Huzursuz Bacak
Kerem Dağlı — Per, 28/08/2008 - 10:42
Eylül gelmeden geldi bu sefer yeni çalışma: Huzursuz Bacak… biliyorsunuz birkaç senedir yeni kitaplarını “eylül” hüznünde yayınlıyordu Mustafa Kutlu. Huzursuz Bacak bir rahatsızlık adı aynı zamanda. Özellikle akşamları ortaya çıkıp tam olarak izah edilemeyen, çekilme, uyuşma, kasılma tarzı bir şey. Yazarımız “olumsuz” bir durum karşısında alarm veren bir unsur olarak sunuyor bize. Bizim de bacağımızın uyuştuğunu hissediyoruz.
Huzursuz Bacak, yazarın daha önce yayımlamış olduğu Sır (1. Basım 1990) adlı kitabındaki “Satılık Huzur” hikâyesinin ilk bir buçuk sayfası ile başlıyor. Yani bu hikâyedeki kahramana benzer birinin yıllar sonra memleketine dönmesiyle...
Aslında bu bölümde yer alan kahramanın izlerine Kutlu’nun daha önce yayımladığı kitaplarda da rastlamak mümkündür. İlk eserlerinde dahi (Yoksulluk İçimizde , Yokuşa Akan Sular gibi…) var olan zengin yoksul ayrımı, nasıl zengin olunduğu, dava, abiler, eski mahalleler… Huzursuz Bacak’ta da yerini alıyor. Bir çok okuyucu bu eseri diğer Mustafa Kutlu eserlerinden ayrı tutmak gerektiğini, daha bir fikir ağırlıklı eser olduğunu söylüyorlarsa da bence diğer Kutlu eserlerinden ayrılan en önemli özelliği Huzursuz Bacak’ın seçilen “mekan”ı, yani İstanbul… Bir çok eserinde tozlu topraklı herhangi bir Anadolu kasabasını seçen yazarımız bu sefer İstanbul’u mekan tutuyor.
Eser tipik Kutlu eseri… Olaylara yaklaşımı (muhafazakar, biraz asi, dahası rahatsız…), zamana yaklaşımı (değişim, kahvenin cafe oluşu, sokaklar vs.), gerçeklere yaklaşımı (dava sahiplerinin ihale sahibi olmaları, siyasetin rengsizliği…) ile diğer eserlerinde de var olan çatışmaları sunuyor. Zaten Mustafa Kutlu tarzı Ahmet Mithat Efendi ile biraz Hüseyin Rahmi arası demek çok iddialı bir cümle olmaz. Ey okur nidaları ile araya girişi, değişik karakterlere bir başka şahıs olarak Mustafa Kutlu’yu gösterişi (son kitapta dahi İp’e dolandırıyor bizi) onu hem farklı kılıyor hem klasik… Klasik diyorum çünkü diğer Kutlu eserlerinde olmadığı kadar Huzursuz Bacak “sokağa verilen kulak” mesabesindedir. Tıpkı Hüseyin Rahmi’nin yaptığı gibi. Mesela cafede otururken kadınların konuşmalarına kulak kesilmeler…
Huzursuz Bacak'ta Mustafa Kutlu hikâyelerinde alışık olmadığımız bir husus olarak hikâyenin ara başlıklarla ilerlemesi gösterilebilir. Her başlıkta farklı bir mesaja ulaşılabilen kitapta, Ömer'in gezdiği İstanbul sokakları, eskiden bir dava etrafında bir araya geldiği arkadaşları ve toplum düzenindeki değişimin bir çerçeve içinde toplandığını görüyoruz. Muhafazakârlık ve din kavramları, edebiyatın fonksiyonu, markalaşmaya karşı imzanın önemi gibi hususları tartışmaya açan Mustafa Kutlu'nun, kapitalist dünya düzenine karşı 'kanaat ekonomisi' kavramını önermesi de dikkat çekici.
Yine bir celsede okunabilecek bir eser Huzursuz Bacak… Tavsiye olunası güzel bir çalışma diliyle, tekniğiyle, mesajı ile. Biz zaten seviyoruz Mustafa Kutlu’yu. Spor yazıları yazsa da seviyoruz. Huzursuz Bacak’la daha bir sevdik hele bör böcek, tozlu topraklı yollar, ağaçsız kasabalardan sonra… gerçi Huzursuz Bacak yine toprak mesajı ile bitiyor ama yapacak bir şey yok.
Ben Mustafa Kutlu’dan bulunduğu konumla ilgili hikayeler bekliyorum asıl. Sıradışı işte o konulardır: Dergah’ta yaşadıkları, metin seçkilerinde davranışları, renkli ve farklı simaları ile dergah yazarlarının Kutlu’da bıraktıkları…
Harika olurdu doğrusu… Ne diyelim yazar üstad belki bir gün.
- Kerem Dağlı yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



Mustafa Kutlu Farsça'da
Asu Turnacı — Pzt, 15/09/2008 - 19:36Modern Türk hikâyesinin önemli isimlerinden Mustafa Kutlu'nun eserleri dünya dillerine çevrilmeye devam ediyor.
