Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › gürbüz ünal yazıları

Merhamet Belleten Kedi

gürbüz ünal — Pzt, 25/08/2008 - 07:49

Köydeyim yıl 1978’ler ,bizim kedimiz yavruladı;4 küçük yavrusu var ve biz kardeşler olarak ineklerimizin buzağılarında bölüştüğümüz gibi yavru kedileri de bölüştük aramızda.

Kardeşlerimin kedileri alacaydı siyahlı beyazlı hem de erkektiler ,benimkisi ise beyaza yakın bir kahverengiydi beyazlı benekleri vardı ve dişiydi.Beğenilmediğinden hisseme düşmüştü gerçi kardeşlerimden biri hariç diğerlerinden büyüktüm ve sahiplenebilirdim onlardan önce ama ses etmedim tabiatım gereği.Severdik kedilerimizi çünkü onların sahipleri , bir şeyin sahibi olmak insana ayrı bir zevk veriyordu.Sahip olmak hele yokluk içerisinde , neşenin içinde ayrı bir neşe veriyor insana.

Günlerden bir gün denir ya hikayelerde işte öyle bir gün teyzemin çocukları geldi. Yine kedilerimizle oynuyoruz.Teyzemin büyük oğlu ki bizden 5-6 yaş büyüktü kedilere at arabası gibi tenekeden arabalar yaptı.Dizginler yerleştirdi,ok taktı ve topladığımız eski pilleri kırarak içlerindeki delikli tekerlek şekilli plastiği alarak ağaç saplamalarla tekerlek yaptı.Pil o yıllarda en çok atılanlar arasındaydı çünkü çabuk bitiyordu kullanım alanının genişliği de cabası.Sonra atlar bir,bir dizginlenerek arabalarına koşuldu.Ellere alınan kalın ipli küçük kırbaçlar da işin cabası.

Neşemize diyecek yok kediden atı kim icat edebilir ki.Boş arabayla kediler hallerinden memnun muydu bilmiyorum ama kediler kamçıya gerek kalmadan arkadan gelen araba sesinden ürkerek kaçışları bizi yarışmak telaşına kaptırdı.Hakemler eşliğinde müsabakalarda galipler de bir,bir dizilivermişti.Çocuk işte biraz muzırlık yapacak ya teyzemin diğer oğlu hangisi daha güçlü diyerek arabalara taş doldurma fikrini ortaya attı ve taş dolduruldu arabalara. Patiler küçük ,dayanabilecekler mi zavallı kedilerimiz.Kırbaç burada devreye girdi ve seslenmeye başladım yapmayın yazık,onunki de can ..Zevke vardığında insan yalnız körleşmiyor,sağırlaştığı gibi aklını da yitiriyor.Tutkuyu,hırsı orda tanıdım,kediciklere inen kırbaçlarda yüreğimin acıdığını hissettim,merhamet neymiş orda gördüm.

Çocukluk birkaç gün sonra ortada arabadan eser kalmamıştı.Rahatsızlığı ben dillendirmiştim ama kardeşlerimde bu son işten teyzemin çocukları gibi zevk aldığını hiç düşünmedim.Çünkü benden daha merhametli olanları vardı.Ama çocukluk...

Yine kedilerimizle yine günlerden bir gün diye devam edelim.Kediler büyümüştü 5-6 aylık olmuşlardı.Köy tuvaletlerini bilirsiniz –şimdi köylerde de kanalizasyon var ya örnek köy projeleri sayesinde- 4-5 metre genişliğinde kazılan çukur,üzeri ağaçlarla örülüp kişinin durumuna göre ya çamurla ya betonla sıvanır, ortaya da geniş bir delik bırakılırdı.İşte tuvalete gittiğimde tuvaletten bir kedi, ve bir tavuk sesi duydum.Sağa sola baktım yoktu bir şey.Dam başına ,havluya baktım yine yok.Sesin kaynağını öğrenmeye çalıştım ve anladım ki ses tuvaletin içinden geliyor.Hemen anneme koştum sığındığımız kimimiz var ki şu dünyada . Kedimde ortalarda gözükmüyordu korkuyordum benim kedi olmasın çukurdaki...

