Hayatın Kapalı Anlatımları
herguncel — Salı, 01/07/2008 - 07:25
Gidiyoruz gündüz gece. Zaman ne kadar eli çabuk, bir çırpıda görüveriyor işini. Değişimleri bile fark edemiyoruz. Sihirbazlar zamanın bu hünerini kıskanıyor olmalı. Dün bir bugün iki, dünyada olduğumuzu daha yeni anlamaya başlamıştık ki; yol çoktan yarılanmış, ellerimiz ilişkilerimizin kanına bulanmış, düşler darmadağın edilmiş, geride kaç cevapsız soru bırakmışız, kimmişiz neymişiz bilememişiz.
Birden bire büyüdük, güle oynaya hem de. İple çektik okul bitimini, bir işe girmeyi, evlenmeyi; çocuğumuzu bekledik, ardından onun büyümesini, daha neler neler bekledik.
Bir çırpıda oluvermiş her şey. Bir çırpıda gelivermişiz bu güne. Sahi bugün ayın kaçı, kaç yaşındayız? Takvime değil de kalbine bir sor, hafızana, bitirdiğin işlere sor.
Bir çırpıda yaş otuz, zaman çabuk, çocuklar boy boy, bir çırpıda eskiyen eşyalar, yenisine hazırlık, bir çırpıda terk edilişler, bir çırpıda taze aşklar, bir çırpıda otuzla çarpmış bizi zaman; bak bir çırpıda televizyon, bilgisayar, cep telefonu, İngilizce, Amerika, bir çırpıda Irak, bir çırpıda Menderes…
Kitapların yazmalarına bakma, uzun cümleler kadar kısa zaman. Bir çırpıda küresel ısınma, bir çırpıda savaş, barış bahar mevsimi kadar kısa.
Bir çırpıda yağmur, güneş, bulut, toz, yemiş, çiçek ve kurtçuk elmada bir çırpıda.
Bir çırpıda ölüm, kısa cümleler kadar uzun yolculuklara…
Bir çırpıda çıkmışız hayattan ya da belki de bir çırpıda masumluktan.
Gidiyoruz gündüz gece, bazen bu yazı kadar boş yahut ağaçtan dökülen dutlar gibi bir çırpıda olgun bir anlam.
Alnının biraz aşağısında iki küçük fener aydınlatır hayatı, ne yöne bakarsan artık. Bilmem göğe mi bakmalı insan, yere mi, hep arkaya mı, yoksa daima dimdik ileri mi?
Bir pusulayı keşfetmek için onca çaba harcadım. Mesleğim pusulam olabilir miydi, ya kazandığım para, ya çocuklarım? Bir pusulayı yeniden keşfetmek birden bire olmadı, başkalarının pusulası kolay geldi açıkçası. Denenmiş, öğütlenmiş, zihnimde genişçe yer tutan birçok aforizma.
Yalan yok, çabuk hüküm verdim insanlar hakkında, hayata da aynısını yaptım, o böyledir dedim; şairlerin pusulalarından alıntılar yaptım, babamınkiler hala gözdem ve fakat…
Ve fakat yanlış pusula, yanlış meslek, ne dersen de. Mazeret tanımıyor hayat. Şimdi ardımda bir yığın iş, üstelik tam bir seri katilim ilişkiler konusunda. Şimdi aforizmaları tersten okuma dersleri alıyorum. Farklı bir yol denemek istiyorum bu kez. Kamulaştırma yapıyorum, imar haritaları çiziyorum kuş bakışı bir bakışla hayatıma. Her şeyi yıkamam ama başlayacağım yıkmaya bir şeyleri bir yerlerden. Aforizmalardan başlayacağım bu kez. Mesela bu kararı aldığım gün kopardım bana dokunmayan bin yılanın başını, sonra babasına güvenmeyenleri terk ettim, onuncu köye giderken yolumu yine şaşırdım, olsun, tekrar deneyeceğim. Sızlanıp durduğuma bakmayın; bu kadar kapalı anlatımı olmasaydı hayatın, açık seçik olsaydı her şey, ne anlamı kalırdı ki aydınlığın ve karanlığın?
