Şener Yanlış'a Gelmez!
Osman Gerçek — Paz, 20/07/2008 - 05:56
Pek Muhterem Necmettin Erbakan Hoca’nın ‘milli görüş bakiyesi’ dört talebesinin Türk siyasi hayatına son onbeş yılda vurmuş oldukları damga, yadsınamaz bir gerçek.
Ak Parti’nin kuruluşu, felsefesi ve yürüyüşüne de öncülük eden bu dört duayenin, bu onbeş yıllık yürüyüşünde aralarında en ufak bir kişisel ‘görüş ve fikir ayrılığı’ da vuk’u bulmuş değil.
Hocalarının ellerinden ekmek yemiş, su içmiş, rahle-i tedrisat etmiş, kader ve gönül birliği etmiş bu dört ‘yaramaz(!)’ talebenin, biri Cumhurbaşkanlığı, biri Başbakanlık, biri Meclis Başkanlığı koltuğuna oturmuş, bir diğeri ise ‘kazası var, belası var; ne olur ne olmaz’ kabilinden yedekte ‘istetme’ kalmayı tercih etmiş.
Milli Görüş damarından beslenmiş ve büyümüş; büyüyünce de bu damarı ‘konjenktürel zemine uyarlayıp’ tekamül ettirmiş bu ‘dörtlünün beşincisi’ var mı? Bence yok!
Kapatılması ve hatta kapatılacağına neredeyse kesin gözü ile bakılan bir partinin, yasaksız ve en uygun geride ve istetmede bekleyen birinin ‘durumdan vazife’ çıkarmasından daha doğal bir şey de yok!
Sayın Şener’in kendini bir müddet ‘politik istirahat’e çekmesi de şu anki ‘yeni parti kurma’ hazırlığı da, kendi kişisel insiyatifinden çok ‘istişari’ olduğu kanaatindeyim.
Son dönemde siyasete girmemesinin nedeni olarak ‘biraz dinleneceğim’ dediğinde aslında ileriki durumda kendisine bir görev düşebileceğini ‘üç ağabeyisi’ de kendisi de çok iyi biliyordu. Ortada hiçbir ‘husumet ve gönül kırıklığı’ yokken ve partisinin trendi görülmedik bir şekilde yükselirken bu karara varmış olmanın, akıl ve mantıkla izah edilebilecek bir tarafı da yoktur.
Bu dörtlü arasındaki geçmişte vuk’u bulan ilişkilere dikkat ettiğimizde, biri başbakan olduğu halde diğerinin yasağı kalktığı anda görevi diğerine tevdi etmiş, birinin önünde Cumhurbaşkanlığı gibi bir seçenek varken ve herkes gözüne bakarken o ‘diğer kardeşini’ işaret etmiş, bir diğeri bu dört kişinin dışında birinin Cumhurbaşkanı olamıyacağı konusunda ayak diretmiş, ne olur ne olmaz endişelerinin ayyuka çıktığı ve herkesin birbirinin gözüne baktığı bir dönemde ‘siperde bekleme’ görevi en küçüklerine tevdi edildiğinde, o bu görevi seve seve kabul etmiş.
Bu görevi alınca da diğer ağabeyleri hakkında olumsuz ne bir beyanatı olmuş, ne söylediği bir söz ve yaptığı bir hareket diğerleri tarafından tenkit edilmiş.
Hal böyle iken, her ne hikmetse bizim cenahın köşe yazarları, Abdüllatif Şener’i cımbızla çekilmiş birkaç sözü ile mahkum ederek ‘hain’ derecesinde koministliğe zorlayıcı yazılar kaleme aldılar ve alıyorlar.
Vay efendim, Şener: ‘Hiçbir zaman iyi bir milli görüşçü olmadım… Eşim, kızım başını örter açar, ben karışamam… Şarabın tadından başka her şeyini çok iyi bilirim… Her mülkiyeli kadar bende de biraz koministlik var…’ demişmiş ve bakanlığı döneminde Çerkes kadrolaşmasına ön ayak oluyormuş v.s.
Her nasılsa bu söylediklerinden Şener’in aslında ‘Milli Görüş ve başörtü düşmanı, şarapçı zındık bir kominist’ olduğu yorumları yapıldı birilerince. Eğer Şener, gelecekteki bir durumdan vazife çıkarmak için beklemese ve şu anda etkin bir bakanlıkta görev ifa ediyor olsaydı, bunların hiçbiri dikkate şayan durumda öne çıkarılmazdı.
Herkesin altından ‘bir koministlik’ arama gayretine girilse, kimlerin altından ne koministlikler çıkar kimbilir.
Yarın, bugün Ak Parti kapatılır da yeni bir parti arayışına girişilirse, şimdilerde ‘bölücü-hain’ olarak lanse edilmeye çalışılan Şener’in zaman kazanmak için kurduğu, her şeyi hazır bir partinin etrafında kenetlenilmeyeceği ne malum!
Ergenokon’un ‘hayalindeki Cumhurbaşkanı’ hikayesi de önünü beri almak ve Ak Parti devamında kurulacak parti için ‘tek alternatif’ olan Şener’in önünü kesmek ve buharlaştırmak gayretinden başka bir şey değildir.
Hasılı Milli Görüş pınarından bir bardak da olsa su içmiş, gıdalanmış biri, hadi gaflet içinde bulunup başkasının dolmuşuna binebilirler, delalet içinde faraza bulunabilir ama ihanet içinde asla!
- Osman Gerçek yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




AKP ve mahşerin dört atlısı
Halid Aslan — Pzt, 21/07/2008 - 17:28farklı bir değini olmuş. hedef tahtasına asılmış birisi için "taktik" icabı olduğu varsayılan bu davranış pek iyimser geliyor bana. şimdi bu değiniden kareketle oturup AKP ve mahşerin dört atlısı için (Aman soruşturmaya delil teşkil etmesin) aslında Ebakan Hoca'dan hiç ayrılmadılar, o dergahtan su içip ekmek yedikleri için asla ihanet etmeleri de mümkün değildir. Zaten "takiyye" böyle yapılır mı diyelim. Yok. Tamam başta Hakan Albayrak olmak üzere Çerkezleri severiz amma burada başka bir bit yeniği var gibi geliyor bana..
farklı bakmamıza vesile olan yazınız için teşekkürler.