Hicret ve Şehirler
Editör — Pzt, 21/07/2008 - 10:29
Hicret ve Şehirler üzerine düşüncelerimizi paylaşmaya devam ediyoruz. Harika metinler ve yaklaşımlar çıkıyor. İşte bu sevgili Dostlar. Belli bir konuya odaklaşabiliyormuşuz... Hepinize teşekkürler.
Her gün Ana Sayfaya bir "Hicret ve Şehirler" yazısı alıyoruz ki gözönünde bulunsun. Yazıların ve yorumların devamı "Hep bir arada, tekmil" sağdaki linklerde de yer alan "Hicret ve Şehirler" adresimizdedir. Buradan yeni yazılarınızı ekleyebilir, yazılarla alakalı "yorum"larınızı şerh düşebilirsiniz.
Benzeri olmayan bir "bilgi paylaşımı" gerçekleştirelim dostlar. Buyrun.




Olaya müdahale etmek için
Zehra Arslan — Cum, 25/07/2008 - 19:21Olaya müdahale etmek için soru sorulmuş...arzu eden zaten yazısını ve yorumlarını ekleyecektir olaya müdahele etmeye pek gerek var mı bilmiyorum lakin sorular da ilginç gelenler vardı mesela onuncu soru...
olaya müdahaleye gerek
gürbüz ünal — Cts, 26/07/2008 - 09:04olaya müdahaleye gerek var.Zaten müdahale edilmedikçe müdahale edilen olmuyor muyuz(fail ile meful farkı)?yüklemelerden ve yükleyenlerden hep nesneler çekmez mi?Yanlış hatırlamıyorsam sizin görüşünüz hicret ve şehirler, nesnelik niye yazanlara düşsün hak verin değil mi(...?)
10 soru
gürbüz ünal — Cum, 25/07/2008 - 17:18soru sormak lazım artık müdahale etmek için:
1-hicret nedir?kelime olarak kuranda hicretle alakalı ayetler nelerdir?
2-muhacir kimdir-ensar kimdir?
3-niye medineye hicret,habeşistana ve İs'e?
4-niye mekkeden hicret,niye en son hicret edenlerden biri bizzat peygamber,en son izin niye ona veriliyor?Niye yanıda ebubekir yatağında ali var?
5-mekkeden hicretleri mekke nasıl karşıladı?
6-medine ,habeşistan,is nasıl karşıladı ,etkileri tepkileri ne oldu?her anlamda ekonomik siyasi sosyal kültürel,insani..vb
7-tüm peygamberler hicret ettiler mi?hicret gerekli mi,gerekmez mi,işin doğasından mı değil mi?
8-hicrettoplu mu oldu dağınık mı?
9-hicret edilen şehirlerin hicret sonrası olduysa değişimleri nelerdir?
10-hicret günümüz hayatındaki yansımaları nelerdir?başörtüsü için okumaya gidenler hicret ediyor mu?fethullah gülen hocanın okul bazlı diğer dünya ülkelerine açılımı hicrete dahil edilebilir mi..vb?
Hicret Ayetleri
Halid Aslan — Cum, 25/07/2008 - 20:25Hicret Ayetleri
Muhacir - Ensar
Kerem Ağahanlı — Cum, 25/07/2008 - 20:23Mekke'den Medine'ye göç eden Müslümanlara "muhacirler" (göç edenler) denildi. Muhacirleri barındıran, onlara her türlü yardımda bulunan Medineli Müslümanlar ise "ensar" (yardım edenler) olarak adlandırıldılar. Allah Kuran'da, bu iki mümin topluluğu hakkında şöyle bildirmektedir:
İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cehd edenler (çaba harcayanlar) ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mümin olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır. (Enfal Suresi, 74)
Muhacirler, Medine'ye yanlarında hemen hiçbir şey getiremeden ulaşmışlardı. Önemli bir bölümü zengin insanlardı ve Mekke'nin mal-mülk sahibi kesimi arasındaydılar. Ancak hicret ederken bu malların tamamına yakınını geride bırakmak zorunda kalmışlardı. Hicret gizlice yapıldığı için dikkat çekmemeleri gerekiyordu ve bu nedenle yola çıkmadan önce mallarını satmaları mümkün olmamıştı. Çoğu, sadece evlerinin kapısını çekip çıkmışlardı. Rabbimiz, bir ayetinde, muhacirleri "... (Bundan başka bu mallar) Hicret eden o fakirleredir ki, onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah'a ve O'nun Resulüne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp-çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır." (Haşr Suresi, 8) sözleriyle tarif etmiştir. Bir başka ayette ise, muhacirler hakkında şöyle bilgi verilmiştir:
Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar... (Hac Suresi, 40)
Ayetlerden de anlaşıldığı gibi, muhacirlerin önemli bir bölümü, aslında zengin insanlardan olmalarına rağmen, Medine'ye geldiklerinde artık fakirdiler. O sırada geriye dönüp evlerini, mallarını ve mülklerini geri almaları ise hiçbir şekilde mümkün gözükmüyordu. Nitekim hicretin hemen ardından Mekke'deki müşrikler göç eden Müslümanların evlerini, dükkanlarını ve tüm diğer mülklerini yağmaladılar. Bunun haberi de çok geçmeden Medine'ye ulaştı.
