Kerem Dağlı yazıları
Delinâmeler - 7
Kerem Dağlı — Cts, 23/01/2010 - 07:30
ONSEKİZ
Yüzüne bakarak susacağım.
Öfke berkitilmiş silahım bir yanıma düşmüş, gardım düşmüştür sevdanın karşısında. Sana layık kelimeler bulamıyorum. Mahrem ve bakir bir elif ba arıyorum durmadan. Mümkün mü?
Yüzüne bakarak susacağım.
Sana bakan bu gözler ardında esmer, nazlı bir mazi göreceksin. Bir yağmur tanesi midyenin tam yüreğine düşecek; inci olacak, sen baktığın zaman. Yücelerden ak bir bulut geçecek, bir çocuğun elinden kaçan bir balon. Sen bakacaksın ve içli mısralar dökülecek kalemim ucundan. Bir başım, bir yüreğim ile dikilmiş karşında şefkatin umarken, bir bakacaksın, yanacağım.
Adım Kirlenmesin Lili
Kerem Dağlı — Cts, 14/11/2009 - 08:28
Ensemden dolanıp çift kaplan çamaşırlarıma değin ulaşan bir rüzgâr. Meteoroloji lodos diyor ben seni görüyorum Lili; seni biliyorum, durmadan sallanan ağaçlarda, kuytulara sığınan yapraklarda. Her mevsim Lili. Her daim lili.
Seni bilmeyenler Lili kulağıma eğilip bir sırrı ifşa eder gibi, "seçimlere asılalım" diyorlar. Beni aday göstermek istiyorlar, beni öldürmek, ayaklar altına almak ve siyasetin çirkin ve pis kanallarında boğmak istiyorlar Lili. Yok diyorum, Arjantin elması yetiştirmeden olmaz diyorum. Aşılarım netice vermedi daha diyorum. Kuşlarım tüy döneminden çıkmalı diyorum. Sonra ilk kez brokoli almanın lezzetini tatmalıyım, bağışıklık sistemini kuvvetlenmeli, adaçayı ve zencefil ve gülhatmi toplamalıyım. Hastalık kol geziyor etrafta. İşim çok efendiler diyorum Lili. Hem daha ilan-ı aşk yapmadım Lili'ye diyorum. Şiirlerim yarım kalır, telefonlarım hiç susmaz diyorum. Şiir yazarken siyasetten arınamam diyorum. Anlatamıyorum Lili.
Delinâmeler - 6
Kerem Dağlı — Cum, 02/10/2009 - 06:17
ONYEDİ
Sultan Cem içimi titretiyor. Acılı masallardan, arabesk filmlerinden hoşlanan biri olmaya başladım galiba. Oysa ben, ölümlerin o soğuk, sıradan, ardında çırpınan insan manzaraları bırakan ölümlerden etkilenmeyen bir adamdım. Beyazıt'a da bir şey diyemiyorum. İktidar ne zaman cazip olmadı ki? Giritli şövalyeler kadar, Papa kadar suçlu olmalısın Cem. Peki hayatta iktidar kadar tatlı değil mi? 20. asra yakışan bir serzeniş bu. O dönem insanları şerefli ölümleri severmiş. Şimdi ölme hayatta kal da istersen köpekler gibi ömür sür.
Delinâmeler - 5
Kerem Dağlı — Pzt, 14/09/2009 - 10:03
ONALTI
İtiraf ediyorum: ihanet ettim. Ne düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum; lakin vakıa bu. Kaçınılmaz olan gerçekleşti ve şairin “ihanet etmedim Eylül” serlevhasına inat ben ihanet ettim. Ne etimolojik tahlillere girişeceğim ne siyak ve sibakından bahsedeceğim. Şu kadarını söyleyebilirim:
Çetin sonbahardı mevsim. Soğuktu ve dahi yağmur çiseliyordu. Ayaklarım, hiç ısınmayan ayaklarım yine üşüyordu. Çetrefil duygular içerisindeydim. Attığım hiçbir taş yerine varmıyordu. Iskalayan hep bendim. Ofsaytta kalan, şiirlerin sonunu getiremeyen, masumiyet ve karıncaezmez fotoğraflar çektiremeyen... Erciyes’e birbiri ardına mevsimin taze karları düşüyordu. Üşüyordum. Ağaçlar, bulutlar, caddeler, apartmanlar dik dik bakmaya başlamışlardı. Serinliğim, uzun yürüyüşler dahi sıkar olmuştu. Bir yaprak çarptı suratıma. Sanırsın okkalı bir Osmanlı tokadı yedim. Etraftan utanmasam boylu boyunca uzanacaktım. Biteviye el kol hareketleri ile sağa sola düdük öttüren trafik polisi dahi kaldırımda sendeleyen beni fark etti. Korktum da. Kolluk güçleri ile ne ilgim olabilir dedim teselli mahiyetinde kendime. Ceplerim yine boştu. Saçlarım uzamış, sakalım, bıyığım usta bir berber koltuğuna hasret kalmıştı. Muavezeteyn okudum, ardından Ayet’el Kürsi. Geçmedi, geçmedi. Ukde oturdu gırtlağıma.
