Kerem Dağlı yazıları
Kara Kız
Kerem Dağlı — Cum, 07/11/2008 - 12:56
çeşmelerden serinlik olup inerdin gözlerime. çınarlar, cevizler dal uzatıp umut nağmelerini mırıldanırken sıcak yaz seherlerinde, nazlı bir gelin edasıyla acımı süpürürdün. sızısı kesilmeyen çay gibi sevdamı berkitir, sineme meltemler estirirdin. ismin ayşe idi, fatma idi, emine idi. bir hacer nine bir de ben, kara kız diye çağırırdık seni, yarlardan boşluğa düşen her rüzgarın ardından. kara kız'a sevdalı bir deli oğlan vardı. kimdi, kimin nesiydi bilmezdin. bir göz, bir bakış yapışırdı her sabah, merhametin ile suladığın karanfillere, tenine. hayra yorup geçerdin kulağındaki çınlamayı. seni dualarla anan insanı bilmezdin. deli oğlan'ın sana sıcak günler gibi aktığını bilmezdin. savaş suskunu hacer nine susar, bilmezdin.
Ağabeyler ve Fanatik Müntesipler
Kerem Dağlı — Paz, 28/09/2008 - 16:57
Müslümanlar, değişik grup ve cemaatler halinde. Herkesin müntesibi olduğu bir "oluşum" söz konusu. Aslında bu çok tabii bir hadise. Ferdler, kendilerine yakın buldukları "oluşum"lar içerisinde maddi - manevi, aktif - pasif bir yer edinebilirler.
Yalnız, bizdeki cemaat / grupların enteresan bir yönü var. Babadan oğula geçen partizanlık veya "fanatik" taraftarlık gibi, Müridler, şekksiz ve şüphesiz, kayıtsız ve şartsız bağlılıklarını yerine getiriyorlar. Bir müntesibin, cemaatin üst düzey yöneticilerini yahut uygulamaları veya projeleri üzerinde yorum / değerlendirme yapması pek mümkün değildir. Bu biraz da tasavvuf / tarikat çizgisinden kaynaklanıyor. Şeyhe tam teslimiyet, hikmetinden sual olmamak.... inanç şartiyeti içerisinde.
Geçmiş Zaman Olur Ki
Kerem Dağlı — Cum, 19/09/2008 - 13:59
Eskiden terceme-i hâl veya çokluk Terâcim-i ahvâl olarak kullanılan bu tabir biyografi karşılığıdır. Asıl hal tercümesi bir şahsın hayatının bir başkası tarafından yazılmasıdır. Bu husus vücuda getirilirken yazanın anlattığı şahsa yaklaşımına göre mahiyet ve değer kazanır. Bunun yanı sıra bizzat kendi hal tercümesini (mesela Necip Fazıl’ın Kafa kağıdı) yazanlar da edebiyat tarihine önemli katkılar getirmişlerdir. Günümüzde “hatırat” olarak yaşayan genelde budur.
Gog [Giovanni Papini]
Kerem Dağlı — Per, 04/09/2008 - 07:37
Gog’u nerede tanıdığımı söylemeye utanıyorum: Tımarhanede!
Oraya sık sık, bir Dalmaçyalı şairi görmeye giderdim. Bir hayale karşı duyduğu ümitsiz aşk, şairi paranoyaya düşürmüştü. Sevgilisi film yıldızıydı ve kendisine beyaz perde dışında gülümsemiş değildi. Şair çoğu zaman sakin olduğu için, bu paralı deliler pansiyonunun müdürü –boy bakımından cüce, şişmanlıkta dev- onunla bahçede konuşmamıza izin verdi. Bahçenin şurasına burasına, kestane ve sedir ağaçlarının gölgelerine, kahvelerdeki gibi yuvarlak, demir masalar, iskemleler serpilmişti. Beyazlar giyinmiş solgun hastabakıcılar, aldırış etmez görünerek dolaşırlardı.
