İpin Ucuna Doğru!
leyla marankoz — Pzt, 21/07/2008 - 07:21
çok sevdiği elbiselerini katladı önce. vakit ikindiyi geçiyordu. kaliteli bir terk ediş saati değildi elbet,fakat gitmenin vakti valizin fermuarı açılırken tayin edilmiş olur.. öyle yaptı. Karpuz kolları olan diz altı beyaz keten elbisesini almadı bir tek.."ne kadar da büyükmüş valizim" diye geçirdi içinden,"sığmayan hiç bir eşyam yok.." "ya da ben öyle az aidim ki bu eve,bütün varlığım bir valize sığacak kadar küçük.."gülümsedi ve devam etti.
hiç bir not yazmadı,kalemle kağıdı daha önceden terk etmişti çünkü...bir buçuk yıl evveldi,"ne anlıyorsun durduğun kadar bir şey yazıp çiziyorsun " demişti bir ses. o ses en yakınından geliyordu evet.hiç zor olmadı,en yakınının en uzak olması o andan sonra..böyle başladı buz tutmalar içinde..
bir gün kapağında Van Gogh'un yıldızlı gece resmi bulunan defterinin yırtıldığını gördü o uzak eller tarafından..çildiramadi."neye kime olduğu önemli değil, kelam kutsaldır,kalem de..."derdi hep.kutsalının yırtıldığını gördü.
valizini hazırlarken "en üste koy şiirlerimi" diyen şaire sitem etti,"şiir mi kaldı ki,şaire mi kaldı."oysa yazıyordu,ruhu gibi,kıyameti gibi,hesabıyla azabıyla yazıyordu ve kelimelerine taarruz edileceğini hiç düşünmemişti önceden..çizgilerine...tezhib tablolarını saldırıdan kurtaran şey,uhrevi hat yazıları olmuştu.Allah, Muhammed, edep ya hu, elhamdülillah....
"senelerini harcıyorsun şunlara ve tek kuruş almıyorsun, satmıyorsun!"diyen cümleler felaketi olmuştu ruhunun.. yetmemişti,"ciğeri beş kuruş etmeyen yazılar ve tablolarla geçiriyorsun ömrünü" demişti bir keresinde de..."evet benim ve eserlerimin ciğeri beş kuruş etmiyor.beş kuruşa terk etmiyorum onları!" diye cevaplamıştı o sesi.bu onun ömründe yaptığı en cesurca savunmaydı.ama ipin ucunu bıraktı.
valizini hazırlamasına yardım edecek kimse yoktu ve üstelik "kollarından çekiyorlardi saatin.."vakit de ikindiyi terk ediyordu.kapı kolunu çevirdi son olmasını umarak.beyaz keten elbisesine takıldı gözü,yatağın üstünde duruyordu.eve baktı,evine değil. "bir çatiysa aranılan,Allah'ın arzı geniştir." deyip merdivenleri indi.
"nereye gitmeli?" dedi.tren istasyonları cazibeli durur hep,bir yeri terk edecekseniz. istasyon yakındı.
siyah kadife pardösüsünü sürüyerek gitti istasyona. gözlerine sürme çekmisti,ruhu hala yeşildi. valizi gittikçe ağırlaşiyordu.bir şeyi fark etti,ağırlaşan valize inat o güçleniyor ve daha bir sıkı tutuyordu kulpunu valizin...
"nereye gitmeli?" dedi tekrar.deniz görmeyen bir şehri ve içindeki denizi göremeyen bir erkeği terk etmek hiç zor olmadı.
müzehhibeydi, altını severdi. İstanbul'du,taşi toprağı altındı. "İstanbul gibi iki yakam bir araya gelmese de,İstanbul'a gideceğim." dedi.atlayıp trene,dağları saya saya ilerledi. . .
- leyla marankoz yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




leylacım harika
seyma — Per, 24/07/2008 - 15:40leylacım
harika yazıyorsun
yüreğine sağlk
kendinden gidemedikten sonra
canan — Salı, 22/07/2008 - 14:13Her sabah bir yerlere gitmek gelir içimden, o gittiğim yerlere kendimi de götürdüğümü görünce gitmelerden vazgeçmek gerektiğini gördüm.....
bu, nasıl bir gidiş
leyla marankoz — Salı, 22/07/2008 - 17:04bu, nasıl bir gidiş sunduğunuza bağlı hayata...
kendiniz için gidiyorsanız ne ala...bu öyküde yeşil ruhlu müzehhibe kendisi için gidiyor, ve o yüzden, eve bakıyor evine değil...
kendinizden gitme denemelerindeyseniz, boş bir uğraş...
ruhunuzun malzemelerine bir bakın dönüp, pasta iseniz kek olamazsınız...
poğaça iseniz pasta...
hep bir hazırlık içinde gidip gelirken biz tüm bu hazırlıklar bir sonrasının içinde yitip gidiyor... zaman durmuyor tökezlemiyor gidiyor koşa koşa, bizse henüz emeklemeyi bile bilmiyoruz hayata karşı..yapmak istediklerimizin de o koşup giden zamanla beraber dört nala uzaklaşması da ayrı bir ukde...
şimdi..
kendimize bir dönüp kendimiz için neler yapabileceğimize bir bakma vakti...
ayma vakti..
sayha vakti hatta canan hanım....
sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.....
gitmek,
Zehra Arslan — Pzt, 21/07/2008 - 19:48"nereye gitmeli?" dedi.tren istasyonları cazibeli durur hep,bir yeri terk edecekseniz. istasyon yakındı....
Tavsiyenize uyarız :)
senai demircinin telaffuz ettiği gibi " gitmek gidememektir kendinden"...sadece terkedebildiğimiz mekanlar yürek terkedilmiyorsa gitmek daha da zorlaşır her defasında...güzel bir yazıydı kaydettim dosyalarım içine sağolun!
tavsiye ? o da ne :)
leyla marankoz — Salı, 22/07/2008 - 13:37tavsiyeme uyun, ama yaptığımı yapmayın,tam böyle değil bu söz ama :)
olsun...
beğenmenize sevindim... daha iyileriyle burda olmayı temenni ediyorum...
saygılar zehra aslan...
sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.....
Ne çok gitmelerimiz var...
Halid Aslan — Pzt, 21/07/2008 - 15:07Ne çok gitmelerimiz var... Şehrimizden, ülkemizden gidiyoruz; sevdiklerimizden, sevmediklerimizden ayrılıyoruz; hiç benzemediklerimizden, arasıra benzer olduklarımızdan kaçıyoruz... Ve malum ki bir tek kendimizden uzağa düşmüyor gölgemiz. Şiirsel bir metin okudum. Anlatımı güçlü, cümleleri sağlam. Mesela: "nereye gitmeli?" dedi tekrar. deniz görmeyen bir şehri ve içindeki denizi göremeyen bir erkeği terk etmek hiç zor olmadı Her babayiğidin harcı değildir bu ifadeleri kaleme damıtabilmek. İnşaallah "bir kitap" içerisinde arasına bir kağıt iliştirip dönüp dönüp okuruz bu ve benzeri Leyla Marankoz yazılarını...
Selamlar efendim. Takipteyiz.
teşekkür
leyla marankoz — Salı, 22/07/2008 - 13:35güzel temennileriniz için teşekkür ederim,
saygılar halid aslan...
sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.....