Kayserili Beş Çağdaş Müfessir - 4. Kemal Ersözlü
Osman Gerçek — Salı, 03/06/2008 - 11:58
Aslen Kayserili bir aileden olup, 1962 yılında Pınarbaşı’nda doğdu. Sümer Lisesi’nden sonra 1985 yılında Fırat Ün. Veterinerlik Fakültesi’ni bitirdi. Üniversite yıllarında sistemli olarak başlattığı ‘Kur’an okumaları’nı Kayseri’de de devam ettirdi. 1988 Yılında onbeş günlük yerel olarak yayınlanan Kayseri Gündem Gazetesinde fikir yazıları yazdı. 1988 yılında evlendi, bir yıl sonra kızı, Solingen’de dünyaya geldi. 1990 Yılında Almanya’ya yerleşti. Kısa bir süre işçi olarak çalıştıktan sonra, Avrupa Müslümanlarıyla beraber, ‘Kur’an Okumalarını’ sürdürdü. Almanya’nın bazı şehirlerinde ‘Kimlik Arayışı’ Kongrelerinde bildiriler sundu. Berlin’de Cuma Hitabeleri verdi. Almanya’da 1993’te ‘Ulum el-Hikme Dersleri’ni başlatıp, ‘okuma ve araştırma’ serüvenini sürdürdü. . Sınırlı sayıda tv-radyo programlarına katıldı ve yine sınırlı sayıda söyleşiler verdi.
Fıkıh-İçtihad Soruşturması (1988 Ankara), Tarih’in Sonu mu (1992 Kayseri) adlı kitaplarda yazmış olduğu eleştirel makaleler dışında iki kapak arasında sayfalara yansımış bir eseri bulunmuyor.
1994 yılında, Berlin Teknik Üniversitesi Öğrencileri’ne iki sömestir "Dine Rağmen İnsan", "Tevhid'in Toplumsal Açılımları" konulu seminerler verdi. 2002 Yılında memleketi Kayseri’ye yerleşti.
"Ulumu'l-Hikme" çerçevesinde Almanya’da ve Türkiye’de "Kur'an İlimleri", ‘Rivayet İlimleri I’, ‘Rivayet İlimleri II’, ‘Medenî Düşünce Tarihi’, ‘Genel Düşünce Tarihi’, ‘Bilim Tarihi ve Bilim Felsefesi’ başlıklı konularda hazırlamış olduğu ortalama bir yıl süren periyodik seminerleri, tertip edilen özel kurslarda defalarca takdim etti.
Kur’an tefsirinde mushaf sırası ve tecvidli okuma yöntemini değil, ‘tertil’ esaslı Kur’an’ın nüzül sırasını esas aldı. Bi’setin ilk yılında, ilk nazil olan surelerden başlayarak, her biri ortalama bir yıla tekabül eden, ‘tertil okumalarında’, ‘canlı ders’ ve ‘katılımcı performansı’ esaslı tefsir çalışmalarını yirmi yılı aşkın süredir sürdürüyor.
İnzal olunmuş, beyan edilmiş, öğretilmiş ve iki kapak arasında yazılmış bulunan Kur’an’ın ‘yazanı değil, okuyan, öğrenen ve anlayanı’ olarak ve ‘anladıklarını sahifelere, satırlarla yazarak sabitleyip, durağanlaştırmadan’, ‘aktüel yorum ve algılara açık’ bir tarzda ‘paylaşmayı’ çalışmalarında esas aldı.
Bu tercihi dolayısıyla ‘birikimlerini kitaplaştırmaktan kaçındı’ ve bu yönüyle kendisini de Kur’an’ın tefsir ve yorumlarını iki kapak arasında toplayan ‘müfessir’ olarak değil, ‘Okunan Kitab’ anlamındaki Kur’an’ı okuyan ‘kaari’ ve mürebbi / muallim’ olarak tanımlamayı uygun buldu.
Kur’an ‘okuma ve tefsir çalışmalarında’, ayetin nazil olduğu ‘nüzul ortamı (vasatı)’ ve sahabe tarafından okunduğu ‘kıraat vasatı’ paralelinde, ‘aktüel bir kıraat (okuyuş)’ ortaya koymaya çalıştı. Bu aktüel okuyuşun, nüzul vasatında olduğu gibi, ‘tenvir aksiyonuna’ yani ‘yaşanılıp, hayata aktarılmasına’ yönelik olması gerekliliği üzerinde durdu.
İnternet üzerinden kuşakdaşları ile oluşturduğu mail guruplarındaki ‘sanal müzakereleri’yle beraber, Kıraat halkaları bünyesi'nde Davut el Kayseri Derneği ve bir kısım arkadaşlarının öncülük ettiği Tertiller'de ta'lim'e devam ediyor.
Ulum’el Hikme ve tefsir çalışmaları dışında, ‘tarih ve medeniyete’ dair özgün yaklaşımlarıyla da dikkat çeken Kemal Ersözlü, ‘Peygamber asrını takip eden 12. Kureyşi yüzyılın ardından küresel Roma kuşatması altındaki topraklarda yaşayan bir fert olarak’ kendisini şu şekilde konumlandırıyor: ‘1963 Ankara Anlaşması ile Ulus Devlet süreci'ni tamamlayıp, Avrupa Ümmeti'ne duhul kararı alındığı bir periyodta doğan kuşaktaşlarım içinde varoluş mücadelesi verenlere cürm’ümce katkı'da bulunabilmek; Hâl'im bu: Evi'min önünü süpürmek...’
- Osman Gerçek yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




adab-ı müfessirin üzerine
Osman Nuri Öz — Cts, 07/06/2008 - 18:14Keşke müfessirleri kaleme almazdan önce müfessir kelimesinin içini doldurabilecek bir kavram araştırmasına gitseydiniz. çağdaş müfessir de neymiş. bu türlü konularda kalem oynatırken biraz daha temkinli olmak da fayda var diye düşünüyorum. kimlere müfessir denilebileceği hususunda mustafa sabri efendinin kuran tercümesi meselesi adlı kitabına bir bakmanızı tavsiye ediyorum. orada göreceksiniz ki bir müfessirin tam 15 ayrı ilim dalında ihtisas sahibi olması gerekiyor. çalışmalarınızda başarılar dilerim.