Ama bu durum, onlarda hiçbir şekilde endişe ve hüzün oluşturmadı. En büyük zenginliğin Allah'a iman ve teslimiyet olduğunu, Allah'ın, Kendisine güvenen kullarının güvenini boşa çıkarmayacağını biliyorlardı.
Nitekim muhacirler çok kısa bir zamanda Medine'de rahat barınaklar elde ettiler. Dahası, kısa zamanda iyice güçlenecek ve Mekkeli müşriklere karşı savaşıp onları mağlup edecek güce ulaşacaklardı. Rabbimiz bir ayette, muhacir Müslümanları zayıflıktan büyük bir güce nasıl ulaştırdığını şöyle anlatır:
Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp-yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızıklar verdi. Ki şükredesiniz. (Enfal Suresi, 26)
Muhacirlerin barınmasına vesile olanlar ise, Medineli ensardı. Ensar, önceki yıllarda hac mevsimlerinde Mekke'ye giderek gizlice Resulullah'a biat eden ya da biat eden Müslümanların tebliği ile İslam dinini kabul eden Yesriblilerden oluşuyordu. İslam'ı Mekkeli Müslümanların çoğundan daha geç kabul etmişlerdi ama onlar gibi güzel ahlaklı, samimi ve fedakardılar. Evlerini, yiyeceklerini, mallarını ve mülklerini muhacirlerle gönülden paylaştılar. Allah, muhacirler ile ensar arasındaki bu güzel din kardeşliğini ve gösterdikleri üstün ahlakı şöyle haber verir:
Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)
Allah Ensar ve muhacirin bu üstün ahlakına karşılık onlardan hoşnut olduğunu Kuran'da şöyle bildirmiştir:
Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluşve mutluluk' budur. (Tevbe Suresi, 100)
Hz. Muhammed (sav)'in hicreti, İslam tarihinde yeni bir dönem açan, çok büyük siyasi sonuçlar meydana getiren bir olaydır ve tarih kitaplarında da bu şekilde anlatılır. Ancak tüm bunların ötesinde, aslında belki de hicretin en önemli sonuçlarından biri, yukarıda yer alan ayetin sonunda vurgulanan kısmı, insanın nefsindeki cimri ve bencil tutkulardan arınmasıdır. Dolayısıyla hicretin en önemli hikmetlerinden biri, müminlerin imanlarını sağlamlaştırması ve ahlaklarını olgunlaştırması olmuştur. Muhacirler, sadece Allah'a güvenerek sahip oldukları her türlü maddi imkanı terk etmişlerdir ve bu ahlakın kazandırdığı manevi olgunluğa ulaşmışlardır. Ensar ise, sahip oldukları tüm malları Allah'ın rızasını kazanabilmek için kullanarak, dünya hayatına dair hiçbir maddi imkana değer vermediklerini göstermişlerdir. Mümin kardeşlerinin huzuru ve rahatlığı için her türlü fedakarlıkta bulunurken, kendi nefislerindeki tüm bencil duygulardan kurtulmuşlardır.
Kısacası hicret, müminler için herşeyden önce imanda derinleşme, kamil imana kavuşma fırsatı olmuştur. Nitekim Allah onları hicretin ardından güçlendirmiş, inkarcılara karşı onlara fetih ve zafer vermiştir.
Kalpten kalbe..Hicret.
Eshabil Zavrak — Cum, 25/07/2008 - 02:17Bir yol var ki bilinmiyor mu ne? Elbetteki biliniyor da sanırım içinde bulunduğumuz durum(lar) gereği dikkatimiz dağılıyor olsa gerek ki gözden kaçırıyoruz. Hicret, ayaklara vurulan ve zoraki (öyle yada böyle) bir göç, bir yer değiştirme, bir kaçış, bir varış değildir başlı başına.. Hicre, med-cezir dir. Evet, gidip gelmelerdir. Kalpler arası, kalpten, kalbe..