İlk aklıma gelen ipti,kurtarma ipten başkasıyla olmazdı.Annemden ip istedim ip değerli o zamanlar bizde.Çünkü ipin görmediği iş yoktu ki akşamları gaz lambası ışığında sökükler (gömlek,kazak,pantolon,çorap,ayakkabı bile) onla giderilirdi, yorgan, yastık,döşek, işlemeler, zahire çuvalları (yem-un-tohum) hep ipe muhtaçtı. Kızarak vermedi annem ipi.Ben de anneme çok kızmıştım hatta sövmüştüm bile, çocukluk...

İp bulunacak,nerden bulunurdu ip ?Çocuk başının çaresine bakar.Tüm dertlerinin çözüm kaynağı bellidir;küllükler.Çocuğun para kaynağı bile küllüktü,teneke alıp satan hurdacılara oradan ne sermayeler aktarılmıştı kim bilir.İpe benzer ne varsa toplandı bu atılmışlar yurdundan ,sağlamlığı test edildikten sonra bir, bir ulanarak boyu ölçüldü . Yeteceğine kanaat hasıl olunca dönüş yoluna girildi, dönerken dahi ip araştırmalarına devam.Neme lazım yeter ,yetmez. Kurtarma halatımızdaki renkler ebemkuşağında dahi yok.tüm renklerin her bir tonunu bulmamak imkansızdı.

İp hazır olunca kurtarma bölgesine gelinir.İpin ucuna halka şeklinde bir düğüm atılarak siper alınır ve kurtarma halatı kurtarılacağa doğru salınmaya başlanır.Bu arada gelen sesten imdatçının yeri tespite de çalışılır.Lambada verilmez evden çünkü gece lazım olursa, pili biterse,tuvalete düşürmek de var...Koyu karanlığa atılan bu taş yerini bulacak mı sabırla beklenir,denemeler de arka arkaya sıralanır.Arada ip çekilerek takılan var mı bakılır . Çıkmamış candan ümit kesilmez ya, birkaç denemeden sonra ipe takılan bir şey olduğu anlaşılır.İtinayla çekilir,ağır ağır.Müjdeye hasret olanın müjdesi karanlık delikten çıkan pisliğe bulanmış iki gözün miyavlamasıyla dünyalarla verilir.İnsan bu kadar sevinir mi hayatta,buluşmanın verdiği haz kedide ve bende inanın bu kadar olmaz dedirten cinsten .

Müjde aldık ya hemen müjde kardeşlerden de önce anneye verilecek.Sahi onlar nerdeydi,bilmem.Yine kızar mı annem,düğerse..? Endişelerin fuzuli olduğu pislikler içersinde olduğun halde elindeki yaşayana bakan iki gözden anlaşılmıştı.Yoksa Anne.!Anne!diyen sevinerek çıkardığım bilmem hangi tenorda da olmayan sesim miydi endişeyi gideren?Ne olursa olsun kadın annem,hanım annem hemen elime sabun tutuşturarak zaten yakın olan köy çeşmesine beni yönlerdi.Hayretler içerisinde arkamdan baktığını daha sonra kendi söyledi.Ben bakmamıştım kendisine çünkü vazife başında işten kaytarmak olmaz..Kedi nasıl yıkanırmış görsün tüm köy halkı,o pislikler nasıl aklanırmış bilsinler...Ha!Kardeşlerim de bana yıkamada yardım ettiler.Nerden geldiler bilmiyorum ama çeşme hatılından su döktüler teneke kaplarla.

