Özür Borçlusunuz Beyler!..
Halid Aslan — Pzt, 28/07/2008 - 00:00
1993’ün ilk ayı tamamlanmak üzere…Dünyaya bigane değiliz. Gündemi takip ediyoruz, olaylar arasında “sebep-sonuç” ilişkileri kuruyoruz… Uğur Mumcu öldürüldü haberi düşüyor gazete servislerine. Hummalı araştırmalar yapılıyor (!), katiller tespit ediliyor, sürmanşetlere çekiliyor… Birkaç gün geçiyor olayın üzerinden. Daha yeni toprağa veriliyor Uğur Mumcu ve Türkiye’nin değişik yerlerinde protesto mitingleri düzenleniyor… “Kahrolsun Şeriat” deniyor, “Türkiye laiktir” buyruluyor, “İran’a…” diye yol gösteriliyor. Ve bu feverana katılanlar, ipe sapa gelmez sloganlar atanlar konumuz komşumuz, arkadaşımız, hemşehrimiz…
Bir kurban vardır ortada. İş ihalesi birilerine kalmıştır. Birileri hadiseyi özellikle körüklemektedir. Gazeteler yalan üstüne yalan yazmaktadır.
Bu hadiseler, bu kurgu, bu komplo, bu tezgah Bahriye Üçok’un öldürülmesinde de aynı işledi, A. Taner Kışlalı’da da aynen sergilendi, diğerlerinde de farklı değildi. Suçlu belliydi ve kahrolsundu… İşin enteresan tarafı ne yakalanan vardı ne da hadiseyi üstlenen. Sadece malum bir nokta malum kişiler tarafından “işaret” ediliyordu.
O vakitlerden bu güne kadar da pek değişmedi kurgu. Değiştirmeye gerek duymadılar belki. Tıkır tıkır işliyordu nihayetinde. Halk zokayı yutuyor, istedikleri gibi manşetler atılıyor, kaos ve karambol ortamı inşa ediliyor ve bir “ölüm” üzerinden yüzlerce kuş vuruluyordu.
Herkes tehlikenin farkındaydı netekim…
İşte farkında olanların yakın zamanlı bir hadiseye verdikleri tepkiler. Bakın ve görün, haber nedir, nasıl verilir, tezgah nasıl kurulur. Danıştay saldırısı hakkında haber ve yorumlara bakınız lütfen ve bunları okurken diğer faili meçhullerin durumunu da göz önüne alın:
18 Mayıs 2006 tarihli MİLLİYET Gazetesi olayı 'LAİKLİĞE KURŞUN' manşeti ile duyurmuştur. Gazete Danıştay Saldırısını gerçekleştiren Av. Alparslan ASLAN'ın dindar ve ülkücü olduğunu belirterek "Allahın askeriyiz" diye bağırıp ateş ettiği, babasının "Namazında niyazındadır" açıklamalarına yer vermiştir
18 Mayıs 2006 tarihli HÜRRİYET Gazetesi olayı 'KAŞIYA KAŞIYA' manşeti ile duyurmuştur. Gazete türbanın her fırsatta toplumun gündemine sokulduğunu, Danıştay'ın türbanla ilgili aldığı bir karardan sonra hedef gösterildiği belirtilerek, saldırganın "Allahın askeriyim" diyerek ateş açtığı ve "türbanın cezasını verdim" dediğini yazarak, "Danıştay'ı suçlamıştı" başlığı ile Başbakan'ın Danıştay'ı hedef gösterdiği izlenimini vermiştir
18 Mayıs 2006 tarihli RADİKAL Gazetesi olayı 'YARGIYA TURK-ISLAM SENTEZCİ SALDIRI' manşeti ile duyurmuştur. Gazete manşetin altında "Saldın rejimin temeline" ve "Çörtoğlu: En yetkililer saldırıya cesaret verdi" başlıklarını kullanmıştır.
18 Mayıs 2006 tarihli CUMHURİYET Gazetesi olayı 'BU KEZ DE AYNI EL' manşeti ile duyurmuştur. Gazetede "Tehlikenin Farkında mısınız?" ve "Danıştay hükümeti suçladı: Yetkililer cesaret verdi, Hükümete tavır" şeklinde başlıklar atılarak saldırılardan hükümetin sorumlu olduğu izlenimini vermiştir.
18 Mayıs 2006 tarihli GÜNEŞ Gazetesi olayı "O ÜYELER VURULDU" manşeti ile duyurmuştur. Gazetede manşetin altında "Türban hakkındaki kararlarından dolayı yobazların diş bilediği, dinci Vakit'in de hedef gösterdiği 5 Danıştay üyesi suikaste uğradı" yazılarına yer verilmiştir.
18 Mayıs 2006 tarihli TAKVİM Gazetesi olayı "LAİK CUMHURİYETE SAVAŞ AÇTILAR" manşeti ile duyurmuştur. Gazetede saldırgan Alparslan ARSLAN "mürteci, aşın dinci" olarak tanımlanmıştır.
…
Ergenekon İddianamesi yayınlandı. Tabir caizse perdeler bir bir sıyrılıyor. Başına bir iş gelmezse mahkeme tarafından kabul edilen bu iddianame ile bir çok olay ve gizli tarih aydınlanacak. Ne Susurluk birilerine ihale edilecek artık ne “Aydın, laik ve ilerici” kişilerin öldürülmeleri İslâma ve Müslümanlara mal edilecek. Herkes asıl tehlikenin mesela Cumhuriyet gazetesinin bizzat kendisi olduğunu görecek; Milliyet'in ve Hürriyet'in ve dahi yan kollarının acayip bir kumpas içerisinde ve gözlerimizin içine baka baka yalan haber verdiklerini bilecek, Genç Sivillerin Hürriyet trenine başlattıkları tepkinin devamını geleceğini ve suçlarının zecasız kalmayacağını anlayacak.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak Türkiye’de. Gazeteler eskisi gibi olmayacak. Bazı büyük (!) gazetelerin Ergenekon altında kalan içi boş yazarları kovduğunu okumaya başladık. Devamı da gelecek. Çünkü bu leke ile kimse oturamaz pislik içinde.
Bizler, bu ülkenin en masum insanları, kandırılmışları bizler hakkımızı istiyoruz...
Gazetelerin dürüstçe, delikanlıca ve insanca çıkıp tezgahlara alet olduklarını, yalan ve yanlış haberlere imza attıklarını, kasıtlı haber vererek Basın Ahlak ilkelerine uymadıklarını, hepsi bir yana “adam” olamadıklarını beyan ederek bizlerden özür dilemelerini bekliyoruz.
Hakkımızı istiyoruz.
- Halid Aslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



yazıklar olsun
Nefi Selamoğlu — Cum, 08/08/2008 - 09:21Haydi buyrun bakalım bir de aczimendiler ve ismi lazım olmayan kişilerin foyaları ortaya çıktı... Ne yapacağız şimdi...
İki hadiseye acaip kafam bozuk:
1) Bütün medyadan üzerimize boca edilen bu kahbeliğe "etmeyin, gitmeyin Müslüman böyle yapmaz, bu bir "düzmece" çığlıklarımıza rağmen "vay be, uçkuru düşük heriflere bakın" veya "vay namussuzlar dindar görünüp kadınla kızla..." benzeri cahillik kokan ifadelerle zihinlerini bulandıranlara...
2) Dönemin önemli (!) haber program yapımcılarının "flaş flaş mantığı ve mal bulmuş mağribi edasıyla saldırılarını "önemli gazetecilik olayı" olarak sunmalarına çok bozuğum... Olayın aydınlanmasına rağmen ne bir kimse "ulen siz ahan da böyle böyle yapmıştınız bu nasıl gazetecilik tuuuu ahlaksız herifler" demiyor hem de bu zat-ı muhterem "evet biz halt ettik, özür dileriz" makamına çıkamıyor...
Topuna birden yazıklar olsun.
Özürden daha fazlasını istemek..beklemek.
Eshabil Zavrak — Çar, 30/07/2008 - 00:54Haktır, Hakk'tandır..Amenna. Yalnız şuda varki, özürden daha fazlasını istemek-beklemek kadar, özür dilemelerini gerektiren olayların bir daha yaşanmaması adına, bizlerin de daha bir ( kendimizi, kendimizeden ) vermesi gerekiyor sanırım..? Bekleme yapmamalı, durmamalı ve hassasiyetimizi, hissiyatımızı zamana, olaylara vede insanalara yaymalı.
Daha bir..
Yaygınlaştırmalıyız bazı hususları..
En nihayetinde, özürden daha fazlası neyi değiştirir bilemem ama dünyada olmazsa da, ahirette adalet şaşmaz diyerek, varsın özür dilesinler-dilemesinler. Biz varmamız, olmamız gereken yere doğru, böylesine yürekli ve gayretli devam edelim inşallah.. Hayırlar diliyorum.
Kibirden sığınırım.
Selam ve dua ile..
Ah Min'el-aşk
ben sadece özürden fazlasını
leyla marankoz — Çar, 30/07/2008 - 14:59ben sadece özürden fazlasını bekliyorum,çünkü "2007 eylülünde başlayamadığı üniversitesiyle hayata anlam bina etme çabaları sürmekte marankoz'un...ve marankoz gibi binlerce kızın...
ama yapmak istediklerim durmuyor, saymıyor yerinde efendim...
allah güç verdiği müddetçe de durmayacak...biz muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yok,dünya durmuyor dönüyor icraat gerek mümine....
amenna adalet şaşmaz...amenna it ürür kervan yürür demiş eskiler...
haklısınız... lafla peynir gemisi de yürümez... ama beklenenler çok daha fazla... bilmiyorum yoktan yere eğitim öğretim hakkı gaspedilen biri misiniz ama, böyle olanların hissiyatına biraz daha saygılı olunması taraftarıyım...çünkü özürden fazlası bir şeyi değiştirmez elbet ama hiçbirşey olmayışı ne değiştirecek merak ettim...
neyse sürçü lisan ettiysem affola efendim, bu konuda çok hassasım...
ama dediklerinize katılmakla beraber bu hususlara da dikkat çekmek istedim...
saygılar...
sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.....
