Jakoben Laiklikten Liberal Lailkliğe...
mahmutcelalozmen — Paz, 03/08/2008 - 07:01
Irak operasyonu, AKP için Cumhuriyet savcılığı tarafından açılan kapatma davası, Ergenekon, Aydınlık Dergisi, Ulus TV, Cumhuriyet Gazetesi baskını... Ve neredeyse her gün yeni yeni tutuklamalar, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin kısa ziyareti...
Bu fırtına içerisinde herkesin kafası öyle karıştı ki; neyi nereye koyacağı konusunda bir şaşkınlık yaşandı ve yaşanıyor. Bu olayların seyrini ve perde arkası yapılanmayı anlayabilmek için asılları ele alma gereği duyduk. Çünkü hızlı gelişen siyasi hareketlenmenin ve olayların toplamını ele aldığımızda devletin asıllarda tadilat yaptığını görürüz. Hatta sadece Türkiye'de değil dünyada bir değişime doğru gidişi müşahede ediyoruz.
T.C.'nin hassasiyetleri veya günümüzde öne çıkan kırmızıçizgiler nelerdir dendiğinde şu üç temel esasla karşılaşırız:
1- Laiklik ve laikliğe zeval gelmesi,
2- Bölünme korkusu ve bölünmeyi tetikleyen unsurlar,
3- İslam'a ve İslam'ın siyasallaşmasına tahammülsüzlük.
Son dönemler bütün gelişmeleri topladığımızda bu üç noktada düğümlendiğini görüyoruz.
A- Laikliğin korunması:
Eğer hatırlanacak olursa AKP'nin iktidara taşınmasından sonra laiklik üzerinde önce medyada daha sonrada fiiliyatta değişimler yaşanmaya başlandı. Laikliğin millete uygunluğu bütün medya yolu ve konferanslarda işlendi. Buna gerek duyulmasının nedeni ise dünyadaki global/küresel değişimdir.
Dünyada sertlik yanlısı yönetimlerin yerini liberal, muhafazakâr yönetimler almaya başlamıştır. Katı yönetimlerin azaldığı bir dönemde Türkiye Cumhuriyeti de jakoben/tepeden inmeci, baskıcı laiklikten liberal laikliğe geçiş yapmaktadır.
Laikliğin beşiği olan Fransa, jakoben (tepeden inmeci, ihtilalci. Bir takım şeylerin zor kullanılarak gerçekleştirilebileceğine inanmış dolayısı ile tebaasını çok da umursamayan, onların görüş, öneri veya fikirlerini alma gereği duymadan onlar hakkından karar alıp uygulayan modellere verilir genelde bu isim) laik geleneğini geçtiğimiz yıllarda çeşitli değişimler ile delmişti.
Bir gün Papa'yı ziyaret eden, onun önünde ihtiramla eğilen Sarkozy, Papa'ya "Cumhuriyet, Dinler ve Ümit" isimli kitabını imzalarken tam da bizim sancılandığımız bir konuda ezber bozan laflar etmeye başlamıştır.
"Laikliğin, Fransa'yı Hıristiyan köklerinden ayırmaya gücü yoktur. Bunu yapmaya kalkıştı. Yapmaması gerekirdi. Tarihinin dinî, manevi ve ahlâki mirasını görmezden gelen bir milletin kendi kültürüne karşı suç işlediğini düşünüyorum. Kökü çekip atmak, millî kimliğin çimentosunu zayıflatmaktır.