Kirli eller temizlik operasyonundan sonra temiz eller kampanyasına dönüştü.Ben bu operasyonun kahramanıydım.İlk okul üçe giderken ilk kitabımı okudum;polyanna!Orta ikinci sınıfa kadar da başka kitap okumadım,hem de kitaplık kolu başkanı olduğum halde .Bir de yazarını bilmediğim zehra adlı bir kitap,şimdi anladığım kadarıyla hüzne gark bir hikayemiz.Zehra ve Polyanna unutmadıklarım arasından.Bak yine çocukluk! Tuvaletteki diğer can;tavuğu unuttuk.Onun için de epey bir operasyona girişildi,kardeşlerimde benden daha çok uğraştılar,merhamet oku fırlamıştı ya.Ama tü çabalar nafile...Hem tavuğu civcivken sahip olurduk büyüyünce pek sevmezdik.Birbirlerine benzerlerdi ,ayırıcı bir vasfı olan tebalığa kabul edilebilirdi.

Eğer tavuğun da patileri olsaydı o da kurtulabilirdi.Zira attığımız ilmeği yakalamaya çalışan kedimin ön ayağının birinin altından ip boynuna dolanmıştı.Sırf boynuna dolanmış olsaydı can kurtarırken katil olmak içten bile değildi.İlk kurtarma bilincine vardığım ve dolaysıyla merhameti bildiğim olay kedi operasyonuydu.İlk vurduğum kuş elektrik teline dizilen beş kırlangıçtan sağdan ikincisiydi,çünkü nişanı taşımla ona almıştım ilkokul beşte.Kediden sonra hayat kurtarmadım mı?Kurtardım elbet özellikle çeşme suyunun arkında tahta parçalarından gemi yarıştırırken,hele yağmurlu zamanlarda biraz da arkın suyu kabarıp bulanıklaştığında yolumuz üstüne düşen yağmur böcekleri,karıncalar,bal arıları saymakla bitmez.Eşek arılarını kurtarmazdık,onlar zararlıydı...Çocukluk işte.

Her kedi miyavlamasında kedim aklıma gelir.Köyden ilçeye ilkokulu bitirdiğim yıl 82’de geldik.Evvelce yazları köye giderdik ve gittikçe de kedimi görürdüm.Sonra gitmez olduk ben de kedimi görmez.Bir köpeğimiz vardı onu ebemlere bırakmıştık ama kedi öyle değildi, hem onların da kedileri vardı,almazlardı,ama köpekleri yoktu.İçim yine sızlıyor anne!

Kurtarma ne yakışır insanoğluna,merhamet ne yakışır,sürüsüne mukayyetlik ne yakışır.Sahip olduklarını merhametle kurtarmak daha çok yaraşır.Yakışmayan,iğneleyen teldeki 5 kırlangıçtan sağdan 2.’sinin yere taştan önce düşmesidir.

  • Hikâye Makamı
  • gürbüz ünal yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

hikayenin konusu merhamet,hem

gürbüz ünal — Pzt, 08/09/2008 - 10:14

hikayenin konusu merhamet,hem bir anne çağrıştırıyor insana,hem bir sahipliği ama ince bir sahipliği.sahipliğin putunu kıran bir sahiplik merhamet.çalakalem de işlense de konu mazinin çocukluğunu yansıtsın için ,çocukluğun masumluğuyla işlensin için döküldü bu satırlar.satırın yüklediği anlamlar sadıra bir küçük damla bıraktıysa bunun bahtiyarı olmak yeter sehmime.hem mazi,hem tarih biraz da ibretlik ...yorumlar için teşekkürü borç bilirim saygılar...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kedicikler

Zehra Arslan — Pzt, 25/08/2008 - 22:42

Hayvan beslemek apayrı bir olay ki ailenizde hayvanları çok seven bir kişiye mensupsanız...yazıyı okurken simsim ve prenses adlı kedilerimiz aklıma geldi...Herşeyleri güzelde bir de tüylerini dökmeseler evin her tarafına :)...gülücükler eşliğinde okudum bu güzel yazıyı...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Ne çok anılarımız var

Halid Aslan — Pzt, 25/08/2008 - 14:53

Ne çok anılarımız var çocukluktan yetişkinliğe devrolan... İnsanız işte ve yaşadıklarımız, duyduklarımız bizde kişilik oluşturuyor...Merhamet oluyor, insaf oluyor, hak adalet oluyor.. Allah şahittir ben yapmadım ama çok değer verdiğim, hafız-ı kelam ve her ramazanda hatimle ardında teravih kıldığımız bir hocamızın "çocukluk işte" diyerek anlattığı ve gözlerini daim buğulandıran bir olayı hatırlarım ki "çocukluk işte" den başka bir şey izah edemiyor onu...

