Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Nuray Alper yazıları

Sende Naz!

Nuray Alper — Cts, 28/06/2008 - 00:58

Bu gece yine hüznün nakşı vardı gözbebeklerinde, kayıp giden sehere..Yüzüne aşinâ olan akşam mavisine ve gözlerine çiğ düşüren yağmur damlalarının cama vuruşuna aldırmaksızın seyre daldı zühreyi.

Ayaklarını uzun zamandır ıslatan yorgunluğa inat uzanıp oturmamak için direniyor, aklının üzerinde hakimiyet kurmasını istediği bedeni camın yanındaki duvara yaslıyordu..Vücudunun tüm azaları her gece ayrılır da kendisinden başka ülkelerin başka şehirlerinde nefes alır; farklı iklimlerden seslenirlerdi düşlerine...Kavgadan henüz çıkmış, yorulmuş; fakat çaresizlik ve yenilgiyi hiç tatmamış bir tarihin en mağrur öyküleri okunurken yüzünde mırıldandı boşluğa;

“Zaman! kutsî yanışa yetersiz kalan mekan
Nasıl bir muammasın, kirpiklerimden akan? ”

Bekliyordu...Kendisine ses vermesini özleyerek bekliyordu..Halbuki bir gece önce ne çok kırmış, nasıl da paramparça hâle getirmişti onu...Bu parçalanmışlıktan aldığı nasibi ve can yangınlarını lügâte dökecek olma düşüncesi bile yetiyordu defalarca ölmesine...Hiç anlaşamamalarına rağmen küsemiyor ve seviyordu onunla söyleşiyi...İsyânkar çığlıkları meskeni edinse de, hırçın dalgaları andırsa da, istekleri bitmek tükenmek bilmese de seviyordu tüm anlamsızlıkları anlamlı kılmasını...Böylece saniyeler asırlaştı tüketilmeye yüz tutmuş dakikalar içinde...An’lar ilmek ilmek düğümlendi boğazına...

Tam da derin bir bakışın orta yerinde sımsıkı kapattı gözlerini..İstifini hiç bozmadan;

“-Geldin mi? ” diyebildi.
Fısıltı hâlindeki bir sesin mukabelesi yankı yankı sardı benliğini;
-Geldim ya...
-Oysa sanmıştım ki...
-Ne zannetmiştin nefesiyle hayat bulduğum? ..Hangi kan atardamarını, hangi bakış yıldızını,hangi isim sahibini bıraksın ki ben bırakabileyim seni!

Aldığı cevapla cümleler kısıldı sesinde...Sözün bittiğini ve hiç konuşamayacağını zannettiği bir an topladı da tüm gücünü cevap verdi yutkunarak;

-Ne zamandır koyup ellerini beline kavga etmektesin benimle...Nicedir o tatlı kaşlarını çatmada, baskı yapmadasın savaşmaktan yorulmuş vücuduma... Sırrıma vâkıf olanken sen, isyana sürükleyişin baktığım akşamlar kadar yakıyor canımı...Doğru olanı bildiğimi bildiğin halde söyleme bana kibri tâç kılmama vesile olacak cümleleri...Haykırışın bitişim değil, dirilişim olsun.

Cevap verdi gecenin beklenen misafiri;

-Ben yorulmuyor muyum sanıyorsun? .. Sende olduğumu, seninle hayat bulduğumu bilmene rağmen nasıl da kendinden ayrı tutuyorsun beni? ..Boşuna değildi ki feryâdım..Gücünü isyanımın sesiyle hissettirmeye çalışışım değildi boşuna...İnancımın burhanıdır çığlığım...

Hiç ayırmadan gözlerini semadaki yıldızdan, cevabı oldu bu söylemlere de ayakta kalmaya devam ederek;

-Ey yirmi üç yılımı ihtiyâr kılan muhakemenin esrarı! ...Fısıltıların bir melodi gibi çınlarken kulaklarımda her lâhza, bu yorgunluk türküsü zulümden başkası değildir kendine de bana da...Oysa seni dinliyor, saygı duyuyorum...Kahrın, darmadağın etmeye zorlarken tüm irademi sana emir buyurmak çok mu hoşuma gidiyor? Çileyi yâr eyleyen başımı sana yaslayamamak hangi hazanın rüzgârı bir bilsen... Bana güzellikleri, hayrı ve hasenatı tavsiye hususunda sabırla bekliyorum seni..Hayatıma yön veren sesinden yansıyan ateşin; suya dönmesini....İçimde öldürmeyi hiç istemeden bana her gece uzanan sesini...

Usulca yutkundu..Göğe ve seyretmekte olduğuna isyan, bir yıldız akıp geçiyordu soluğundan şimdi..Gözlerindeki yağmur tanelerini kendinden saklamak istercesine sağına çevirdi yüzünü...Gecenin kaderine yayılan ruh iniltileri sükûtla gelen bir uykuyu tavsiye ediyorlardı ona... Fakat istemiyordu uyumak. Her tan vakti karşısında yenildiği, kendisine boyun eğerek gittiği o nâdide, o berrak, o yaralı varlığı dinlediği kadar dinletmek istiyordu şimdi kendini. Uysal ve duru bir sesle;

“-Neden sustun? ” diyebildi.

