İsmin Yetim Hali
Cihan Ülsen — Cts, 28/06/2008 - 00:55
Yetim kalan sözcükler ile nereye kadar daha gidilebilir ki… Müfteri olmuş bir ömür üzerine daha kaç kelam, yaralara merhem niyetine ecza kudretini kendinde bulabilir ki? Soruların gücünü anladık ve idrak ettik de daha ne kadar ezebilir ki emanet olanın ağırlığı o kadar üstümüzdeyken? Hakkın en adil şekilde bölüşümü için onca retorik sanatının sınırları zorlanırken, paydasında sıfırı tüketmiş kaç şehir yalnızlığı ruhlarımızda deprem meydana getire bilir ki? Tankların, tüfeklerin ve bil cümle makinelerin gürültüleri ile rüyaların kaçta kaçı kâbuslara gebe, gece çıkartmalarında münezzeh bir uykuyu kendine reva görebilir ki? Bir yetimin gözlerinden geçeni anlamadıkça bu dünya, daha kaç defa yerinde dönmeye muktedir sayar kendini? İnsanlığın kendini hangi kantarda, hangi mizan ile hizaya getirdiği bilinmez fakat artık yetim kalan çocukların gözlerinden akanlarla ahlaklarımızı sınayacağız, bu belli…
Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. (89/17)
Bir haberin en karaçalı tarafı, hayatımızın hiçbir yerine değmeden geçip gidebiliyor işte. Hangi çağın çocuğu olduğumuza dair söylencelerin bini bir para etmezken, insanlık hanemizden kanla dökülenler, ucu bucağı belli olmayan bir coğrafyayı vatan belletiyor bize. Okumanın, hayatla olan hasbıhalinde, geçimsizliğin kendini bu kadar açık ettiği bir zamana daha tanıklık ederken, tüm bu olan biten nüfus kütüklerimize bir bir düşüveriyor. Irak’ta yaşanan “ırak olan” vahşet, çocuklar üzerinden kendine yer ediniyor haberlerde. Daha geçenlerde Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, Irak'ta 4 ila 5 milyon arasında çocuğun savaş yüzünden yetim kaldığını açıkladı. Yetim kalmanın türlüsü üzerinde okunmamış tatlar ezberimizde imla hatalarına sebebiyet verirken, acı olan açıklamalar, peşi sıra hayatlarımıza faş ediliyor. Şöyle diyor UNICEF'in Irak Temsilcisi Roger Wright: “Irak’ta 2003 yılında başlayan işgalin asıl kurbanlarının, ailelerini kaybeden Iraklı çocuklardır. Savaşın başlangıcından bu yana 4 ila 5 milyon arasında çocuk yetim kaldı. Bu yetim kalan çaresiz çocuklar için programlar yoğunlaştırılmalı ve bu çocuklar için özel sığınma evleri açılmalı. Yoksa kimse bu çocukların akıbetini bilemeyecek…” Bununla bitmiyor tabi açıklamalar. Devam ediyor UNICEF temsilcisi, daha ağır ve daha kanatan bir dille: “Irak'ta 90'lı yıllarda resmi rakamlara göre 1 milyon 100 bin yetim çocuk vardı. Ancak bu rakam son şiddet olaylarında dört katına çıktı. Irak devletinin bugünkü şartları da bu çocukların çok azının sığınma evlerinde tutulmalarına olanak sağlıyor.” Kesif bir tat bu… Anlamında mutabık kalamadığımız daimi bir aroma, dudak kıvrımlarında yer etmiş…
Vahşetin karşılığına gelecekleri üzerine her dem bir şeyler yazıldı, çizildi, söylendi. Velâkin savaş ve yetim olmak denkleminin midemize bu kadar ağrı atacağını kimse bilemedi. Ve bir bilememek sözcüğü daha kaybın yanında yer etti kendine. Fiil köklerinin artık nasıl ve nerede tezahür ettiğini, etmesi gerektiğini bilmeliyiz. Yoksa bize kalakalacak olan, büyük bir infilak olacaktır. Bir taraftan bütün muhasebe işlerini cumhurbaşkanlığının kim olacağı üzerine kurarken beri taraftan hemen yanı başımızda, komşumuzda yetim kalacak olanların hangi kütüğe düşürüleceği üzerine onlarca söylence kol gezmekte. Bunu umursamıyoruz bile. Umurun nasıl da kaçaklığına alışmışız… Alışkanlıkların kucağındaki sıcaklığa nasılda meftun olmuşuz… Efsunlu bin bir gece alıp götürmüş sahip olduğumuz yetim ruhumuzu…
Ya da açlık gününde doyurmaktır, Yakın olan bir yetimi Veya sürünen bir yoksulu. (90/14, 15, 16)
Evet, bu yetim olma halimiz üzerine çok düşünmeliyiz. Kim(ler) yetim kaldı şu gök kubbe altında? Kim(ler) yetim olmamak için bir şeyler yaptı? Kim(ler) yetim kalan ruhuna gece ağıtlar yakıt, dualara mesken bildi kendini? Peki, ama hangi aptal mazeret görmemize engel oldu yetim kalan çocukları? Yoksa görmeyi mi unuttuk bakmak dergâhından çıkmak bilmediğimiz saatlerde?
Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. (89/17)
- Cihan Ülsen yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




af ile...
asude zeynep toprak — Paz, 29/06/2008 - 22:15etkileyici bir üslup, bu tür konulara olması gereken kadar da hassas.
bu yazıyı bir yerde isminizle alıntı yaptım...
af ile...
http://oykuzen.minare.net/
Teşekkür
Cihan Ülsen — Salı, 15/07/2008 - 17:27Yorumunuz için teşekkürler ederim. Sevindim, değdi ise eğer bir cümle yüreğinize. Alıntı için ise "af" değil, olsa olsa teşekkür etmek gerekir.
Eywallah...
Nasıl aksini iddia edebilirm ki?
mehsani — Cts, 28/06/2008 - 11:46Nasıl aksini iddia edebilirm ki? Payıma düşeni almaya çalışırken.,
Allah (c.c.) görecek göz, hissedecek yürek ve hayra uzanacak el nasip etsin bana ve isteyen başkalarına.
Mehmet Sani Özel