Yedi Yüz Güzel Adam
Halid Aslan — Paz, 13/07/2008 - 02:02
Gündüzü yanan bir temmuz akşamının serin mi serin koyu gölgesi altında bir masa etrafındayız. Masanın üzeri bizden bir numune. Dağınık. Kalabalık. “Dostum” derken hakikaten dostlar konuşuyor.
Muhabbet konuşuyor.
Ehl-i dil konuşuyor…
Erdem Bayazıt’ın vefatını konuşuyoruz heybemizdeki kırıntılarla.
Hakan Albayrak ve Nihat Nasır ve Bekir Fuat ve Fatih Mutlu ve Mansur Taşçı ve Kâni Çınar konuşuyor; bir ağabeyden, hayırla anılan bir dosttan kalanları mümbit Anadolu topraklarına mısra mısra serpiyoruz.
Mezkur dostlarla İsmet Özel’i konuşuyoruz, Sezai Karakoç’u, Nuri Pakdil’i …
Bizim Üstadlarımızı.
Ağabeylerimizi konuşuyoruz sırtlarımıza geçirdiğimiz hırkalarla yıldızlı bir gök altında, masada dumanı tüten çay ve gözler dalıp giderken ölümün ardı sıra.
İşte gelenler vakit eriştikçe bir bir gidiyor… Yedi Güzel Adam gitti “Yedi Yüreği” taşıyan Rasim Özdenören kaldı. Mavera’da kaldılar, kutsal yürüdüler, bekaya gittiler.
Ve fakat gecenin yüreklere endişe salan sorusu şu idi: Bir İsmet Özel, bir Sezai Karakoç gitse kimler kalır geride, kimler var? Kaç düşünen, üreten, yaşayan, çığır açan, yol veren üstad var? Allah gecinden versin, bir cenaze namazı daha ne kadar yaralar bizi?
Evet. Soru içerisinde yürek burkan muhteva var. Bir nevi cevabı “pek de kimse yok” gibi.
Ama hakikat olan da bu damarın asla kurumayacağı, nice kurak toprakları bereketlendireceği, daim akacağı, taşacağı, gönülleri ihya edeceği… Kendisine bir damla gözyaşı ile geleni deryalara taşıyacağı.
Bendeniz soru karşısında o kadar ümitsiz değilim. Onların tırnakları ile kazarak kat ettikleri mesafeden daha ileriye, daha zirveye gidileceği ümidini hep taşıdım, daim taşıyorum. Bu rahmete kendini bende etmiş “yeniler”; haram lokma yemeyen ve aslını inkar etmeyen ter ü tazeler, emaneti omuzlayacak inşallah. Ben ümitvarım. Bir İsmet Özel’imiz olmayabilir – Allah gecinden versin – ve lakin bir başka zat-ı muhterem, onlarca saf yürek bu vazifeye soyunur ve biiznillah layıkıyla yerine getirirler.
Erdem Bayazıt’ın cenaze namazına katılanların küçük bir listesini yayınlamış Gerçek Hayat’ta Asım Gültekin. Bakınız lütfen:
Kimleri gördüm
Yazarlar Birliği’nden Mehmet Doğan, Ahmet Fidan, Ankara’nın güzel kitapçısı Fatih Yurdakul, tren aşığı şairimiz Mehmet Aycı, Bursa’dan Yasin Doğru, unutulmaz dergi Yörünge’nin babası Resul Tosun, Türksat’tan başarıları ile tanınan Osman Dur, Prof. Bekir Karlığa, Burç FM’den Bünyamin Şen, Birnokta’dan şair Mürsel Sönmez, Beylerbeyi Şiir Beyi Nureddin Durman, Enerjisi bitmeyen şair Ahmet Mercan, Gerçek Hayat’ın canı ciğeri Suavi Kemal Yazgıç, duvar yazıcısı Ümmühan Atak, Akabe’den Yunus Emre Tozal, Meksika’dan Tarık Tufan, İsmail Kılıçarslan, yazılarını Mostar’dan okuduğumuz Sait Yavuz, kitap kurdu Ali Görkem Userin, Prof. İlhan Kutluer, Bayazıt’ın yayıncısı Mehmet Kahraman, İnsan Yayınlarının sahibi İlhan Akıncı, şair Adem Turan, Yeni Şafaktan ama aslında Kayıtlar’dan Yusuf Ziya Cömert, Yediiklim ve Diriliş’ten Osman Bayraktar, İstanbul ve kitap adamı Dursun Gürlek, şair Bestami Yazgan, Eskader Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Müziğimizin yüzakı Ömer Karaoğlu, tövbekar yazar Ertuğrul Fındık, yeryüzünün en çok yazar tanıyan adamı Ahmet Kot, TYB İstanbul’dan İrfan Çalışan, şair Süleyman Çelik, kitapçıların en tatlısı Cemal Balıbey, Akif araştırmalarına yoğunlaşan Fahrettin Gün, Beyefendi şahsiyetli Selman Gemuhluoğlu, öykücü Nuhan Nebi Çam, çiçek selamcısı Recep Seyhan, ressam şair Recep Garip, bürokrasideki kültür adamı Ahmet Nedim Çeker, dünür Sadık Albayrak, şair Cevdet Karal, şair Ömer Erdem, yazar eğitimci Ali Erkan Kavaklı, ülkemizin sayılı ilim ve sanat adamlarından Profesör ve şair Turan Koç, Mostar’dan Osman Nalbant, Ayvakti’nden Şeref Akbaba, Aney’in şairi Mehmet Atilla Maraş, uzun zamandır yazılarını göremediğimiz Ali Burhan, Milli Gazete’den Şevket Eygi, Sabri Gültekin, Bünyamin Yılmaz, Beyan yayınlarından Ali Kemal Temizer, Erguvan yayınlarından Mekki Yassıkaya, İnkılab’dan Hasan Güneş, Kosova AKEA Derneğinden İlir Gashi… İhsan Süreyya Sırma’ya maşallah! O yaşta Eyüp kabristanının öbür ucuna kadar yürüyerek çıktı ve indi.
