İbrahim Talha yazıları
Sarışın Evliya: Gökhan Özcan
İbrahim Talha — Salı, 11/11/2008 - 13:07
Tipik bizim mahalle elemanı. Samimi, dostane, babacan... Yüzüne baktıkça bakasın, konuştukça dinleyesin, yürüyüp gittikçe ardından dua edesin gelen mübarek adam. Oy dağlar dağlar türküsünü tam da makamında söyleyemediğini anladığı gün Üstad altına toprak konduğu bir çağda idi ve bakışlarındaki kat'i kararlılık ve gözlerini kırparak hayatı filtreleyişindeki muhteşem başarı fotograf sanatına yolunun düşeceğinin ilk emarelerini gösteriyordu.
Mağlubiyet
İbrahim Talha — Cts, 20/09/2008 - 09:37
alelade tab edilmiş bir resim.
adamın, dizkapaklarından altı çıkmamış.
resmi çeken bir öğrenci.
okul kapısı önünde güneşlenen bir adamın bahara bakışı.
üzerinde, mavi damatlık elbisesinin ceketi. kim bilir kaçıncı senesinde. rengi atmış biraz. ama önemsemiyor. siyah pantolonu, kravatı... tipik devlet memuru...
arkada çöp tenekesi, güç denemesinde bulunulmuş su oluğu... hepsi o kadar.
Hazan Müdafaası
İbrahim Talha — Çar, 10/09/2008 - 12:38
Eşcar-ı bağ hırka-ı tecride girdiler
Bad-ı hazan çemende elaldı çınardan
Sistem ne kadar müşkülât çıkarsa da karşımıza, 21. asrın insanları olarak “Mevsimlerin Farkına Varmak” geleneğini sürdürüyoruz. Sabahın ilk saatlerinde uykulu gözlerle işlerine koşturan insanlar; sürmanşet gazete haberleri, Lotonun milyarlık ikramiyeleri, seçimler, seçim sonrası kemer sıkma endişesi neler varsa beynimizi fuzuli yere işgal eden saçmalıklar, hâlâ bir avuç toprak bulup fışkıran salkım söğütlerin, kavakların, kayısıların yüzlerinden yayılan hüznü okumamızı engelleyemiyor.
Erdem Abi Hakk'a Yürüdü
İbrahim Talha — Cts, 05/07/2008 - 20:35
Uzun süredir tedavisi süren Beyazıt evinde vefat etti.
Erdem Beyazıt'ın cenazesi Pazartesi günü İkindi namazına müteakip Eyüp Camii’nden kaldırılacak.
Erdem Beyazıt kimdir?
1939’da Maraş’ta doğdu. İlkokul ve Lise öğrenimini burada tamamladı. Yüksek öğrenimine 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde başladı. Geçim zorluğu yüzünden 1961’de öğrenimini devam mecburiyeti olmayan Ankara Hukuk Fakültesine naklederek askere gitti.
Bugün yeni bir gündür cancağızım
İbrahim Talha — Per, 17/04/2008 - 12:26
Tarlaya gittim bugün. Buğday ekili. Sadece buğdayları seyretmekti muradım. Boğazı seyrediyor gibi oturdum, uzun uzun seyrettim tarlayı. Başları tevazû ile eğili başaklar, rüzgarla eğilip doğrulan başaklar… Bir cigara tellendirdim. Başımın üzerinden “acelesi varmış da çabucak oraya ulaşmak istiyormuş” seriliğinde güvercin kafilesi geçti. Kayaların üzerinden ilgisiz bir bakış fırlattı kartal. Kartal, bismillah diyerek açtı kanatlarını.
Günün ilk ışıklarıydı daha.
Yüzüme mahsus hüzünlerim
İbrahim Talha — Cts, 05/04/2008 - 21:10
Ben vardım ve yüz çevirdi bulutlar. Ben vardım huzura, kapılar kapandı. Kapısında yattım, köpeklerle sabahladım, tiz bir çığlık gibi geçti içimden geceler, nemli bir rüzgar olsun okşamadı saçlarımı. Ben yürüdüm ve benle yürüdü uzaklar. Saralı değildim. Veremli değildim. Hummalı değildim. Yağmur susuzu dualarım vardı. Yüzüme mahsus hüzünlerim vardı. Bir damla gözyaşına muhabbetim ve hasretim vardı.
Ayrılık Baharı
İbrahim Talha — Cts, 22/03/2008 - 15:23
gün doğdu.
gün, tazelenmiş baharların, akasyaların, karanfillerin, yeni yetme çocukların, ilk uçuşa hazırlanan kuşların üzerine doğdu.
gün doğdu ve yürüyüşe geçti bahar.
baharı yanına aldı adam.
baharla birlikte ısınan havaları, kırk ikindileri, takvimlerden boşalan tebessümleri aldı adam. yürümesi gülümser gibiydi, bakışları duru bir deniz.
Cemre
İbrahim Talha — Salı, 04/03/2008 - 15:55
Rahmetli anneannem iyi bilirdi eski takvimi. Bu bilgiyi bugün için babam devam ettiriyor. Biraz biraz da bana bulaşmadı değil. Bayılırım böylesi kesin bilgilere. Hemen hiç şaşmaz desem mübalağa mı olur? Pek değil. Beklenmeyen bir demde, havanın ani değişimlerine hemen damgayı vuruyor babam. Zemheri, Mart Dokuzu, Ay başı, Abdul Beş... Atalardan miras bu ilim, gerçekten enteresan aynîlik gösteriyor. Sıra dışı gelişmeler olmuyor mu? Oluyor elbet.
Zevkli Rezalet
İbrahim Talha — Paz, 02/03/2008 - 09:33
Nereye gidiyoruz kaptan?"
"Allah büyük, atla bakalım! Varırız elbet bir yerlere"
İkindi sonrasıydı. Kayseri çıkışı boğaz köprüden Ankara istikametine doğru yola revan olduk. Yol fena değildi, trafik yoğun değildi, muhabbet ise koyu idi. Arazi yapısından bahsettik uzun zaman, karşımızdan gelen diğer kamyoncularla selamlaştık, akşam iniyordu, hem namaz kılalım hem de bir çay yudumlayalım diye çektik bir kamyoncu konağına. Böyle yol üstü kamyoncuların özel yerleri olduğunu bilirdim. Yemekleri, çayları diğer konaklama yerlerinde verilenlere banzemez. Akşam oldu. Vazifeleri ifa ettik.
Susan Çocuklar
İbrahim Talha — Cum, 08/02/2008 - 00:00
Bir erdem olduğunu sanırdım susmanın.
Ansızın yoluma çıkan çam ormanları gibi anardım susuşu.
Ayaklarım kayardı sonra.
Bir çukura düşerdim, bir yangın sarardı dört yanımı, bisikletimin lastiği patlardı.
Topum kaçardı geri dönülmez aşağılara. Geri dönülemezdi çünkü babam aşağılara gitmişti de gelmemişti.
İhtiyar Hacı Amcanın camına sıçrardı dalgın serçeye attığım taş, elektrikler kesilirdi, gökler yağmur kesilirdi.




Son yorumlar
4 sa. 12 dk. önce
4 sa. 40 dk. önce
4 sa. 51 dk. önce
4 sa. 58 dk. önce
5 sa. 2 dk. önce
7 sa. 20 dk. önce
19 sa. 43 dk. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 9 sa. önce