Kutup yıldızı, Sabahyıldızı, Samanuğrusu uğraşmayın. Yönüm ne kuzey ne de güney; sizin bilmediğiniz bir yerde kalıyor yönü olgunlaşmanın.
**
Elimde patladı öğüt
Bir bomba gibi atıldı içime yargı
Çekilen kopyalara yanıt verdi hayat
Taklidi sınıftan attı
Elimde patladı korsanlar
Korsandılar aforizmalar
Doğrular eğriler
Kötüler ve iyiler
Onu dediler bunu dediler patladı
Kalbim daha çok atıyordu kulaklarımda
Çekilen kopyaları yakaladı hayat
Ve uzaklaştırdı beni topluma
Sınıfta kaldım, sınıfta kaldık
Aynı sınavlara sürülüyoruz
Özgün olana dek ve kötü’yü
öteki ilan etmeyerek.
(www.yazimatolyesi.com sitesinde yayımlanmıştır).
- herguncel yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Miladı yırtıp attık güvercin
Nefi Selamoğlu — Cum, 15/08/2008 - 21:00Miladı yırtıp attık güvercin kanatlarından. Zamana tütsüler dökülüp kafiyelere yaranmayacak artık. Kimse. Hiç kimse ne olup bittiğini anlamayacak. Yalnız gizemi kalacak heyecan ve tecessüs sahibi insanlara gecenin. Uygun adım yürüyüşler, hep bir ağızdan marşlar söylenmeyecek. Çünkü çok gizli aşkların ihanetine yöneldi takvim yaprakları. Bahar, yalancı çehresini fırlatıp attı bir yana. Bakire sevgililer anne oldu yabancı babalara. Bize bu demden sonra hayatın en kıymetli hatırasını, gözyaşları ve efkarlı dumanlarla aramak kaldı.
Uzun ihtilal yürüyüşlerine çıktı insanlar. Eskiyi masamızın üzerine koyan şarkılara, kurşun sıkıldı. Güller aktı kanayan yerlerinden. Kimse umursamadı. Umursamadı kimse.
Sevdalansın için gurbete çıktı beyaz düşünceli yeni yetmeler. Alınlarını yönelttikleri sararmış tavanlara gözlerini çivileyerek, sevgilinin gözlerini ve sıcaklığını nakşettiler. Zeytinle açılan iftarlar o kadarla kaldı. Sahurlar bahane edilerek gecelere bekçiler dikildi. Uyuyan insanlar hor görüldü pembeleşen şafaklarda. Gazelhanlar susmuştu.
Kimi insanlar harfleri sesli konuşmaya niyet etmişti.
Hala aynı niyette sabit kaldılar üzerinden ömre bedel geçen zamanlardan sonra. Niyetleri önemliydi ve felaha kurtuluş anahtarı olarak bellediler niyetleri.
Başlarını yıkarak uyudukları okul sıralarında, ayaklarının çözülmeyen buzları ve içlerini titreten yalnızlıklarına rağmen aynı gurbetin gençleri, geceden sarkan elleri ile umudun ve niyetin eteklerinde, birkaç kişilik isyan yürüyüşlerinde ısrar eylediler, karar kıldılar.
Bütün yürüyüşler gibi...
Bitmeyecek bir yürüyüş için...
Sona ve sonuna kadar niyet.
Sözünüz üstüne sözüm yok
herguncel — Per, 28/08/2008 - 21:45"Başlarını yıkarak uyudukları okul sıralarında, ayaklarının çözülmeyen buzları ve içlerini titreten yalnızlıklarına rağmen aynı gurbetin gençleri, geceden sarkan elleri ile umudun ve niyetin eteklerinde, birkaç kişilik isyan yürüyüşlerinde ısrar eylediler, karar kıldılar. "
Bu sözler bir kaç sayfalık anlatıma bedel. Varolunuz.
Evet, mazeret tanımıyor hayat
Halid Aslan — Salı, 01/07/2008 - 17:12Evet, mazeret tanımıyor hayat ve geri dönüşü olmayan bir yol yürüdüğümüz. Ayaklarımızı sabit kılsın Rabbim...
Amin
herguncel — Per, 28/08/2008 - 21:441000 kere amin.