Kutlu'nun ilk olarak Ya Tahammül Ya Sefer isimli hikâye kitabı 2001 yılında Boşnakçaya çevrilmişti. Son olarak, Bu Böyledir ve Mavi Kuş Farsçaya çevrildi.
Meryem Semsar tarafından Farsçaya çevrilen Bu Böyledir, In Çenin Est adıyla Dünyayı Nov yayınevinden çıktı. Mavi Kuş ise Şerare Kamrani tercümesiyle Ordibeheşt yayınevi tarafından Perende-i Abi adıyla yayınlandı.
Ülkemizin Tahran'daki kültür ataşesi Mehmet Kaya; "Modern dünyanın farkında olan, aynı zamanda geleneğin imkânlarını da göz ardı etmeyen bir yazar olan Mustafa Kutlu'nun eserlerinin İran'da iyi bir kabul göreceğini" belirtmişti.
Nitekim 1-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen Uluslararası Tahran Kitap Fuarı'nda Kutlu'nun eserleri büyük ilgi gördü.
Bu ilgi, beraberinde Mustafa Kutlu'nun diğer eserlerinin de Farsçaya tercüme edilmesini getirecek gibi. Mavi Kuş'u Farsçaya tercüme eden Şerare Kamrani; "Dilini kendine çok yakın hissettiği Kutlu'dan yeni eserler çevirmeyi planladığını" açıkladı.
Yine, Mavi Kuş'un yayıncısı Ordibeheşt yayınevi, Ekim ayı içerisinde Mustafa Kutlu'yu Tahran'a davet edip okuyucuyla buluşturmayı planlıyor.
Mustafa Kutlu'nun eserlerinin dünya dillerine çevrilmesiyle ilgili bir diğer gelişme de, Menekşeli Mektup'un önümüzdeki günlerde Avusturya'da yayınlanacak olması...
(Dergah)
Huzursuz Bacak
cihad meriç — Per, 04/09/2008 - 18:57Ramazan öncesi (Son zamanlarda Eylül ayında kitaplarını yayınlıyordu. Bence Eylülden ziyade Ramazan öncesi yayınlamaya çalışıyor da olabilir.) raflara düşen bir Mustafa Kutlu geleneği "Huzursuz Bacak", sabah başlanıp öğleye kadar bitirilecek bir kitap; fakat başladığın ile bitirdiğin ruh hali aynı olmayacak. Bizim sır olan derviş ortaya çıkacak derken abd ülkesinde doktora yapmış idealist genç karşımıza çıkıyor. Son 4o yılı sorgulayan ve bugüne ince göndermeler yapan kitap hikayeden çok yaşamış ve hayatı izlemiş adamın tarihe düştüğü not. Hayat zaten hikaye değil mi? Birileri kitaba hikaye diye burun kıvırmaya kalkarsa yaşamış bir adamın izlenimlerinden mahrum kalırlar. Nedense ben bu kitaptaki tüm tipleri tanıyorum bana hiçbiri yabancı gelmedi. Okuyanların çoğuda tanıyacaktır bu cins adamları.
En son Hüner Kitabevi'ne girdiğimde İbrahim abiye sordum: “Kitap mı insanı , insan mı kitabı bulur?” O da : “Her ikisi de olabilir.” dedi. Bizde huzursuz bacak ile tanıştık.
Güzel adamlardan birisidir
Halid Aslan — Pzt, 01/09/2008 - 21:18Güzel adamlardan birisidir Mustafa Kutlu... Güzel çalışmalara imza atıyor. Okullarda çocuklara okutulacak kaç yazar var şunun şurasında. ÖSS sınavında dikkatimi çekmişi. Özellikle Türkçe 2 soruları edebiyat konularından oluştuğu için - geçen senede böyle idi - ne kadar kaypak, yaramaz adam var, büyük sanatkar vs. sıfatları ile sorulmuştu. Yaşar Kemal ve Orhan Kemalden başka bu YÖK'ün tadıdıüı yazar yok; ha son zamanlarda Orhan Pamuk ve Murathan Mungan'ı da eklemeli...
Mustafa Kutlu Cemil Meriç gibi, Necip Fazıl gibi, Nurullah Genç gibi, Sezai Karakoç gibi... güzel insanlar halkasında yer almıştır ve bir an önce özellikle lise talebelerine tanıtılması mecburidir...
Selamlar.
Hocam, Ne yalan söyleyeyim,
Senem Gezeroğlu — Per, 28/08/2008 - 12:35Hocam,
Ne yalan söyleyeyim, ben de Mustafa Kutlu'nun yeni kitabı için eylülü bekliyordum. Sayha'yı açıp sizin yazınızı görünce şaşırdım.
Edebî eseri, okuyucuya çok hoş bir üslûpla tanıtmışsınız. Kitabevime gider gitmez alacağım ilk eser bu olacak. Tabii bunda yazınızın da etkisi büyük :)
Mustafa Kutlu çok sevdiğim bir yazar... Onun kitaplarını hasretle bekliyorum doğrusu... Ve sizin son paragrafta dediğiniz gibi Dergâh etrafında cereyan eden konulara temas etmesi bizlerin damağında, dimağında harika bir tat bırakacaktır.
Bu arada Vedat hocaya selâmınızı ilettim.
Hoşça bakın zâtınıza...
Âh mine'l-aşk!