Efendimiz'i (Sav) Medineye salan, yönelten nedenler vardı ama aklının bir yarısı Mekke'de kalmıştı. Şehirlerin atası diyebileceğimiz, göz nurumuz Mekke ötelenmemişti. Elbetteki fiziki bir değişimde (yer değiştirmede) gönül dostları, memleketi terk-i diyar eylerken buraları öteliyorlar, ötelemiştir, öteleyecektir(ler) demiyor ve aklımın köşesinden dahi geçirmiyorum. Uzatmayayım; Hicret, içimizdeki iyiliği daha bir olgunlaştırmak adına, daha bir yaşayıp nefes almak adına daha iyi bir yere gidip ve sonra bizi memleketimizden ayıran nedenleri ortadan kaldırmak adına, tekrar sılaya dönmektir. Ve hatta mevzu Cihad'tan açılmışken, mümkün olduğunca orada kalmak (sılada) mücadele etmektir..
Evet, Hicret aynı zamanda kalmaktır. Yerinden ayrılmamak, okçular tepesindeymişcesine ve O'nun (Sav) ''Ayrılmayın'' sözünü işitmişcesine sılayı terk-i diyar eylememekti.
Yanlışım varsa affola ve düzeltirseniz sevinirim.
Kalpten kalbe varmalı, gelmeli. Evvela, fikir olarak hicret etmeli..Kalbimizi, aklımızı olması gerekenlere vermeli.
Sonrası mı? Kalmak yada kalmamak, gitmek yada gidince kalmak veyahut dönemek değil mesele..Mesele, mesale diyecek olursak; Yaşamak. Zamana, mekana ve insanlara rağmen yaşamak-yaşa(ya)mamak.. Elbetteki anlamak gerek, idrak etmek gerek. Hali belirlemek ve hale göre hareket etmek gerek. Gitmekle mi yoksa kalmakla mı Hicret etmek gerek, bilmek gerek. ALLAH (C.c.) başımızdan başlarımızı, alimlerini, salih kullarını eksik etmesin. Bu gibi durumlarda o gibi mübareklere daha bir ihtiyacımız oluyor..
Gider ayak ( bir diğer deyişle kalarak-aklımla,sevdamla- ) Efendimiz'in(Sav) zikretmek istiyorum.
Şöyle bir hadis olacaktı ki düzeltirseniz sevinirim; Aradım-taradım bulamadım da ancak evelinde okumuştum diye hatırlıyorum:
''Bir kimse bulunduğu yerde başına bir müsibet gelir ve o müsibetten dolayı oradan uzaklaşırda bir vadiye yerleşip gece gündüz ibadet etmesinden daha hayırlıdır, kalıp sabır etmesi.''
Mevla görelim neyler/Neylerse güzel eyler..
Selam ve dua ile..
Dipnot: Hadisi Şerif'in birebir verilmesi durumunda düzeltme veyahut böyle bir hadis yok tespiti durumunda mevzu bahis kısmı silme-kaldırma-işlemini yapacağımdır.
ALLAH'a sığınırım..
Ah Min'el-aşk
bir başka nazarla hicret nedir...
Osman Nuri Öz — Çar, 23/07/2008 - 23:02yahudiliğin maisonu nasraniliğin misyonu neyse Müslümanlığın da hicreti odur. özeleştiri ile işe başlayacaksak hicretimize ne kadar sahip çıktığımızı sorgulamamız icap eder kanaatindeyim.
Biraz daha açmanız mümkün mü?
Halid Aslan — Per, 24/07/2008 - 08:12Nasıl yani hocam? Bir başka nazardan kastınız nedir? Biraz daha açmanız mümkün mü?
hocam bir başka açıdan derken
Osman Nuri Öz — Cum, 25/07/2008 - 00:40hocam bir başka açıdan derken belki farkında olmayarak haddimi aşmış olabilirim özür dilerim. benim demek istediğim sistemleri ayakta tutan dinamikler vardır. işte bu dinamik İslam dininde öncelikle hicret ve hicretin oluşturacağı milli ve manevi mefahirin birleşmesiyle meydana gelen heyecandır ki biz buna cihad diyoruz. laf açılmışken cihadı imanın 7. şartı olarak sayanlar da var. eğer ki cihad İmanın 7. şartı ise ve cihad bizzarure hicretle mümkünse diyebiliriz ki hicrettir asıl imanın 7. şartı olan.
haddimi aşmaktan Allah'a sığınırım. aciz bir kaç yorum benimkisi, belki de şair avunması
muhabbetle efendim
Ülkenizden ayrılmayı düşünüyor musunuz?