Huzursuz Bacak
Kerem Dağlı — Per, 28/08/2008 - 10:42
Eylül gelmeden geldi bu sefer yeni çalışma: Huzursuz Bacak… biliyorsunuz birkaç senedir yeni kitaplarını “eylül” hüznünde yayınlıyordu Mustafa Kutlu. Huzursuz Bacak bir rahatsızlık adı aynı zamanda. Özellikle akşamları ortaya çıkıp tam olarak izah edilemeyen, çekilme, uyuşma, kasılma tarzı bir şey. Yazarımız “olumsuz” bir durum karşısında alarm veren bir unsur olarak sunuyor bize. Bizim de bacağımızın uyuştuğunu hissediyoruz.
Huzursuz Bacak, yazarın daha önce yayımlamış olduğu Sır (1. Basım 1990) adlı kitabındaki “Satılık Huzur” hikâyesinin ilk bir buçuk sayfası ile başlıyor. Yani bu hikâyedeki kahramana benzer birinin yıllar sonra memleketine dönmesiyle...
Haza Şair: Hasan Erkan
Kerem Dağlı — Per, 15/05/2008 - 12:37
Sabah serinliği gibi gelir. Şair. Dost. Tebessüm sanki onunla bir anlam kazanıyor. Küçücük bünyesinde dev yürek ve merhametler taşıyor. Karaman’ın koyununu tanır mı bilinmez ama oyunu hiçbir zaman olmamıştır. Fahüka şairi. İkindi Yazıları, Sayha Dergi, Altınoluk bir zamanlar boy gösterdiği mekanlardı. “Çayı koyu demleyin şeyhim çayı çok sever” namlı hikayesi uzun süre bestseller oldu.
Yâr Mektupları - IV
Kerem Dağlı — Çar, 23/04/2008 - 19:20
Seni en güzel mısralarda arıyorum. Bütün şiirler, bütün şarkılar seni anlatıyor. Güzellikler senle daha başka güzel; Yâr kelimesi daha bir anlamlı sevgili…
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gözleri Sulusepken
Kerem Dağlı — Çar, 09/04/2008 - 19:16
Derman arardım derdime derdim bana derman imiş
Bürhân arardım aslıma aslım bana bürhân imiş
“Osman bir deli oğlan henüz on beşinde…” Osman bir kenarda dursun yürek parçalayan hikayeleriyle. Mehtap beri gelsin. Mehtap, bir masum ve mahzun kızcağız. O da henüz on beşinde. Mehtap, gözleri sulusepken, yüreği bir minik serçe üşüyen, titreyen; ama mağrur; ama yalçın bir sabır. Mehtap bakıyor, Mehtap’ın baktığı yerde ne nesne ne kimse… Mehtap bir uçurumdan, bir uçurumun kenarından varsa bir başka uçurumun kenarına bakıyor… Bakışları, yürekleri yalan Yemen türküsünün ezgisi. Susuşları bir matem, susuşları bir yangın…
Yâr Mektupları - III
Kerem Dağlı — Cts, 05/04/2008 - 21:15
Kendimi siyah beyaz bir filmde seyrettim. Sinema perdelerine sığmıyor, rolden role giriyordum. Baş kahramanlar ikimizdik. Dünyanın en güzel mekanlarında el ele, yürek yüreğe dolaşıyorduk. Milyonlarca metrelik filmler kullanılıyordu. Aşkımı yine de anlatamadı. Film koptu.
Yâr Mektupları - II
Kerem Dağlı — Cum, 21/03/2008 - 12:19
Sevgili,
Sesin, dünyanın en gizemli köşeleri. İçten konuşmaların, küçücük gülmelerin aklımda ne varsa, sana söylemeyi planladığım neler varsa alıp götürüyor.
Sevgili,
Sana hitapların en güzeli ile, en samimisi ile sesleniyorum.



Son yorumlar
8 sa. 52 dk. önce
15 sa. 47 dk. önce
15 sa. 54 dk. önce
17 sa. 38 dk. önce
17 sa. 45 dk. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 8 sa. önce