Sonra “Cumhuriyet'in din kaynaklı ahlâka da ihtiyaç duyduğu” na dikkat çekmiş, “Sonsuzluk arzusunu karşılayan bir ümide dayanmayan laik ahlâkın, her zaman tükenme veya radikalleşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu”nu söylemiştir. Ve “İlahi bağlardan yoksun bir ahlâkın tarihî tesadüflere ve kolaycılığa daha açık olduğu"nu ifade emiştir.” http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=29266&yorum_id=25557
Bu doğrultuda Fransız Le Monde gazetesi, Türkiye'ye atfen şu yorumu geçmişti: Laiklik gösterilerinin, yine de “beklenmedik bir coşku” ortaya çıkardığını yazan gazete, “bunu iyi hisseden” AK Parti'nin ilk seçim mitinglerini bu yüzden dolayı bayrakların altında yaptığına dikkat çekti. AK Parti'nin farklı akımlarından oluştuğu ve bunlardan birisinin “İslamcı” olduğu belirtilen makalede, buna mukabil parti yöneticilerinin provokasyona gelmediği ve laikleri korkutan yerel kadrolarını ılımlaştırdıkları kaydedilerek “Bunu hiç kimse, onlardan daha iyi yapamaz, özellikle de ordu ve bunu (ordunun) üst hiyerarşisi de biliyor.” http://forumneuro/.com/archive/index.php/t-228425.html
Cumhuriyet Gazetesi Yazarı İlhan Selçuk, liberallerle AKP'nin ittifakını irdeledi.
Bir süreden beri ‘liberaller’ sözcüğü havada uçuşuyor... Ortada parti marti yok... Politikacı molitikacı da yok.. Ne var?.. Büyük medya gruplarına yan gelmiş köşeciler ya da üniversitelere postu sermiş “seçkinciler” var... Garip bir liberalizm havası basılıyordu... http://www.gercekgundem.com/index.php?p=115575
Devletin yeniden yapılanması noktasında Mehmet Ağar'ın tespitlerine bakıyoruz:
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar: Devlet mekanizmasının yapılanması içeriye göre değil, dışarıdan gelen tehditlere göre olmalı? Doğru bir gözlem.. Bizce Türkiye de laiklik milletin tümüyle benimsediği iyi bir yapılanmadır. Ama laiklik bir baskı unsuru değildir. Tersine devletin bütün inanç gruplarına karşı eşit mesafede olmasını öngören bir anlayışın adıdır. Laik devlet, hem inanana hem inanmayana karşı, yani herkese karşı eşit mesafede olan devlet demektir. 5.18.2007 http://www.bugun.com.tr/
B- Dünyada değişimin esintileri:
İnsan fıtratına ters düşen Kapitalist sistem dünyayı yaşanmaz bir hale getirmiştir. Laiklik, demokrasi artık dünya insanları tarafından doyurucu bulunmamaktadır. İnsanların alakaları teknolojiden kaynaklanmaz. Teknoloji insanların hayatlarını kolaylaştırmak için vardır. Ama alakalarını düzenleyen nizam değildir. Batı bu hakikati yeni keşfetmiş durumdadır.
Batının bu girdabına benzer bir durumu zamanında Osmanlı devleti de yaşamıştı. Osmanlı devleti İslam Nizamının bir parçası olan cihadı şiar edinip hızla ilerleyerek Viyana kapısına dayanmıştı. Fakat unuttuğu bir şey vardı; o da gerisinde kalan toplumu İslami fikir ve düşüncelerle beslemeyi ihmal etmişti. Yani cihatla uğraşırken toplum nizamını anlamaktan uzaklaşmış ve büyük bir boşluk doğmuştu. Fikri seviye oldukça düşmüş toplumu birbirine bağlayan ölçüler kaybolmaya başlamıştı. Akabinde hızlı bir çöküş dönemi yaşandı.
Batı da buna benzer bir sarsıntı içerisindedir. Teknolojinin getirdiği sarhoşluk batı toplumlarını nizamlarını anlamaktan uzaklaştırmıştır. Toplumlarda laiklik ve demokrasi kaybolmaya yüz tutmuştur. Yönetimlerin ve düşünürlerinin ellerinde kalan demokrasi ve laiklik toplumların meselelerini çözmekte etkisini yitirmiştir. Batı bu dönem içerisinde yeni bir fikri reform yapamazsa bu hızlı çöküntünün önünü alamayacaktır. Bunu batıdan gelen çığlıklardan anlıyoruz. Vatikan da bu gerçeği görmüş olmalı ki ABD ziyaretinde Papa 16. Benedict şu açıklamayı yaptı:
"Avrupa'da sanki Tanrı yokmuş gibi hayatımızın her alanından dini çıkarmak için adımlar atılıyor. Bunun adına da laiklik deniyor. Bu çok tehlikeli ve din karşıtı bir laiklik anlayışıdır. Buna karşı var gücümüzle savaş vermek zorundayız. Amerikan tarzı laiklik bu konuda anahtar olabilir.