Zarifoğlu ailesi torun Cahit’e kadar tüm fertleriyle oradaydı.
Yediiklim ailesinden tanıdığım Ali Göçer’i yıllardan sonra görebildim.
Daha birçok değerli edebiyat ve kültür adamımız oradaydı. Göremediğim, görüp de şimdi hatırlayamadıklarım da var tabii..
Erdem Ağabey bizi bir araya toparladı.. Bizi! Biz önemsenmeyenler, edebiyatı, sanatı önemseyenler! Biz, bir siyasi kadar ilgi çekmeyenler!
Medyacıların tanımadığı, tanıyamayacağı kişiler.. Onlara malzeme vermeyecek sanat adamları, ilim adamları, kültür adamları… (Gerçek Hayat)
Sadece görebildiklerini yazmış Üstad. Lütfen dönüp bir daha bakınız Beyaz Haberler’e. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Yedi Güzel Adam, Yedi Yüz Güzel Adam oldu a dostlar. Hamdolsun. Acizane Sayha’da yazdığımız 100 Türk Büyüğü’ne bakınız dostlar… Şükürler olsun.
Bir Mavera vardı, bir Büyük Doğu, bir Diriliş, bir Edebiyat Dergisi… Binlerce var şimdi. Atılan tohum da toprak da utanmasın, çağlayarak geliyor Yetmiş Bin Güzel Adam…
Allah şaşırtmasın. Yüreğimizdeki ile alsın bizi yanına.
- Halid Aslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




beyaz haberlerim
m. fatih kutan — Pzt, 08/09/2008 - 12:45zarif olan'ın beyaz haberlerini yerde bırakır mıyız, elbette hayır.
yankı iplerinden haritalar kurulur, dostların 'gönlü sırçadır', ustaların kalemi gelecek çağlar içindir.
kalacaklar var, sezai karakoç ve ismet özel'in kelâmından dökülen birer kırıntı hükmünde olsalar dahi, geriye kalacaklar var.
ve evet şunu konuşabiliriz, yıllardır içimde bir korkudur:
sezai karakoç ölünce ben ne yapacağım?
bu soru çok ciddi bir sorudur.
cevabını gerçekten bilmiyorum.
soru da, gelecek de, kalacaklar da ciddidir ne de olsa.
kırıntı dediysek, affola, ekmek kırıntıları ki sevaba kapı aralar ves'selam!
http://kanatritimleri.blogspot.com/
Güzel, latif, hanımeli kokan
Kâni Çınar — Paz, 13/07/2008 - 17:13Güzel, latif, hanımeli kokan bir akşamdı. Dostlar vardı. Muhabbet vardı. yüreklerde tınılar vardı. Erdem Abi sebebiye hüzün vardı. Olmayan sadece ümitsizlikti. Daim bir adım daha dedi nefesler. Hakan Albayrak'ın olduğu yerde zaten durağanlık olmazdı. Selamlar.
Bir kişi ölür, binler dirilir, yeryüzü boş kalmaz.
cihad meriç — Paz, 13/07/2008 - 11:15Değerli büyüğümüz Erdem Bayazıt’ı rahmetle anıyoruz. Dualarımızda fatiha gönderdiğimiz halkaya o da eklenmeli. Bu cümleyi yazarken aklıma geldi, hakikatin peşinde koşmuş yazarlarımıza dualarımızda yer ayırıyor muyuz? Onlarıda dualarımızda analım arkadaşlar. Bu dünyada hizmetlerini yaptılar ve gittiler. Bizden iki şey beklerler; taşıdıkları sancağı yükseklere kaldırmak ve dua.
Biz cenazeye katılamadık; fakat bir çok dostumuz oradaymış. Bir toplanma vesilesi olmuş cenaze; inşallah Rabbim yaşarken de toplanmayı nasip etsin. Hakiki birlikteliklere her zamankinden çok ihtiyacımız var. Mümin isek saf tutmalıyız. Rabbim basiretimizi açsın. Amin.
El Fatiha.
Erdem Bayazıt ile ilgili makaleler; sebebey