Delinâmeler - 4
Kerem Dağlı — Per, 30/07/2009 - 07:03
ONDÖRT
Yeter. Bıktım bu tavanın sararmasından. Odanın soğukluğu canıma tak etti. Kimseye eyvallah etmeden sobayı yakacağım. Varsın odunu bol olsun kovanın. Hiçbirinize hesap vermeyeceğim lann. Lafı olan öne çıksın. Denizin şakası yok, ormanların da ve bu iğdiş edilmiş şehrin. Anladın mı benim de şakam yok. Alnının çatısına vurdurma kurşunu. Marmarisi görmedim, İstanbul ise pis ve kalabalıktı. Eğer İstanbul’a yerleşirsem and olsun ya Üsküdar'a yerleşeceğim ya Fatih'e. Üsküdar yazılı vapurların yanaştığı iskeleye yakın oturup köprüden geçen araçları sayacağım. Sevgilim, işte bu otobüsle geliyorsun ülkeme. Sen geliyorsun. Karşı kıyı üstüme geliyor. Yağmur suyunu denizden aldı. Kara bulutlarını benden. Efsaneler ayaklanmıyorsa bilin ki gök gürültüsü de benim hıncım.
Delinâmeler - 3
Kerem Dağlı — Pzt, 13/07/2009 - 08:56
ONBİR
uzaklardan pancar yüklü kamyonlar geçiyor. her birinin kendine has çığırtkanlığı var. Her birinde ayrı bir intizar. yüreğimden de bir dolu intizarla, bitmek - tükenmek bilmeyen isyanlarla hatıralar geçiyor. bakışlarımı saklayacak bir gölge, bir kuytu umursamazlık yok. masamın üzerini kaplayan yazı makinem, kalemliğim, kitaplarım ve kültablası... ne varsa müjganından acılı oklar fırlatan ayna oluyor. bir felçli kadar çaresizim.
Delinâmeler - 2
Kerem Dağlı — Salı, 30/06/2009 - 08:50
ALTI
imla kılavuzu bir türlü okunamamış, şiirden öteye bir adım yol alınamamıştır. şarkılar vasfını kaybetmiştir. yirmibeş yaşı dolduran hayatta, hiç bir kıza ilan-ı aşk yapılmamış, her insan gibi yaşanmamıştır. gece ve yağmur ve yalnızlık ve dahi çok susup az konuşmak, çok işletimli bilgisayar sistemlerine, protestodan dönen senetlere, ödenmeyen çeklere, entegrasyonlara, kâr hacimlerine, ful aksesuar son model otomobillere, yaz sıcağında gezip tozmalara, cafelerde el ele göz göze buluşmalara, gelip geçici aşklara bedel alınmamıştır. yaşamın taklidini yapmaktan öteye, yaşam nedir. ne değildir sorgulanmıştır. Allah’tan başka kimseye hesap verilmemesi umut olmuştur.
yaşasın umut.
Delinâmeler - 1
Kerem Dağlı — Paz, 21/06/2009 - 08:35
BİR
gövdemi ve aklımı denkleştirmemek için yirmi birinci asrın kelimelerine, olanca ukalalığımı ve elbet militanlığımı kuşanıyorum. kanallardan, jetlerin gürültülerinden, istatistik, girdap, fabrika ve gazete haykırışlarından ve kuşlardan, evet, evet kuşlardan ve şehre mal olan bütün tabiat özentilerinden, saksılara sığınan özgürlük, park ve bahçe müdürlükleri, derbederlik sabahları ve ne varsa bana kendimi unutturan, hepsine imha planları hazırlıyorum. varsın iyi giyimli bayanların, kaküllerini ölçmekle meşgul delikanlıların, sendikal yürüyüşlerin, grevlerin, lokavtların, vaktinde gelmeyen ihtilallerin, ansiklopedilerin yerine konsun saray kalıntıları. varsın çıyanlar, akrepler, bıçkınlar, birden çöken topraklar alsın asfaltlarla suratına sövdüğümüz şehrin nabzında. ben bu şehrin yıkımına memur bir militanım.
Mısra-ı Berceste'den Güldesteye-III
Kerem Dağlı — Çar, 03/06/2009 - 14:22
Ne dünyadan safa bulduk, ehlinden ricamız var
Ne dergâh-ı İlâhîden başka ilticamız var
Nef'i
Binbir düzenle saygıyı, imanı öldürüp
İnkârı, kini şüpheyi devrettiler bize
Mehmet ÇINARLI
O gül endam bir al şâle büdünsün yürüsün
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün
Yenişehirli Avnî
Mısra-ı Berceste'den Güldeste'ye -II
Kerem Dağlı — Cts, 25/04/2009 - 07:58
Rakkas bu halet senin oynunda mıdır
Âşıkların günahı boynunda mıdır - Nedim
Murad bahçesinde bir Gül-i Muhammedî açtı
(Fatih'in doğumu için babası söylemiştir) - II. Murat
Gül alırlar, gül satarlar
Gülden terazi tutarlar
Gülü gül ile tartarlar
Çarşı pazarı güldür gül - Ümmi Sinan



Son yorumlar
14 sa. 31 dk. önce
14 sa. 54 dk. önce
15 sa. 36 dk. önce
18 sa. 53 dk. önce
19 sa. 38 dk. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 16 sa. önce
1 gün 17 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 23 sa. önce