Bilmukabele
Eshabil Zavrak — Çar, 30/07/2008 - 20:28Biz kardeşiz.
Bu kardeşlik bağı gereği, hassasiyetiniz hassasiyetimizdir ve hissiyatınız hissiyatımızdır.. Haklısınız, haklıyız. Öyleki, sizi bir kardeş olarak anladığımı gönül rahatlığıyla söyleyebilir, gönül rahatsızlığımız birdir diyebilirim. Kullandığınız deyim-deyiş ve atasözlerini konunun hassasiyeti gereği kullanmadım, kullanmazdım da üstelik. Lütfen beni hoş görün..
Evet, mevzu bahis beyler ve bayanlar özür borçludurlar. Hemde en katmerlisinden.. Bu borcu öderler mi? Bilemiyorum.. Kimsenin hakkı kimseden kalmaz. Varsa -ki var- verecekler yada alacağızdır.
Demek istediğim, durmak yok yola devam.
İnşallah, herşey güzel olacak. Çünkü, iyiler mutlaka kazanır..
Selam ve dua ile..
Ah Min'el-aşk
acı olan şudur ki, neyi kime
leyla marankoz — Salı, 29/07/2008 - 14:35acı olan şudur ki, neyi kime emanet edebileceğiz acaba.. biri bana bir bezle bile tehlikeye düşebilecek kadar içi boşaltılmış olan bu "kavramı" -kavram diye özellikle belirtiyorum henüz aktif işleyişine tanık olamadım çünkü- demokrasiyi açıklasın bana?
ben bir özürden çok daha fazlasını bekliyorum açıkçası..bu zulme kurban giden diğer bütün kardeşlerim gibi....
saygılar...
sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.....
böyle bir şey olabilir mi üstad
Kerem Dağlı — Salı, 29/07/2008 - 13:46Ya hu hakikaten böyle bir şey olabilir mi üstad? Mesela E. Özkök çıkacak ve "halt ettik, hakkınızı helal edin" diyecek. Öyle mi? Adamların varlık sebebi bu neredeyse. Bunu yaptıkları için özür mi dilerler? Belki içlerinden bir Engin Ardıç, bolca küfürlerle adamları daha madara eder hepsi o... Gerisi aynı terane... Güngören'deki katliamı dahi nasıl verdiler baksanıza. İnsanlıktan nasibini almamış bunlar. Kan üzerinden reyting sevdasındalar... Yazık.
Arka plan..
Eshabil Zavrak — Salı, 29/07/2008 - 03:31Mevzu darbeye geldi de aklıma neler neler geldi; Bir darbe var darbeden içeri, bir darbeci var darbeciden içeri.. gibi.
Selam ve dua ile..
Ah Min'el-aşk
Ergenekon Davası bir
Nefi Selamoğlu — Pzt, 28/07/2008 - 13:10Ergenekon Davası bir devrimdir, bir milattır, cumhuriyet tarihinde bir kırılma noktasıdır. Neticesi ne olursa olsun, bu davadan sonra hiçbir şey bu davadan önceki gibi olmayacaktır inşaallah. Askeri darbe çığırtkanlığının daha şimdiden 'dramatik' bir irtifa kaybına uğraması, milli irade düşmanlarının ayaklarını denk alacakları yeni bir döneme girdiğimizi gösteriyor. Bu yeni dönemin selameti (Ergenekon Soruşturması/Davası öncesine dönüşün imkânsız kılınması) bazı tedbirlerin alınmasına bağlı. Her şeyden evvel, milli irade düşmanlarına hadlerini bildirmek için Ergenekon gibi geniş bir 'müktesebatın' oluşmasını beklemeden, darbeciliğin anında ve mütemadiyen yargılanması, yılanın başının küçükken ezilmesi ve daha da önemlisi yılanın çıktığı bataklığın kurutulması yönünde bir siyaset geliştirilmeli... (http://yenisafak.com.tr/yazarlar/default.aspx?i=12057&y=HakanAlbayrak)
Özür Borçlusunuz Beyler!..
Zehra Arslan — Paz, 27/07/2008 - 23:29Artık bu ülkede malefes ki hiçbirşeye saşırmıyoruz...Durum bu kadar vahim mi? oldukça vahim...
beyler istediklerini yapsınlar yesinler içsinler her tarafı bombalasınlar sonrası mı dindaların işi diye sıyrılsınlar... ben bu kişilere insan diye hitap etmek istemiyorum...katillik ve canilik had safhadayken nasıl insanlarla eş tutarım ki onları...özür kısmına gelince eşekle hoşaf meselesi var ya...ama şimdi de eşeğe haksızlık etmiş oldum:(