Zehra Arslan — Çar, 23/07/2008 - 20:39kimse ülkesinden anavatanından ahir şehrinden ayrılmak istemez elbet...bir yerde tıkanıyorsunuz işte...Başörtüsü için bir çok hicret eden kardeşimiz var nasip olursa bizde o hicretin hazırlık aşamasındayız ekimde makedonya üskübe yolcuyuz...feraha ereriz inşaallah...Dualara ihtiyacımız var.
Ülkenizden ayrılmayı düşünüyor musunuz?
Kâni Çınar — Çar, 23/07/2008 - 13:59Yakın zamana kadar sitenin birisinde bir anket vardı: "Ülkenizden (yaşadığınız yerden) ayrılmayı düşünüyor musunuz?" diye soruluyordu ziyaretçilere. Ezici bir çoğunluk "evet"te buluşmuştu. Kimse memnun değildi yaşadığı yerden. Hep bir yerlere, bir şekilde gitmeyi düşlüyorlar. Ne umdukları dahi sonra geliyor, önce "gidelim de bir" mantığı hakim. Herkesin kendisine göre elbet geçer sebebleri vardır.
Böyle bir istatistik var mı bilmiyorum ama beni en çok üzen ve tedirgin eden, yurtdışına başörtüsü sebebiyle "hicret" etmek durumunda kalan kızlarımızdır. Kaçı umduğu durumla karşılaştı? Ya hayal kırıklığı oranı? Gidip de dönemeyenler var mı? Onların sürüklendiği bu darboğazın (Allah bir kapı kaparsa başka bir kapı açar) sorumluluğu hepimizin yakasında iken bir devlet büyüğümüzün dediği gibi "giden gider"i nasıl sindirelim içimize...
Allah onların da yardımcısı olsun.
kizlarimiz ve hicret
medine dogan — Çar, 23/07/2008 - 14:36Basortulu kizlarla az cok hemhal olan biri olarak, ummudukalrini, bulamayanlar, hicretlerinin agirliklarini tasiyamanyanlar....Ve geri donmek istemeyenler....bazen koca bir huzun bazen kipir kipir bir umit... doguyor icime onlari gorunce.Ben kiz annesi degilim.Ama onlarin yasadiklarini yasadim ulkemde.Buraya okumak icin gelmedim ama sonrada okudum. Bir sorunla karsilasmadim.Ulkemde verilmeyen degerler malesef burada verildi.Gonul isterdiki kendi ulkemizde bunlari yasiyalim.Burada olsamda herseye ragmen tum kalbim orada....Topragimizin kokusu bile baska...
Bunun tersinide goruyorum.Arkadaslarin bir kismi cocuklarini kizlarini burada kurtarmak icin basortusuzde olsa Turkiyede okumalarini tercih ettiler.Onlar ne kadar dogru veya yanlis yaptilar...onuda bilmiyorum...Artik boyle konular karsinda sessiz kaliyorum...
Birbirimize dua edelim ve merhamet edelim....
selam ve dua ile.....
Ey Mukaddes Bedevî; -kime, neye hicretin?-
Nuray Alper — Çar, 23/07/2008 - 13:45Madem Sayha "Hicret" demiş, "ne çok yâr" var söylenecek. İçimizde kaç şehir ve kaçına gitmek için önüne çekilen setlerden kurtulmayı bekleyen onca nehir... Asiye'nin diyârı, Meryem'in, Züleyhâ'nın, Hacer'in, Ayşe'nin yürek vatanı.
Hicret...Kurak iklimlerden kutsal diyârlara, tebessümden gözyaşına hicret. Şuursuzluktan tefekkür nimetine, kentlerden sahralara, sevgiden sevdâ'ya hicret. Çocukluktan ihtiyârlığa, esaretten hürriyete kesretten vahdete ve en çok vuslata...
O'na her kapıda, her koşuda, her hâlukarda O'na!
Hicretin lâtif fikri bilinç altıma öyle güzel işlemiş ki sayha ile paylaşma hevesinde olduğum ve uzun zamandır muhtevâ arayışından yorulduğum ilk aruz şiirime mevzu oldu.
çok saygı
Mübarek olsun!
Fatih Mutlu — Pzt, 21/07/2008 - 15:17"Besmele" ile "Hicret ve şehirler" arasında kararsız kalıp "Besmele"ye vermiştim oyumu.
Mübarek olsun.
"Şehir" varsa ben de varım.
Hayırlısı olsun bakalım.
Nefi Selamoğlu — Pzt, 21/07/2008 - 10:33Hayırlısı olsun bakalım. İnşaallah umulan verimi elde ederiz.