Kısa bir bekleyişten sonra konuşmaya başladı büyülü sesin sahibi, tüm ahengiyle;

-Hatıralara daldım..Yıllardır seni hüsrana uğratan her sonucun ardından küstün bana...Günlerce hatta haftalarca konuşmadığın oldu. İradeni ve gücünü varlığım üzerinden ıspata çalıştın. Oysa ne demiş, ne söylemişsem mutluluğun içindi. Zulümse eğer söylediklerime koyduğun isim, senin beni getirdiğin kırgınlığın adı olsun..

“-Hayır”..haykırışıyla kıvrandı bu sözlerin karşısında da...

“-Hayır...Her defasında kulaklarımı dudaklarına dayadım...Kendine de bana da çektirdiğin eziyetlere rağmen çok kereler tutup ellerinden beni götürdüğün yere gittim..Hangi utancın, ütopyasından geliyor inkârın? .Söylediklerin, inandıklarım olmamasına rağmen sevdim seni...Oysa sen; beni düşündüğünü zannederek hayat felsefemin karşısında durdun tüm büyünle...Şimdi bakıyorum da ne çok şeyler kaybetmişiz! .İyi düşün sözlerimi...Seninle hala bir ikilemin muhasebesini yapıyor olmam, tüm dağılmışlığıma rağmen sana hala avuçlarımı açmam o narin ve kırılgan duruşunun üzerinde uygulamaya çalıştığım irade ıspatı değil, birlikte menzile yürüme arzusudur...Ağlayışların benim, huzurum senin olsun.

Şimdi bir çocuk ağlıyor kapladığı yer kadar büyüterek gözlerini. Mevsim bahara susuyor gibi. Temiz bir hasbihâlin gidiş kırgınlığına dokunmak istemiyor ah’lar...Mavi ve koyu bir tebessüm yavaş yavaş uzaklaşıyor benizlerden. Kederin cilvesi yayılıyor gecenin küskünlüğüne. Şimdi bir leke gibi duruyor şeffaf yüzlerde hatalar...Ellerinde siyah görünmesini istediği beyazlığı çağırıyor dualar. Bir seher; sabahı bekliyor yeniden, hıçkırarak....Bozuluyor çok sürmeden sükût;

-“-Peki o zaman susayım mı ebedî? ..Ama susmam için ölmem lazım”-

Dışarıyı seyreden bakışlarını amansız düşürüyor yere çağın ihtiyar fidanı.. Vicdanına her akşam uğrayan şuur almaz merhametin teğet geçmesini istiyor da canından, kilitliyor ellerini...Muhattabının; kelimeleri bunca yaralayıştaki sırrına vâkıf olmak için zorluyor kendini..Göz kapaklarının inmemesi için direniyor, oysa yorgun...Mavi-siyahın içine düşen kızıllığa bakıyor hüzün ile...Gecenin bitmemesini diliyor çünkü anlamıyor, anlatamıyor..Soruyor yine de;

“-Ne zaman varacaksın inşirah’ın sırrına...ve ne zaman bu huzuru anlatacaksın bana?

Geç kalmıyor beklenen cevabı almakta;

“-Seni kim anlar ben gibi? ...Kim bakar gözlerine senin aynalara baktığın gibi..Kim düşünür seni benden başka böyle yalnız, böyle deli? ..Yaşadığın dünyanın çirkinliğini görmeden anlayamam gülümsemeni..Her güz bahar, her seda şükür öyle mi? ...Öyle ise ruhunu ve beni yakan bu çığlığın adı ne? O da nefisten gelen isyan dersin yine...Titreyemem, ağlayıp sancılanamam...Varlığımın ne anlamı kalıyor o halde söyler misin? ..Dur deyişlerin bana, susturuşların canını acıtamadığım kadar yakıyor beni...Oysa ben kendimi parçalıyorum öncesinde gerçeklerle yüzleşirken...Sus ki gitsin, duyma da bitsin, hissetme yitsin öyle mi? ...Benden taş olmamı, o lâkabı almamı mı beklemektesin yoksa? ..Gözlerinden yağan yağmura, bakışlarında doğan gökkuşağına inat beni davet ettiğin hissizliğin farkında değil misin?

Yorulduğunu hissetti bir kez daha...Buruk bir hâletin tezahürüyle hissettirdi sesindeki bezginliği;

“-Bak! ..birazdan sabah olacak...Yine bir uçurumun yerden yüksekliği ve ürkütücülüğü kadar uzağız birbirimize. Seni anladığım kadar anlasaydın keşke beni...Bu isyanın, dik başlılığın, şefkati dağıtmak için zorlanışların, kaçma isteğin ve telkinlerin bilsen nasıl sızlatıyor beni...En kötüsü de inandığım tüm mukaddesatları tastik ettiğin halde fısıltılarınla yanlış yönlendirme isteğin beni....Öldürme...yavaş yavaş öldürme içimdeki seni. Tut da ellerimden imrenilecek bir yolculuk olsun bizimki..Varlığı sarıp yokluğu ağlatsın. Sükûtu susturup edebi utandırsın..Beyazı davet edip siyahı sancılandırsın...Sus ki canım sürûra boyansın...Yok, vallahi çileye taliplikten vazgeçmiş değilim...Seviyorum derdimi..Ama seninle çekeyim gülistan çilemi...”Ben de köz., söz de iz..Hani biz..-Sen de naz-...Hadi; sen de ağla ki ıstırabım silinsin biraz.”