Papa, laiklik ve materyalizmin modern dünyanın en önemli tehditleri olduğunu savunarak, “Eğer bunları pasif bir şekilde kabul edersek o zaman Tanrı'dan uzaklaşırız. Amerika'da öyle bir laiklik anlayışı var ki, “laik devlet” herkesin özgür bir şekilde inanmasına ve her türlü ibadeti yerine getirmesine olanak tanıyor” dedi." (Vatan 18.04.2008)
Evet, dinin ön plana çıkacağı fakat nasıl bir açılım getireceği belli olmayan bir arayışın izleri batıda yavaş yavaş seslendirilmeye başlandı. Bu da gösteriyor ki kapitalizmi ayakta tutacak laikliğe, demokrasiye yeni bir kılıf bulmak gerekmektedir. Aslında bununun sesleri doksanlı yılların başlarında; İspanyada toplanan batı mütefekkirleri tarafından yeni din arayışları ile başlangıç almıştı.
Batı bu değişime normal bir geçiş yapmayacaktır. Her değişimin sancılı olduğu, ya savaşlar veya krizlerle sağlandığı bilinmektedir. Bu krizler ya içte yaşanır veya düşman keşfedilerek değişimin gerekliliği topluma dikte ettirilir. Bu noktada batının kendisine düşman ürettiğini ve bunu halklarına kabullendirme çabasında olduğunu batıdaki gelişmelerden anlıyoruz. Henry A. Kissinger bu noktaya parmak basarak İslam'ın ABD ve Batı için tehlike oluşturduğunu makalesinde dile getiriyor:
“Dünya çapında eş zamanlı yürüyen üç devrimden nasıl yeni bir uluslar arası düzen damıtılabilir? Söz konusu devrimleri şöyle sıralamak mümkün: Avrupa'daki geleneksel devlet sisteminin dönüşümü; egemenliğin tarihsel kavramlarına yönelik radikal İslamcı meydan okuma; uluslar arası ilişkilerin odak noktasının Atlantik'ten Pasifik ve Hint Okyanusları'na kayması.” (Henry A. Kissinger: Eski ABD dışişleri bakanı, 7 Nisan 2008, Radikal.)
Batı, laikliğini dinle melezleştirerek yeni bir laiklik anlayışı ile çözebilme telaşındadır. Yani liberal laiklik şekillendirilerek batı toplumunun önüne konmak isteniyor. Bundan dolayı Papa ABD laikliğini çözüm olarak sunuyor.
— Onda din vardır; Evangilist inancı devlet kadrolarında hâkimdir,
— Onda düşman vardır; İslam ve Müslümanlarla savaşı 11 Eylülden sonra daha açık bir şekilde yürütülmektedir.
— Onda laiklik ve demokrasi vardır; din devletin tekelinde, kurumlar laik, şahıslar dindar olabilir.
ABD'nin benimsediği bu tip laiklik Avrupa'da Fransa tarafından destek görmektedir. Avrupa'nın bu değişimde ABD'ye yaklaşımı tereddütlü olsa da (bu tereddüt Amerikanın dünyadaki sarsılan imajından dolayıdır) örnek alınması mümkündür. Ki bazı Avrupa ülkeleri bu yönde harekete geçmiş gözüküyor. Avrupa son günlerde Liberal Laikliği netleştirme ve halklarına sunma çalışma sürecindedir.
İşte, bu dönem içerisinde Türkiye'de bu yönde de sıkıntılar baş gösterdi.
- mahmutcelalozmen yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli





Son yorumlar
4 sa. 27 dk. önce
5 sa. 25 dk. önce
6 sa. 55 dk. önce
1 gün 9 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 2 sa. önce