Modern Dünyada Kapitalizm
Genç Okur — Cum, 16/05/2008 - 12:29
Tarihte kapitalist fikrin ilk örneğini Hz.Musa (a.s)'ın kavminden olan Karun'da görmekteyiz. Karun'a kavmi:'Bu kadar böbürlenme,Allah'ın sana ihsan ettiği malından yoksullara ver' dedikleri zaman onun cevabı şu olmuştur: Dedi ki:' Bu (mal) bana ancak bende olan ilim sayesinde verilmiştir'...
Kapitalizm temel olarak sermayenin üstün ve etkin egemenliğini ifade eder.Yine bir tanıma göre de;üretim ve dağıtım işlemlerinin özel mülk ilkelerine,özgür yaşamaya,çıkara dayandığı ve toplumun birbirleriyle çatışma halinde olmakla birlikte pazar mekanizmasıyla bağlı iki sınıfa ayrıldığı ekonomik sistemdir.
Batı menşeili bir sistem olan kapilalizmin doğuşundaki tarihsel açıdan en önemli amile baktığımızda,özelikle Avrupa içi şartlardan çok kıta dışı şartlar ve gelişmelerin etkin rol oynadığını görmekteyiz.Bunların en önemlileri coğrafi keşifler ve deniz aşırı seyahatlerin yapılmış olmasıdır.Çünkü eğer keşifler ve denizaşırı seyahatler sonucu Avrupalılar Afrika,Asya ve Latin Amerika'nın zengin kaynaklarını;yeraltı ve yerüstü servetlerini yağmalayıp Avrupa'ya taşımasalardı ilk ve bu kadar güçlü bir srmaye birikimi yüzyıllar geçsede gerçekleşemezdi.Bu kapsamlı faaliyetler sonucu Doğu-İslam dünyası ile kurulan ilk temas ile kapitalizmin çekirdeğini oluşturan sermayenin ortaya çıkması ve gelişmesi için gerekli olan birçok teknik bilgi ve mamül maddelerinin Batı'ya aktarılması ve Batı sanayiinin temellerinin atılması sonucunu doğurmuştur.
İlk sermayenin bulunması ve sanayi teşebbüslerinin sağlanmasından sonra bu sistemde mihenk taşı niteliğini taşıyan 'faiz'in varlığı ortaya çıkmıştır.Sermaye birikimini esas gerçekleştiren faizdir;faizin varolmadığı bir mekanizma kapitalizm olarak tanımlanamaz.Bütün bunlardan öte kuşkusuz kapitalizmi doğuran bir başka kültürel sosyal faktör olan 'Homo Economicus'(iktisadi insan) telakkisi neşet etmiştir.
Kapitalizmde kendi kendini düzenleyen piyasa kanunları varsayılır.Bundan dolayı kapştalizm müdahaleciliğe karşıdır.Binaenaleyh,sermayenin egemenliğini öngören kapitalizmin başlıca özelliği serbest,sınırsız,kayıtsız,şartsız mutlak kazanç fikridir.Ancak bütün faaliyetlerin merkezinde kar amacı yattığından,kar sözkonusu olduğunda liberalizmi,korumacılığı ve hatta devletçiliği bile destekleyen bir sistemdir kapitalizm.Nihayetinde sosyal,kültürel,dini arkaplanda Avrupalı insanın zihni,manevi ve ahlaki hayatında meydana gelen köklü değişiklikler rönesans,reform,dinin dünyevileştirilmesi gibi hareketlerle tamamlanınca,insanoğlunun tarihte bir benzerine tanık olamadığı vahşi bir sistem ortaya çıkmıştı.Daha önceki çağlarda elbette para,sermaye,ticaret vb. ekonomik olgular vardı ama kapitalizm yoktu;insanlar da parayı ve sermayeyi bu kadar putlaştırmamışlarıdı!