Hocamız, sepetin altına saman kor, arasına kuşlarını yemeğe çalışan kedi ve tekrar üzeri samanla örtülür... Yetmez bir de ateş... Çocukluk işte. Allah hepimizi affetsin.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

çocukluk işte... yazı ıçin

gülbeyaz yılmaz — Cts, 06/09/2008 - 23:09

çocukluk işte...
yazı ıçin tesekkurler okurken gözlerim dolu dolu oldu...civcivlerimizi hatırladım.
yatılı kaldıgım yıllardan bır yıl tatıl ıcın eve geldıgımde bir sürü civcivimizin oldugunu gördüm o kadar sevimlilerdi ki! annemler çatı katında onlara yer yapmıslar, kendi hallerınde büyüyorlardı. yem vermek ıcın catıya cıktım hepsını kumesten dışarı saldım. bilemezdim bilemedim de yem için etrafımı saracaklarını... biraz yem döktum yerınde duramayan cocuk gibiydi isimleri gibi cıvıl cıvıldılar..bi tanesı ayagımın tam dibine gelmiş arkamı donmemle ona basmam bir oldu.yazarken bıle utanıyorum ve gözlerim dolu dolu dolu.... nasıl boynu bökülmüş nefes almaya calışıyordu. civcivi kapmamla anneme yetıstırmem bır oldu nasıl kurtarabılırız diye ama nafile..minicik mini minnacık civcivim elimde kaldı...o gün o kadar ağladım ki..çocuk kalbi unutamıyorum minicik yavruyu..
.Kurtarma ne yakışır insanoğluna,merhamet ne yakışır,sürüsüne mukayyetlik ne yakışır.Sahip olduklarını merhametle kurtarmak daha çok yaraşır.yaraştırana ve yakıştırana hamdolsun..merhameti kalplerimize yerleştirene hamdolsun

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Kişilere Dair Şiir Makamı Ümidlere Dair Berceste Hüzün Alanı Hay Sızı Gelişi Güzel Yürek Yarası Kara Kalem Yazıları İçe Dönüş Gonca Söz Ola Sorulunca Söylenenler Tefekkür Haberdar Zamana Dair Ümmet Coğrafyası Reyhan Düş Vakitleri Duyduk Duymadık Demeyin Tanıtılanlar Kimdir Nicedir Hür Tefekkürün Kaleleri Gülü Gülle Tartarlar Güncel
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 2 misafir çevrimiçi.
  • figen
  • hümeyra göçebe
  • tolga
  • Emine Yalçın
  • daymoonhelper

Duyuru - Etkinlik

- filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • - yenilgi: ayın bir muhabbet armağanı olduğu vaktin önündeyiz.
  • -Minare Dergi/ Edep Görmüş Dergi!
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - otuzuncuharf
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • Hapishanenin Doğuşu
      16 sa. 27 dk. önce
    • Bu Yağmur
      23 sa. 22 dk. önce
    • Bir Hikaye En güzel Böyle Yorumlanırdı
      23 sa. 29 dk. önce
    • Hasretin var olduğu her yer gurbet...
      1 gün 1 sa. önce
    • Endazeden geçti boyumuz bizim.
      1 gün 1 sa. önce
    • Aşkı yoklukta arar Leyla!...
      1 gün 12 sa. önce
    • "İyi ki bilmiyor
      1 gün 13 sa. önce
    • Yağmurun Getirdiği
      1 gün 13 sa. önce
    • Yeryüzü notları almak
      1 gün 14 sa. önce
    • YAĞMUR BEREKETİ
      1 gün 15 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • Yağmur
    • Geçmişten Günümüze Mahpusluk ve Hapishane
    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi

    Bilgi

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim