Al ışığını..
Böyle afaki, alıngan bir nazireye alınmaz inşallah, Asude kardeşim.
Misafirin yol çatındaki çelişkisi bu. Sorularında cevaplar arayan.,
Devam ediyorum;
Ateşe attım seni, milyonların içlerinden
Masumiyetime, yanmaya inandın mı?
Senden geldim, sana gidiyorum, yolcuyum
Çift maşrapa bir kırık testinin boynunda asılı
Al, sınırlarını aşan çığırını.,
Sağımda bir bostan
Nimetin gazap görmeden önceki halinde
Burası benim! Deme ey nefis, deneme yanılma!
Sonra şek ve şüphe, sırıtır olur ef’âlinde
Nefes, közümü körükleyen dosttan
Vebali omuzlarımda, geri getirdim!
İhtida çağrılarını.,
Sözlerinde yorulmuş meşveretim
Solumda çığırtkan bir nida, kutsiyete ters
İzlerinde infiali ayıklamaya çalışırken beşeriyetin
Şiir olmasın, beni cehennem çukuruna düşüren heves
Kes bahçıvan, goncasından bir çift kırmızı gül kes!
Kanayan yerlere süreceğim, ağrılarımı..,
Mehmet Sani Özel
Mehmet Sani Özel