Tarihsel görünümünde olduğu gibi çağdaş görünümünde de kapitalizm hep sınıflı bir topluma dayanır.Geçmişte burjuvazi ve proleterya sınfları kağitalist toplumun iki ana ve karşıt sınıfı durumunda iken sömürgecilik,emperyalizm ve yeni-sömürgeciliği içeren modernizmle birlikte bu sefer dünya iki ana sınıfa ayrılmış oldu:Bir yanda refah toplumunu meydana getiren Batı ülkeleri(kuzeyliler),öte yanda derece farkıyla yoksulluk,azgelişmişlik geri kalmışlık içinde içinde bulunan diğer ülkeler(güneyliler).Dünün burjuva sınıfını bugünün Batı Avrupa'sı ve ABD'si,proleteryasını da batılı olmayan ülkelerin toplamı temsil eder.Çünkü böylesine bir kutuplaşmayla dünyayı sayısız sıkıntılara,savaşlara, krizlere sürükleyecek olan ve bir yandan da pazar ve sermaye sahibi büyük ülkelerin,patronların, burjuvanın (artık siz ne derseniz deyin) kendi dünyasını (sınırsız ve sürekli kar elde ettiği) mamur ettiği hakim bir sistemle karşı karşıyayız.Doğal olarak bir tarafın ''ezen'';diğer tarafın da ''ezilen'' konumunda olması kaçınılamaz.Bu bağlamda,genel manada bir işçi/çalışan,üretim çarkını döndüren sınıf ile servet ve iktidarı tekelinde bulunduran sermaye sahipleri/işveren sınıfı bir rekabet ortamıyla beraber kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.İşverenin gözünde işçi son tahlilde sermaye,makine,faiz,rant vb.bir faktördür;onun,insani yanından çok işe kattığı emek ve bu emeğe tekabül edecek maliyet değeri önemlidir.Rasyonalite,işçiden azami verimi sağlamayı öngörür ve bu kapitalizmin ahlakıdır.
Son olarak kapitalizmin eşyayı kutsallaştıran,fakat insanı geri plana iten karakteriyle hiç de insani bir sistem olmadığına işaret etmek gerekir.Bugün ekonomik bakımdan çok güçlü olan Avrupa ülkeleri ve ABD'de bu sistemin insanlar üzerindeki tahribtı çok ağır olmuş;özelllikle gençlerde görülen bunalımlar,ahlaki çöküntüler, intihar vakaları son yıllarda ciddi bir artış kaydetmiştir. Felsefi temeli Hümanizm yani insan sevgisi,insanın yüceltilmesi olsa bile,sistem insanı yutmuş,kar,üretim ve pazara dayalı dev bir mekanizmanın dişlileri arasında sıkıştırmıştır. Bugün birçok ''az gelişmiş'' veya ''gelişmekte olan'' yaftası takılmış ülkelerde (buna Türkiye de dahil) bu acımasız sömürü sistemi üç aşağı beş yukarı farklı görünümlerde uygulanmaktadır.
Ayrıca,fakiri daha da yoksullaştıran,zengin kesimin elinin daha da güçlenmesini gerektiren bu adaletsiz,bencil,kar ve çıkar sistemi,doğal olarak sınıflar arası bir geçişi ya da bir iniş/çıkış durumunu kabul etmez.Kapitalist sistemin ''işçi''sinin diğer az gelişmiş ülke işçisine göre daha bir ''nisbi ferah''içerisinde bulunması,birçok az gelişmişve gelişmekte olan ülkenin özendiği,örnek gösterdiği, toz pembe bir gerçek refah tablosu değil,üretim-tüketim/pazar prensibinde işleyen sistemin bir parçasıdır.Şöyle ki: Kapitalist düzenin işçisi her zaman ''işçi'' olarak kalır ve ne siyasal, toplumsal ve entellektüel konumuyla ve ne de geleceğiyle birlikte bir ilerleme kaydedemez;yerinde sayar.Üstüne üstlük pazar tüketimine dayalı kapitalist toplumlarda işçinin özel araba,buzdolabı, bilgisayar,çamaşır makinesi vs.. tüketim ve teknolojik malzemelere sahip olması sistemin varoluş gereğidir; Çünkü elbette bu yoğun üretim faaliyeti sonucu üretilen maddeler önce iç piyasaya sürülecek ve alıcı arayacaklardır. Zaten çeşitli reklam kampanyalarıyla ve yaldızlı taksit avantajları vs. ile çok yüksek bir seviyeye getirilen alışveriş çılgınlığı gerekli altyapıyı hazırlamıştır ve bu döngü sonucunda sorunsuz işleyerek yine sadece sermaye sahibinin karına olan bu çark dönmeye devam ediyor.
Sonuç olarak bugün,görüldüğü gibi modern kapitalizmin dünyaya huzur,mutluluk,adalet getiremediği aksine,dünya toplumsal ve ekonomik dengesini alt üst eden bir sistem olduğu aşikardır.Ve bugün dünyamız yoksulluktan kıvranan,açlıktan ölen insanlarla,çlıgınca tüketen,Karun gibi kazanan insanlardan oluşuyor.Afrika'da beş milyon çocuk açlıktan ölürkan Avrupa'da köpek mamalarına milyarlar harcanıyor.Bunun da en büyük müsebbibi Kapitalizm ve onun türevleridir.
- Genç Okur yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



Son yorumlar
10 sa. 18 dk. önce
17 sa. 14 dk. önce
17 sa. 21 dk. önce
19 sa. 4 dk. önce
19 sa. 11 dk. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 9 sa. önce