Parçası olduğu hayatta kendi kural ve yaklaşımları ile hiçbirşey anlatamayacağını ve ne denli çaresiz kaldığını anlıyordu bir kez daha. Pencereyi açarak dinmekte olan yağmurun toprağa verdiği kokuyu çekti ciğerlerine. Yüzündeki duru tebessüm yeniden yelken açarken bilinmezliklere kaşlarının ortasına vuran muştulu sancıyı hissedemiyordu bile. Birazdan, ezanlar gelecekti üzerine doğru...Birazdan içsel bir depreme dönüşen kavgaların yerini Yunus sesi, Mevlana nefesi alacaktı...Huzur tüm simasıyla ay gibi gülümseyecekti birazdan ufkuna...

Yüzünü, kendine nur gelen karanlığa dönüp seccadesini serdi donuk hareketlerle...İki rekat namaz kılmak için hazırlanırken Azrail’i hissediyordu ensesinde, ölümü özlüyordu. Selamdan sonra acıdan çok uzak ilahi bir gülüş daha gelip kondu dudaklarına. Gözlerinden akanları saklamıyordu bu defa kendisinden de, ondan da...Hiç utanmıyordu hep olur olmaz akmasına kızdığı gözyaşlarından..Elini sol göğsünün altına koyması da gözyaşlarının hedeflediği yere düşmemesini önleyemedi...Saniyelerin hızıyla elini biraz daha biraz daha bastırdı kavgadan yorulmuş yüreğine ve yeniden seslendi O’na;

“-Seni O’nun adından başka ne ile, başka nasıl susturabilirdim benim söz dinlemez, asi yüreğim? ! ...İklimine girdiğim ve sözlerle anlatamadığım huzuru başka nasıl anlatabilirdim sana? ...Mağrur ve hırçın hallerinin yoruculuğundan nasıl kurtulabilirdim başka? . Ey nazarımın gülü! ..Ey nazımın biricik azası! Şimdi ne güzel, ne duru susuyorsun bana.

  • İçe Dönüş
  • Nuray Alper yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Hatırladım sanki..

Süleyman KELEMCİ — Per, 03/07/2008 - 19:25

Bu ismi ve bu kalemi bir yerlerden hatırlar gibi oldum sanki. Dört nala koşan atların nal seslerine benzer yazdıklarınız, tınısı bol ezgisi sağlam. Hatırladıkça hatırlanmak dileğiylee...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

cümleler kısıldı sesinde...

asude zeynep toprak — Paz, 29/06/2008 - 22:13

sevdim bu makamı...

cümleler itaat etmiş gibi...

http://oykuzen.minare.net/

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bir yanım şimdi, bir yanım

Aynur Yavuz — Cts, 05/07/2008 - 18:10

Bir yanım şimdi, bir yanım zamansız hükmünde dile gelir kimi sözler..
Lakin söz olur teğet geçer yüreğe..Söz olur sarıp sarmalar ruhunu insanın..
"Ağlayışların benim, huzurum senin olsun."
Teşekkürler..ve de tebrikler..

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

/Bazı yazılar vardır

Zehra Arslan — Cum, 27/06/2008 - 22:19

/Bazı yazılar vardır okuduğunuz an yazının büyüsüne kapılıp nefes alış verişleriniz bile aleni şekilde değişmeler baş gösterir.Yazarın ardında ki nefes olursunuz ve ben işte bu yazıdaki gizli özneyim dersiniz ve dedim/

-“-Peki o zaman susayım mı ebedî? ..Ama susmam için ölmem lazım”-

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Yürek Yarası Zamana Dair Hay Sızı Tefekkür Kimdir Nicedir Gülü Gülle Tartarlar Düş Vakitleri Kara Kalem Yazıları Haberdar Reyhan Hakikat Hikayet Ümmet Coğrafyası Hüzün Alanı Ümidlere Dair İçe Dönüş Tanıtılanlar Berceste Söz Ola Gonca Şiir Makamı Makamı-ı Dikkat Gelişi Güzel Güncel Kişilere Dair Hür Tefekkürün Kaleleri
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 3 üye ve 10 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Selman Maltaş
  • Faik Salik
  • salih demirhan
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      8 sa. 3 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      8 sa. 30 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      8 sa. 41 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      8 sa. 48 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      8 sa. 52 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      11 sa. 11 dk. önce
    • hayrolsun
      23 sa. 33 dk. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 13 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 13 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 13 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim