Zehra Arslan yazıları
Uzaklarda Bir Yerlerdeyim
Zehra Arslan — Paz, 26/10/2008 - 08:05
Kibrit kutusunda saklı hayaller
Tas sokakların erimeyen bakışları
çarmıha gerilmiş tüm isa yüklü duvarlar
bir çığlık karaltısı onlardan arta kalan
uzaklarda bir yerlerdeyim…
Ve Bayram
Zehra Arslan — Pzt, 29/09/2008 - 09:54
Az kaldı kapıların tokmağını çalmaya, zil sesini sevmiyorum , annem şeker kesemi dikmeye başlamıştı bile ....kırmızı bir kese, istanbulun tüm çikolataları , tüm şekerleri sığardı diye ümid ediyorum...kese güzeldi ama aklım pembe elbisede kaldı acaba onu mu almalıydım...ama olsun kırmızı elbisemde güzeldi...hem şeker kesemin rengi ile uyumlu...herşey bu bayram çok güzel olacaktı belki biraz yağmur yağacak papuçlarım ıslanacaktı yine de tüm kapıların tokmağına vurup kapıyı açın ben ve kırmızı renkli kesem geldik diyecektim...ama evvela babamın elini öpmeliyim sakallarını biraz çekmeliyim tüm kalbimle babam demeliyim yavrun seni çok seviyor ...ayrılık ırak dursun o güzel çekik gözlerin hiç yaşarmasın demeliyim...son konuşmamızdaki titrek sesini duyar gibi oluyorum biliyorum babam....Ayrılıklar bize yakışmaz babam tüm duygularımı gelicek yaz tatiline saklıyorum...en erken senin kapını çalacağım kapıyı açan sen ol emi babam...herşey düş gibi...emanetindir herşey..
Görenlerden Eyle
Zehra Arslan — Salı, 16/09/2008 - 12:10
Dar sokaklardan geçiyorum, çıkmazlığın hükmünde tıkanıyor adımlarım...Gölgeler sarmış tüm mahalleyi. Bu insanlar nerede? gölgeleri izlemekten yorgun düşüyorum, gözlerim nerede? Nefessiz kalışlarım hep seher vaktine denk geliyor. Ferahlat Ya Rahman nefes eyle bu aciz bedene... Davul sesleri yankılanıyor bu düğün kimin , bu düğün kimin? Feryadım gecenin kara hükmüne sual oluyor...Gölgelerin aşkına mı şahitlik ediliyor. Davul yakışmaz bu düğüne ney sesi inletir gelinin gözyaşlarını...
Mektubumda Ölüm Kokusu
Zehra Arslan — Paz, 24/08/2008 - 06:22
Sana Beni yazıyorum Ey...
Senin var olduğun ülkede sessizlik istiyorum Piraye. Cellat kesilmiş öfke kusan kara kargaların lakırtısından usanışımın yıldönümündeyim. Vücudumda hançerden delik deşik edilmiş kelimelerin mahpusluğu... Yaralarım Yusuf'un kör kuyusu kadar derin. Tuz banası bir hale geldi bedenim...
Bana yaklaş ve hükmünü neşret Piraye. Kiraz mevsiminden bahset. Dallarımıza kara kargalar konmayan kiraz mevsiminden. Acılarımızı el bombalarına sığdıranlara ıslah haberleri gönderelim Piraye. Suni zelzelelerle ülkemizi sarsmaya çalışan siyah gazete manşetlerine karşı biz hep beyazlara sarmalanalım. Varsın hükümsüz olsun rengimiz. Bombaların gürültüsünden kulaklarım iflasın eşiğinde Piraye...
Leyla Gözlerim Yar(a)
Zehra Arslan — Çar, 13/08/2008 - 06:15
Leyl, çöllerde kanayan yağmur damlası
Gözlerimde sonsuz sukünet sedası
Kum taneleri yüreğimin cilası
Sabır, inşirahın gizli edası
Leyla gözlerim yar(a)
Ampul Kimleri Aydınlatıyor...
Zehra Arslan — Salı, 05/08/2008 - 12:27
Ampulun aydınlığı, odalar içinde karanlığın kasvetinde, Kasım ayının hengamesinde... Seçmenler, şeçilenler, seçilemeyenler kaos ortamları...Laiklik tehlikede , başörtüsü köşkte. Kasım ayından geçtik parmaklardaki mühürlerle bir de Ekim ayından geçtik üçyüzaltmışyedilerle...Sabahlara uyandık halen daha gün ışımıyordu! Kara bulutların lakırtısıyla başağrılarım nüksediyor. Önüne gecen çıkıyordu kürsüye. Palavralar, ahkamler diz boyu olup, borsalar fırlıyor, ani düşüşler yaşıyor, Ahmet'in babası ekmeğinin derdine düşüyordu. Çeteler ürüyor, darbeler büyüyor, laiklik elden gidiyor...Haziran ayı yaklaşıyor bir peruk mideme yapışıyor, anayasa mahkemesi soluksuz tartışılıyor. Trafik akıyor, yeşil, sarı, kırmızı ışık yanıyor... Bekliyorum, geçiyorum tozlara bulanıyorum...Yılgınlığım, suskunluklarım perde perde...Gözler anayasa mahkemesinde.
Sukünetin Töresi
Zehra Arslan — Salı, 29/07/2008 - 04:44
"Kara yazgı karalara boyanmış dünyanın hangi bucağında nefes alamaz olur"
Orta boylu bir kadıncağızdı. Eline poşetini takar her gün alışverişlerine çıkardı. Uzun süreli konuşmalarına kimse şahit olmamıştı...Beliydi ki kadın kısmı konuşmaz lakırtıları onun da hayatına yeleştirilmişti. Belki de yareni, kocası lal olduğu için miydi bu sukünet hali? Hergün karşılışıyorduk sokağın bucağında tek bir kelam etmiyordu ne kadar utangaç bakıyordu hayata. İki tane yavrucağı vardı...Büyülü bir ismi vardı Elmas. Kara kaşlı, kara gözlü Elmas Abla. Beyaz başörtüsünü başına doluyor yaşmağı ne kadar da çok yakışıyordu...
Gittin mi Sahi
Zehra Arslan — Paz, 20/07/2008 - 05:52
yağmur yağıyor kirpiklerine
gözlerin şehirden akıyor
serçenin üşüyen vücuduna bezeniyorum
fatihin kuzey tarafındaki serçeleri hatırladın mı
bir çift gözle beslediğimiz serçeleri
gözlerin diyorum gözlerimiz diyorum...
Gece Yıldızı
Zehra Arslan — Cum, 11/07/2008 - 08:06
"Ben gözlerinin karasına yusuf derim"
Sönmeyen gece yıldızı,
gözlerini hicran belası esir almış
kuyudaki ip yüreğine çengel olmuş
suskun zamanda ki tiryakiliklerin
hayatımın bucağına hasıl olmuş...
Ergenekon Uykusu
Zehra Arslan — Cts, 05/07/2008 - 00:20
Uzun bir uyku hali. Şimdilerde uykunun rüya halindeyiz ama kabuslar kapıda! Bir destan vardı edebiyat tarihinde ergenekon destanı. Bir destan da (sözde destan) Türkiye tarihinde oluştu son zamanlarda. Sahi kim bunlar? Her tutuklanan kişiyi duyunca ağzımız iki metre açık kalıyor. Tam ağzımızı kapatacakken bu sefer üç metreye varıyor ağzımızın açıklığı...sarı kızlar, kara kızlar ortalıkta "darbe darbe" lakırtılar dolaşıyor aleni bir şekilde. Yıl ikibindörtmüş acaba mevsim kış mıydı? Ki bu uyku hali...



Son yorumlar
11 sa. 28 dk. önce
18 sa. 23 dk. önce
18 sa. 30 dk. önce
20 sa. 14 dk. önce
20 sa. 21 dk. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 10 sa. önce